kötüperformans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kötüperformans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

 

Fikir çok iyi ama anlatıcı uzman arkadaş gerçekten çok yetersiz anlatmış sınır kişilikleri, hele ara ara ergen tabiri ile "border" demesi tam bir laçkalık örneği. Bu kadar bu alanda çalışıp "Sınır kişilikler" ya da "Sınırda Kişilik" diyememek tam anlamıyla utanç verici.

Evet, fikir çok iyi çünkü herkesin herkese beğenmediği zaman birbirine en kolay yoldan "şizofren" dediği bir ülkede diğer psikolojik hastalıklara bu tür programlarda değinilmesi çok güzel. Cehaletimiz gideriliyor.

Zaten 2011 Sağlık Bakanlığı Türkiye Ruh Sağlığı Raporu'na göre Türkiye'de 5 kişiden 1 klinik düzeyde psikolojik hasta. Bu oran muhtemelen şu an 5 te 3 civarında ve muhtemel bu 5 kişiden 3 ü herkes dışarda geziyor etdavi olmadan. Yani ülkecek zihnen ve ruhen hastayız ve tedavi kabul etmiyoruz. Bu yüzden bu tür progrmları insanları bilgilendirip tedaviye yönlendirmek amacıyla kullanmak gerekir, aksi her çaba kötü sonuçlara sebep verir; çünkü bu işlerin magazini olamaz.

Ülkemiz tam anlamıyla narsist, sınır kişilik, bipolar, histeri ve kaçıngan/utangaç kişilik bozukluğu hastası cenneti diyebiliriz.  Bunun toplumsal ve siyasal sebepleri çok fazla. Cumhuriyet'in kuruluşu ile ülke olarak gelişmişlik çıtasını çok yukarda tutup, ama dibe doğru aksini yaşamış bir ülke olarak ve 70-80 yıldır darbelerle, demokrasi ve hukuk dışı işlerle kısaca despot militarizm ve oportunizmle yönetildiğimiz ve yaşam eğrimizde küçüklükten itibaren aile, devlet ve çevre tarafından her aşamada insan olarak örselendiğimiz için aileler ve toplum olarak psikolojik ve zihinsel durumlarımız çok sorunlu ve çoğumuzda bir çeşit kişilik bozukluğu hastalığı var ve ülkemizde eğitimde gelişmediği için ruh sağlığımız çok sorunlu ve her türlü psikolojik hastalık olması gereken oran 1 ise bizde 10 kat fazla ve işin kötüsü tedavi kabul etmiyoruz ve bu yüzdende psikoloji kelimesini "delilik" olarak anlayacak kadar sığ ve cahiliz. 

Baksanıza sene 2021 ve mafya babaları bile adalete isyan ediyor online olarak. Daha iyi bir özet olabilir mi ruh sağlığımız hakkında.

Hal böyle olunca, psikoloji uzmanlarımızın daha donanımlı olması ve dillerini geliştirmeleri gerekiyor ve böyle bir progrma için özel br hazırlık ve 1 haftalık çekim gerekiyor en az değişrilerek ve geliştirilerek

Bu programda yapılan şey eğer ilk deneme ise çok vasat olmuş ve insanlara pek yönlendirici ve eğitici değil. Oysa sınır kişilikler ve narsistler "onları görünce tanıyınca kaçsak mı?" şeklinde değilde daha detaylı kişilik ve davranış özellikleri ile anlatılmalı ve soran kişide "Allah Allah demek öyle" tavrında olmamlı. Ülkemizdeki vakaların çokluğu ve durumun vehameti anlatılarak tedaviye yönlendirici şeyler söylemek gerekirdi.

Şu halde hastalarını dizi seneryosu yapan malum insandan pek farklı olmamış, sadece konu röportaj hikaye anlatıcılığı olarak dillendirilmiş.

Videoyu #kötüperformans ve #kötüstik olarka etiketliyoruz.

Böyle Psikolojik Hastalık Anlatımı Olmaz

 

Fikir çok iyi ama anlatıcı uzman arkadaş gerçekten çok yetersiz anlatmış sınır kişilikleri, hele ara ara ergen tabiri ile "border" demesi tam bir laçkalık örneği. Bu kadar bu alanda çalışıp "Sınır kişilikler" ya da "Sınırda Kişilik" diyememek tam anlamıyla utanç verici.

Evet, fikir çok iyi çünkü herkesin herkese beğenmediği zaman birbirine en kolay yoldan "şizofren" dediği bir ülkede diğer psikolojik hastalıklara bu tür programlarda değinilmesi çok güzel. Cehaletimiz gideriliyor.

Zaten 2011 Sağlık Bakanlığı Türkiye Ruh Sağlığı Raporu'na göre Türkiye'de 5 kişiden 1 klinik düzeyde psikolojik hasta. Bu oran muhtemelen şu an 5 te 3 civarında ve muhtemel bu 5 kişiden 3 ü herkes dışarda geziyor etdavi olmadan. Yani ülkecek zihnen ve ruhen hastayız ve tedavi kabul etmiyoruz. Bu yüzden bu tür progrmları insanları bilgilendirip tedaviye yönlendirmek amacıyla kullanmak gerekir, aksi her çaba kötü sonuçlara sebep verir; çünkü bu işlerin magazini olamaz.

Ülkemiz tam anlamıyla narsist, sınır kişilik, bipolar, histeri ve kaçıngan/utangaç kişilik bozukluğu hastası cenneti diyebiliriz.  Bunun toplumsal ve siyasal sebepleri çok fazla. Cumhuriyet'in kuruluşu ile ülke olarak gelişmişlik çıtasını çok yukarda tutup, ama dibe doğru aksini yaşamış bir ülke olarak ve 70-80 yıldır darbelerle, demokrasi ve hukuk dışı işlerle kısaca despot militarizm ve oportunizmle yönetildiğimiz ve yaşam eğrimizde küçüklükten itibaren aile, devlet ve çevre tarafından her aşamada insan olarak örselendiğimiz için aileler ve toplum olarak psikolojik ve zihinsel durumlarımız çok sorunlu ve çoğumuzda bir çeşit kişilik bozukluğu hastalığı var ve ülkemizde eğitimde gelişmediği için ruh sağlığımız çok sorunlu ve her türlü psikolojik hastalık olması gereken oran 1 ise bizde 10 kat fazla ve işin kötüsü tedavi kabul etmiyoruz ve bu yüzdende psikoloji kelimesini "delilik" olarak anlayacak kadar sığ ve cahiliz. 

Baksanıza sene 2021 ve mafya babaları bile adalete isyan ediyor online olarak. Daha iyi bir özet olabilir mi ruh sağlığımız hakkında.

Hal böyle olunca, psikoloji uzmanlarımızın daha donanımlı olması ve dillerini geliştirmeleri gerekiyor ve böyle bir progrma için özel br hazırlık ve 1 haftalık çekim gerekiyor en az değişrilerek ve geliştirilerek

Bu programda yapılan şey eğer ilk deneme ise çok vasat olmuş ve insanlara pek yönlendirici ve eğitici değil. Oysa sınır kişilikler ve narsistler "onları görünce tanıyınca kaçsak mı?" şeklinde değilde daha detaylı kişilik ve davranış özellikleri ile anlatılmalı ve soran kişide "Allah Allah demek öyle" tavrında olmamlı. Ülkemizdeki vakaların çokluğu ve durumun vehameti anlatılarak tedaviye yönlendirici şeyler söylemek gerekirdi.

