izlenmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izlenmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Greta'ya veya Ebeveynlerine Saldırmak Yerine Çocuk ve Genç Tarifinizi Değiştirmeye Ne Dersiniz!

Youtube, pandemiden önce çevre konusunda dünyayı sallayan Greta Tunberg nefreti ve komplo teorileri ve onun üzerinden izlenme kasanlarla dolu.. Bizden de biri var elbette; Serkan İnci.. Oturmuş yazlıkçı turist kıyafetiyle ayak üstü komplo teorileri üretip yargı dağıtıyor Youtube'dan. Ve bu kişi aktivist diye biliniyor ayrıca. Dünyaya iyi anlamda etkisi asla bir Greta Thunberg olmamasına rağmen kendini epey bir yükseklerde görüyor. Kendisinin dünyaya en büyük katkısı gençlerin küfür etme yeteneklerini arttırması.

Neymiş efendim, "küresel güçler Greta Thunberg kullanarak gelişmekte olan ülkelerin gelişimine engel olacak şekilde karbon salınımı üzerinden ilerleyen bir zamanda sınır çizmeye hazırlanıyor ve bunun için çalışıyorlamış bu küçük kızı kullanarak. Böylece Türkiye gelişmesin isteniyormuş." Hayal dünyası çok geniş gerçekten Serkan İnci'nin hayret izliyoruz. Çok tuhaf ve utanç verici bu özellikle gençlerin takip ettiği bir kişi için.

Zor tabii, genel olarak 10-100 milyon takipçisi olan salak saçma işler yapan youtuberlara daha çok dikkat kesinlenler için böyle 16 yaşında bir çocuğun dünyanın derdiyle dertlenmesi şirazelerini dağıtmışa benziyor.

Greta'yı Onaylamak Zorunda Değilsin Ama İklim Değişikliği Gerçeğini Duyurmasına Saygı Duymak Zorundasınız

Bilim adamı olmak isteyen tutkulu bir çocukta sorun yok, ama bir çocuk tutkuyla çevreci olunca hemen arkasında komplo teorileri ve ona karşı nefret söylemleri..

Greta Thunberg'e yapılan eleştirilerdeki haksızlık boyutu o kadar ilerdeki, adeta ondan bir peygamber kişiliği ve  performansı bekliyorlar gibi. Evet, inanılmaz ama böyle. Sanki kendileri öyleymiş gibi ve o da 4/4 lük bir kişilik olacakmış gibi konuşuyorlar onun hakkında.

Üstelik Greta henüz 16 yaşında ve  bu yaşta bir çocuğu böyle yargılayabilenlerin içindeki korkunç kişiliği düşününce insanın bu dünya hakkında fazla iyimser olamayacağını ve dünyadaki bunca savaşların ve bunca kötülüğün çok normal olduğunu da maalesef üzülerek anlıyorsunuz.

Açıkcası ondan böyle bir şeyi bekleyenler açıkcası ya çok fena kıskanç bir kişiliğe sahiptir ya da tam bir zır cahildir.

Bu arada bu Greta nefreti işini öylesine abartılarlar ki, Facebook'ta Climate Truth(İklim Gerçeği) diye grup açıp iklimin her zaman değiştiğini bunun bir sorun olmadığını iddia edenler biel var. Bu sene Kuzey Kutbunun en büyük buzulu tamamen eridi ve yok oldu...  Konuşmasına mimiklerine takan mı dersiniz neler neler...  Müstehcen taciz karikatürler mi dersiniz artık herşey var... Bu tür youtuberların videolarının altında yazanlar ise insanlık için umudunuzu kesmeniz için yeterli. Henüz reşit olmamış bri çocuğa tipi ve fiziği üzerinden iğrenç iğrenç yorumlar dolu.. İmam osurusa cemaat sıçar hesabı. Serkan İNCİ osuruyor ve cemaat sıçıyor onu takip ve yaptığını dah azirveye taşıma anlamında.
 

Oysa ki, Greta Thunberg'in derdi olan şey ve hayatını çocukluğunu adadığı, bu yüzden malum o ünlü konuşmasında büyük siyasilere seslenip "çocukluğumu çaldınız dediği" şey kendine özel bir şey değil,  bu öfkesi ve sitemleri tamamen onu böyle komplo teorileri ile eleştirenlerinde yani dünyanın kalanını ve tamamını ilgilendiriyor. 

Saçma sapan işlerle dünya gündeminde yer alan kişilere gösterdikleri gereksiz ve aşağılayıcı tepkilerin fazlasını çevreci sıfatı olan bir çocuk olan Greta Thunberg'e gösteren bu insanların yaptıkları gerçekten akıl alır değil.  

Greta Thunberg çevre konusunda Leonardo Di Caprio'dan sonra önce çıkan ve gerçekten dünyayı çevre konusunda başka bir seviyeye getiren ilk kişi oldu çocuk yaşta.

Mesele Greta'ya saldırman veya onu onaylamaman değil. Mesele dünyada bilimin kabul ettiği bir gerçek olan iklim değişikliği konusunda bu kişinin çocuk yaşta yaptıklarına saygı duyman.

Video baştan sona akıl tutulması içeriyor.

Bu haliyle sadece videoyu değil #izlenmez olarak etiketliyoruz.

Serkan İnci Komplo Teorileri İle Greta Thunberg Hedef Alıyor

Greta'ya veya Ebeveynlerine Saldırmak Yerine Çocuk ve Genç Tarifinizi Değiştirmeye Ne Dersiniz!

Youtube, pandemiden önce çevre konusunda dünyayı sallayan Greta Tunberg nefreti ve komplo teorileri ve onun üzerinden izlenme kasanlarla dolu.. Bizden de biri var elbette; Serkan İnci.. Oturmuş yazlıkçı turist kıyafetiyle ayak üstü komplo teorileri üretip yargı dağıtıyor Youtube'dan. Ve bu kişi aktivist diye biliniyor ayrıca. Dünyaya iyi anlamda etkisi asla bir Greta Thunberg olmamasına rağmen kendini epey bir yükseklerde görüyor. Kendisinin dünyaya en büyük katkısı gençlerin küfür etme yeteneklerini arttırması.

Neymiş efendim, "küresel güçler Greta Thunberg kullanarak gelişmekte olan ülkelerin gelişimine engel olacak şekilde karbon salınımı üzerinden ilerleyen bir zamanda sınır çizmeye hazırlanıyor ve bunun için çalışıyorlamış bu küçük kızı kullanarak. Böylece Türkiye gelişmesin isteniyormuş." Hayal dünyası çok geniş gerçekten Serkan İnci'nin hayret izliyoruz. Çok tuhaf ve utanç verici bu özellikle gençlerin takip ettiği bir kişi için.

Zor tabii, genel olarak 10-100 milyon takipçisi olan salak saçma işler yapan youtuberlara daha çok dikkat kesinlenler için böyle 16 yaşında bir çocuğun dünyanın derdiyle dertlenmesi şirazelerini dağıtmışa benziyor.

Greta'yı Onaylamak Zorunda Değilsin Ama İklim Değişikliği Gerçeğini Duyurmasına Saygı Duymak Zorundasınız

Bilim adamı olmak isteyen tutkulu bir çocukta sorun yok, ama bir çocuk tutkuyla çevreci olunca hemen arkasında komplo teorileri ve ona karşı nefret söylemleri..

Greta Thunberg'e yapılan eleştirilerdeki haksızlık boyutu o kadar ilerdeki, adeta ondan bir peygamber kişiliği ve  performansı bekliyorlar gibi. Evet, inanılmaz ama böyle. Sanki kendileri öyleymiş gibi ve o da 4/4 lük bir kişilik olacakmış gibi konuşuyorlar onun hakkında.

Üstelik Greta henüz 16 yaşında ve  bu yaşta bir çocuğu böyle yargılayabilenlerin içindeki korkunç kişiliği düşününce insanın bu dünya hakkında fazla iyimser olamayacağını ve dünyadaki bunca savaşların ve bunca kötülüğün çok normal olduğunu da maalesef üzülerek anlıyorsunuz.

Açıkcası ondan böyle bir şeyi bekleyenler açıkcası ya çok fena kıskanç bir kişiliğe sahiptir ya da tam bir zır cahildir.

Bu arada bu Greta nefreti işini öylesine abartılarlar ki, Facebook'ta Climate Truth(İklim Gerçeği) diye grup açıp iklimin her zaman değiştiğini bunun bir sorun olmadığını iddia edenler biel var. Bu sene Kuzey Kutbunun en büyük buzulu tamamen eridi ve yok oldu...  Konuşmasına mimiklerine takan mı dersiniz neler neler...  Müstehcen taciz karikatürler mi dersiniz artık herşey var... Bu tür youtuberların videolarının altında yazanlar ise insanlık için umudunuzu kesmeniz için yeterli. Henüz reşit olmamış bri çocuğa tipi ve fiziği üzerinden iğrenç iğrenç yorumlar dolu.. İmam osurusa cemaat sıçar hesabı. Serkan İNCİ osuruyor ve cemaat sıçıyor onu takip ve yaptığını dah azirveye taşıma anlamında.
 

Oysa ki, Greta Thunberg'in derdi olan şey ve hayatını çocukluğunu adadığı, bu yüzden malum o ünlü konuşmasında büyük siyasilere seslenip "çocukluğumu çaldınız dediği" şey kendine özel bir şey değil,  bu öfkesi ve sitemleri tamamen onu böyle komplo teorileri ile eleştirenlerinde yani dünyanın kalanını ve tamamını ilgilendiriyor. 

Saçma sapan işlerle dünya gündeminde yer alan kişilere gösterdikleri gereksiz ve aşağılayıcı tepkilerin fazlasını çevreci sıfatı olan bir çocuk olan Greta Thunberg'e gösteren bu insanların yaptıkları gerçekten akıl alır değil.  

Greta Thunberg çevre konusunda Leonardo Di Caprio'dan sonra önce çıkan ve gerçekten dünyayı çevre konusunda başka bir seviyeye getiren ilk kişi oldu çocuk yaşta.

Mesele Greta'ya saldırman veya onu onaylamaman değil. Mesele dünyada bilimin kabul ettiği bir gerçek olan iklim değişikliği konusunda bu kişinin çocuk yaşta yaptıklarına saygı duyman.

Video baştan sona akıl tutulması içeriyor.

Bu haliyle sadece videoyu değil #izlenmez olarak etiketliyoruz.

Tekel veya dominant olan her şey insanlık için birer tehdittir aynı zamanda; bedava bile olsa. Youtube özellikle pandemide dünyanın öyle büyük bir içeriğini ve algısını kaplıyor ki, şu anda 5 ile 50 yaş arası herkes burada diyebiliriz.

