İyi İçerikler

[iyiicerik][pvid]

Çok İzlenenler

[populer][pvid]

İzlenmezler

[izlenmez][pvid]

En Komikler

[enkomikler][pvid]

Kötü Performanslar

[kötüperformans][pvid]

Kötü Stiller

[kötüstil][pvid]

İyi Çekimler

[iyicekim][pvid]

Kendin Yap

[kendinyap][pvid]

 

İstanbul ve Türkiye genel olarak son derece güzel bir coğrafya ve kültür hazinesi. Bunu çoğumuz gidip gezip görmesekte, sadece bir kaç gezdiğimiz yer üzerinden bile rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Elbette bu güzellikleri gidip yerinde görmek gerek ama maalesef ülkemiz son 50 senedir kolay kolay tatil yapılamayan bir yer oldu ve bu yüzden gezi belgeselleri bize her zaman çok çekici gelmiştir. Başkasının gözünden bir kamera merceğinden tv de veya monitörde veya telefonda izleyebiliyor gezi videolarını.

Ama zamanla şunu da fark ettik ki, gezgin programlarında gidip gezenlerin anlatımıyla bir yerleri seyretmekte bir süre sonra sıkıcı gelebiliyor çünkü; çok fazla konuşmlar bize hitap etmeyen tarzlar olabiliyor videoda.

Bu yüzden son dönemde YouTube'la beraber anlatımsız sadece görüntülü gezi videoları çok fazla ilgi çekmeye başladı.

Feel The World kanalı Türkiye merkezli bir kanal olarak bunu çok iyi başarmışa benziyor ve bizlere İstanbul başta olmak üzere bri çok ilden çok güzel görüntüler sunuyor.

Eğer internet bağlantınız iyi ise 60fps 1080p olarak izleyebilirsiniz böylece gitmiş kadar olabilirsiniz oralarak

Video çok kaliteli ve çok özgün bu yüzden #iyiçekim etiketli ile paylaşıyoruz.

İstanbul Yüksek Çözünürlükle Bir Başka Güzel

 

İstanbul ve Türkiye genel olarak son derece güzel bir coğrafya ve kültür hazinesi. Bunu çoğumuz gidip gezip görmesekte, sadece bir kaç gezdiğimiz yer üzerinden bile rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Elbette bu güzellikleri gidip yerinde görmek gerek ama maalesef ülkemiz son 50 senedir kolay kolay tatil yapılamayan bir yer oldu ve bu yüzden gezi belgeselleri bize her zaman çok çekici gelmiştir. Başkasının gözünden bir kamera merceğinden tv de veya monitörde veya telefonda izleyebiliyor gezi videolarını.

Ama zamanla şunu da fark ettik ki, gezgin programlarında gidip gezenlerin anlatımıyla bir yerleri seyretmekte bir süre sonra sıkıcı gelebiliyor çünkü; çok fazla konuşmlar bize hitap etmeyen tarzlar olabiliyor videoda.

Bu yüzden son dönemde YouTube'la beraber anlatımsız sadece görüntülü gezi videoları çok fazla ilgi çekmeye başladı.

Feel The World kanalı Türkiye merkezli bir kanal olarak bunu çok iyi başarmışa benziyor ve bizlere İstanbul başta olmak üzere bri çok ilden çok güzel görüntüler sunuyor.

Eğer internet bağlantınız iyi ise 60fps 1080p olarak izleyebilirsiniz böylece gitmiş kadar olabilirsiniz oralarak

Video çok kaliteli ve çok özgün bu yüzden #iyiçekim etiketli ile paylaşıyoruz.

 

Videolarında "Herkes Bol Şans" demesiyle ünlü Türkiye'nin en ünlü anatomi temelli fitness/vücut geliştirme hocası Savaş CEBECİ Kaş'tan bir video çekmiş ve bizlerle paylaşmış.

Kendisini vücut geliştirme dışında ele aldığı konulardan da biliyoruz. Ve öyle ki, ABD 20 yıldan fazla kaldığı için ordaki halk plajlarının nasıl korunduğunu Türkiye'de ise özel şahıslara nasıl peşkeş çekildiğini anlatan tepki videosundan(bknz) da tanıyoruz.

Burda o kısmı kısa geçmiş çünkü Kaş'ta girdiği bu plaj belediye plajı imiş ve ücretleri hakkında bilgi vermemiş ama genede ücretleri söylemesi iyi olurdu.

