middle ad

Haftanın En Kötüleri

[izlenmez][pvid]

Öne Çıkanlar

[populer][pvid]

Kötü Performanslar

[kötüperformans][pvid]

En Kötü Stiller

[kotustil][pvid]

Niye Ya?

[niyeya][pvid]

En İyi İçerikler

[iyiicerik][pvid]

En Kaliteli Çekimler

[iyicekim][pvid]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Takipçiler

Paylaş

Lütfen içeriklerimizi sizde sosyal medya butonları ile paylaşınız


 

Ruhi Çenet ismiyle müsemma sanki. Yani yaptığı şeyle ismi örtüşüyor. Ruhi(ruhla ilgili) demek bilinmeyen görünmeyen şeyleri ifade ediyor bi anlamda kendisi de bilinmeyeni gizemli konuları irdeliyor.

Her haliyle sanki bu işler için yaratılmış izlenimini veriyor size. Esrarengiz konuları araştırıp belegeselleştirip seslendiren birisi o.  Bunu eşsiz derecede gizemli sesiyle harika bir uyum içinde yapıyor ve bunu doğal yeteneği ve çalışmasıyla muhtemelen bu abone sayılarına ulaşması çok zor olmadı.

Ama bazı tuhaf şeyler var onun bu stiliyle yaptığı işlerde. Örneğin bu videodaki gibi. Şöyle düşünün, güneş enerjisi ve çevrecilik konusunda insanlara esrarengiz ve derin manalı gelecek şey nedir? Nerdeyse hiçbir şey... Zaten yetişkin veya ergen bir insan bile, dünyayı fosil yakıtların mahvettiğini biliyor az çok. Bu yüzden bunu gizemli bir bilgi gibi anlatamazsınız.

Peki o zaman bu konuyu neden bu gizemli ses tonu ve bilinen o esrarengiz stiliyle işliyor. Yani bu gözle bakınca çok tuhaf gelmiyor mu size de? Çünkü sesini kısıp veya daha karizmatik yani etkileyici hale getirmesini gerektirecek bir durum yok ortada. Ortada gizemli değil vahim olan tek bir durum var insanlık ve çevre açısından. O da fosil yakıtların dünyayı ve iklimi mahvetmesi.

O zaman şu ortaya çıkıyor, eğer siz 5 milyona kadar insana hitap ediyorsanız epey bir bukelemun gibi olmalısınız; konusuna göre, aynı bir sinema veya seslendirme oyuncusu gibi farklı bir şekil almalı ve sesinizin rengini ve duruşunu değiştirmelisiniz. Çünkü her konu kendine özgüdür ve her konu mistik ve gizemli değildir. 

Güneş panelini gerekiyorsa bir girişimci ve aktivist gibi anlatmalısınz ki, burada kendisi aslında girişimci halini anlatıyor. O zaman neden bu esararengiz ses tonu ve duruş? 

Bu konuyu güzel ve sade bir ses tonuyla ve farklı bir vurgulama tekniği ile anlatmalıydı.

Yani bu anlatımla hangi genç ve yetişkin çevre duyarlılığı veya girişimciliğe dair gerçek bir ilham alabilir. Hiç kimse....

Hayatta her Konu Gizemli Değildir


 

Ruhi Çenet ismiyle müsemma sanki. Yani yaptığı şeyle ismi örtüşüyor. Ruhi(ruhla ilgili) demek bilinmeyen görünmeyen şeyleri ifade ediyor bi anlamda kendisi de bilinmeyeni gizemli konuları irdeliyor.

Her haliyle sanki bu işler için yaratılmış izlenimini veriyor size. Esrarengiz konuları araştırıp belegeselleştirip seslendiren birisi o.  Bunu eşsiz derecede gizemli sesiyle harika bir uyum içinde yapıyor ve bunu doğal yeteneği ve çalışmasıyla muhtemelen bu abone sayılarına ulaşması çok zor olmadı.

Ama bazı tuhaf şeyler var onun bu stiliyle yaptığı işlerde. Örneğin bu videodaki gibi. Şöyle düşünün, güneş enerjisi ve çevrecilik konusunda insanlara esrarengiz ve derin manalı gelecek şey nedir? Nerdeyse hiçbir şey... Zaten yetişkin veya ergen bir insan bile, dünyayı fosil yakıtların mahvettiğini biliyor az çok. Bu yüzden bunu gizemli bir bilgi gibi anlatamazsınız.