Şu halde hastalarını dizi seneryosu yapan malum insandan pek farklı olmamış, sadece konu röportaj hikaye anlatıcılığı olarak dillendirilmiş.

Videoyu #kötüperformans ve #kötüstik olarka etiketliyoruz.

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 


Kötü Stil Kötü Performans Videosu Örneği

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 



Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

İlker Canikligil; Yeni Bir ROK, Cüneyt Özdemir, Sinan Çetin Vakası


Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında, son derece naif güzel bir girişle başlayan video sunucunun sorusu üzerine "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken birden bilmeden "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Bilmeyenler olarak bu video ile beraber tanıdığımız Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiab birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ. Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. Bu nerden baksanız bir skandal.

 

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

KOÇTAŞ'tan Skandal Youtube Video İçeriği

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında, son derece naif güzel bir girişle başlayan video sunucunun sorusu üzerine "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken birden bilmeden "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Bilmeyenler olarak bu video ile beraber tanıdığımız Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiab birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ. Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. Bu nerden baksanız bir skandal.

 

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


Webtekno Parasıyla Coin Şovu Yapıyor; "Basıcaz"

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


 

 

Bu tuhaf video trend lksitesine girmiş gerçi kimse trend listesinin mantığını anlamış değil ama bizde merak edip baktık.

Ortada bir şeyler dönüyor veya konu cemaat dışındakiler için anlaması çok zor. Bir grup arkadaş tuhaf bir düzende oturup bir şeyler konuşuyorlar; ama, sadece mevzuyu abonelerine anlatıyorlar ama bunu anlatmaya da zorlanıyorlar.

Ekipten biri ayrılmış; ama herkes konuşamayı ellerini birbirine vurarak hatta şaplatarak konuşmaya çalışıyorlar veya konuşamıyorlar.

Sonuç olarak, 3 kişinin koltukta birini gamer koltuğunda oturduğu ve arkada mavi kırmızı fransa bayrağı türünde br perdenin olduğu tuhaf bir durum sözkonusu.

Bizlerde kampta başlarına gelmeyen amerikan gençlik filmlerinin klişe repliği ile soruyoruz:

"Birisi burada neler oluyor açıklasın lütfen...?" 

Böyle kalablık nüfuslu videolarda bir tür hazırlık olmalı ve insanlar neyin nasıl kimin neyi konuşacağı önceden ayarlanmalı

Video şu haliyle tam bir #kötüstil ve #kötüperformans abidesi ama maalesef Youtube algoritması henüz bu anlayamıyor ve bizler trend listesinde görüyoruz.

 


Biri Burada Konu Ne Açıklasın Lütfen

 

 

Bu tuhaf video trend lksitesine girmiş gerçi kimse trend listesinin mantığını anlamış değil ama bizde merak edip baktık.

Ortada bir şeyler dönüyor veya konu cemaat dışındakiler için anlaması çok zor. Bir grup arkadaş tuhaf bir düzende oturup bir şeyler konuşuyorlar; ama, sadece mevzuyu abonelerine anlatıyorlar ama bunu anlatmaya da zorlanıyorlar.

Ekipten biri ayrılmış; ama herkes konuşamayı ellerini birbirine vurarak hatta şaplatarak konuşmaya çalışıyorlar veya konuşamıyorlar.

Sonuç olarak, 3 kişinin koltukta birini gamer koltuğunda oturduğu ve arkada mavi kırmızı fransa bayrağı türünde br perdenin olduğu tuhaf bir durum sözkonusu.

Bizlerde kampta başlarına gelmeyen amerikan gençlik filmlerinin klişe repliği ile soruyoruz:

"Birisi burada neler oluyor açıklasın lütfen...?" 

Böyle kalablık nüfuslu videolarda bir tür hazırlık olmalı ve insanlar neyin nasıl kimin neyi konuşacağı önceden ayarlanmalı

Video şu haliyle tam bir #kötüstil ve #kötüperformans abidesi ama maalesef Youtube algoritması henüz bu anlayamıyor ve bizler trend listesinde görüyoruz.

 


 

Bilim veya Matematik veya Fizik dersi... Malum bu tür zor konularda hep bir klişe var: "Biz acaba bunları daha eğlenceli ve sevimli şekilde basitleştirerek anlatarak öğretebilir miyiz?. Bu videoda buna yeltenilmiş ama olmamış... 

Nedenine gelirsek, öncelikle çok hızlı bir giriş var ve "kim kimdir? Şimdi burada ne yapıyoruz?" girizgahı yok ve  soru soran kişi çok kötü diksiyona sahip, yada kayıt kötü ve sinema eleştirmeni ile konuşacak havası veriyor bizlere.

İkincisi bilim adamı olan kişi çok kötü bir üsluba sahip.. "Zaman? pis bir soru bu" bu ne demek... Daha başlar başlamaz insanı bilimden soğutuyor ve bunu söylerken sırıtıyor... Böyle bir  giriş olamaz. Tüm sevimlilik baştan bitti. Küfürde eder bu şimdi havası veriyor.

Birde galiba, "insanlar atlamadan izlesin" diye, çok hızlı bir çekim kurgusu veya montajı yapmışlar ve daha "o ne bu ne şu ne" diyemeden ordan oraya atlıyorlar durumu var.

Birde soruları cevaplayan bilim adamımız gereksiz yere çok gülümsüyor ve konuya odaklanmamızı sağlayacak vurguları bu yüzden yapamıyor, sanki ana okulu çocuklarına birşeyi anlatıyormuş gibi bir hali var. Tamam sevimli olmak güzel ama ekrana karşı bunu yapmak lazım orda olup ekranda görünmeyen insanlara karşı değil.

Arkadaşlar tamam, çok duyduk; "videoya giriş ne kadar kısa ile ve hızlı ise, o kadar çarpıcı oluyor veya insanları videoda tutuyor" ama burada konu bilim ve zor sorular.. Aceleniz ne ? Sakin olun şöyle... Birde videonun altında patreonla desteklendiği için yapılmıştır vesaire diyorsunuz. Yarış videosu mu bu? Keşke desteklemeseler de siz de yapmasanız bu videoları...

Sonuç olarak, video kanalın ismi gibi Flu olmuş ve başlığındaki gibi "olmaz böyle saçma anlatım..." dedirtiyor.

Videoyu bu sebeplerle #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


Bilimi Sevimli de Anlatamamışlar!

 

Bilim veya Matematik veya Fizik dersi... Malum bu tür zor konularda hep bir klişe var: "Biz acaba bunları daha eğlenceli ve sevimli şekilde basitleştirerek anlatarak öğretebilir miyiz?. Bu videoda buna yeltenilmiş ama olmamış... 

Nedenine gelirsek, öncelikle çok hızlı bir giriş var ve "kim kimdir? Şimdi burada ne yapıyoruz?" girizgahı yok ve  soru soran kişi çok kötü diksiyona sahip, yada kayıt kötü ve sinema eleştirmeni ile konuşacak havası veriyor bizlere.