Malum o ABD plaj videosundan sonra böyle bir beklenti içine girdik, burda kaldığı süre içinde Türkiye'deki plajların durumuna tekrar tekrar değinse bizim için iyi olurdu. Malum ülkemizde hem altın vb maden için hem Hes projeleri hemde malum tatil yörelerinde kıyı şeritleri özel şahıslara/şirketlere kolayca kiralanıyor ve kamunun alanları ne kadar kamu yararı gözetilerek özel şirketlere dolayısıyla şahıslara tahsis ediliyor bilmiyoruz.

Video #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.


"Herkes Bol Şans" Hocadan Kaliteli Bir Vlog

 

Videolarında "Herkes Bol Şans" demesiyle ünlü Türkiye'nin en ünlü anatomi temelli fitness/vücut geliştirme hocası Savaş CEBECİ Kaş'tan bir video çekmiş ve bizlerle paylaşmış.

Kendisini vücut geliştirme dışında ele aldığı konulardan da biliyoruz. Ve öyle ki, ABD 20 yıldan fazla kaldığı için ordaki halk plajlarının nasıl korunduğunu Türkiye'de ise özel şahıslara nasıl peşkeş çekildiğini anlatan tepki videosundan(bknz) da tanıyoruz.

Burda o kısmı kısa geçmiş çünkü Kaş'ta girdiği bu plaj belediye plajı imiş ve ücretleri hakkında bilgi vermemiş ama genede ücretleri söylemesi iyi olurdu.

Malum o ABD plaj videosundan sonra böyle bir beklenti içine girdik, burda kaldığı süre içinde Türkiye'deki plajların durumuna tekrar tekrar değinse bizim için iyi olurdu. Malum ülkemizde hem altın vb maden için hem Hes projeleri hemde malum tatil yörelerinde kıyı şeritleri özel şahıslara/şirketlere kolayca kiralanıyor ve kamunun alanları ne kadar kamu yararı gözetilerek özel şirketlere dolayısıyla şahıslara tahsis ediliyor bilmiyoruz.

Video #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.


 


Video'da malum çok konuşulan "üniveristeler ve eğitim sistemimiz" hakkında analizler yapan bir akademisyen Dç. Dr arkadaş var. 
 
Kendisi ABD'den sonra da buraya gelerek burada yargı dağıtıyor adeta. Ve epey çok insanlarımız bu arkadaşı izliyor.
 
İddiasına göre "Üniversite Sistemiz Çöküyor"
 
Öncelikle olmayan üniveriste sistemi nasıl çöksün. Türkiye'de ne zaman üniveristeler eğitim ve bilim merkezi oldu ve bir sistem içinde yönetildi ki? Bu soruya hayır cevabını verir herkes.
 
Eğer kasıt bu iktidarsa, ondan önceki 2001'den öncede üniveristeler olabilecek en kötü şeyin esiriy ve faşist militarist bir ideolojinin en tepe merkeziydi ve amacı gençleri yontmak ya da katı disiplinler içinde yarıştırıp delirtmekti ve ülke siyasetien yön vermeye çalışmaktı.

Evet 20 yıl önce üniveristelerimiz tam olarak faşist elitist militarist bir oligarşinin yönettiği ve yarı açık cezaevleriydi 
 
Öyleki tamamen nerdeyse devletin tekelinde olan yüksek öğrenim düzeninde yeterince kontenjan açmayan bu faşist militarist YÖK yüzünden sene 2001'de benim mesela puanım çok iyi olduğu halde Türkçe Öğr. veya Edebiyat okuyamadım ve ancak önlisans Turizm okumak zorunda kaldım.
 
Zırvalamayı keselim artık...Ne kadar çok üniversite varsa o kadar rekabet ve gelişme demek. Eğitim serbestleşmeli ve devlet tekelinde  olmamalı. Ayrıca ne sanıyordunuz tek tipçi herkese tek müfredatı dayatan 1900 ler mantığı "milli tedrisatçı" eğitim düzeni hiç serbestleşmeyecek miydi? Bitti o devirler. Dünya giderek serberst ve küresel bir yer oluyor.
 