Hal böyle olunca Youtube yani Google bu hakimiyeti ve tekelliği ile fazladan esneklik içinde davranabiliyor ve bu hakim gücü ile topluma zarar verecek şekilde bir platformada dönüştü.. 

Daha önce bir analizimizde son derece kötü ve şiddete yönlendirecek bir reklamı sürekli yayınladığından bahsetmiştik. Bu anlamda Youtube'ın sanıldığının aksine aslında topluma karşı hiç duyarlı olmadığını kanıtlamıştık.

Bu videoda ise, Youtube'un gene şiddet konusunda sınırlanırının ve toplumsal sorumluluğunun olmadığını göstereceğiz size. Videodaki Hugola adlı Youtuber son derece extrem şiddet içeren ve çocuklara özellikle kötü örnek teşkil edecek bir oyun oynuyor ve bunun ekrar görüntülerini hiç bir uyarı olmadan paylaşabiliyor.

Youtuber videoda; "2 parmağım olmasada olur" diyor kanlı elini kast ederek ve şiddetin dozu giderek artıyor oyunda.

İşin en kötü kısmı videoyu şikayet edeceğimiz bir buton bile yok. Ailelerin çocuklarını nasıl bir video izleme platformuyla karşı karşıaya bıraktıklarını görmeleri gerekir.

Videoyu #BenNeİzledim(NiyeYa)  ve kanalı #izlenmez  olarak etiketliyoruz.

  

Youtube ve Youtuber'lar Çocukları Böyle Zehirliyor!

Tekel veya dominant olan her şey insanlık için birer tehdittir aynı zamanda; bedava bile olsa. Youtube özellikle pandemide dünyanın öyle büyük bir içeriğini ve algısını kaplıyor ki, şu anda 5 ile 50 yaş arası herkes burada diyebiliriz.

Hal böyle olunca Youtube yani Google bu hakimiyeti ve tekelliği ile fazladan esneklik içinde davranabiliyor ve bu hakim gücü ile topluma zarar verecek şekilde bir platformada dönüştü.. 

Daha önce bir analizimizde son derece kötü ve şiddete yönlendirecek bir reklamı sürekli yayınladığından bahsetmiştik. Bu anlamda Youtube'ın sanıldığının aksine aslında topluma karşı hiç duyarlı olmadığını kanıtlamıştık.

Bu videoda ise, Youtube'un gene şiddet konusunda sınırlanırının ve toplumsal sorumluluğunun olmadığını göstereceğiz size. Videodaki Hugola adlı Youtuber son derece extrem şiddet içeren ve çocuklara özellikle kötü örnek teşkil edecek bir oyun oynuyor ve bunun ekrar görüntülerini hiç bir uyarı olmadan paylaşabiliyor.

Youtuber videoda; "2 parmağım olmasada olur" diyor kanlı elini kast ederek ve şiddetin dozu giderek artıyor oyunda.

İşin en kötü kısmı videoyu şikayet edeceğimiz bir buton bile yok. Ailelerin çocuklarını nasıl bir video izleme platformuyla karşı karşıaya bıraktıklarını görmeleri gerekir.

Videoyu #BenNeİzledim(NiyeYa)  ve kanalı #izlenmez  olarak etiketliyoruz.

  


Yırtık Pantolon kanalı sahibi bu genç arkadaş Türkiye'de malum çok duyduğumuz hikayelerden birine sahip, "herşeyi bırakıp üçkuruşla dünyayı geziyor" ve geçimini Youtuber'lık ile sağlıyor

Video ilgimizi çekiyor çünkü; Brezilya'yı hem futbol hemde birçok açıdan merak ediyoruz ve malum 2013'teki Gezi olaylarından da ilham almışlardı ve kendi ülkelerinde Occupy hareketini düzenleyen bir milletti. Yani bize epey benziyorlar toplumsal hareketleri ve insan doğaları olarak. En çok siyasetleri bize benziyor, halkıyla alay eden politikacıları var ve yoksullukları ve gelir adaletsizlikleri de aynı bize benziyor. Büyük bir ülke aynı zamanda ve potansiyeli çok fazla tıpkı bizim gibi.

Videoda evsizleri ve genel ekonomik durumunu anlatıyor arkadaş, ama sürekli bir şaşırma, afallama ve tuhaf bir konuşma stili var "ufo gören köylü" gibi davranıyor. Oysa orda insanların açık ve net dramları var ve neden öyle olduklarının bilgisini zaten kendisi videonun girişinden ekomomik verilerle anlatıyor.

Sonuç olarak, insanların dramlarına saygısızlığımız yurtdışına da taşmış bu arkadaşla Çok acı keşke  "Oha falan oldum bu ne" modundan çıkıp " "çok üzücü çok üzüldüm, keşke böye olmasalar Brezilya bize millet olarakta çok yakın ve daha iyi yaşamayı hak ediyorlar ve inşallah kısa zamanda toparlarlar" gibi güzel temennilerde bulunabilise..  100 binlerce insana hitap edip bu kadar saygısız haller sergilemesi son derece yakışıksız ve bir o kadar kaliteli olan çekimi mahvediyor.

Aynı arkadaş Brezilya da misafiri olduğu Türk'ün evinde nerdeyse "hazır ol"da dinliyordu ama sokağa çıkınca evsizleri görünce epey bir laçka moda geçmiş görünüyor.

Saygı saygı insanların dramlarına saygı lütfen....

Bu sebeplerle videoyu #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz.

 

İnsanların Dramlarına Saygısızlık Yapmanın Adı Gezginlik Olmuş


Yırtık Pantolon kanalı sahibi bu genç arkadaş Türkiye'de malum çok duyduğumuz hikayelerden birine sahip, "herşeyi bırakıp üçkuruşla dünyayı geziyor" ve geçimini Youtuber'lık ile sağlıyor

Video ilgimizi çekiyor çünkü; Brezilya'yı hem futbol hemde birçok açıdan merak ediyoruz ve malum 2013'teki Gezi olaylarından da ilham almışlardı ve kendi ülkelerinde Occupy hareketini düzenleyen bir milletti. Yani bize epey benziyorlar toplumsal hareketleri ve insan doğaları olarak. En çok siyasetleri bize benziyor, halkıyla alay eden politikacıları var ve yoksullukları ve gelir adaletsizlikleri de aynı bize benziyor. Büyük bir ülke aynı zamanda ve potansiyeli çok fazla tıpkı bizim gibi.

Videoda evsizleri ve genel ekonomik durumunu anlatıyor arkadaş, ama sürekli bir şaşırma, afallama ve tuhaf bir konuşma stili var "ufo gören köylü" gibi davranıyor. Oysa orda insanların açık ve net dramları var ve neden öyle olduklarının bilgisini zaten kendisi videonun girişinden ekomomik verilerle anlatıyor.

Sonuç olarak, insanların dramlarına saygısızlığımız yurtdışına da taşmış bu arkadaşla Çok acı keşke  "Oha falan oldum bu ne" modundan çıkıp " "çok üzücü çok üzüldüm, keşke böye olmasalar Brezilya bize millet olarakta çok yakın ve daha iyi yaşamayı hak ediyorlar ve inşallah kısa zamanda toparlarlar" gibi güzel temennilerde bulunabilise..  100 binlerce insana hitap edip bu kadar saygısız haller sergilemesi son derece yakışıksız ve bir o kadar kaliteli olan çekimi mahvediyor.

Aynı arkadaş Brezilya da misafiri olduğu Türk'ün evinde nerdeyse "hazır ol"da dinliyordu ama sokağa çıkınca evsizleri görünce epey bir laçka moda geçmiş görünüyor.

Saygı saygı insanların dramlarına saygı lütfen....

Bu sebeplerle videoyu #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz.

 


Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

İlker Canikligil; Yeni Bir ROK, Cüneyt Özdemir, Sinan Çetin Vakası


Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında, son derece naif güzel bir girişle başlayan video sunucunun sorusu üzerine "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken birden bilmeden "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Bilmeyenler olarak bu video ile beraber tanıdığımız Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiab birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ. Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. Bu nerden baksanız bir skandal.

 

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

KOÇTAŞ'tan Skandal Youtube Video İçeriği

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında, son derece naif güzel bir girişle başlayan video sunucunun sorusu üzerine "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken birden bilmeden "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Bilmeyenler olarak bu video ile beraber tanıdığımız Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiab birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ. Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. Bu nerden baksanız bir skandal.

 

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


Webtekno Parasıyla Coin Şovu Yapıyor; "Basıcaz"

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


 

 

Kanal genel olarak acaip ve tuhaf bir kanal galiba ve bundan besleniyor muhtemelen. 1 milyon takipçisi var "KEKOLARIN ELİNDEN KIZ ALMAK!" adlı seriler çekilmiş. "Mevzuya Bir Kamyon Adam Çağırmak" veya "Asansörde Altına Sıçmak" gibi videoları var.  Amaç ne anlamakta bayağı zorlanacağınız bir kanal. 

Kanaldaki en temel video başlığı kelimeleri, Keko, Şahin, Mevzu, Şaka vs... Ve düşünün ülkenin başkentinde oluyor bu konsept videoları. Ve üstelik muhtemelen çoğusu Ankara'lı bu kanalın takipçilerinin. Nerden baksanız trajikomik.

Kanalın ismi Angara Bebesi ve anlaşılan Ankara'ya dair bir tipleme ile Ankara'nin varoslarına dair çeşitli tuhaf şeyler yapılıyor. Zaten ülkecek başkentimiz olarak Ankara'ya dair hiçbir güzel şey duymuyoruz nerdeyse. Ankara'nın hali 50-60 yıldır siyaseten içler acısı olduğu gibi kanalda görüldüğü gibi kültürel olarakta içler açısı durumda. 

Gerçekten bu kanala denk gelen birisi ülkeyi terk etmek ister diye düşünüyoruz veya böyle bir kanalın ülke başkentinin bir kültürüne ait olduğunu düşününce ülkeye dair tüm umutlarını da yitirebilir.

Kanal üniveriste sosyoloji bölümleri tarafından incelenebilir veya herkes trafından izlenip toplumsal dersler çıkarılılabilir.

Bu şekilde düşünenler için #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz



Ankara'lılık Bu mu Demek? - Ben Ne İzledim -5

 

 

Kanal genel olarak acaip ve tuhaf bir kanal galiba ve bundan besleniyor muhtemelen. 1 milyon takipçisi var "KEKOLARIN ELİNDEN KIZ ALMAK!" adlı seriler çekilmiş. "Mevzuya Bir Kamyon Adam Çağırmak" veya "Asansörde Altına Sıçmak" gibi videoları var.  Amaç ne anlamakta bayağı zorlanacağınız bir kanal. 