İkincisi bilim adamı olan kişi çok kötü bir üsluba sahip.. "Zaman? pis bir soru bu" bu ne demek... Daha başlar başlamaz insanı bilimden soğutuyor ve bunu söylerken sırıtıyor... Böyle bir  giriş olamaz. Tüm sevimlilik baştan bitti. Küfürde eder bu şimdi havası veriyor.

Birde galiba, "insanlar atlamadan izlesin" diye, çok hızlı bir çekim kurgusu veya montajı yapmışlar ve daha "o ne bu ne şu ne" diyemeden ordan oraya atlıyorlar durumu var.

Birde soruları cevaplayan bilim adamımız gereksiz yere çok gülümsüyor ve konuya odaklanmamızı sağlayacak vurguları bu yüzden yapamıyor, sanki ana okulu çocuklarına birşeyi anlatıyormuş gibi bir hali var. Tamam sevimli olmak güzel ama ekrana karşı bunu yapmak lazım orda olup ekranda görünmeyen insanlara karşı değil.

Arkadaşlar tamam, çok duyduk; "videoya giriş ne kadar kısa ile ve hızlı ise, o kadar çarpıcı oluyor veya insanları videoda tutuyor" ama burada konu bilim ve zor sorular.. Aceleniz ne ? Sakin olun şöyle... Birde videonun altında patreonla desteklendiği için yapılmıştır vesaire diyorsunuz. Yarış videosu mu bu? Keşke desteklemeseler de siz de yapmasanız bu videoları...

Sonuç olarak, video kanalın ismi gibi Flu olmuş ve başlığındaki gibi "olmaz böyle saçma anlatım..." dedirtiyor.

Videoyu bu sebeplerle #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

İyi Konu Eksik Anlatım ve Kötü Stille Birleşince; ABD'ye Göç?

 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Videonun kapağında "sınırları zorlayan bilgisayar" deniyor 100.000+ liralık ama videoyu izlediğiniz ilk dakikadan sonra video sizin sabır sınırlarınızı zorluyor.

Depo gibi bir yerde intordan sonraki kısımdan itibaren, rastgele bir çekim kötü ses düzeni ile ratgele konuşmalardan sonra tam konuya geldiler dediğimiz yerde de olay bir türlü netleşmiyor ve "ben ne izliyorum" diye kedinizize sormaya başlıyorsunuz ve sonrasını merka etmiyor kapatıyorsunuz.

Tercih meselesi tabii, herkes özgür özellikle 100 bin üzerinden abone yapan herkes abonelerinin sadakatine inanarak böyle dağınık yapımlarda yapabilirler ama, bu gerçekten sınırları zoruluyor.

Videoyu #kötüperformans ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


Sınırları Zorlayan Video - Ne İzledim Ben -4

 

Videonun kapağında "sınırları zorlayan bilgisayar" deniyor 100.000+ liralık ama videoyu izlediğiniz ilk dakikadan sonra video sizin sabır sınırlarınızı zorluyor.

Depo gibi bir yerde intordan sonraki kısımdan itibaren, rastgele bir çekim kötü ses düzeni ile ratgele konuşmalardan sonra tam konuya geldiler dediğimiz yerde de olay bir türlü netleşmiyor ve "ben ne izliyorum" diye kedinizize sormaya başlıyorsunuz ve sonrasını merka etmiyor kapatıyorsunuz.

Tercih meselesi tabii, herkes özgür özellikle 100 bin üzerinden abone yapan herkes abonelerinin sadakatine inanarak böyle dağınık yapımlarda yapabilirler ama, bu gerçekten sınırları zoruluyor.

Videoyu #kötüperformans ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


Videoda olanları anlamaya çalışmak anlayıp gülmekten daha zor. Belli bir  cinsiyete ve profile hitap ediyor. Bu yüzden herkese yönelik olması kolaylaştırabilirdi. Daha iyi oyunculuk ve daha çok anlatımla.

Anladığımıza göre farklı araba markalarını seçen farklı profillerin genelde hangi sporu yaptığı esprili bir dille anlatılmaya çalışılmış ama, yeterince başarılı değil. Hele fondaki o rap müzik hiç olmamış zira bu arabaları kullananlar rap dinlemiyor ağırlıkla. Araba markaları ve onları tercih eden Türk profilleri daha iyi anlatılabilir.

Her ne kadar çok profilleri oynamaya çalışsa da ağırlıkla kendini oynamış gibi. Fikir çok iyi ve mekanlarda çok iyi ama içerikler ve oyunculuk eksik.

Özellikle alman markalarını anlatırken profiller çok yavan duruyor. Daha çok oyandığı profilin içine giren ve daha kapsamlı içeriklerle daha uzun süreli anlatımlar olabilirdi ve eğlenceli olur. Çünkü çok hızlı geçtiği için profiller tam netleşmiyor zihinde.

Şu haliyle #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Güldürmek Bu Kadar Zor Olmamalı

Videoda olanları anlamaya çalışmak anlayıp gülmekten daha zor. Belli bir  cinsiyete ve profile hitap ediyor. Bu yüzden herkese yönelik olması kolaylaştırabilirdi. Daha iyi oyunculuk ve daha çok anlatımla.

Anladığımıza göre farklı araba markalarını seçen farklı profillerin genelde hangi sporu yaptığı esprili bir dille anlatılmaya çalışılmış ama, yeterince başarılı değil. Hele fondaki o rap müzik hiç olmamış zira bu arabaları kullananlar rap dinlemiyor ağırlıkla. Araba markaları ve onları tercih eden Türk profilleri daha iyi anlatılabilir.

Her ne kadar çok profilleri oynamaya çalışsa da ağırlıkla kendini oynamış gibi. Fikir çok iyi ve mekanlarda çok iyi ama içerikler ve oyunculuk eksik.

Özellikle alman markalarını anlatırken profiller çok yavan duruyor. Daha çok oyandığı profilin içine giren ve daha kapsamlı içeriklerle daha uzun süreli anlatımlar olabilirdi ve eğlenceli olur. Çünkü çok hızlı geçtiği için profiller tam netleşmiyor zihinde.

Şu haliyle #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

 

Video baştan sona aslında tutarsız ve gereksiz bir çaba ürünü. Lüks iftar menüsünü(bildiğiniz serpme kahvaltı) daha şık bir şekilde deneyip mütevazı olan sıradan iftarı da(tavuk dönerlli fakir iftarı mı diyelim neyse artık.) ona göre bir stille bir ortam ve kılıkta denemek denenen şey dahiyane öncelikle, ama yapılan bu şey, hem bu inanç kutsalıyla ve anlamıyla çelişiyor hemde yapılan şeyi daha anlamsız ve saçma kılıyor. 

İlk denenen iftar menüsü değil, bildiğiniz hurma eklenmiş serpme kahvaltı ve kim serpme kahvaltı ile iftar açar Türk kültüründe? 

"Bıhtık ya Bıhtık" Ucuz vs Pahalı... Hep aynı terane ramazanda bile...