Ayrıca ne sanıyordunuz eğitim serbestleşeli ve militaristlerin elinden alınalı şurda 15 yıl olmuş! Özellikle bu yeni kurulan 10-15 yıllık ünilerimiz, dünyada eğitimi kendi kurucu ideolojilerinin uzantısı olarak, yani bizdeki gibi tek tipçi militarist kemalizmin beyin yıkama aracı olarak kullanmayan 100-200 yıllık dünya üniverisiteriylemi yarışacaktılar? Hayır elbette mümkün değil. Zaman gerek!
 
Bu ünivristeler elbette zamanla rekabetle çok gelişecekler. Çok duduyoruz malum. Neymiş efendim "neden 200 tane üniversite varmış neden her ilde neden üniversite varmış, neden herke süniveriste okuyormuş?"
 
Ne var bunda? Elbette üniveristeler çok olacak. Buralar kutsal mekanlar değil. 
Eğitim ölüm kalım meselesi değildir. Tıp, genetik, inşaat vb insanlık için hayati olan bölümler dışındaki her bölüm bir tür ortalama meslektir ve bu alanlarla kendi müfredatını oluşturan özel ve devlet üniverisetlerde rahatlıkla eğitim verebilirler.
 
Ayrıca Türkiye'de özel üniveriste açmak yasak vakıf kurup ancka üni açabiliyorlar hala.
 
Çünkü neden? 2001 den önce üniler ideoloji ve siyaset merkezleriydi ve akademisyenlerin amaçları solu ve muafazakarları engellemek için askere akıl hocalığı yapmaktı 
 
Nur Serter'ler Kemal Gürüzler Kemal Alemdaroğlu'lar kim açın bi okuyun "türban siyasi simgedir yasaklanmalı okullarla ve devlet kurumlarında" diyenler üniveristeleri ve ülkeyi yöneten hain militarist kemalist/Atatürkçü zevattı ve şu an ki demokrasi ve hukuk kaousunu onlar yüzünden yaşıyoruz.
 
Çünkü kendileri faşist militarist ideolojileri için 80 darbesinden bu yana ülkede eğitim başta olmak üzere ordu üzerinden ve tüm kurumlar üzerinde gençlerimizi ve vatandaşlarmızı mahvettiler

Özetle, bu ülkede eğitim eğitimi kemalistler yönetirkende berbattı çünkü tüm dertleri solcuları ve dindarları kemalist yapmaya çalışmaktı üniveristeyi yönetmek bilim üretmek değildi.

"Üniversiteler Eğitim Battı" Diyen Felaket Tellalları İş Başında

 


Video'da malum çok konuşulan "üniveristeler ve eğitim sistemimiz" hakkında analizler yapan bir akademisyen Dç. Dr arkadaş var. 
 
Kendisi ABD'den sonra da buraya gelerek burada yargı dağıtıyor adeta. Ve epey çok insanlarımız bu arkadaşı izliyor.
 
İddiasına göre "Üniversite Sistemiz Çöküyor"
 
Öncelikle olmayan üniveriste sistemi nasıl çöksün. Türkiye'de ne zaman üniveristeler eğitim ve bilim merkezi oldu ve bir sistem içinde yönetildi ki? Bu soruya hayır cevabını verir herkes.
 
Eğer kasıt bu iktidarsa, ondan önceki 2001'den öncede üniveristeler olabilecek en kötü şeyin esiriy ve faşist militarist bir ideolojinin en tepe merkeziydi ve amacı gençleri yontmak ya da katı disiplinler içinde yarıştırıp delirtmekti ve ülke siyasetien yön vermeye çalışmaktı.

Evet 20 yıl önce üniveristelerimiz tam olarak faşist elitist militarist bir oligarşinin yönettiği ve yarı açık cezaevleriydi 
 
Öyleki tamamen nerdeyse devletin tekelinde olan yüksek öğrenim düzeninde yeterince kontenjan açmayan bu faşist militarist YÖK yüzünden sene 2001'de benim mesela puanım çok iyi olduğu halde Türkçe Öğr. veya Edebiyat okuyamadım ve ancak önlisans Turizm okumak zorunda kaldım.
 
Zırvalamayı keselim artık...Ne kadar çok üniversite varsa o kadar rekabet ve gelişme demek. Eğitim serbestleşmeli ve devlet tekelinde  olmamalı. Ayrıca ne sanıyordunuz tek tipçi herkese tek müfredatı dayatan 1900 ler mantığı "milli tedrisatçı" eğitim düzeni hiç serbestleşmeyecek miydi? Bitti o devirler. Dünya giderek serberst ve küresel bir yer oluyor.
 