Kanaldaki en temel video başlığı kelimeleri, Keko, Şahin, Mevzu, Şaka vs... Ve düşünün ülkenin başkentinde oluyor bu konsept videoları. Ve üstelik muhtemelen çoğusu Ankara'lı bu kanalın takipçilerinin. Nerden baksanız trajikomik.

Kanalın ismi Angara Bebesi ve anlaşılan Ankara'ya dair bir tipleme ile Ankara'nin varoslarına dair çeşitli tuhaf şeyler yapılıyor. Zaten ülkecek başkentimiz olarak Ankara'ya dair hiçbir güzel şey duymuyoruz nerdeyse. Ankara'nın hali 50-60 yıldır siyaseten içler acısı olduğu gibi kanalda görüldüğü gibi kültürel olarakta içler açısı durumda. 

Gerçekten bu kanala denk gelen birisi ülkeyi terk etmek ister diye düşünüyoruz veya böyle bir kanalın ülke başkentinin bir kültürüne ait olduğunu düşününce ülkeye dair tüm umutlarını da yitirebilir.

Kanal üniveriste sosyoloji bölümleri tarafından incelenebilir veya herkes trafından izlenip toplumsal dersler çıkarılılabilir.

Bu şekilde düşünenler için #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz




Google Caner Özyurtlu, Türk oyuncu, senarist, film yönetmeni ve yapımcısı diyor ve dizilerden tanıdığınızı hatırlıyorsunuz bu kanalın sahibini ve diğer videolarına bakıyorsunuz epey sektöründen ve kendi alanı dışından ünlüyle sohbet gerçekleştirmiş.

Videoya bakıyoruz sonra tekrar ve berbat bir sunum görüyoruz.

Kendisi kanalın ismine kendisini fazla kaptırmış sanki her haliyle bildiğimiz ve hepimizin vücut diliylede yaptığı "neyse ne ya" sözünü yaşıyor gibi.

Prezantabl olmakla yakından alakası olmayan bu arkadaşın, en azından oyuncu olması sebebiyle kamera karşısında ne yaptığını nasıl göründüğünü önemsemesini beklerdik; o da yok.

Videoyu izlerken "herhalde başı bu videonun ondan öyle yapıyor muhtemelen ilerde düzeltir" diyorsunuz ama nafile arkadaşın seside hareketleri de giderek acaipleşiyor.

İlginç bir şekilde donup kalıyorsunuz. Hani saç baş dağınık olabilir bu da bir tarzdır ama toplamda bakıyorsunuz gerçek anlamıyla videoyu izlemek kendinize eziyet. 

Kısaca kanalı ve arkadaşı fazla kafa yormuyoruz daha "Neyse ne"

Video ve kanalı #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz


Kanal İzlenmemek İçin Kurulmuş Sanki


Google Caner Özyurtlu, Türk oyuncu, senarist, film yönetmeni ve yapımcısı diyor ve dizilerden tanıdığınızı hatırlıyorsunuz bu kanalın sahibini ve diğer videolarına bakıyorsunuz epey sektöründen ve kendi alanı dışından ünlüyle sohbet gerçekleştirmiş.

Videoya bakıyoruz sonra tekrar ve berbat bir sunum görüyoruz.

Kendisi kanalın ismine kendisini fazla kaptırmış sanki her haliyle bildiğimiz ve hepimizin vücut diliylede yaptığı "neyse ne ya" sözünü yaşıyor gibi.

Prezantabl olmakla yakından alakası olmayan bu arkadaşın, en azından oyuncu olması sebebiyle kamera karşısında ne yaptığını nasıl göründüğünü önemsemesini beklerdik; o da yok.

Videoyu izlerken "herhalde başı bu videonun ondan öyle yapıyor muhtemelen ilerde düzeltir" diyorsunuz ama nafile arkadaşın seside hareketleri de giderek acaipleşiyor.

İlginç bir şekilde donup kalıyorsunuz. Hani saç baş dağınık olabilir bu da bir tarzdır ama toplamda bakıyorsunuz gerçek anlamıyla videoyu izlemek kendinize eziyet. 

Kısaca kanalı ve arkadaşı fazla kafa yormuyoruz daha "Neyse ne"

Video ve kanalı #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz



 

Sağdaki Youtuber arkadaş tüm tiyatral yeteneklerini sergilerken, soldaki kanalın sahibi arkadaş sadece bağırıyor. Üstelik etrafındakileri de sessiz sakin olma konusunda uyarıyor. Gerçekten trajik.

Muhtemel  10 metrekare bir yerde konuğu olan biri neden bu kadar bağırır acaba..  Sebebi ne olabilir? Kurtlar Vadisi'nin 10 bölümünü bir günde izleyip sonra bu videoyu mu kaydetmiş acaba?

Tuhaf diğer yanı bu video trendlerde 2. sıra olmuş ki muhtemelen bunun sebebide sağdaki arkadaşın komikliği ve onun fanları yüzünden olabilir. Başka bir sebebi yok çünkü. 

Video sağdaki arkadaşın hayrına dengede gidiyor ama bir yere kadar ve izlemek işkenceye dönüşüyor. Videoyu editleyen arkadaşta sütün bir çaba ile videoyu kurtarmaya çalışmış ama gene olmamış.

Bu sebeplerle #izlenmez ve #kötüstil olarak etiketliyoruz.

Kulaklara Gürültü Kirliği Kaçın.....


 

Sağdaki Youtuber arkadaş tüm tiyatral yeteneklerini sergilerken, soldaki kanalın sahibi arkadaş sadece bağırıyor. Üstelik etrafındakileri de sessiz sakin olma konusunda uyarıyor. Gerçekten trajik.

Muhtemel  10 metrekare bir yerde konuğu olan biri neden bu kadar bağırır acaba..  Sebebi ne olabilir? Kurtlar Vadisi'nin 10 bölümünü bir günde izleyip sonra bu videoyu mu kaydetmiş acaba?

Tuhaf diğer yanı bu video trendlerde 2. sıra olmuş ki muhtemelen bunun sebebide sağdaki arkadaşın komikliği ve onun fanları yüzünden olabilir. Başka bir sebebi yok çünkü. 

Video sağdaki arkadaşın hayrına dengede gidiyor ama bir yere kadar ve izlemek işkenceye dönüşüyor. Videoyu editleyen arkadaşta sütün bir çaba ile videoyu kurtarmaya çalışmış ama gene olmamış.

Bu sebeplerle #izlenmez ve #kötüstil olarak etiketliyoruz.

 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

İyi Konu Eksik Anlatım ve Kötü Stille Birleşince; ABD'ye Göç?

 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Nerden başlasak ki, kısaca özet geçelim, video tamamen para kazanma amaçlı ve "olsa da olur olmasa da olur" kötü bir yapım ve izlerken "Niye Ya?" diye sorup  kendinize "Ne İzledim Ben" diyebileceğiniz eğlencelik ve kaotik bir video.

Youtuber arkadaş, etrafına topladığı insanlarla karman çorman bir düzende,  videonun başlığında challenge videosu yaptığını iddiasını videoda yok ediyor ve video başlığı ile aldatıyor; bu anlamda yanıltıcı bir içerik. 

Bu kadar karmaşaya gerek olmasa ve başlıktaki iddiayı gösterse aslında güzel bir video olabilirdi. Midye üzerine ve midyenin tarihide anlatılmaya çalışılmış ama pek başarılı sayılmaz

Konuşmalardaki argolarda küçük çocuklara kötü örnek olabilir.  2.5 milyon aboneye karşı bu kadar düzensiz bir yapım ve yanlıltıcı başlık gerçekten çok kötü.

Sonuç olarak, #izlenmez #niyeya #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.

1000 Tane Midye Yiyen Adam - Ne İzledim Ben-2

 

Nerden başlasak ki, kısaca özet geçelim, video tamamen para kazanma amaçlı ve "olsa da olur olmasa da olur" kötü bir yapım ve izlerken "Niye Ya?" diye sorup  kendinize "Ne İzledim Ben" diyebileceğiniz eğlencelik ve kaotik bir video.

Youtuber arkadaş, etrafına topladığı insanlarla karman çorman bir düzende,  videonun başlığında challenge videosu yaptığını iddiasını videoda yok ediyor ve video başlığı ile aldatıyor; bu anlamda yanıltıcı bir içerik. 

Bu kadar karmaşaya gerek olmasa ve başlıktaki iddiayı gösterse aslında güzel bir video olabilirdi. Midye üzerine ve midyenin tarihide anlatılmaya çalışılmış ama pek başarılı sayılmaz

Konuşmalardaki argolarda küçük çocuklara kötü örnek olabilir.  2.5 milyon aboneye karşı bu kadar düzensiz bir yapım ve yanlıltıcı başlık gerçekten çok kötü.

Sonuç olarak, #izlenmez #niyeya #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.

 

Video baştan sona aslında tutarsız ve gereksiz bir çaba ürünü. Lüks iftar menüsünü(bildiğiniz serpme kahvaltı) daha şık bir şekilde deneyip mütevazı olan sıradan iftarı da(tavuk dönerlli fakir iftarı mı diyelim neyse artık.) ona göre bir stille bir ortam ve kılıkta denemek denenen şey dahiyane öncelikle, ama yapılan bu şey, hem bu inanç kutsalıyla ve anlamıyla çelişiyor hemde yapılan şeyi daha anlamsız ve saçma kılıyor. 

İlk denenen iftar menüsü değil, bildiğiniz hurma eklenmiş serpme kahvaltı ve kim serpme kahvaltı ile iftar açar Türk kültüründe? 

"Bıhtık ya Bıhtık" Ucuz vs Pahalı... Hep aynı terane ramazanda bile...

Gerçekten anlamsız ve saçma bir çaba. Arada çevreci sosyal mesaj vermek bile videonun genel olarak berbatlığının önüne geçememiş. Madem çevreci mesaj vereceksiniz, o ilk lüks menüdeki plastik kirliliğinden neden bahset miyorsunuz? 20 tane at kullan plastik var orda, dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birisidir plastik kirliliği... 

Bu arada "fakir iftarı" diyebileceğimiz ucuz seçilen iftar menüsü de tam bir saçmalık; iftarda tavuk döner ayran nedir arkadaş? Oto sanayi mi orası? Yani bunun neyini test edebilirsiniz.. Bunun Türk kültüründe iftarlık anlamı nedir? Yok! 