Gerçekten anlamsız ve saçma bir çaba. Arada çevreci sosyal mesaj vermek bile videonun genel olarak berbatlığının önüne geçememiş. Madem çevreci mesaj vereceksiniz, o ilk lüks menüdeki plastik kirliliğinden neden bahset miyorsunuz? 20 tane at kullan plastik var orda, dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birisidir plastik kirliliği... 

Bu arada "fakir iftarı" diyebileceğimiz ucuz seçilen iftar menüsü de tam bir saçmalık; iftarda tavuk döner ayran nedir arkadaş? Oto sanayi mi orası? Yani bunun neyini test edebilirsiniz.. Bunun Türk kültüründe iftarlık anlamı nedir? Yok! 

Farklı bir şey seçin, ya da kendiniz yapın ve nasıl yaptığınızı da anlatın o zaman insanlar size: vay be desin!. Gir mutfağa iki makarna pilav yap.. Hadi pirinç pilavını geçelim arpa şehriyesi pilavı yapın. Öğrenci evi mi orası...? 

Serpme kahvaltıyı iftar diye yiyip sonra ona alternatif ucuz olarakta ekmek arası döner menü iftariyelik olarak yemek nedir? Şaka gibi.. Üstelik bunu evde yapmak! Evde ekmek arası tavuk döner menü ile iftar açmak? Saç baş dağınık gecelikle!... Reklamda gece yarısı çikolata almaya giden kadın modu hiç olmamış..

Bu şekilde bir video yapmak iftar açmak değil, "ben zenginim ama ben fakiri de oynayabiliyorum" demek gibi bir şey. Ayrıca madem restoranların ismini vermeyecekseniz neden laf atıyorsunuz...?

Ayrıca lüks menüdeki mekandakı o aydınlatma ve yerdeki o ufo benzeri şeyler nedir? Oto sanayi gibi gözüküyor... Hem açık far renk makyaj ve o soluk benizli o tarza bu kötü aydıntlatma olur mu?

Gerçekten anlamsız ve gereksiz bir video olmuş. 4 milyon insana hitap edip, bu kadar vasatın altında işler yapmak niye?

Video #izlenmez #kötüperformans #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.


Kötü Yapım Kötü Anlatım Kötü Stil

 

Video baştan sona aslında tutarsız ve gereksiz bir çaba ürünü. Lüks iftar menüsünü(bildiğiniz serpme kahvaltı) daha şık bir şekilde deneyip mütevazı olan sıradan iftarı da(tavuk dönerlli fakir iftarı mı diyelim neyse artık.) ona göre bir stille bir ortam ve kılıkta denemek denenen şey dahiyane öncelikle, ama yapılan bu şey, hem bu inanç kutsalıyla ve anlamıyla çelişiyor hemde yapılan şeyi daha anlamsız ve saçma kılıyor. 

İlk denenen iftar menüsü değil, bildiğiniz hurma eklenmiş serpme kahvaltı ve kim serpme kahvaltı ile iftar açar Türk kültüründe? 

"Bıhtık ya Bıhtık" Ucuz vs Pahalı... Hep aynı terane ramazanda bile...

Gerçekten anlamsız ve saçma bir çaba. Arada çevreci sosyal mesaj vermek bile videonun genel olarak berbatlığının önüne geçememiş. Madem çevreci mesaj vereceksiniz, o ilk lüks menüdeki plastik kirliliğinden neden bahset miyorsunuz? 20 tane at kullan plastik var orda, dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birisidir plastik kirliliği... 

Bu arada "fakir iftarı" diyebileceğimiz ucuz seçilen iftar menüsü de tam bir saçmalık; iftarda tavuk döner ayran nedir arkadaş? Oto sanayi mi orası? Yani bunun neyini test edebilirsiniz.. Bunun Türk kültüründe iftarlık anlamı nedir? Yok! 

Farklı bir şey seçin, ya da kendiniz yapın ve nasıl yaptığınızı da anlatın o zaman insanlar size: vay be desin!. Gir mutfağa iki makarna pilav yap.. Hadi pirinç pilavını geçelim arpa şehriyesi pilavı yapın. Öğrenci evi mi orası...? 

Serpme kahvaltıyı iftar diye yiyip sonra ona alternatif ucuz olarakta ekmek arası döner menü iftariyelik olarak yemek nedir? Şaka gibi.. Üstelik bunu evde yapmak! Evde ekmek arası tavuk döner menü ile iftar açmak? Saç baş dağınık gecelikle!... Reklamda gece yarısı çikolata almaya giden kadın modu hiç olmamış..

Bu şekilde bir video yapmak iftar açmak değil, "ben zenginim ama ben fakiri de oynayabiliyorum" demek gibi bir şey. Ayrıca madem restoranların ismini vermeyecekseniz neden laf atıyorsunuz...?

Ayrıca lüks menüdeki mekandakı o aydınlatma ve yerdeki o ufo benzeri şeyler nedir? Oto sanayi gibi gözüküyor... Hem açık far renk makyaj ve o soluk benizli o tarza bu kötü aydıntlatma olur mu?

Gerçekten anlamsız ve gereksiz bir video olmuş. 4 milyon insana hitap edip, bu kadar vasatın altında işler yapmak niye?

Video #izlenmez #kötüperformans #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.


 

Türkiye'nin en büyük genel içerik Youtube kanallarından biri "Herşey Dahil" ve videoları 4 milyon abone tarafından günde 500 bin'in üzerinde seyrediliyor . 

Kanalın en önemli özelliği, her telden konular anlatması gibi gözükse de, asıl stratejileri TV'lerdeki özelliklede paparazzi programlarında ki gibi bir seslendirme tekniği ile anlatım yapmaları. 

Bu yüksek sesli, tempolu ve heyacanlı anlatımı daha çok paparazzi programlarından biliyoruz. "İzleyeni heyacanlandıran etkileyici bir sesle, hızlıca anlatılan ilginç konular" evet, bu şekilde ile izleyenin nabzı elde tutulmaya çalışılıyor.

Ama maalesef bu kanal bunu tam başaramıyor. Çok itici bir tarz bu. 4 milyon abonesi olması bunu iyi yapıyor anlamına gelmez, çünkü yurtdışındaki Türkler'i de sayarsak 100 milyona yakın Türkçe konuşan izleyici arasında 4 milyon ulaşılabilir bir şeydir 5 yılda. Belli ki daha çok gençler ve çocuklar izliyor ve onların bu anlamda bir izleyicilik kaygısı yok.

Sonuç olarak, izlerken rahatsız oluyorsunuz, seslendirmeyi yapan arkadaş yerine sizi hıçkırık tutmuş gibi, hıçkıracaksınız gibi geliyor ya da bu hissi çok yemek yediğinizde gırtlağınıza kadar yemek dolduğunda yaşarsınız ve konuşmak isterken zorlanırsınız. 

Seslendirmeyi yapan kişi konuyu hep aynı tempoda anlattığı için, hızını alamayıp kelimeleri yutuyor ve buda konuda asıl ilginç noktalara tonlama ile vurgu yapmasının önüne geçiyor ve siz bu arada konudan uzaklaşıp dalıp başka konulara gidiyorsunuz ve tekrar odaklanmak istediğinizde bu anlatımın insanın zihnini yoran bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.