Ayrıca ne sanıyordunuz eğitim serbestleşeli ve militaristlerin elinden alınalı şurda 15 yıl olmuş! Özellikle bu yeni kurulan 10-15 yıllık ünilerimiz, dünyada eğitimi kendi kurucu ideolojilerinin uzantısı olarak, yani bizdeki gibi tek tipçi militarist kemalizmin beyin yıkama aracı olarak kullanmayan 100-200 yıllık dünya üniverisiteriylemi yarışacaktılar? Hayır elbette mümkün değil. Zaman gerek!
 
Bu ünivristeler elbette zamanla rekabetle çok gelişecekler. Çok duduyoruz malum. Neymiş efendim "neden 200 tane üniversite varmış neden her ilde neden üniversite varmış, neden herke süniveriste okuyormuş?"
 
Ne var bunda? Elbette üniveristeler çok olacak. Buralar kutsal mekanlar değil. 
Eğitim ölüm kalım meselesi değildir. Tıp, genetik, inşaat vb insanlık için hayati olan bölümler dışındaki her bölüm bir tür ortalama meslektir ve bu alanlarla kendi müfredatını oluşturan özel ve devlet üniverisetlerde rahatlıkla eğitim verebilirler.
 
Ayrıca Türkiye'de özel üniveriste açmak yasak vakıf kurup ancka üni açabiliyorlar hala.
 
Çünkü neden? 2001 den önce üniler ideoloji ve siyaset merkezleriydi ve akademisyenlerin amaçları solu ve muafazakarları engellemek için askere akıl hocalığı yapmaktı 
 
Nur Serter'ler Kemal Gürüzler Kemal Alemdaroğlu'lar kim açın bi okuyun "türban siyasi simgedir yasaklanmalı okullarla ve devlet kurumlarında" diyenler üniveristeleri ve ülkeyi yöneten hain militarist kemalist/Atatürkçü zevattı ve şu an ki demokrasi ve hukuk kaousunu onlar yüzünden yaşıyoruz.
 
Çünkü kendileri faşist militarist ideolojileri için 80 darbesinden bu yana ülkede eğitim başta olmak üzere ordu üzerinden ve tüm kurumlar üzerinde gençlerimizi ve vatandaşlarmızı mahvettiler

Özetle, bu ülkede eğitim eğitimi kemalistler yönetirkende berbattı çünkü tüm dertleri solcuları ve dindarları kemalist yapmaya çalışmaktı üniveristeyi yönetmek bilim üretmek değildi.


Youtuberlarımız artık zırvalama kadar sorumlu ve faydalı içerik üretmeye de önem veriyorlar.

Bu videoda hatta faydalı içerik üretmenin dışında Orkun Işıtmak adeta sorumlu gazeteciliğe soyunmuş ve "soruşturmacı gazeteci" dedikleri kıvamda bir içerik çıkmış ortaya. Uğur Dündar ile Sadettin Teksoy arası bir şey.

Malum ülkemizde vatandaşlarımız için büyükşehirlerde özellikle yurt sorunu var.

Şöyle bir kıyaslama yaparsak 20 yıl önce videoya ek olarak daha faydalı olur.

2001 yılında Kredi Yurtlar Kurumu'unda aylık 12  TL idi bir oda da 4 kişi kalmak için ve asgari ücret 122 tl idi o yıl ve yurtta kalmak istemeyip bir daireye çıktığınızda 4 kişi arkadaş olarak 150-200 tl idi bir daire kirası ve elektirik, su, doğalgaz vs ile öğrenci 70-80 tl kadar ödüyordunuz. (Kıstas alınan şehir Edirne)

Şu an ise, Kredi Yurtlar Kurumu'nın bir öğrenci için 4 kişilik odalarda aylık kalma kirası 300 TL

Asgari ücretin 10 'da 1'i gene yaklaşık. Pek değişen bir şey yok 20 yılda yani, muhtemelen Kredi Yurtlar Kurumu odalarındaki konfor ve sosyal tesislerindeki çeşitlilik ve kalite dışında.

20 yıl sonrasında bugün öğrenci daire kiraları ise, 2000-2500 tl civarında şu an. Yani bir ev kirası gene 20 yıl önceki  gibi asgari ücret civarında. 

Z kuşağı için iktidarın 20 yılda yaptıklarını değerlendirme açısından bu veriler iyi birer referans olabilir.