Peki o zaman bu konuyu neden bu gizemli ses tonu ve bilinen o esrarengiz stiliyle işliyor. Yani bu gözle bakınca çok tuhaf gelmiyor mu size de? Çünkü sesini kısıp veya daha karizmatik yani etkileyici hale getirmesini gerektirecek bir durum yok ortada. Ortada gizemli değil vahim olan tek bir durum var insanlık ve çevre açısından. O da fosil yakıtların dünyayı ve iklimi mahvetmesi.

O zaman şu ortaya çıkıyor, eğer siz 5 milyona kadar insana hitap ediyorsanız epey bir bukelemun gibi olmalısınız; konusuna göre, aynı bir sinema veya seslendirme oyuncusu gibi farklı bir şekil almalı ve sesinizin rengini ve duruşunu değiştirmelisiniz. Çünkü her konu kendine özgüdür ve her konu mistik ve gizemli değildir. 

Güneş panelini gerekiyorsa bir girişimci ve aktivist gibi anlatmalısınz ki, burada kendisi aslında girişimci halini anlatıyor. O zaman neden bu esararengiz ses tonu ve duruş? 

Bu konuyu güzel ve sade bir ses tonuyla ve farklı bir vurgulama tekniği ile anlatmalıydı.

Yani bu anlatımla hangi genç ve yetişkin çevre duyarlılığı veya girişimciliğe dair gerçek bir ilham alabilir. Hiç kimse....


 

Hepimiz başarı hikaylerini duymak isteriz ve bize ne katacağını düşünerek. Bu başarı hikayesi gerçekten bu isteğin en zirvesi sanki. Aslında 1 saatte duyabileceğimiz şeyler 16 dakikada duyuyorsunuz Bu en güzel kısmı ve tabii ki samimiyet ve prodüskiyonun kusursuzluğu seçilen mekandan tutun çekilen sahneler herşey herşey akıcı şekilde devam ediyor ta ki Youtube reklamları çıkana kadar.

İçerik budur diyorsunuz kendi kendinize. Çünkü içerik veya hikaye anlatımı gerçekten insanların ilgisini çeken bir konu ve herkes bir şekilde bir şeyler öğrenipo hayatınıa uygulamak istiyor özellikle başarılı insanların hikayelerini izleyerek. 

Günaydın restorantlarının sahibi Cüneyt ASAN gerçekten çok etkileyici bir insan ama asıl mesela onu böyle konuşturacak bir prodüksiyonu yapmak ve bunu StoryBOX ekibi başarmış ve Cüney bey ne var ne yok dökülmüş ve sormadan anlatmış gibi.

Başarılı İnsanları Konuşturmak Zordur!

Evet, normalde bir başarılı insanı konuşturmak için epey soru sormanız gerekir doğru şekilde. Burda sorular sorulmuşmu o da belli değil çünkü Cünyet hiç soluklanmadan anlatmış gibi görünüyor. Çocukluğundan geldiği yaşa kadar geçirdiği evreleri gerçekten inanılmaz samimi ve güçlü bir dille anlatmış ve bir yandan da İstanbul'un son 40-50 yılına şahitlik etmiş oluyoruz...

StoryBox gerçekten iyi bir içerik oluşturmuş. Tüm çekimler ve herşey son derece iyi

Başarılı İnsanları Konuşturmak Zordur!


 

Hepimiz başarı hikaylerini duymak isteriz ve bize ne katacağını düşünerek. Bu başarı hikayesi gerçekten bu isteğin en zirvesi sanki. Aslında 1 saatte duyabileceğimiz şeyler 16 dakikada duyuyorsunuz Bu en güzel kısmı ve tabii ki samimiyet ve prodüskiyonun kusursuzluğu seçilen mekandan tutun çekilen sahneler herşey herşey akıcı şekilde devam ediyor ta ki Youtube reklamları çıkana kadar.

İçerik budur diyorsunuz kendi kendinize. Çünkü içerik veya hikaye anlatımı gerçekten insanların ilgisini çeken bir konu ve herkes bir şekilde bir şeyler öğrenipo hayatınıa uygulamak istiyor özellikle başarılı insanların hikayelerini izleyerek. 