Zaten paparazzi programları bu tekniği sadece girişte kullanıyorlar ve videonun tamamını böyle at koşturur gibi anlatmıyorlar. En nihayetinde sizin sesininizin heyacanı ve hızı konunun heyacanı veya ilginçliğinin önüne geçmemeli. Konu asıl olan.

Bu şekilde düşünenler için Herşey Dahil kanalını #izlenmez ve #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

Bu Tempoda Uzun Anlatım Olmaz

 

Türkiye'nin en büyük genel içerik Youtube kanallarından biri "Herşey Dahil" ve videoları 4 milyon abone tarafından günde 500 bin'in üzerinde seyrediliyor . 

Kanalın en önemli özelliği, her telden konular anlatması gibi gözükse de, asıl stratejileri TV'lerdeki özelliklede paparazzi programlarında ki gibi bir seslendirme tekniği ile anlatım yapmaları. 

Bu yüksek sesli, tempolu ve heyacanlı anlatımı daha çok paparazzi programlarından biliyoruz. "İzleyeni heyacanlandıran etkileyici bir sesle, hızlıca anlatılan ilginç konular" evet, bu şekilde ile izleyenin nabzı elde tutulmaya çalışılıyor.

Ama maalesef bu kanal bunu tam başaramıyor. Çok itici bir tarz bu. 4 milyon abonesi olması bunu iyi yapıyor anlamına gelmez, çünkü yurtdışındaki Türkler'i de sayarsak 100 milyona yakın Türkçe konuşan izleyici arasında 4 milyon ulaşılabilir bir şeydir 5 yılda. Belli ki daha çok gençler ve çocuklar izliyor ve onların bu anlamda bir izleyicilik kaygısı yok.

Sonuç olarak, izlerken rahatsız oluyorsunuz, seslendirmeyi yapan arkadaş yerine sizi hıçkırık tutmuş gibi, hıçkıracaksınız gibi geliyor ya da bu hissi çok yemek yediğinizde gırtlağınıza kadar yemek dolduğunda yaşarsınız ve konuşmak isterken zorlanırsınız. 

Seslendirmeyi yapan kişi konuyu hep aynı tempoda anlattığı için, hızını alamayıp kelimeleri yutuyor ve buda konuda asıl ilginç noktalara tonlama ile vurgu yapmasının önüne geçiyor ve siz bu arada konudan uzaklaşıp dalıp başka konulara gidiyorsunuz ve tekrar odaklanmak istediğinizde bu anlatımın insanın zihnini yoran bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.

Zaten paparazzi programları bu tekniği sadece girişte kullanıyorlar ve videonun tamamını böyle at koşturur gibi anlatmıyorlar. En nihayetinde sizin sesininizin heyacanı ve hızı konunun heyacanı veya ilginçliğinin önüne geçmemeli. Konu asıl olan.

Bu şekilde düşünenler için Herşey Dahil kanalını #izlenmez ve #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Malum son 5-10 yılda yurdışına göç almış başını gitmişti; ortalama yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ve pandemiye kadar bu böyleydi ve geçen yıl muhtemelen bu göç durdu veya çok azaldı ama bu süreçte de hala yurtdışına gitmek isteyenler  için, özellikle ABD'ye yerleşenler ordan kanal açıp burdaki insanlara bilgilendirici videolar çekiyorlar.

Bu arkadaşta muhtemelen bunlardan birisi, hatta kanalının ismi de ÇırakMusaUSA gibi bir tekerlemelik bir şey. Çok amatörce çekilen videyo izlemeye tahammül edebilirseniz içeriğe odaklanarak bir süre izleyebiliyorsunuz.  Ama bir yere kadar; çünkü o kadar kötü bir stili varki her açıdan; video çekimi, konuşması, giyimi, saçı başı ve ses tonlaması her açıdan çok kötü. O şapka ve saçlar nedir öyle? Sakince ve yaşına göre daha olgun bir stile geçmesi gerekiyor ve mümkünse mikrofona geçmesi lazım.

Sonuç olarak, içeriği iyi olsa da performansı ve stili çok kötü. 

Bu yüzden kendisini ABD deki gündelik iş hayatını çok iyi işlediği için #iyiiçerik olarak ama #kötüperformans ve #kötüstil olarak 3 kategoride etiketliyoruz.

İyi İçerik ama Kötü Performans ve Kötü Stil

 

Malum son 5-10 yılda yurdışına göç almış başını gitmişti; ortalama yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ve pandemiye kadar bu böyleydi ve geçen yıl muhtemelen bu göç durdu veya çok azaldı ama bu süreçte de hala yurtdışına gitmek isteyenler  için, özellikle ABD'ye yerleşenler ordan kanal açıp burdaki insanlara bilgilendirici videolar çekiyorlar.

Bu arkadaşta muhtemelen bunlardan birisi, hatta kanalının ismi de ÇırakMusaUSA gibi bir tekerlemelik bir şey. Çok amatörce çekilen videyo izlemeye tahammül edebilirseniz içeriğe odaklanarak bir süre izleyebiliyorsunuz.  Ama bir yere kadar; çünkü o kadar kötü bir stili varki her açıdan; video çekimi, konuşması, giyimi, saçı başı ve ses tonlaması her açıdan çok kötü. O şapka ve saçlar nedir öyle? Sakince ve yaşına göre daha olgun bir stile geçmesi gerekiyor ve mümkünse mikrofona geçmesi lazım.

Sonuç olarak, içeriği iyi olsa da performansı ve stili çok kötü. 

Bu yüzden kendisini ABD deki gündelik iş hayatını çok iyi işlediği için #iyiiçerik olarak ama #kötüperformans ve #kötüstil olarak 3 kategoride etiketliyoruz.

Giriş Notu : Şeyna Subaşı'nın son yotube videosu bu eski videosu olduğu için bu video üzerinden analiz yapılmıştır.

Herkesin hayatını kişisel tercihler olarak özgürce yaşadığı ve yaşaması gerektiği bir dünyadayız. Türkiye'de rol model yapılan ünlü erkekleri ve kadınları düşününce, kötü rol model yapılmaya çalışılan Şeyma Subaşı'na yöneltilen nefretin; bir siyasetçiden veya siyasetçilerle olan ilişkisini çok açıkca gösteren Acun'dan daha çok olması normal değil.

Şeyma Subaşı Bu Kadar Nefreti Haketmiyor

Bizler asıl eleştireceğimiz insanları görmeli, yani kamunun halkın hakkını alanlara odaklanmalı ve böyle tanımadığımız ve bilmediğimiz ve kamu olarak vergimizle ilişkisi olmayan siyasetçi olmayan insanlara nefretimizi yöneltmemeliliyiz. Bu yersiz nefretle, kişisel olarak tanımadığımız ünlü insanları eleştirmemiz bizi gerçekten bize olumlu dönemez. 

Şeyma Subaşı video da görüldüğü üzere İngilizce'de konuşuyor. Bizler nihayetinde her zaman kendimizi geliştirmeye odaklanmalı ve sahip olamadığımız zenginliklere sahip olan ünlüler gibi zengin yaşamayı hayal etmeli ve bunun için çalışmalıyız. 