Farklı bir şey seçin, ya da kendiniz yapın ve nasıl yaptığınızı da anlatın o zaman insanlar size: vay be desin!. Gir mutfağa iki makarna pilav yap.. Hadi pirinç pilavını geçelim arpa şehriyesi pilavı yapın. Öğrenci evi mi orası...? 

Serpme kahvaltıyı iftar diye yiyip sonra ona alternatif ucuz olarakta ekmek arası döner menü iftariyelik olarak yemek nedir? Şaka gibi.. Üstelik bunu evde yapmak! Evde ekmek arası tavuk döner menü ile iftar açmak? Saç baş dağınık gecelikle!... Reklamda gece yarısı çikolata almaya giden kadın modu hiç olmamış..

Bu şekilde bir video yapmak iftar açmak değil, "ben zenginim ama ben fakiri de oynayabiliyorum" demek gibi bir şey. Ayrıca madem restoranların ismini vermeyecekseniz neden laf atıyorsunuz...?

Ayrıca lüks menüdeki mekandakı o aydınlatma ve yerdeki o ufo benzeri şeyler nedir? Oto sanayi gibi gözüküyor... Hem açık far renk makyaj ve o soluk benizli o tarza bu kötü aydıntlatma olur mu?

Gerçekten anlamsız ve gereksiz bir video olmuş. 4 milyon insana hitap edip, bu kadar vasatın altında işler yapmak niye?

Video #izlenmez #kötüperformans #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.


Kötü Yapım Kötü Anlatım Kötü Stil

 

Video baştan sona aslında tutarsız ve gereksiz bir çaba ürünü. Lüks iftar menüsünü(bildiğiniz serpme kahvaltı) daha şık bir şekilde deneyip mütevazı olan sıradan iftarı da(tavuk dönerlli fakir iftarı mı diyelim neyse artık.) ona göre bir stille bir ortam ve kılıkta denemek denenen şey dahiyane öncelikle, ama yapılan bu şey, hem bu inanç kutsalıyla ve anlamıyla çelişiyor hemde yapılan şeyi daha anlamsız ve saçma kılıyor. 

İlk denenen iftar menüsü değil, bildiğiniz hurma eklenmiş serpme kahvaltı ve kim serpme kahvaltı ile iftar açar Türk kültüründe? 

"Bıhtık ya Bıhtık" Ucuz vs Pahalı... Hep aynı terane ramazanda bile...

Gerçekten anlamsız ve saçma bir çaba. Arada çevreci sosyal mesaj vermek bile videonun genel olarak berbatlığının önüne geçememiş. Madem çevreci mesaj vereceksiniz, o ilk lüks menüdeki plastik kirliliğinden neden bahset miyorsunuz? 20 tane at kullan plastik var orda, dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birisidir plastik kirliliği... 

Bu arada "fakir iftarı" diyebileceğimiz ucuz seçilen iftar menüsü de tam bir saçmalık; iftarda tavuk döner ayran nedir arkadaş? Oto sanayi mi orası? Yani bunun neyini test edebilirsiniz.. Bunun Türk kültüründe iftarlık anlamı nedir? Yok! 

Farklı bir şey seçin, ya da kendiniz yapın ve nasıl yaptığınızı da anlatın o zaman insanlar size: vay be desin!. Gir mutfağa iki makarna pilav yap.. Hadi pirinç pilavını geçelim arpa şehriyesi pilavı yapın. Öğrenci evi mi orası...? 

Serpme kahvaltıyı iftar diye yiyip sonra ona alternatif ucuz olarakta ekmek arası döner menü iftariyelik olarak yemek nedir? Şaka gibi.. Üstelik bunu evde yapmak! Evde ekmek arası tavuk döner menü ile iftar açmak? Saç baş dağınık gecelikle!... Reklamda gece yarısı çikolata almaya giden kadın modu hiç olmamış..

Bu şekilde bir video yapmak iftar açmak değil, "ben zenginim ama ben fakiri de oynayabiliyorum" demek gibi bir şey. Ayrıca madem restoranların ismini vermeyecekseniz neden laf atıyorsunuz...?

Ayrıca lüks menüdeki mekandakı o aydınlatma ve yerdeki o ufo benzeri şeyler nedir? Oto sanayi gibi gözüküyor... Hem açık far renk makyaj ve o soluk benizli o tarza bu kötü aydıntlatma olur mu?

Gerçekten anlamsız ve gereksiz bir video olmuş. 4 milyon insana hitap edip, bu kadar vasatın altında işler yapmak niye?

Video #izlenmez #kötüperformans #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.


 

Türkiye'nin en büyük genel içerik Youtube kanallarından biri "Herşey Dahil" ve videoları 4 milyon abone tarafından günde 500 bin'in üzerinde seyrediliyor . 

Kanalın en önemli özelliği, her telden konular anlatması gibi gözükse de, asıl stratejileri TV'lerdeki özelliklede paparazzi programlarında ki gibi bir seslendirme tekniği ile anlatım yapmaları. 

Bu yüksek sesli, tempolu ve heyacanlı anlatımı daha çok paparazzi programlarından biliyoruz. "İzleyeni heyacanlandıran etkileyici bir sesle, hızlıca anlatılan ilginç konular" evet, bu şekilde ile izleyenin nabzı elde tutulmaya çalışılıyor.

Ama maalesef bu kanal bunu tam başaramıyor. Çok itici bir tarz bu. 4 milyon abonesi olması bunu iyi yapıyor anlamına gelmez, çünkü yurtdışındaki Türkler'i de sayarsak 100 milyona yakın Türkçe konuşan izleyici arasında 4 milyon ulaşılabilir bir şeydir 5 yılda. Belli ki daha çok gençler ve çocuklar izliyor ve onların bu anlamda bir izleyicilik kaygısı yok.

Sonuç olarak, izlerken rahatsız oluyorsunuz, seslendirmeyi yapan arkadaş yerine sizi hıçkırık tutmuş gibi, hıçkıracaksınız gibi geliyor ya da bu hissi çok yemek yediğinizde gırtlağınıza kadar yemek dolduğunda yaşarsınız ve konuşmak isterken zorlanırsınız. 

Seslendirmeyi yapan kişi konuyu hep aynı tempoda anlattığı için, hızını alamayıp kelimeleri yutuyor ve buda konuda asıl ilginç noktalara tonlama ile vurgu yapmasının önüne geçiyor ve siz bu arada konudan uzaklaşıp dalıp başka konulara gidiyorsunuz ve tekrar odaklanmak istediğinizde bu anlatımın insanın zihnini yoran bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.

Zaten paparazzi programları bu tekniği sadece girişte kullanıyorlar ve videonun tamamını böyle at koşturur gibi anlatmıyorlar. En nihayetinde sizin sesininizin heyacanı ve hızı konunun heyacanı veya ilginçliğinin önüne geçmemeli. Konu asıl olan.

Bu şekilde düşünenler için Herşey Dahil kanalını #izlenmez ve #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

Bu Tempoda Uzun Anlatım Olmaz

 

Türkiye'nin en büyük genel içerik Youtube kanallarından biri "Herşey Dahil" ve videoları 4 milyon abone tarafından günde 500 bin'in üzerinde seyrediliyor . 

Kanalın en önemli özelliği, her telden konular anlatması gibi gözükse de, asıl stratejileri TV'lerdeki özelliklede paparazzi programlarında ki gibi bir seslendirme tekniği ile anlatım yapmaları. 

Bu yüksek sesli, tempolu ve heyacanlı anlatımı daha çok paparazzi programlarından biliyoruz. "İzleyeni heyacanlandıran etkileyici bir sesle, hızlıca anlatılan ilginç konular" evet, bu şekilde ile izleyenin nabzı elde tutulmaya çalışılıyor.

Ama maalesef bu kanal bunu tam başaramıyor. Çok itici bir tarz bu. 4 milyon abonesi olması bunu iyi yapıyor anlamına gelmez, çünkü yurtdışındaki Türkler'i de sayarsak 100 milyona yakın Türkçe konuşan izleyici arasında 4 milyon ulaşılabilir bir şeydir 5 yılda. Belli ki daha çok gençler ve çocuklar izliyor ve onların bu anlamda bir izleyicilik kaygısı yok.

Sonuç olarak, izlerken rahatsız oluyorsunuz, seslendirmeyi yapan arkadaş yerine sizi hıçkırık tutmuş gibi, hıçkıracaksınız gibi geliyor ya da bu hissi çok yemek yediğinizde gırtlağınıza kadar yemek dolduğunda yaşarsınız ve konuşmak isterken zorlanırsınız. 

Seslendirmeyi yapan kişi konuyu hep aynı tempoda anlattığı için, hızını alamayıp kelimeleri yutuyor ve buda konuda asıl ilginç noktalara tonlama ile vurgu yapmasının önüne geçiyor ve siz bu arada konudan uzaklaşıp dalıp başka konulara gidiyorsunuz ve tekrar odaklanmak istediğinizde bu anlatımın insanın zihnini yoran bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.

Zaten paparazzi programları bu tekniği sadece girişte kullanıyorlar ve videonun tamamını böyle at koşturur gibi anlatmıyorlar. En nihayetinde sizin sesininizin heyacanı ve hızı konunun heyacanı veya ilginçliğinin önüne geçmemeli. Konu asıl olan.

Bu şekilde düşünenler için Herşey Dahil kanalını #izlenmez ve #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Böyle bir rezalet olamaz. Yıllarca reyting için her şeyi yapıyorlar diye, nerdeyse bütün halk olarak sövdüğümüz TV'ler bile bu kadar aşşağılık bir iş yapmadılar. 

"Seri katilllerin son yemeğini denedik" diye bir  konu bulmuş bu arkadaşlar. Empati ve vicdan ve iş ahlakı hak getire...

"Seri katil" kelimesini duymakta ve kullanmakta ürpertici, çünkü; "seri katil" dediğinizde ilk andan itibaren düşünmeniz gereken ilk ve son şey, öldürdükleri masum insanlar ve onları avlamakta kullandıkları vahşi ve acımısız yöntemler ve kurbanlarını öldürme şekilleri olabilir ve zaten zihniniz bunu düşündükten sonra durur ve susar.

Bu arkadaşların ki susmamış veya hissetmiyorlar galiba. Amaç, sonuçta çok izlenmek ve para kazanmak. O zaman her şey mübah. Tekrar bakın lütfen video başlığına "Seri katilllerin son yemeğini denedik" Düşünün iyice bu ne riskler taşıyor...