Günaydın restorantlarının sahibi Cüneyt ASAN gerçekten çok etkileyici bir insan ama asıl mesela onu böyle konuşturacak bir prodüksiyonu yapmak ve bunu StoryBOX ekibi başarmış ve Cüney bey ne var ne yok dökülmüş ve sormadan anlatmış gibi.

Başarılı İnsanları Konuşturmak Zordur!

Evet, normalde bir başarılı insanı konuşturmak için epey soru sormanız gerekir doğru şekilde. Burda sorular sorulmuşmu o da belli değil çünkü Cünyet hiç soluklanmadan anlatmış gibi görünüyor. Çocukluğundan geldiği yaşa kadar geçirdiği evreleri gerçekten inanılmaz samimi ve güçlü bir dille anlatmış ve bir yandan da İstanbul'un son 40-50 yılına şahitlik etmiş oluyoruz...

StoryBox gerçekten iyi bir içerik oluşturmuş. Tüm çekimler ve herşey son derece iyi


 

Masaüstü bilgisayarlar altın çağını yaşıyor pandemi sürecinde ve bir istatistiğe göre bilgisayar satışları 15 kat artmış. Çünkü insanlar pandemide evde vakit geçirirken masaüstü ve laptop bilgisayarlara ihtiyaç duyuyorlar hemde evden çalışmak zorundalar.

PCHOCASI kanalı bu videoda işin uzmanı olarak gelinen son noktayı ele almış ve çok güzel bir içerik çıkmış ortaya. Bir uzman gözüyle bilgisayar sahiplerinin bilgisayar sistemlerini değerlendirmeye almış ve çok güzel bir şekilde bunu anlatmış.

Evet, bu işin en uç kısmı; oyun veya yayın bilgisayarları bunlar ama yinede bilgisayar sahibi olan herkesin izleyebileceği bir video olmuş. 

Sosyal mesajımızı da verelim burdan; lütfen gençler ve yetişkinler, bu bilgisayar başında iş dışında saçma düzeyde saatler geçirip kendinizi mahvetmeyin. Hem sağlığınıza hem kesenize yazık bu aletler 500 watt yakıyorlar en az ve malum elektirik fiyatları ülkemizde uçuk seviyede.

Sonuç olarak PCHOCASI kanalı izlenmesi keyifli iyi bir içeirk oluşturmuş ve sunucu arkadaşında harika anlatımı ile çok güzel bir içerik ortaya çıkarmış. Tebrikler!

Anlatımda Konuda Etkileyici


 

Masaüstü bilgisayarlar altın çağını yaşıyor pandemi sürecinde ve bir istatistiğe göre bilgisayar satışları 15 kat artmış. Çünkü insanlar pandemide evde vakit geçirirken masaüstü ve laptop bilgisayarlara ihtiyaç duyuyorlar hemde evden çalışmak zorundalar.

PCHOCASI kanalı bu videoda işin uzmanı olarak gelinen son noktayı ele almış ve çok güzel bir içerik çıkmış ortaya. Bir uzman gözüyle bilgisayar sahiplerinin bilgisayar sistemlerini değerlendirmeye almış ve çok güzel bir şekilde bunu anlatmış.

Evet, bu işin en uç kısmı; oyun veya yayın bilgisayarları bunlar ama yinede bilgisayar sahibi olan herkesin izleyebileceği bir video olmuş. 

Sosyal mesajımızı da verelim burdan; lütfen gençler ve yetişkinler, bu bilgisayar başında iş dışında saçma düzeyde saatler geçirip kendinizi mahvetmeyin. Hem sağlığınıza hem kesenize yazık bu aletler 500 watt yakıyorlar en az ve malum elektirik fiyatları ülkemizde uçuk seviyede.

Sonuç olarak PCHOCASI kanalı izlenmesi keyifli iyi bir içeirk oluşturmuş ve sunucu arkadaşında harika anlatımı ile çok güzel bir içerik ortaya çıkarmış. Tebrikler!


 

Adem METAN - Fatih Altaylı röportajı teknik anlamda ve stil anlamında  her açıdan bir eziyet. Her ne kadar Fatih Altaylı çok ilgi çekici şeyler söylese de, izlemesi çok zor bir iş çıkmış ortaya. En başta röportajın şekli ve kamera açıları ve kıyafetler çok tuhaf iki tarafında. 