Bu zamanda bu imkansız değil. Bir blog tutarak bile zengin olabilirsiniz bir icat yaparak da bir Youtube kanalı açarak da. Bu size kalmış. Eğer bu videodanda görüldüğü üzere zengin olmaksa konumuz bunun için çalışalım. Şeyma Subaşı'nın bunu nasıl yaptığına değil.

Bize düşen onu olsa olsa stil olarak, kendi alanında eleştirmek olabilir. 1 yıl önceki bu videoda kendisi, giysi uyumu açısından ve konuşma şekli ve duruşu açısından çok kötü gözüküyor. Siyah o alt hiç olmamış. Uzun mat renkli bir tayt daha iyi gösterebilirdi ve makyajı da çok kötü. Saçları felaket zaten. Bu anlamda uyumusuz ve kötü tarzlar silsilesi var videoda. 

Hele sevilisinin o kot pantolonla oto sanayiden yada İtalyan restoranı mutfağında çalışan birinin even yeni gelmiş üstünü değişmemiş gibi halleri facia. İkisinin de birbirine uyumlu giymesi gerekirdi.

150 bin abonenin karşısında gündelikte olsa bu kadar uyumsuz bir kıayfetle çıkamazsınız.

Bu yüzden kendisini bu video özelinde #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.



Şeyma Subaşı'nın Stili Nefretlik Kendisi Değil

Giriş Notu : Şeyna Subaşı'nın son yotube videosu bu eski videosu olduğu için bu video üzerinden analiz yapılmıştır.

Herkesin hayatını kişisel tercihler olarak özgürce yaşadığı ve yaşaması gerektiği bir dünyadayız. Türkiye'de rol model yapılan ünlü erkekleri ve kadınları düşününce, kötü rol model yapılmaya çalışılan Şeyma Subaşı'na yöneltilen nefretin; bir siyasetçiden veya siyasetçilerle olan ilişkisini çok açıkca gösteren Acun'dan daha çok olması normal değil.

Şeyma Subaşı Bu Kadar Nefreti Haketmiyor

Bizler asıl eleştireceğimiz insanları görmeli, yani kamunun halkın hakkını alanlara odaklanmalı ve böyle tanımadığımız ve bilmediğimiz ve kamu olarak vergimizle ilişkisi olmayan siyasetçi olmayan insanlara nefretimizi yöneltmemeliliyiz. Bu yersiz nefretle, kişisel olarak tanımadığımız ünlü insanları eleştirmemiz bizi gerçekten bize olumlu dönemez. 

Şeyma Subaşı video da görüldüğü üzere İngilizce'de konuşuyor. Bizler nihayetinde her zaman kendimizi geliştirmeye odaklanmalı ve sahip olamadığımız zenginliklere sahip olan ünlüler gibi zengin yaşamayı hayal etmeli ve bunun için çalışmalıyız. 

Bu zamanda bu imkansız değil. Bir blog tutarak bile zengin olabilirsiniz bir icat yaparak da bir Youtube kanalı açarak da. Bu size kalmış. Eğer bu videodanda görüldüğü üzere zengin olmaksa konumuz bunun için çalışalım. Şeyma Subaşı'nın bunu nasıl yaptığına değil.

Bize düşen onu olsa olsa stil olarak, kendi alanında eleştirmek olabilir. 1 yıl önceki bu videoda kendisi, giysi uyumu açısından ve konuşma şekli ve duruşu açısından çok kötü gözüküyor. Siyah o alt hiç olmamış. Uzun mat renkli bir tayt daha iyi gösterebilirdi ve makyajı da çok kötü. Saçları felaket zaten. Bu anlamda uyumusuz ve kötü tarzlar silsilesi var videoda. 

Hele sevilisinin o kot pantolonla oto sanayiden yada İtalyan restoranı mutfağında çalışan birinin even yeni gelmiş üstünü değişmemiş gibi halleri facia. İkisinin de birbirine uyumlu giymesi gerekirdi.

150 bin abonenin karşısında gündelikte olsa bu kadar uyumsuz bir kıayfetle çıkamazsınız.

Bu yüzden kendisini bu video özelinde #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.



 

Trend listesinde 26'ıncı o yüzden bakmak gerek. Bakıyoruz bizde, video son derece sade bir video ama giderek sönükleşiyor, tabii altta 1.6 milyon aboneyi görünce beklentimizde artıyor. Ama maalesef video bir yemek pişirme videosu gibi gelmiyor. Son derece sönük bir performans ve kısık bir sesle sanki evdekiler rahatsız olmasın gibi gece yarısı çekilmiş gibi.

Gerçekten katlanılır gibi değil, hele kelimeleri anlatırken yutmalar vesaire. Hem çorba çok basit ama çok lezzetli diye beklenti oluşturuluyor ama videoya bakıyoruz son derece yetersiz bir anlatım.

"Çorba bu ne bekliyorsunuz?" da denebilir ama değil öyle. Eğer siz milyon kişiye ulaşmışsanız anlatımınız güçlü ve tok olmalı ki enerji versin insanlara o çorbayı yapmada.

Şu halde çorbayı ben asla denemem.

Videoyu #kötüperformans olarak etikerliyoruz


Aman Evdekiler Rahatsız Olmasın

 

Trend listesinde 26'ıncı o yüzden bakmak gerek. Bakıyoruz bizde, video son derece sade bir video ama giderek sönükleşiyor, tabii altta 1.6 milyon aboneyi görünce beklentimizde artıyor. Ama maalesef video bir yemek pişirme videosu gibi gelmiyor. Son derece sönük bir performans ve kısık bir sesle sanki evdekiler rahatsız olmasın gibi gece yarısı çekilmiş gibi.

Gerçekten katlanılır gibi değil, hele kelimeleri anlatırken yutmalar vesaire. Hem çorba çok basit ama çok lezzetli diye beklenti oluşturuluyor ama videoya bakıyoruz son derece yetersiz bir anlatım.

"Çorba bu ne bekliyorsunuz?" da denebilir ama değil öyle. Eğer siz milyon kişiye ulaşmışsanız anlatımınız güçlü ve tok olmalı ki enerji versin insanlara o çorbayı yapmada.

Şu halde çorbayı ben asla denemem.

Videoyu #kötüperformans olarak etikerliyoruz


 

Ayaküstü Lezzetler adlı kanalına "Merhaba, bu hafta harika bir içerikle karşınızdayız" diye girmek. Sanki TV de sağlık konuşuyoruz...

"Merhaba bu hafta harika bir ayaküstü lezzet yiyecekle; pizza ile karşınızdayız" deseydiniz keşke arkadaşlar, en azından pizzaya olan saygınızdan...

Hele o elde kahvelerle videoya başlamak yok mu? Arkadaşlar bağırıyor adeta biz ayaküstülüğün değil iticiliğin ve özensizliğin dibine vuracağız diye. Artı hele o video yanındaki konuşurken dalıp gitmeler yok mu?

Ayrıca 30 bine yakın aboneye saygı gereği insan ne diyeceğini önceden iyice düşünür... Yazık o drone çekimine de onun ardından ki sonrasında bu kadar kötü bir giriş ve sunum var. 