Nedeni belli aslında, modern dünyada internet çağında bu gençler öyle bir boşluk ve savrulma yaşıyorlar ki, para ve güç kazanma yolunda her şey yüceltiliyor; şiddette ve vahşette bunlardan biri. Ve bu tür hassasiyeti olmayan arkadaşlar, bu insanlik dışı seylerde bile farklı anlamlar veya farklı yanlar arıyorlar ve bunu videodaki gibi para kazanma aracı veya eglence aracı olarak kullanabiliyor.

Ahlaken ; "Doğru olan nedir?" diye düşünmeden ve "Bu  yaptığımız şeyin anlamı nedir; özellikle genç ve çocuk takipçilerimiz için hangi anlamdadır ve ne tür ahlaki yanlışları içerir?" demeden fütursuzca kullanıyorlar böyle insanlik dışı seyleri.

Böyle oluncada, bu tür bir video yapıp böyle insanlık dışı bir konunun unsuru olan kişilere dari böyle rezalet farklı bakışlar ve yanlar bulmakla, aslında takipçileri olarak çocuklar ve gençleri zehirliyorlar ve onlarında bir nevi iç dünyalarında dolaylı şekilde seri katillik normal ve olağan sayılıyor hale gelebilir.

Oysa böyle bir fikir ortaya atıldığında ilke olarak, " insan öldürmek, hele bunu sistematik olarak peş peşe planlayarak yapan yani seri katillik en büyük insanlık suçlarindan ve kötülüklerdendir ve bunu yapanlara dair hiç birşey bizim konumuz olamaz, zıkkım yesinler ne yemişlerse yemişler bize ne!" denmiyor ve denmediği gibi birde eglencelik konu yapılıyor ve her yaştan insan izlenecek şekilde video konusu yapılıyor para ve reyting uğruna. Bu bir rezalettir.

Üstelik bu videoyu "tepki" adı altında 2 milyon takipçisi olan Youtube Tepkikolik kanalında gösteriyorlar. Tepki sadece bir şeye karşı reaksiyon anlamı içermez, karşıtlık da içerik kötü şeylere ve ona hizmet edecek şeylere. Bundan haberleri yok galiba, o yüzden kanallarıyla da çelişen rezalet bir iş yapmışlar. Aslında Youtube'un bunu yayınlamaması ve izleyen insanlarında tepki göstermesi gerekir. Çünkü sonuçları itibariyle bu bir tür  insanların zihninde cinayetleri normalleştirmedir dolaylı yollarla.

Düşünün, bunun "teröristlerin son yemeğini denedik"ten farkı nedir? Seri katilin ideolojisini bilmiyoruz diye mi bu konu olabilir ama teröristin ki olamaz. Pratikte ve ahlaken ikisi de aynı. Tek tek veya toplu olarak bir amaç için insanları öldürmek. Teröristinki de aynı seri katilinki de aynı. İkiside lanetlenmeli he bizim gibi terörizmden cinayetlerden çok çeken bir ülkenin çocukları tarafından.

Şimdi anlıyorsunuz umarız ne demek istediğimizi.

Bu sebeplerle bu zihniyette olan kanalı kesinlikle #izlenmez ve şaşkınlığımızı dile getirme anlamında #niyeya  olarak etiketliyoruz.

Çocuklarınızında bu kanala abone olup bu videyu izleyip izlemediğını lütfen sorgulayınız.

Böyle Bir Rezalet ve İş Ahlakı Olamaz

 

Böyle bir rezalet olamaz. Yıllarca reyting için her şeyi yapıyorlar diye, nerdeyse bütün halk olarak sövdüğümüz TV'ler bile bu kadar aşşağılık bir iş yapmadılar. 

"Seri katilllerin son yemeğini denedik" diye bir  konu bulmuş bu arkadaşlar. Empati ve vicdan ve iş ahlakı hak getire...

"Seri katil" kelimesini duymakta ve kullanmakta ürpertici, çünkü; "seri katil" dediğinizde ilk andan itibaren düşünmeniz gereken ilk ve son şey, öldürdükleri masum insanlar ve onları avlamakta kullandıkları vahşi ve acımısız yöntemler ve kurbanlarını öldürme şekilleri olabilir ve zaten zihniniz bunu düşündükten sonra durur ve susar.

Bu arkadaşların ki susmamış veya hissetmiyorlar galiba. Amaç, sonuçta çok izlenmek ve para kazanmak. O zaman her şey mübah. Tekrar bakın lütfen video başlığına "Seri katilllerin son yemeğini denedik" Düşünün iyice bu ne riskler taşıyor...

Nedeni belli aslında, modern dünyada internet çağında bu gençler öyle bir boşluk ve savrulma yaşıyorlar ki, para ve güç kazanma yolunda her şey yüceltiliyor; şiddette ve vahşette bunlardan biri. Ve bu tür hassasiyeti olmayan arkadaşlar, bu insanlik dışı seylerde bile farklı anlamlar veya farklı yanlar arıyorlar ve bunu videodaki gibi para kazanma aracı veya eglence aracı olarak kullanabiliyor.

Ahlaken ; "Doğru olan nedir?" diye düşünmeden ve "Bu  yaptığımız şeyin anlamı nedir; özellikle genç ve çocuk takipçilerimiz için hangi anlamdadır ve ne tür ahlaki yanlışları içerir?" demeden fütursuzca kullanıyorlar böyle insanlik dışı seyleri.

Böyle oluncada, bu tür bir video yapıp böyle insanlık dışı bir konunun unsuru olan kişilere dari böyle rezalet farklı bakışlar ve yanlar bulmakla, aslında takipçileri olarak çocuklar ve gençleri zehirliyorlar ve onlarında bir nevi iç dünyalarında dolaylı şekilde seri katillik normal ve olağan sayılıyor hale gelebilir.

Oysa böyle bir fikir ortaya atıldığında ilke olarak, " insan öldürmek, hele bunu sistematik olarak peş peşe planlayarak yapan yani seri katillik en büyük insanlık suçlarindan ve kötülüklerdendir ve bunu yapanlara dair hiç birşey bizim konumuz olamaz, zıkkım yesinler ne yemişlerse yemişler bize ne!" denmiyor ve denmediği gibi birde eglencelik konu yapılıyor ve her yaştan insan izlenecek şekilde video konusu yapılıyor para ve reyting uğruna. Bu bir rezalettir.

Üstelik bu videoyu "tepki" adı altında 2 milyon takipçisi olan Youtube Tepkikolik kanalında gösteriyorlar. Tepki sadece bir şeye karşı reaksiyon anlamı içermez, karşıtlık da içerik kötü şeylere ve ona hizmet edecek şeylere. Bundan haberleri yok galiba, o yüzden kanallarıyla da çelişen rezalet bir iş yapmışlar. Aslında Youtube'un bunu yayınlamaması ve izleyen insanlarında tepki göstermesi gerekir. Çünkü sonuçları itibariyle bu bir tür  insanların zihninde cinayetleri normalleştirmedir dolaylı yollarla.

Düşünün, bunun "teröristlerin son yemeğini denedik"ten farkı nedir? Seri katilin ideolojisini bilmiyoruz diye mi bu konu olabilir ama teröristin ki olamaz. Pratikte ve ahlaken ikisi de aynı. Tek tek veya toplu olarak bir amaç için insanları öldürmek. Teröristinki de aynı seri katilinki de aynı. İkiside lanetlenmeli he bizim gibi terörizmden cinayetlerden çok çeken bir ülkenin çocukları tarafından.

Şimdi anlıyorsunuz umarız ne demek istediğimizi.

Bu sebeplerle bu zihniyette olan kanalı kesinlikle #izlenmez ve şaşkınlığımızı dile getirme anlamında #niyeya  olarak etiketliyoruz.

Çocuklarınızında bu kanala abone olup bu videyu izleyip izlemediğını lütfen sorgulayınız.

Videonun Konusu : Elon Musk'ın şirketinin maymunların beynine çip takarak  düşünceyle oyun oynatması
 

Analiz : Aman aman ne büyük şeyler anlatıyor Youtube'muzun gözbebeği. Allah aşkına ya, yeter  artık ya; bırakalım bu etiksiz bilim ve teknoloji seviciliğini. "Bıhtık ya bıhtık" tamam ülkecek  ileri teknoloji üretmede öncü değiliz, en azından üretilen böyle etiksiz teknolojilere de öykünme ve afallamada da öncü olmayalım. 

Yıllardır bu ülkede, batının teknolojisine ilkesizce tamamen koşulsuz bir hayranlık duyurlarak ülkemizin değerli insanlarının gitmesine sebep olundu veya ülkemizde bilim gerçek hayattan koparıldı ve batı bilimi hayranlığı yaratıldı. Bırakalım bu şaşkın ve hayran teknoloji meraklısı haberciliğini veya belgeselciliğini de gerçeklere bakalım. Ve biz şunu da biliyoruz ki, bu salgın hayvanlara karşı ölçüsüz ve vahşi yaklaşımızdan doğdu ve bu pandeminin sebebi de gene bu videoki gibi hayvan istismarı.

Dünya pandemide hala ve insanlar patır patır ölüyor ve hayat insanlar için her anlamda giderek zorlaşıyor; evinde otururken iki video yapıp milyon kazanan Youtuberlar dışındaki herkes için hayat çok acımasız geçiyor bilmem farkındamıyız. Enflasyon, işsizlik ve dahası.

Bunu bilen dünyanın aklı başında bireyleri, çevre ve hayvan hakları için yırtınırken Youtube, Facebook, Twitter'da hayvanların denek olarak kullanılmasına ve vahşi ve ölçüsüzde yenmesine da karşı çıkarak daha doğal bir hayat ve sağlık ve ilaç bilimi savunurken insanlık ve doğa için,  bizim bilim bu Youtuber arkadaş olaya daha girer girmez bir heyacan bir heyacan.  Ne de güzel anlatıyor narsist Elon Musk'un maymunun beynini yarıp çip takmasını aynı videosunun kapağındaki gibi kafayı işaret ederek

Acı olan şu ki, bizim  gençlerimiz ve çocuklarımız gıpta ile arkadaşı izliyor. Sakalı ağarmış bu arkadaşın şaşırmasıyla ve afallamasıyla etiği(ahlakı) olmayan bilime özeniyor. Bundan daha zehirli ne olabilir...

Var mı bu güzide arkadaşımızın bir çevre, hayvan hakları, plastik kirliği ve geri dönüşüm hakkında nokta atışı videoları böyle özenerek yaptığı ve heyacanla anlattığı ve aşırı tüketim çılgınlığı konusunda.

Anlatamaz çünkü; havalı değil elitist olmuyor o zaman. Ve bu arkadaş şimdi "influencer" mı oluyor "kanaat önderi"mi oluyor yoksa "ilham veren kişi" mi?