Şimdi en baştan başlayalım, madem çok renkli bir kişilik olan Fatih Altaylı ile röportaj yapıyorsunuz, iyi güzel ama neden o patron koltuğunda ve siz neden iş görüşmesine gelmiş gibi alçak oturuyorsunuz.? 

Sonuçta normal veya diktatör bir devlet başkanı, bakan veya bir eski ve yaşlı holding başkanı da değil. Bir gazeteci kendisi.

Neden bir gazeteciyi böyle; otorite, patron veya büyük gösterme gereği duydunuz? Geçmişine saygıdansa bile çok saçma bir seviyede olmuş bu. Sonuçta kendisi çok hürmet gören biride değil bu camiiada. Çok dobra ve fütürsuz bir stille tanınıyor.

Mehmet Ali Birand'la bile yaşasa röportaj yapsanız böyle bir çekimi kabul etmezdi muhtemelen. Röportaj karşılıklı oturulur yapılır ve aynı seviyeden olur. Armağan'ın ki gibi biraz eşit olur karşılıklı. Yaşasa bir Vehbi KOÇ'la 85-90 yaşında bir röportaj yapsanız patron koltuğunda olur bak bu stil çünkü onlar yaşı ve geçmişleri ve emekleri gereği ekstra bir sayıgıyı hakediyorlar.

Gelelim kıyafetlere, Fatih Altaylı neden Alaaddin Çakıcı gibi giyinmiş ve siz neden o kadar zıttı ve gereksiz bir davet kıyafeti içindesiniz Adem Bey? Karşınızdaki kişi dediğimiz gibi 1000 lerce kişiye istihdam veren çok bir iş adamı veya bir STK başkanı veya emekli devlet başkanı vesaire değil.

Bir diğer konu madem Fatih Altaylı gibi dobra biriyle konuşacaksınız, o zaman neden onun böyle yüksek tondan konuşmasını dengeleyecek farklı bir yapı oluşturup insanlara onu gerçek haliyle gündelik haliyle göstermeyi düşünemediniz? Biz zaten onun bu halini biliyoruz. Farklı olan ne burda?

Şu halde kendisi yaptığı TV programlarının daha üstü bir perdede, bir medya patronu gibi gözüküyor. Oysa biz onu işin mutfağını anlatacak bir stilde görmek isterdik.


Bu Ne Hal Böyle? (Doktor Bu Ne?)


 

Adem METAN - Fatih Altaylı röportajı teknik anlamda ve stil anlamında  her açıdan bir eziyet. Her ne kadar Fatih Altaylı çok ilgi çekici şeyler söylese de, izlemesi çok zor bir iş çıkmış ortaya. En başta röportajın şekli ve kamera açıları ve kıyafetler çok tuhaf iki tarafında. 

Şimdi en baştan başlayalım, madem çok renkli bir kişilik olan Fatih Altaylı ile röportaj yapıyorsunuz, iyi güzel ama neden o patron koltuğunda ve siz neden iş görüşmesine gelmiş gibi alçak oturuyorsunuz.? 

Sonuçta normal veya diktatör bir devlet başkanı, bakan veya bir eski ve yaşlı holding başkanı da değil. Bir gazeteci kendisi.

Neden bir gazeteciyi böyle; otorite, patron veya büyük gösterme gereği duydunuz? Geçmişine saygıdansa bile çok saçma bir seviyede olmuş bu. Sonuçta kendisi çok hürmet gören biride değil bu camiiada. Çok dobra ve fütürsuz bir stille tanınıyor.

Mehmet Ali Birand'la bile yaşasa röportaj yapsanız böyle bir çekimi kabul etmezdi muhtemelen. Röportaj karşılıklı oturulur yapılır ve aynı seviyeden olur. Armağan'ın ki gibi biraz eşit olur karşılıklı. Yaşasa bir Vehbi KOÇ'la 85-90 yaşında bir röportaj yapsanız patron koltuğunda olur bak bu stil çünkü onlar yaşı ve geçmişleri ve emekleri gereği ekstra bir sayıgıyı hakediyorlar.