Yemek kanalın ismine uygun ayaküstü olacak diye, herşey ayaküstü olmamalı kanalda. Yani konuşmaların özensizliği de dahil buna ve oturabilirsiniz biryerer bulup sonuçta 30-40 a yakın yaşınız var sürekli ayakta neden görünüyorsunuz.?.

"Hadi neyse" diyoruz devam ediyoruz, karanlık bir çekim çıkıyor karşımıza karanalıkta bir muahbbet dönüyor ve ilk pizza öyle karanlıkta pişiyor ve "bu çok büyük büyük" nidaları ile dışarda yer aramalar başlıyor vesaire. Biz sıkılıyoruz giderek.

Ayaküstü Lezzetler ayaküstü sefilliğe dönüşüyor dolmuşta ayakta gitmek gibi adeta ve daha ilk pizza tatma denemesinde pizzayı unutuyor ve arkadaşların haline üzülmeye başlıyoruz.
 
Tamam kanalın adı ayaküstü lezzetler ama,  o ilk pizzayı sahile bir parka gidip, güzelce bağdaş kurup pizzayı yerde aranıza koyup adam gibi yemenize engel değildi.
 
Sonuçta kafasında saç kalmayacak kadar yaş almışsınız insalarsınız, gidip elalemin kayığının üstünde neden pizza tırtıklıyorsunuz..

Film burda kopuyor açıkcası, sonrası ne olduğu mühim değil ve izleyerek kendinizi strese sokmayın.

Videomuz 3 kategoride olmayı hak ediyor.. #izlenmez #niyeya #kötüperformans


Ayaküstü Lezzet Sefillik Olursa

 

Ayaküstü Lezzetler adlı kanalına "Merhaba, bu hafta harika bir içerikle karşınızdayız" diye girmek. Sanki TV de sağlık konuşuyoruz...

"Merhaba bu hafta harika bir ayaküstü lezzet yiyecekle; pizza ile karşınızdayız" deseydiniz keşke arkadaşlar, en azından pizzaya olan saygınızdan...

Hele o elde kahvelerle videoya başlamak yok mu? Arkadaşlar bağırıyor adeta biz ayaküstülüğün değil iticiliğin ve özensizliğin dibine vuracağız diye. Artı hele o video yanındaki konuşurken dalıp gitmeler yok mu?

Ayrıca 30 bine yakın aboneye saygı gereği insan ne diyeceğini önceden iyice düşünür... Yazık o drone çekimine de onun ardından ki sonrasında bu kadar kötü bir giriş ve sunum var. 

Yemek kanalın ismine uygun ayaküstü olacak diye, herşey ayaküstü olmamalı kanalda. Yani konuşmaların özensizliği de dahil buna ve oturabilirsiniz biryerer bulup sonuçta 30-40 a yakın yaşınız var sürekli ayakta neden görünüyorsunuz.?.

"Hadi neyse" diyoruz devam ediyoruz, karanlık bir çekim çıkıyor karşımıza karanalıkta bir muahbbet dönüyor ve ilk pizza öyle karanlıkta pişiyor ve "bu çok büyük büyük" nidaları ile dışarda yer aramalar başlıyor vesaire. Biz sıkılıyoruz giderek.

Ayaküstü Lezzetler ayaküstü sefilliğe dönüşüyor dolmuşta ayakta gitmek gibi adeta ve daha ilk pizza tatma denemesinde pizzayı unutuyor ve arkadaşların haline üzülmeye başlıyoruz.
 
Tamam kanalın adı ayaküstü lezzetler ama,  o ilk pizzayı sahile bir parka gidip, güzelce bağdaş kurup pizzayı yerde aranıza koyup adam gibi yemenize engel değildi.
 
Sonuçta kafasında saç kalmayacak kadar yaş almışsınız insalarsınız, gidip elalemin kayığının üstünde neden pizza tırtıklıyorsunuz..

Film burda kopuyor açıkcası, sonrası ne olduğu mühim değil ve izleyerek kendinizi strese sokmayın.

Videomuz 3 kategoride olmayı hak ediyor.. #izlenmez #niyeya #kötüperformans



Konu harika ve harika başlıyor her şey "amanın o da ne?" her şey birden hızlanıyor ve karmaşık hale geliyor; aynı gene bu video da eleştirildiği üzere internetin ve internet ürünlerinin google, facebok, youtube gibi başladıktan sonra geldikleri hallerindeki gibi.

Arkadaşlar bu ne acele? Bu kadar mühim bir konuyu 15 dakikaya sığrdırmanız gerekmezdi biz hayli hayli 30 dakikamızı verirdik. 

Nedir o seslendirmedeki ve görüntülerideki hız ve karmaşıklık?  Amaç ne burda ? Hepimizi hızlı okuma ve dikkat konsantrasyon eğitimi kursuna mı göndermek? Yoksa videoyu yaparken hacker filmleri mi izlediniz?

Böyle iyi bir saçmalama olamaz! Tamam sizde avrupalı haberciler olarak ABD'de deki fast food haberciliği örnek almaya çalışmışsınız, anladık; havalı görüntüler, hızlı geçişler ve hızlı anlatımlar vs ama avrupalı olduğunuzu ve ABD'li bir vatandaştan 3x yavaş düşündüğünüzü, yaşadığınızı ve tükettiğinizi veya 3x yavaş geç anladığınızı unuttunuz galiba.

Sonuç mu? Çok iyi saçmalamışsınız. İyi çünkü içeirk çok iyi saçma çünkü izlenecek gibi değil. 

Videonuzu bu haliyle 15 dakika sabredip izlemeyecek kimse... Bir çuval inciri berbat etmişsiniz. Saçmalamanız videonun içeirğinin önemini unutturmuş.

Bu sebeplerle sizi #kötüperformans ve #izlenmez olarak etiketledik.


Böyle İyi Saçmalamak Olamaz!


Konu harika ve harika başlıyor her şey "amanın o da ne?" her şey birden hızlanıyor ve karmaşık hale geliyor; aynı gene bu video da eleştirildiği üzere internetin ve internet ürünlerinin google, facebok, youtube gibi başladıktan sonra geldikleri hallerindeki gibi.

Arkadaşlar bu ne acele? Bu kadar mühim bir konuyu 15 dakikaya sığrdırmanız gerekmezdi biz hayli hayli 30 dakikamızı verirdik. 

Nedir o seslendirmedeki ve görüntülerideki hız ve karmaşıklık?  Amaç ne burda ? Hepimizi hızlı okuma ve dikkat konsantrasyon eğitimi kursuna mı göndermek? Yoksa videoyu yaparken hacker filmleri mi izlediniz?

Böyle iyi bir saçmalama olamaz! Tamam sizde avrupalı haberciler olarak ABD'de deki fast food haberciliği örnek almaya çalışmışsınız, anladık; havalı görüntüler, hızlı geçişler ve hızlı anlatımlar vs ama avrupalı olduğunuzu ve ABD'li bir vatandaştan 3x yavaş düşündüğünüzü, yaşadığınızı ve tükettiğinizi veya 3x yavaş geç anladığınızı unuttunuz galiba.

Sonuç mu? Çok iyi saçmalamışsınız. İyi çünkü içeirk çok iyi saçma çünkü izlenecek gibi değil. 