4 öğrenci bir daire kiralasa elektrik, su, doğalgaz + 1000 tl ile toplamda 3500 tl olur ve 900 tl civarında tek öğrenci için. Yemek vs giderlerle bir öğrenci şehir dışında 900+600 1500 TL ye okuyabiliyor.

Bu videoa ise aylık özel Yurtlar inceleniyor ve aylık ortalama 1300-2000 tl civarında yemek hariç her şey dahil bir öğrenci kalabiliyor. Böylece bir öğrencinin özel yurtta kalma maliyeti dahil toplam harcayacağı turtar 2000 ile 3000 tl en az. Yani asgari ücret tutarında bir ücret ödeyerek çocuğunuzu özel bir yurtta konaklatarak şehir dışında okutabilirsiniz.

Orkun Işıtmak, bu videoda işletmelerin reklamını şirin göstererek yapmaya çalışmamış ve özel yurtları acımasızca eleştirerek bir rehber yapmış öğrencilere ve ebeveynlere. Bu yönüyle harika bir iş başarmış

Video #iyiiçerik olmayı hak ediyor bu yönüyle.

 

Soruşturmacı Gazeteci Orkun Işıtmak İş Başında


Youtuberlarımız artık zırvalama kadar sorumlu ve faydalı içerik üretmeye de önem veriyorlar.

Bu videoda hatta faydalı içerik üretmenin dışında Orkun Işıtmak adeta sorumlu gazeteciliğe soyunmuş ve "soruşturmacı gazeteci" dedikleri kıvamda bir içerik çıkmış ortaya. Uğur Dündar ile Sadettin Teksoy arası bir şey.

Malum ülkemizde vatandaşlarımız için büyükşehirlerde özellikle yurt sorunu var.

Şöyle bir kıyaslama yaparsak 20 yıl önce videoya ek olarak daha faydalı olur.

2001 yılında Kredi Yurtlar Kurumu'unda aylık 12  TL idi bir oda da 4 kişi kalmak için ve asgari ücret 122 tl idi o yıl ve yurtta kalmak istemeyip bir daireye çıktığınızda 4 kişi arkadaş olarak 150-200 tl idi bir daire kirası ve elektirik, su, doğalgaz vs ile öğrenci 70-80 tl kadar ödüyordunuz. (Kıstas alınan şehir Edirne)

Şu an ise, Kredi Yurtlar Kurumu'nın bir öğrenci için 4 kişilik odalarda aylık kalma kirası 300 TL

Asgari ücretin 10 'da 1'i gene yaklaşık. Pek değişen bir şey yok 20 yılda yani, muhtemelen Kredi Yurtlar Kurumu odalarındaki konfor ve sosyal tesislerindeki çeşitlilik ve kalite dışında.

20 yıl sonrasında bugün öğrenci daire kiraları ise, 2000-2500 tl civarında şu an. Yani bir ev kirası gene 20 yıl önceki  gibi asgari ücret civarında. 

Z kuşağı için iktidarın 20 yılda yaptıklarını değerlendirme açısından bu veriler iyi birer referans olabilir.

4 öğrenci bir daire kiralasa elektrik, su, doğalgaz + 1000 tl ile toplamda 3500 tl olur ve 900 tl civarında tek öğrenci için. Yemek vs giderlerle bir öğrenci şehir dışında 900+600 1500 TL ye okuyabiliyor.

Bu videoa ise aylık özel Yurtlar inceleniyor ve aylık ortalama 1300-2000 tl civarında yemek hariç her şey dahil bir öğrenci kalabiliyor. Böylece bir öğrencinin özel yurtta kalma maliyeti dahil toplam harcayacağı turtar 2000 ile 3000 tl en az. Yani asgari ücret tutarında bir ücret ödeyerek çocuğunuzu özel bir yurtta konaklatarak şehir dışında okutabilirsiniz.

Orkun Işıtmak, bu videoda işletmelerin reklamını şirin göstererek yapmaya çalışmamış ve özel yurtları acımasızca eleştirerek bir rehber yapmış öğrencilere ve ebeveynlere. Bu yönüyle harika bir iş başarmış

Video #iyiiçerik olmayı hak ediyor bu yönüyle.

 

Okan Serbes Türkiye'de başladığı fenomenlik macerasında ABD'ye genç yaşta göçüp ordan kendisi gibi gençlere rehberlik yapan bir  gençYoutuber ve çektiği faydalı içerik videolarıyla insanlara yardımcı olmaya çalışıyor.