Gelelim kıyafetlere, Fatih Altaylı neden Alaaddin Çakıcı gibi giyinmiş ve siz neden o kadar zıttı ve gereksiz bir davet kıyafeti içindesiniz Adem Bey? Karşınızdaki kişi dediğimiz gibi 1000 lerce kişiye istihdam veren çok bir iş adamı veya bir STK başkanı veya emekli devlet başkanı vesaire değil.

Bir diğer konu madem Fatih Altaylı gibi dobra biriyle konuşacaksınız, o zaman neden onun böyle yüksek tondan konuşmasını dengeleyecek farklı bir yapı oluşturup insanlara onu gerçek haliyle gündelik haliyle göstermeyi düşünemediniz? Biz zaten onun bu halini biliyoruz. Farklı olan ne burda?

Şu halde kendisi yaptığı TV programlarının daha üstü bir perdede, bir medya patronu gibi gözüküyor. Oysa biz onu işin mutfağını anlatacak bir stilde görmek isterdik.



 

Tepkikolik çok güzel bir konsept kanal ismi gibi. Yani olması gerekir bir kanal ve 2 milyona yakın abonesi var. Demek ki ciddi ciddi tepki(reaksiyon anlamında) gösteriyorlar bazı şeylere ve onları da insanlar takip ediyor. 

Bizde bu yüzden onların genel tepki fikirlerini ve gösterdikleri tepkilerini kendimize de bir nevi başvuru kaynağı olarak görmek istedik ve TikTok fenomenini Cellat36 rumuzlu arkadaşı analiz edip tepkilerini yansttıkları videoyu izleyelim dedik. Pişmanlıkla kafa karışıklığı arasında bir şey yaşadık. Gerçekten afallamışlar ve onlarda bizler gibi seyrediyorlar aslında.

Tamam kabul, bu genç arkadaşın bulunduğu mecradan TikTok tan çok manalı bir şey çıkmaz, kendileri de bu ön yargıyla izlemeye başlıyorlar ama yinede daha iyi analizler ve tepkiler çıkarılabilirdi.

Mesela ilk şey şu olabilirdi, 4 milyon takipçisi var çünkü; çocuğun fiziğini güzel bulan genç kız akranları ve onun gibi olmak isteyen erkek akranları çoktur ve tıpkı Justin Bieber gibi... Sosyal analiz olarakta şu tepki ek olurdu mesela, bu arkadaşı takip edenler muhtemelen bir dönem bizim apaçhiler dediğimiz kesim olabilir. 

Bunların da estetik ve sanat anlayışları çok fakrlı ve kendilerine göre ve başkalarına çok nitelikli gelmiyor.. Çünkü temel yaşam felsefelerinde gider yapmak ve delikanlılık raconları var, aykırı olmak tarz olmak var kendilerine özgü olarak. Bunlarda kişiden kişie göre değiştiği ve daha çok formalist yani şekilci oldukları içinde, daha çok böyle görsel şölenler peşinde koşuyorlar tavus kuşu gibi açılıyor vs...

Tabii birde bunların kendi aralarında bir rekabet ve çatışma olduğu için küçük çaplı yer altı savaşları gibi, genel olarak daha çok laf sokmak diss atma dedikleri şeyleri var. Bu yüzden aslında bu videolarda sergilenen bu tuhaf davranışlar aslında takipçilere değil düşmanlarınadır. Bunları da ancak düşmanları ve kavgalı oldukları kişiler anlarlar.

Sonuç olarak, Tepkikolik biraz daha ders çalışarak tepki göstermeli öyle masaya yayılarak geniş geniş konuşmamalılar...


TepkiKolik'e Tepki


 

Tepkikolik çok güzel bir konsept kanal ismi gibi. Yani olması gerekir bir kanal ve 2 milyona yakın abonesi var. Demek ki ciddi ciddi tepki(reaksiyon anlamında) gösteriyorlar bazı şeylere ve onları da insanlar takip ediyor. 

Bizde bu yüzden onların genel tepki fikirlerini ve gösterdikleri tepkilerini kendimize de bir nevi başvuru kaynağı olarak görmek istedik ve TikTok fenomenini Cellat36 rumuzlu arkadaşı analiz edip tepkilerini yansttıkları videoyu izleyelim dedik. Pişmanlıkla kafa karışıklığı arasında bir şey yaşadık. Gerçekten afallamışlar ve onlarda bizler gibi seyrediyorlar aslında.