Videoda görülen bu basum bir hayvanın doğada olması ailesi ile olması gerekirken bir deney için istismar edilmesi kafasının yarılıp çip takılması yani kısa bir hayvanın dramını böyle ballandr ballandıra anlatmak doğrudumudur.  Yok  maymuna muz suyu veriliyormuşta, şöyle oyun oynuyormuşta... 

Soralım, böyle insanlık dışı gayri ahlaki şeyleri, böyle afallaya afallaya anlatacağına neden Kenya'lı girişimci bir kadının plastikleri dönüştürerek yerler için tuğlalara çevirdiğini anlatamaz. Ya da bu beyne çip takmanın gelecekteki riskleri nedir. Saldırgan devletlerin veya terörsitlerin savunma veya saldırı amaçlı kullanımının önüne yani insalığın zararına kullanımın önüne geçecek önlem nedir?

Ne anlıyoruz bu videodan biz, engelliler için ilerde yapılacak bir teknoloji için hayvanların fütursuzca sonsuzca istismar edilip kullanımının mübah olduğunu ve bunun risklerinin olmadığını mı? Ne yapalım şimdi? Bizim zeki çocuklarımız dünya çevre yokolurken kasıp Harvard veya MIT kazanıp yurt dışına böyle şeyler yapmaya mı gitsinler.?

Sonuç olarak, Barış Özcan izlemek bir statü veya kimlik ve sanıldığı gibi faydalı değildir çocuklar ve gençler. Boşuna havaya girmeyin kıyas yaparak "ben Enes Batur izlemiyorum Barış Özcan izliyorum" diye. İkisi de aynı yola çıkıyor; tüketerek yok olan insanlığa hizmet, birisi sadece bunu daha dolaylı ve elitist şekilde yapıyor, bilimle kitap okumayla vesaire. Kanmayın özenmeyin gerçekçi ve vicdanlı olun ve sorgulayın bilimde de ahlak arayın

Bu şekilde düşünenler için #izlenmez #niyeya olarak etiketliyoruz videoyu ve kanalı.



Barış Özcan ile Etiksiz Bilim & Teknoloji Seviciliği

Videonun Konusu : Elon Musk'ın şirketinin maymunların beynine çip takarak  düşünceyle oyun oynatması
 

Analiz : Aman aman ne büyük şeyler anlatıyor Youtube'muzun gözbebeği. Allah aşkına ya, yeter  artık ya; bırakalım bu etiksiz bilim ve teknoloji seviciliğini. "Bıhtık ya bıhtık" tamam ülkecek  ileri teknoloji üretmede öncü değiliz, en azından üretilen böyle etiksiz teknolojilere de öykünme ve afallamada da öncü olmayalım. 

Yıllardır bu ülkede, batının teknolojisine ilkesizce tamamen koşulsuz bir hayranlık duyurlarak ülkemizin değerli insanlarının gitmesine sebep olundu veya ülkemizde bilim gerçek hayattan koparıldı ve batı bilimi hayranlığı yaratıldı. Bırakalım bu şaşkın ve hayran teknoloji meraklısı haberciliğini veya belgeselciliğini de gerçeklere bakalım. Ve biz şunu da biliyoruz ki, bu salgın hayvanlara karşı ölçüsüz ve vahşi yaklaşımızdan doğdu ve bu pandeminin sebebi de gene bu videoki gibi hayvan istismarı.

Dünya pandemide hala ve insanlar patır patır ölüyor ve hayat insanlar için her anlamda giderek zorlaşıyor; evinde otururken iki video yapıp milyon kazanan Youtuberlar dışındaki herkes için hayat çok acımasız geçiyor bilmem farkındamıyız. Enflasyon, işsizlik ve dahası.

Bunu bilen dünyanın aklı başında bireyleri, çevre ve hayvan hakları için yırtınırken Youtube, Facebook, Twitter'da hayvanların denek olarak kullanılmasına ve vahşi ve ölçüsüzde yenmesine da karşı çıkarak daha doğal bir hayat ve sağlık ve ilaç bilimi savunurken insanlık ve doğa için,  bizim bilim bu Youtuber arkadaş olaya daha girer girmez bir heyacan bir heyacan.  Ne de güzel anlatıyor narsist Elon Musk'un maymunun beynini yarıp çip takmasını aynı videosunun kapağındaki gibi kafayı işaret ederek

Acı olan şu ki, bizim  gençlerimiz ve çocuklarımız gıpta ile arkadaşı izliyor. Sakalı ağarmış bu arkadaşın şaşırmasıyla ve afallamasıyla etiği(ahlakı) olmayan bilime özeniyor. Bundan daha zehirli ne olabilir...

Var mı bu güzide arkadaşımızın bir çevre, hayvan hakları, plastik kirliği ve geri dönüşüm hakkında nokta atışı videoları böyle özenerek yaptığı ve heyacanla anlattığı ve aşırı tüketim çılgınlığı konusunda.

Anlatamaz çünkü; havalı değil elitist olmuyor o zaman. Ve bu arkadaş şimdi "influencer" mı oluyor "kanaat önderi"mi oluyor yoksa "ilham veren kişi" mi?

Videoda görülen bu basum bir hayvanın doğada olması ailesi ile olması gerekirken bir deney için istismar edilmesi kafasının yarılıp çip takılması yani kısa bir hayvanın dramını böyle ballandr ballandıra anlatmak doğrudumudur.  Yok  maymuna muz suyu veriliyormuşta, şöyle oyun oynuyormuşta... 

Soralım, böyle insanlık dışı gayri ahlaki şeyleri, böyle afallaya afallaya anlatacağına neden Kenya'lı girişimci bir kadının plastikleri dönüştürerek yerler için tuğlalara çevirdiğini anlatamaz. Ya da bu beyne çip takmanın gelecekteki riskleri nedir. Saldırgan devletlerin veya terörsitlerin savunma veya saldırı amaçlı kullanımının önüne yani insalığın zararına kullanımın önüne geçecek önlem nedir?

Ne anlıyoruz bu videodan biz, engelliler için ilerde yapılacak bir teknoloji için hayvanların fütursuzca sonsuzca istismar edilip kullanımının mübah olduğunu ve bunun risklerinin olmadığını mı? Ne yapalım şimdi? Bizim zeki çocuklarımız dünya çevre yokolurken kasıp Harvard veya MIT kazanıp yurt dışına böyle şeyler yapmaya mı gitsinler.?

Sonuç olarak, Barış Özcan izlemek bir statü veya kimlik ve sanıldığı gibi faydalı değildir çocuklar ve gençler. Boşuna havaya girmeyin kıyas yaparak "ben Enes Batur izlemiyorum Barış Özcan izliyorum" diye. İkisi de aynı yola çıkıyor; tüketerek yok olan insanlığa hizmet, birisi sadece bunu daha dolaylı ve elitist şekilde yapıyor, bilimle kitap okumayla vesaire. Kanmayın özenmeyin gerçekçi ve vicdanlı olun ve sorgulayın bilimde de ahlak arayın

Bu şekilde düşünenler için #izlenmez #niyeya olarak etiketliyoruz videoyu ve kanalı.




Bu değerli birbirini çok sevdiği belli olan çiftimizin kanalı çok şen... Son sürat araba kullanırken hareretle konuştukları bir videolarına bile denk geldim geçende, bulursam yazıya ekleyeceğim, yanlarından kamyonların geçtiği. İnsan hayatı Yotuberlık'tan daha değersiz olmuş anlaşılan ama buna müsaade edilmemesi gerekir kanun yapıcılar ve komuoyu tarafından. 

Arabada video çekimi yasaklanmalıdır. Ne dersiniz? Bir kişinin hayatı kurtulacaksa bile, biz seyiciler bu zevkten ve arabada geçen zamanıda paraya çevirme fırsatından mahrum kalsın Youtuber'lar. Ne olacak?

Hepimizin aklını başına devşirmesi gerekiyor. Bizim artık trafik konusunda çok daha ekstra şeylere ihtiyacımız var. Kadın cinayetlerinden ölenler yüzünden belki trafik kazalarını pek önemsemez olduk ama arabalar ve yollarda katil koca ve sevgililer kadar tehlikelidir. Ne dersiniz?

Gelelim daha özele, bu güzide çiftimiz mutluluklarını bir Youtuber ekonomisine de çevirmiş gözüküyrolar ve 1.5 miyon aboneleri var. Kıskandığımızdan değil Allah daha çok versin ama, bu kadar rahatlık ve boş çene muhabbeti sınırsız iticilik doğuruyor. Öyle yapın ki izleyen izlesin ama izlemeyen de nefret etmesin

İsmen çoğumuz tanımasakta TV dizilerinden tanıyoruz galiba kendilerini ve açıkcası TV'den Yotube gibi özgür bir alana bu kadar laçka bir geçiş pek sert olmuş biz izleyiciler için.

Noluyo Ya! konseptinize uygun belki herşey ama bu kadarı fazla harbi size Noluyor Ya! 

Bu sebelerle bu şekilde düşünenler için #izlenmez kanal olarak etiketliyoruz kendilerini.


Sınırsız Rahatlık Sınırsız Antipati ve İticiliktir


Bu değerli birbirini çok sevdiği belli olan çiftimizin kanalı çok şen... Son sürat araba kullanırken hareretle konuştukları bir videolarına bile denk geldim geçende, bulursam yazıya ekleyeceğim, yanlarından kamyonların geçtiği. İnsan hayatı Yotuberlık'tan daha değersiz olmuş anlaşılan ama buna müsaade edilmemesi gerekir kanun yapıcılar ve komuoyu tarafından. 

Arabada video çekimi yasaklanmalıdır. Ne dersiniz? Bir kişinin hayatı kurtulacaksa bile, biz seyiciler bu zevkten ve arabada geçen zamanıda paraya çevirme fırsatından mahrum kalsın Youtuber'lar. Ne olacak?

Hepimizin aklını başına devşirmesi gerekiyor. Bizim artık trafik konusunda çok daha ekstra şeylere ihtiyacımız var. Kadın cinayetlerinden ölenler yüzünden belki trafik kazalarını pek önemsemez olduk ama arabalar ve yollarda katil koca ve sevgililer kadar tehlikelidir. Ne dersiniz?

Gelelim daha özele, bu güzide çiftimiz mutluluklarını bir Youtuber ekonomisine de çevirmiş gözüküyrolar ve 1.5 miyon aboneleri var. Kıskandığımızdan değil Allah daha çok versin ama, bu kadar rahatlık ve boş çene muhabbeti sınırsız iticilik doğuruyor. Öyle yapın ki izleyen izlesin ama izlemeyen de nefret etmesin

İsmen çoğumuz tanımasakta TV dizilerinden tanıyoruz galiba kendilerini ve açıkcası TV'den Yotube gibi özgür bir alana bu kadar laçka bir geçiş pek sert olmuş biz izleyiciler için.