Bu videoda ABD minumum ev fiyatları ile ilgili bilgileri paylaşıyor.

Video ABD ile ilgili ev hayalleri kuranlara faydalı olacaktır.

#iyiiçerik olarak etiketliyoruz.

ABD'deki Türk Yaşam Rehberi

Okan Serbes Türkiye'de başladığı fenomenlik macerasında ABD'ye genç yaşta göçüp ordan kendisi gibi gençlere rehberlik yapan bir  gençYoutuber ve çektiği faydalı içerik videolarıyla insanlara yardımcı olmaya çalışıyor.

Bu videoda ABD minumum ev fiyatları ile ilgili bilgileri paylaşıyor.

Video ABD ile ilgili ev hayalleri kuranlara faydalı olacaktır.

#iyiiçerik olarak etiketliyoruz.


Stand-up mizah gösterileri ve daha doğrusu tek kişilik sahne mizahı uzun süre Cem Yılmaz dışında kimsenin başaramayacağı bir şey olarak görülüyor ya da diğer değişle "ondan daha iyi performanslar olamaz" diye düşünülen bir komedi türüydü.

2000 ile 2010 arası hatta sadece Cem Yılmaz mizah yaparsa veya stand-up yaparsa izlenir algısına, kaygısına ve yanılgısına kadar gitmişti. 

Normal tabii demokratik bir ülke olmayı başaramayan bir ülkede belli başlı köşe başları belli insanlar tarafından tutulmuş ve insanlar onsuz yapamıyor oluyorlar. Tıpkı siyasette olduğu gibi 60-70'te de Ecevit- Demirel 90-2000 lerde de Ecevit - Demirel gibi.

Gezi olayları ile politik mizahta yeni bir eşik aşıldı ve aslında mizahın herkesin yapabileceği ve basit olabileceği gerçeğiyle yüzleştik. Geçen 10 yıla yakın süreçte ise özellikle 2015'ten sonra özellikle internet üzerinden tek kişilik sahne gösterisi şeklinde çok istikrarlı değerli ve özel örnekler ortaya çıktı.

Bu videoa ise TuzBiber Stand-Up adlı kanalın bir videosunda kendi standupçılarından sadece biri Deniz Göktaş adlı arkadaşı izliyoruz.

Video çok kısa olmasına rağmen çok ciddi bir mizah gücüne sahip.

Özellikle Cumhuriyetçilerin kendilerini eleştirel bakamışlarına Atatürk üzerinden gönderilen gönderme gerçekten çok değerli ve zekice.

Video ve kanal bu halde #enkomikler #iyiiçerikler listesinde yer almayı hak ediyor



Stand-up Mizah Altın Çağını Yaşıyor


Stand-up mizah gösterileri ve daha doğrusu tek kişilik sahne mizahı uzun süre Cem Yılmaz dışında kimsenin başaramayacağı bir şey olarak görülüyor ya da diğer değişle "ondan daha iyi performanslar olamaz" diye düşünülen bir komedi türüydü.

2000 ile 2010 arası hatta sadece Cem Yılmaz mizah yaparsa veya stand-up yaparsa izlenir algısına, kaygısına ve yanılgısına kadar gitmişti. 

Normal tabii demokratik bir ülke olmayı başaramayan bir ülkede belli başlı köşe başları belli insanlar tarafından tutulmuş ve insanlar onsuz yapamıyor oluyorlar. Tıpkı siyasette olduğu gibi 60-70'te de Ecevit- Demirel 90-2000 lerde de Ecevit - Demirel gibi.

Gezi olayları ile politik mizahta yeni bir eşik aşıldı ve aslında mizahın herkesin yapabileceği ve basit olabileceği gerçeğiyle yüzleştik. Geçen 10 yıla yakın süreçte ise özellikle 2015'ten sonra özellikle internet üzerinden tek kişilik sahne gösterisi şeklinde çok istikrarlı değerli ve özel örnekler ortaya çıktı.

Bu videoa ise TuzBiber Stand-Up adlı kanalın bir videosunda kendi standupçılarından sadece biri Deniz Göktaş adlı arkadaşı izliyoruz.

Video çok kısa olmasına rağmen çok ciddi bir mizah gücüne sahip.

Özellikle Cumhuriyetçilerin kendilerini eleştirel bakamışlarına Atatürk üzerinden gönderilen gönderme gerçekten çok değerli ve zekice.