Tamam kabul, bu genç arkadaşın bulunduğu mecradan TikTok tan çok manalı bir şey çıkmaz, kendileri de bu ön yargıyla izlemeye başlıyorlar ama yinede daha iyi analizler ve tepkiler çıkarılabilirdi.

Mesela ilk şey şu olabilirdi, 4 milyon takipçisi var çünkü; çocuğun fiziğini güzel bulan genç kız akranları ve onun gibi olmak isteyen erkek akranları çoktur ve tıpkı Justin Bieber gibi... Sosyal analiz olarakta şu tepki ek olurdu mesela, bu arkadaşı takip edenler muhtemelen bir dönem bizim apaçhiler dediğimiz kesim olabilir. 

Bunların da estetik ve sanat anlayışları çok fakrlı ve kendilerine göre ve başkalarına çok nitelikli gelmiyor.. Çünkü temel yaşam felsefelerinde gider yapmak ve delikanlılık raconları var, aykırı olmak tarz olmak var kendilerine özgü olarak. Bunlarda kişiden kişie göre değiştiği ve daha çok formalist yani şekilci oldukları içinde, daha çok böyle görsel şölenler peşinde koşuyorlar tavus kuşu gibi açılıyor vs...

Tabii birde bunların kendi aralarında bir rekabet ve çatışma olduğu için küçük çaplı yer altı savaşları gibi, genel olarak daha çok laf sokmak diss atma dedikleri şeyleri var. Bu yüzden aslında bu videolarda sergilenen bu tuhaf davranışlar aslında takipçilere değil düşmanlarınadır. Bunları da ancak düşmanları ve kavgalı oldukları kişiler anlarlar.

Sonuç olarak, Tepkikolik biraz daha ders çalışarak tepki göstermeli öyle masaya yayılarak geniş geniş konuşmamalılar...



 

Egirişim ve teknoloji konusunda Türkiye'de bir çok büyük haber portal ve youtube kanalı var. Egirişimclik konusunda bilinen en büyük ve başarılı iş Webrazzi'den sonra, Egirisim.com ise son dönemde öne çıkanlardan birisi. 

Kanalın sahibi Hilmi adlı bu arkadaş, genel olarak başarılı başarısız egirişimcilerle kanalda röportaj yapıyor ama, kronikleşen bir sorunu olan prezantasyon kötülüğü konusunda ısrarla yıllardır bir gelişme sağlayamadı; diksiyonunu ve hitabını hala düzeltemedi. 

Egirişimcilik gibi son derece hassas ve dinamik bir alanda, Türkiye'de eğer bu seviyede bir sunum şekliniz varsa, siz aslında hitap ettiğiniz bu dinamik ve hassas insanlara yani egirişimcilere yeterli kalitede bir sunum ve habercilik yapamazsınız. Hassas bir konu çünkü; insanlar egirişimcilik yaparken hayatlarıyla oynuyorlar bir anlamda bu yüzden insanlar hassas ve herşeyden kıl tük kapabiliyorlar.

Kanalın çok takip edilmesi, 80 bin abonesinin olması sizin iyi olduğunuz ve iyi işler yaptığınız anlamına gelmez. Çünkü Türkiye'de egirişimcilik 15-20 yıldır nerdeyse çok popüler ve herkes nerdeyse bir alan adı alıp egirişim yapmaya çalışıyor. Burada bu abone sayısı sizin üstün becerinizden değil, insanlar röportaj yaptığınız egirişimci insanlardan "izlesem bir şey kaparmıyım" diye beklemesindendir. Bu yüzden kanala gözü kapalı abone oluyorlar.

Bunun en büyük kanıtı da zaten Hilmi'nin konuksuz yaptığı bu videodan anlaşılıyor. 80.000 abone olan kanalda 10 bin izlenme bile alamamış.

Nerden başlasak ki? Başta ortam felaket öncelikle arkada iki ampul ile arkaplandan tasarruf edilmeye çalışılmış galiba ve bu bile başlı başına felaket. Egirişim mi yoksa hayatın sırları ve derin konular mı konuşulacak belli değil. Sonuçta bu bir haftalık ebülten ve dinamik ve canlı olması lazım görüntünün.