Noluyo Ya! konseptinize uygun belki herşey ama bu kadarı fazla harbi size Noluyor Ya! 

Bu sebelerle bu şekilde düşünenler için #izlenmez kanal olarak etiketliyoruz kendilerini.


 

Teknoloji editörlerimiz kadar kendisini kaybeden Youtuber'larımız yok nerdeyse, genç zıpır Youtuber'larımızı saymazsak. Rahmetli Yurtsan Atakan'dı (Yazıları) bu işin duayeniydi ve o da ölünce böyle destursuz bir camia oluştu.

Bir hava bi hava sormayın... Sebebini bilmiyoruz, ama muhtemelen teknolojik ürünlerle ilgilidir ve bizim teknoloji editörü Youtuber arkadaşlara bakıyoruz; nedense bir türlü mütevazi olamıyorlar. Sürekli bir havalı ve abartılı olma hali. Sanırsınız kendileri üretiyorlar bu anlattıklarını.

Ama gerçekte olan ise, firmalar ürünlerini gönderiyor ve yalvarıyorlar bir nevi ya da hediye veriyorlar, arkadaşlarda bu hediyler karşısında inceleme tanıtım videoları çekiyorlar. Ama bu inceleme işini o kadar cilalayıp parlatıp abartıyorlar ki, bir süre sonra mevzu tamamen kişisel şova dönüşüyor bir habercilik olmaktan çıkıp. Birde kendi aralarında çok büyük rekabet var belliki, arada analistliğe girişiyor ve böyle fütüristik ve araştırmacı derin gazeceiliğede soyunuyorlar.

Ultra HD Abartılı Derin Bakışlı Araştırmacı Teknolog

Bu videoda bunun en güzel örneğini görüyoruz.  Erdi adlı arkaşta bir video yapıyor analizler eşliğinde ve bir bakış atıyor video kapağında görüleceği üzere... Videoyu Google bir lansman olarak yapsa bu kadar havalı ve abartı olmazdı herhalde. Görüntülere ve arkadaşın hallerine bakarsanız, sanki kendi şirketinin ürünü için bir lansman video yaptırmış ve o ürünün lansmanını yapıyor sanırsınız. Gerçekten trajikomik. Hele o videonun kapak fotosundan ki yana doğru  Android2e bakış.... Ahahahha yıkılıyoruz

Tamam anladık HD video stok aboneliğiniz var ama, bu kadar çok sürmeye gerek yoktu.

Bir sürü gereksiz karma videolar üzerine eklenmiş seslendirme ile videoyu mu izleyelim yoksa konuya mı sese mi odaklanalım arasında kalıyorsunuz.

Tabii zorlama fütüristik çabalarda var. Bu kafa hep o kafa aslında "Bizimde Bor'umuz var" diyenin bir üstü yani "Yapamıyoruz bari teknoloji nereye gidiyor biz önce tahmin edelim ve Google'un gizli planını deşifre edelim"kafası.  Peh peh... Yürü be kim tutar seni cevval teknoloji editörümüz.

Zaten loş karanlık neon ışıklı arka plandan belli çok iyi sistem yapmışsın, süper bilgisayarlar yapmışsın ve en kısa zamanda sen bu işi çözersin. Bizde son kullanıcı olarka uyanırız ve tedbirleri alırız.

Yok arkadaş bu ülke iflah olmaz; ya ifrat ya tefrit ya aşırılık veya da azlık arasında gidip gelecek.

Başlığa bakarmısınız "Android'i Bitirir mi?" Neymiş efendim şimdi Google Fuşya diye yeni bir işletim sistemi yapıyormuş ve bu gene Google'un olan Andorid i bitirirmiymiş ve bizde bunu abartılı bu video ile kendisinden dineleyeceğiz. Yok kalsın arkadaş bir normal yazı okuyalım yeter. 20 dakika karman çorman Ultra HD videoları izleyip "gavura bak neler yapıyor" triplerine girmeye gerek yok durduk yerde. Siz kendi aranızda en iyi teknoloji editörü savaşlarına devam edin havalı havalı.

Bu yüzden videoyu #izlenmez #niyeya olarak etiketledik.




Ultra HD Abartılı Derin Bakışlı Araştırmacı Teknolog

 

Teknoloji editörlerimiz kadar kendisini kaybeden Youtuber'larımız yok nerdeyse, genç zıpır Youtuber'larımızı saymazsak. Rahmetli Yurtsan Atakan'dı (Yazıları) bu işin duayeniydi ve o da ölünce böyle destursuz bir camia oluştu.

Bir hava bi hava sormayın... Sebebini bilmiyoruz, ama muhtemelen teknolojik ürünlerle ilgilidir ve bizim teknoloji editörü Youtuber arkadaşlara bakıyoruz; nedense bir türlü mütevazi olamıyorlar. Sürekli bir havalı ve abartılı olma hali. Sanırsınız kendileri üretiyorlar bu anlattıklarını.

Ama gerçekte olan ise, firmalar ürünlerini gönderiyor ve yalvarıyorlar bir nevi ya da hediye veriyorlar, arkadaşlarda bu hediyler karşısında inceleme tanıtım videoları çekiyorlar. Ama bu inceleme işini o kadar cilalayıp parlatıp abartıyorlar ki, bir süre sonra mevzu tamamen kişisel şova dönüşüyor bir habercilik olmaktan çıkıp. Birde kendi aralarında çok büyük rekabet var belliki, arada analistliğe girişiyor ve böyle fütüristik ve araştırmacı derin gazeceiliğede soyunuyorlar.

Ultra HD Abartılı Derin Bakışlı Araştırmacı Teknolog

Bu videoda bunun en güzel örneğini görüyoruz.  Erdi adlı arkaşta bir video yapıyor analizler eşliğinde ve bir bakış atıyor video kapağında görüleceği üzere... Videoyu Google bir lansman olarak yapsa bu kadar havalı ve abartı olmazdı herhalde. Görüntülere ve arkadaşın hallerine bakarsanız, sanki kendi şirketinin ürünü için bir lansman video yaptırmış ve o ürünün lansmanını yapıyor sanırsınız. Gerçekten trajikomik. Hele o videonun kapak fotosundan ki yana doğru  Android2e bakış.... Ahahahha yıkılıyoruz

Tamam anladık HD video stok aboneliğiniz var ama, bu kadar çok sürmeye gerek yoktu.

Bir sürü gereksiz karma videolar üzerine eklenmiş seslendirme ile videoyu mu izleyelim yoksa konuya mı sese mi odaklanalım arasında kalıyorsunuz.

Tabii zorlama fütüristik çabalarda var. Bu kafa hep o kafa aslında "Bizimde Bor'umuz var" diyenin bir üstü yani "Yapamıyoruz bari teknoloji nereye gidiyor biz önce tahmin edelim ve Google'un gizli planını deşifre edelim"kafası.  Peh peh... Yürü be kim tutar seni cevval teknoloji editörümüz.

Zaten loş karanlık neon ışıklı arka plandan belli çok iyi sistem yapmışsın, süper bilgisayarlar yapmışsın ve en kısa zamanda sen bu işi çözersin. Bizde son kullanıcı olarka uyanırız ve tedbirleri alırız.

Yok arkadaş bu ülke iflah olmaz; ya ifrat ya tefrit ya aşırılık veya da azlık arasında gidip gelecek.

Başlığa bakarmısınız "Android'i Bitirir mi?" Neymiş efendim şimdi Google Fuşya diye yeni bir işletim sistemi yapıyormuş ve bu gene Google'un olan Andorid i bitirirmiymiş ve bizde bunu abartılı bu video ile kendisinden dineleyeceğiz. Yok kalsın arkadaş bir normal yazı okuyalım yeter. 20 dakika karman çorman Ultra HD videoları izleyip "gavura bak neler yapıyor" triplerine girmeye gerek yok durduk yerde. Siz kendi aranızda en iyi teknoloji editörü savaşlarına devam edin havalı havalı.

Bu yüzden videoyu #izlenmez #niyeya olarak etiketledik.




 

Ayaküstü Lezzetler adlı kanalına "Merhaba, bu hafta harika bir içerikle karşınızdayız" diye girmek. Sanki TV de sağlık konuşuyoruz...

"Merhaba bu hafta harika bir ayaküstü lezzet yiyecekle; pizza ile karşınızdayız" deseydiniz keşke arkadaşlar, en azından pizzaya olan saygınızdan...

Hele o elde kahvelerle videoya başlamak yok mu? Arkadaşlar bağırıyor adeta biz ayaküstülüğün değil iticiliğin ve özensizliğin dibine vuracağız diye. Artı hele o video yanındaki konuşurken dalıp gitmeler yok mu?

Ayrıca 30 bine yakın aboneye saygı gereği insan ne diyeceğini önceden iyice düşünür... Yazık o drone çekimine de onun ardından ki sonrasında bu kadar kötü bir giriş ve sunum var. 

Yemek kanalın ismine uygun ayaküstü olacak diye, herşey ayaküstü olmamalı kanalda. Yani konuşmaların özensizliği de dahil buna ve oturabilirsiniz biryerer bulup sonuçta 30-40 a yakın yaşınız var sürekli ayakta neden görünüyorsunuz.?.

"Hadi neyse" diyoruz devam ediyoruz, karanlık bir çekim çıkıyor karşımıza karanalıkta bir muahbbet dönüyor ve ilk pizza öyle karanlıkta pişiyor ve "bu çok büyük büyük" nidaları ile dışarda yer aramalar başlıyor vesaire. Biz sıkılıyoruz giderek.

Ayaküstü Lezzetler ayaküstü sefilliğe dönüşüyor dolmuşta ayakta gitmek gibi adeta ve daha ilk pizza tatma denemesinde pizzayı unutuyor ve arkadaşların haline üzülmeye başlıyoruz.
 
Tamam kanalın adı ayaküstü lezzetler ama,  o ilk pizzayı sahile bir parka gidip, güzelce bağdaş kurup pizzayı yerde aranıza koyup adam gibi yemenize engel değildi.
 
Sonuçta kafasında saç kalmayacak kadar yaş almışsınız insalarsınız, gidip elalemin kayığının üstünde neden pizza tırtıklıyorsunuz..

Film burda kopuyor açıkcası, sonrası ne olduğu mühim değil ve izleyerek kendinizi strese sokmayın.