Video ve kanal bu halde #enkomikler #iyiiçerikler listesinde yer almayı hak ediyor



Ya da soruyu şu şekilde değiştirelim; Ağaçları korumak neden zorumuza gidiyor?

Evet, yıllarca sözde vatanseverlik üzerinden dönen bir siyaset var ülkemizde, hatta Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana tam olarak vatanseverliğimizi göstermiş değiliz.

Bu yabancı birilerinin de dikkatini çekmiş, bir Finalndiya'lı gazetecinin de dediği gibi; "Türkler 1453 te İstanbul'u fetih etmişler ama hala yerleşemişler."

Bu konuda çok fazla yolda geçiyoruz ülkemizde.

İlkokuldan ta askerliğe kadar hep "vatan millet bayrak" diyerek büyütülüyoruz ama maalesef görünen o ki bazı şeyleri vatandan saymıyoruz galiba.. Bunun en başında doğa; ağaçlar ve dereler/nehirler geliyor.

Video İstanbul'un merkezi bir yerinden Basın Ekspress yolu parelelindeki 2009'daki taşan ve 30 insanın ölüdğü Ayamama Deresi kenarından çekilmiş ve dere üstündeki restore edilen tarihi köprünün yanında ki ağaçlara nasıl kıyıldığını gösteriyor.

Maalesef son yıllarda çok fazla karşılaştığımız bir şey bu; ağaçların dibine beton dökmek. Nerden bakarsanız insanlık dışı bu şeyin onca tepkilere rağmen hala tekrar ediyor olması çok utanç verici.

Videoyu izlediğinizde içiniz acıyor.

Bizim çocuklarımıza vatanseverlik millet bayrak sevgisi verirken neden ağaç ve su sevgisi vermediğimiz ve çevreciliği ve çevrecileri neden aşşağılayıp yok saydığımız hatta onları vatan haini gördüğümüzü düşünmemiz gerekiyor.

Çevresini koruyup onan dağıyla taşıyla suyuyla ağacıyla parkıyla kamu malıyla koruyamayan bir toplum vatansever değildir.

Video video kalitesi kötü olsa da #iyiiçerik olarak etiketlenmeyi hak ediyor.

Ağaçları Korumak Neden Bu Kadar Zor?

Ya da soruyu şu şekilde değiştirelim; Ağaçları korumak neden zorumuza gidiyor?

Evet, yıllarca sözde vatanseverlik üzerinden dönen bir siyaset var ülkemizde, hatta Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana tam olarak vatanseverliğimizi göstermiş değiliz.

Bu yabancı birilerinin de dikkatini çekmiş, bir Finalndiya'lı gazetecinin de dediği gibi; "Türkler 1453 te İstanbul'u fetih etmişler ama hala yerleşemişler."

Bu konuda çok fazla yolda geçiyoruz ülkemizde.

İlkokuldan ta askerliğe kadar hep "vatan millet bayrak" diyerek büyütülüyoruz ama maalesef görünen o ki bazı şeyleri vatandan saymıyoruz galiba.. Bunun en başında doğa; ağaçlar ve dereler/nehirler geliyor.

Video İstanbul'un merkezi bir yerinden Basın Ekspress yolu parelelindeki 2009'daki taşan ve 30 insanın ölüdğü Ayamama Deresi kenarından çekilmiş ve dere üstündeki restore edilen tarihi köprünün yanında ki ağaçlara nasıl kıyıldığını gösteriyor.

Maalesef son yıllarda çok fazla karşılaştığımız bir şey bu; ağaçların dibine beton dökmek. Nerden bakarsanız insanlık dışı bu şeyin onca tepkilere rağmen hala tekrar ediyor olması çok utanç verici.

Videoyu izlediğinizde içiniz acıyor.

Bizim çocuklarımıza vatanseverlik millet bayrak sevgisi verirken neden ağaç ve su sevgisi vermediğimiz ve çevreciliği ve çevrecileri neden aşşağılayıp yok saydığımız hatta onları vatan haini gördüğümüzü düşünmemiz gerekiyor.

Çevresini koruyup onan dağıyla taşıyla suyuyla ağacıyla parkıyla kamu malıyla koruyamayan bir toplum vatansever değildir.

Video video kalitesi kötü olsa da #iyiiçerik olarak etiketlenmeyi hak ediyor.

Bizi Takip Edin