Yok muydu odada bir arka basit tablo ve iki aydınlatma tepeden şöyle! Polis sorguya mı çekiyor karnalık o da da? Nedir bu hal Hilmi bey?

Diksiyon deseniz hak getire... Ses tonlama ve vurgu nerdeyse yok gibi. Biraz daha zorlasa aslında pembe yanaklı bir makyaj videosu çıkaracak gibi bu tuhaf sunum ve ortamdan.

Olmaz böyle! "Kanal için bir yenilik yapıp daha çok içerik üreteceğim ve haftalık bülten yapacağım" deyip berbat etmişsiniz bir çuval inciri. 

Lütfen egirişime yakışır bir sunuma geçin. Bizim gençlerimiz ve tüm egirişimcilerimiz daha iyi sunumlara layıklar böyle karanlık ambiyanslara ve kötü haberciliğe değil. İnsan bu bülteni izlerse yatırımcıdandan egirişimciliktende soğuyabilir.


Meditasyon mu eGirişim mi Anlatıyoruz?


 

Egirişim ve teknoloji konusunda Türkiye'de bir çok büyük haber portal ve youtube kanalı var. Egirişimclik konusunda bilinen en büyük ve başarılı iş Webrazzi'den sonra, Egirisim.com ise son dönemde öne çıkanlardan birisi. 

Kanalın sahibi Hilmi adlı bu arkadaş, genel olarak başarılı başarısız egirişimcilerle kanalda röportaj yapıyor ama, kronikleşen bir sorunu olan prezantasyon kötülüğü konusunda ısrarla yıllardır bir gelişme sağlayamadı; diksiyonunu ve hitabını hala düzeltemedi. 

Egirişimcilik gibi son derece hassas ve dinamik bir alanda, Türkiye'de eğer bu seviyede bir sunum şekliniz varsa, siz aslında hitap ettiğiniz bu dinamik ve hassas insanlara yani egirişimcilere yeterli kalitede bir sunum ve habercilik yapamazsınız. Hassas bir konu çünkü; insanlar egirişimcilik yaparken hayatlarıyla oynuyorlar bir anlamda bu yüzden insanlar hassas ve herşeyden kıl tük kapabiliyorlar.

Kanalın çok takip edilmesi, 80 bin abonesinin olması sizin iyi olduğunuz ve iyi işler yaptığınız anlamına gelmez. Çünkü Türkiye'de egirişimcilik 15-20 yıldır nerdeyse çok popüler ve herkes nerdeyse bir alan adı alıp egirişim yapmaya çalışıyor. Burada bu abone sayısı sizin üstün becerinizden değil, insanlar röportaj yaptığınız egirişimci insanlardan "izlesem bir şey kaparmıyım" diye beklemesindendir. Bu yüzden kanala gözü kapalı abone oluyorlar.

Bunun en büyük kanıtı da zaten Hilmi'nin konuksuz yaptığı bu videodan anlaşılıyor. 80.000 abone olan kanalda 10 bin izlenme bile alamamış.

Nerden başlasak ki? Başta ortam felaket öncelikle arkada iki ampul ile arkaplandan tasarruf edilmeye çalışılmış galiba ve bu bile başlı başına felaket. Egirişim mi yoksa hayatın sırları ve derin konular mı konuşulacak belli değil. Sonuçta bu bir haftalık ebülten ve dinamik ve canlı olması lazım görüntünün.

Yok muydu odada bir arka basit tablo ve iki aydınlatma tepeden şöyle! Polis sorguya mı çekiyor karnalık o da da? Nedir bu hal Hilmi bey?

Diksiyon deseniz hak getire... Ses tonlama ve vurgu nerdeyse yok gibi. Biraz daha zorlasa aslında pembe yanaklı bir makyaj videosu çıkaracak gibi bu tuhaf sunum ve ortamdan.

Olmaz böyle! "Kanal için bir yenilik yapıp daha çok içerik üreteceğim ve haftalık bülten yapacağım" deyip berbat etmişsiniz bir çuval inciri. 

Lütfen egirişime yakışır bir sunuma geçin. Bizim gençlerimiz ve tüm egirişimcilerimiz daha iyi sunumlara layıklar böyle karanlık ambiyanslara ve kötü haberciliğe değil. İnsan bu bülteni izlerse yatırımcıdandan egirişimciliktende soğuyabilir.