Videomuz 3 kategoride olmayı hak ediyor.. #izlenmez #niyeya #kötüperformans


Ayaküstü Lezzet Sefillik Olursa

 

Ayaküstü Lezzetler adlı kanalına "Merhaba, bu hafta harika bir içerikle karşınızdayız" diye girmek. Sanki TV de sağlık konuşuyoruz...

"Merhaba bu hafta harika bir ayaküstü lezzet yiyecekle; pizza ile karşınızdayız" deseydiniz keşke arkadaşlar, en azından pizzaya olan saygınızdan...

Hele o elde kahvelerle videoya başlamak yok mu? Arkadaşlar bağırıyor adeta biz ayaküstülüğün değil iticiliğin ve özensizliğin dibine vuracağız diye. Artı hele o video yanındaki konuşurken dalıp gitmeler yok mu?

Ayrıca 30 bine yakın aboneye saygı gereği insan ne diyeceğini önceden iyice düşünür... Yazık o drone çekimine de onun ardından ki sonrasında bu kadar kötü bir giriş ve sunum var. 

Yemek kanalın ismine uygun ayaküstü olacak diye, herşey ayaküstü olmamalı kanalda. Yani konuşmaların özensizliği de dahil buna ve oturabilirsiniz biryerer bulup sonuçta 30-40 a yakın yaşınız var sürekli ayakta neden görünüyorsunuz.?.

"Hadi neyse" diyoruz devam ediyoruz, karanlık bir çekim çıkıyor karşımıza karanalıkta bir muahbbet dönüyor ve ilk pizza öyle karanlıkta pişiyor ve "bu çok büyük büyük" nidaları ile dışarda yer aramalar başlıyor vesaire. Biz sıkılıyoruz giderek.

Ayaküstü Lezzetler ayaküstü sefilliğe dönüşüyor dolmuşta ayakta gitmek gibi adeta ve daha ilk pizza tatma denemesinde pizzayı unutuyor ve arkadaşların haline üzülmeye başlıyoruz.
 
Tamam kanalın adı ayaküstü lezzetler ama,  o ilk pizzayı sahile bir parka gidip, güzelce bağdaş kurup pizzayı yerde aranıza koyup adam gibi yemenize engel değildi.
 
Sonuçta kafasında saç kalmayacak kadar yaş almışsınız insalarsınız, gidip elalemin kayığının üstünde neden pizza tırtıklıyorsunuz..

Film burda kopuyor açıkcası, sonrası ne olduğu mühim değil ve izleyerek kendinizi strese sokmayın.

Videomuz 3 kategoride olmayı hak ediyor.. #izlenmez #niyeya #kötüperformans



Videoyu izlerken, önce arkadaşların çocuksu hal ve hareketlerine sonra kanal abone sayısına sonra 20 tl mevuzusuna sonra tarihi mekanlara ve genel olarak videodaki karmaşaya bakıyorsunuz.

7 milyon kanal abonesine sahip olup, hala daha kanalı yeni açmış gibi doğal olmalarıda ilginç geliyor. Zaten bir süre sonra sizde videonun ne mahiyetle çekildiğini veya ne yapılmaya çalışıldığını arkadaşların neci olduğunu unutuyorsunuz. Çünkü o kadar rahatlar ki arkadaşlar; tarihi camii içinde halı sahaya girmiş gibi bir o yana bir bi bu yana bile koşmaya başlıyorlar.

Evden izinsiz İstanbul'u gezmeye çıkan 10 yaşlarında 3 şımarık küçük çocuk gibi şen olan bu gençlerin ne yapmayı amaçladıkları gerçekten muamma. "20 TL ile gezilip eğlenilir mi?" deneyi yapıyorlar ama bu olay arada kaynıyor gibi. Zaten "şu parayla şu nu bunu yaptık olur mu" mevsusu da bayatladığı için onlar da pek takmıyorlar ve oardan oraya savruluyor.

Ve onlarda 20 tl nin peş para etmediğini artık biliyorlar, bu yüzden "Silivri korkusundan muhaliflik yapamıyoruz, en azından saykoya bağlayalım" durumu var gibi. İyi de yapıyorlar siyaset muhalefet partilerinin işi 25000 lira maaş alan vekillerin en başta. Bu beyacanlı delikanlı gençlerin değil.

Kanal abone sayısına rağmen videonun bir prodüksiyon olmadığı zaten ortada ve nereye varacağı da hiç belli değil. Bu yüzden yarıda bırakıp 30 dakikanızı harcamanıza gerek yok. Muhtemelen ben ne izledim diyeceksiniz sonunda.

Kendilerine tavsiye edeceğimiz şey, daha farklı konular bulmaları ve dağınık değil biraz odaklanarak hareket etmeleri, birden fazla kameraman yapmaları ve seslerini iyi tonlama yaparak kullanmaları.

Bu yüzden hem #izlenmez hemde #niyeya olarak işaretledik.

Kafalar : 20 TL İLE BİR GÜN GEÇİRMEK!




Takipçiler 7 Milyon Ama Kafalar 20 Milyon


Videoyu izlerken, önce arkadaşların çocuksu hal ve hareketlerine sonra kanal abone sayısına sonra 20 tl mevuzusuna sonra tarihi mekanlara ve genel olarak videodaki karmaşaya bakıyorsunuz.

7 milyon kanal abonesine sahip olup, hala daha kanalı yeni açmış gibi doğal olmalarıda ilginç geliyor. Zaten bir süre sonra sizde videonun ne mahiyetle çekildiğini veya ne yapılmaya çalışıldığını arkadaşların neci olduğunu unutuyorsunuz. Çünkü o kadar rahatlar ki arkadaşlar; tarihi camii içinde halı sahaya girmiş gibi bir o yana bir bi bu yana bile koşmaya başlıyorlar.

Evden izinsiz İstanbul'u gezmeye çıkan 10 yaşlarında 3 şımarık küçük çocuk gibi şen olan bu gençlerin ne yapmayı amaçladıkları gerçekten muamma. "20 TL ile gezilip eğlenilir mi?" deneyi yapıyorlar ama bu olay arada kaynıyor gibi. Zaten "şu parayla şu nu bunu yaptık olur mu" mevsusu da bayatladığı için onlar da pek takmıyorlar ve oardan oraya savruluyor.

Ve onlarda 20 tl nin peş para etmediğini artık biliyorlar, bu yüzden "Silivri korkusundan muhaliflik yapamıyoruz, en azından saykoya bağlayalım" durumu var gibi. İyi de yapıyorlar siyaset muhalefet partilerinin işi 25000 lira maaş alan vekillerin en başta. Bu beyacanlı delikanlı gençlerin değil.

Kanal abone sayısına rağmen videonun bir prodüksiyon olmadığı zaten ortada ve nereye varacağı da hiç belli değil. Bu yüzden yarıda bırakıp 30 dakikanızı harcamanıza gerek yok. Muhtemelen ben ne izledim diyeceksiniz sonunda.

Kendilerine tavsiye edeceğimiz şey, daha farklı konular bulmaları ve dağınık değil biraz odaklanarak hareket etmeleri, birden fazla kameraman yapmaları ve seslerini iyi tonlama yaparak kullanmaları.

Bu yüzden hem #izlenmez hemde #niyeya olarak işaretledik.

Kafalar : 20 TL İLE BİR GÜN GEÇİRMEK!





Konu harika ve harika başlıyor her şey "amanın o da ne?" her şey birden hızlanıyor ve karmaşık hale geliyor; aynı gene bu video da eleştirildiği üzere internetin ve internet ürünlerinin google, facebok, youtube gibi başladıktan sonra geldikleri hallerindeki gibi.

Arkadaşlar bu ne acele? Bu kadar mühim bir konuyu 15 dakikaya sığrdırmanız gerekmezdi biz hayli hayli 30 dakikamızı verirdik. 

Nedir o seslendirmedeki ve görüntülerideki hız ve karmaşıklık?  Amaç ne burda ? Hepimizi hızlı okuma ve dikkat konsantrasyon eğitimi kursuna mı göndermek? Yoksa videoyu yaparken hacker filmleri mi izlediniz?

Böyle iyi bir saçmalama olamaz! Tamam sizde avrupalı haberciler olarak ABD'de deki fast food haberciliği örnek almaya çalışmışsınız, anladık; havalı görüntüler, hızlı geçişler ve hızlı anlatımlar vs ama avrupalı olduğunuzu ve ABD'li bir vatandaştan 3x yavaş düşündüğünüzü, yaşadığınızı ve tükettiğinizi veya 3x yavaş geç anladığınızı unuttunuz galiba.

Sonuç mu? Çok iyi saçmalamışsınız. İyi çünkü içeirk çok iyi saçma çünkü izlenecek gibi değil. 

Videonuzu bu haliyle 15 dakika sabredip izlemeyecek kimse... Bir çuval inciri berbat etmişsiniz. Saçmalamanız videonun içeirğinin önemini unutturmuş.

Bu sebeplerle sizi #kötüperformans ve #izlenmez olarak etiketledik.


Böyle İyi Saçmalamak Olamaz!


Konu harika ve harika başlıyor her şey "amanın o da ne?" her şey birden hızlanıyor ve karmaşık hale geliyor; aynı gene bu video da eleştirildiği üzere internetin ve internet ürünlerinin google, facebok, youtube gibi başladıktan sonra geldikleri hallerindeki gibi.

Arkadaşlar bu ne acele? Bu kadar mühim bir konuyu 15 dakikaya sığrdırmanız gerekmezdi biz hayli hayli 30 dakikamızı verirdik. 

Nedir o seslendirmedeki ve görüntülerideki hız ve karmaşıklık?  Amaç ne burda ? Hepimizi hızlı okuma ve dikkat konsantrasyon eğitimi kursuna mı göndermek? Yoksa videoyu yaparken hacker filmleri mi izlediniz?

Böyle iyi bir saçmalama olamaz! Tamam sizde avrupalı haberciler olarak ABD'de deki fast food haberciliği örnek almaya çalışmışsınız, anladık; havalı görüntüler, hızlı geçişler ve hızlı anlatımlar vs ama avrupalı olduğunuzu ve ABD'li bir vatandaştan 3x yavaş düşündüğünüzü, yaşadığınızı ve tükettiğinizi veya 3x yavaş geç anladığınızı unuttunuz galiba.

Sonuç mu? Çok iyi saçmalamışsınız. İyi çünkü içeirk çok iyi saçma çünkü izlenecek gibi değil. 

Videonuzu bu haliyle 15 dakika sabredip izlemeyecek kimse... Bir çuval inciri berbat etmişsiniz. Saçmalamanız videonun içeirğinin önemini unutturmuş.

Bu sebeplerle sizi #kötüperformans ve #izlenmez olarak etiketledik.