Videonuzu bu haliyle 15 dakika sabredip izlemeyecek kimse... Bir çuval inciri berbat etmişsiniz. Saçmalamanız videonun içeirğinin önemini unutturmuş.

Bu sebeplerle sizi #kötüperformans ve #izlenmez olarak etiketledik.



 

Ruhi Çenet ismiyle müsemma biri. Yani yaptığı şeyle ismi örtüşüyor. Ruhi(ruhla ilgili) demek bilinmeyen görünmeyen şeyleri ifade ediyor, bi anlamda kendisi de bilinmeyeni gizemli konuları irdeliyor.

Her haliyle sanki bu işler için yaratılmış izlenimini veriyor size. Esrarengiz konuları araştırıp belegeselleştirip seslendiren birisi o.  Bunu eşsiz derecede gizemli sesiyle harika bir uyum içinde yapıyor ve bu doğal yeteneği ve azimli çalışmasıyla muhtemelen bu abone sayılarınada ulaşması çok zor olmadı.

Ama bazı tuhaf şeyler var onun bu stiliyle yaptığı işlerde. Örneğin, bu videodaki gibi. Şöyle düşünün, güneş enerjisi ve çevrecilik konusunda insanlara esrarengiz ve derin manalı gelecek şey nedir? Nerdeyse hiç bir şey... Zaten yetişkin veya ergen bir insan bile, dünyayı fosil yakıtların mahvettiğini biliyor az çok. Bu yüzden bunu gizemli bir bilgi gibi anlatamazsınız böyle.

Peki o zaman Ruhi Çenet bu konuyu neden bu gizemli ses tonu ve bilinen o esrarengiz stiliyle işliyor. Yani bu gözle bakınca çok tuhaf gelmiyor mu size de? Çünkü sesini kısıp veya daha karizmatik yani etkileyici hale getirmesini gerektirecek bir durum yok ortada. Ortada gizemli değil vahim olan bir durum var insanlık ve çevre açısından. O da fosil yakıtların dünyayı ve iklimi mahvetmesi ve bizim bir an önce çevreci enerjilere geçmemiz gerektiği.

O zaman şu ortaya çıkıyor, eğer siz 5 milyona kadar insana hitap ediyorsanız epey bir bukelemun gibi olmalısınız; konusuna göre, aynı bir sinema veya seslendirme oyuncusu gibi farklı bir şekil almalı ve sesinizin rengini ve duruşunu değiştirmelisiniz. Çünkü her konu kendine özgüdür ve her konu mistik ve gizemli değildir. 

Güneş enerjisi yatırımını gerekiyorsa bir girişimci ve aktivist gibi anlatmalısınz ki, burada kendisi aslında girişimci halini anlatıyor. O zaman neden bu esararengiz ses tonu ve duruş? 

Bu konuyu güzel ve sade bir ses tonuyla ve farklı bir vurgulama tekniği ile anlatmalıydı. Büyüsü bozulmazdı kanalının.

Yani bu anlatımla hangi genç ve yetişkin çevre duyarlılığı veya girişimciliğe dair gerçek bir ilham alabilir. Hiç kimse....

Bu sebeplerle #kötüperformans #kötüstil olarak etiketliyoruz

Hayatta Her Konu Gizemli Değildir


 

Ruhi Çenet ismiyle müsemma biri. Yani yaptığı şeyle ismi örtüşüyor. Ruhi(ruhla ilgili) demek bilinmeyen görünmeyen şeyleri ifade ediyor, bi anlamda kendisi de bilinmeyeni gizemli konuları irdeliyor.

Her haliyle sanki bu işler için yaratılmış izlenimini veriyor size. Esrarengiz konuları araştırıp belegeselleştirip seslendiren birisi o.  Bunu eşsiz derecede gizemli sesiyle harika bir uyum içinde yapıyor ve bu doğal yeteneği ve azimli çalışmasıyla muhtemelen bu abone sayılarınada ulaşması çok zor olmadı.

Ama bazı tuhaf şeyler var onun bu stiliyle yaptığı işlerde. Örneğin, bu videodaki gibi. Şöyle düşünün, güneş enerjisi ve çevrecilik konusunda insanlara esrarengiz ve derin manalı gelecek şey nedir? Nerdeyse hiç bir şey... Zaten yetişkin veya ergen bir insan bile, dünyayı fosil yakıtların mahvettiğini biliyor az çok. Bu yüzden bunu gizemli bir bilgi gibi anlatamazsınız böyle.

Peki o zaman Ruhi Çenet bu konuyu neden bu gizemli ses tonu ve bilinen o esrarengiz stiliyle işliyor. Yani bu gözle bakınca çok tuhaf gelmiyor mu size de? Çünkü sesini kısıp veya daha karizmatik yani etkileyici hale getirmesini gerektirecek bir durum yok ortada. Ortada gizemli değil vahim olan bir durum var insanlık ve çevre açısından. O da fosil yakıtların dünyayı ve iklimi mahvetmesi ve bizim bir an önce çevreci enerjilere geçmemiz gerektiği.

O zaman şu ortaya çıkıyor, eğer siz 5 milyona kadar insana hitap ediyorsanız epey bir bukelemun gibi olmalısınız; konusuna göre, aynı bir sinema veya seslendirme oyuncusu gibi farklı bir şekil almalı ve sesinizin rengini ve duruşunu değiştirmelisiniz. Çünkü her konu kendine özgüdür ve her konu mistik ve gizemli değildir. 

Güneş enerjisi yatırımını gerekiyorsa bir girişimci ve aktivist gibi anlatmalısınz ki, burada kendisi aslında girişimci halini anlatıyor. O zaman neden bu esararengiz ses tonu ve duruş? 

Bu konuyu güzel ve sade bir ses tonuyla ve farklı bir vurgulama tekniği ile anlatmalıydı. Büyüsü bozulmazdı kanalının.

Yani bu anlatımla hangi genç ve yetişkin çevre duyarlılığı veya girişimciliğe dair gerçek bir ilham alabilir. Hiç kimse....

Bu sebeplerle #kötüperformans #kötüstil olarak etiketliyoruz


 

Tepkikolik çok güzel bir konsept kanal ismi gibi. Yani olması gerekir bir kanal ve 2 milyona yakın abonesi var. Demek ki ciddi ciddi tepki(reaksiyon anlamında) gösteriyorlar bazı şeylere ve onları da insanlar takip ediyor. 

Bizde bu yüzden onların genel tepki fikirlerini ve gösterdikleri tepkilerini kendimize de bir nevi başvuru kaynağı olarak görmek istedik ve TikTok fenomenini Cellat36 rumuzlu arkadaşı analiz edip tepkilerini yansttıkları videoyu izleyelim dedik. Pişmanlıkla kafa karışıklığı arasında bir şey yaşadık. Gerçekten afallamışlar ve onlarda bizler gibi seyrediyorlar aslında.

Tamam kabul, bu genç arkadaşın bulunduğu mecradan TikTok tan çok manalı bir şey çıkmaz, kendileri de bu ön yargıyla izlemeye başlıyorlar ama yinede daha iyi analizler ve tepkiler çıkarılabilirdi.

Mesela ilk şey şu olabilirdi, 4 milyon takipçisi var çünkü; çocuğun fiziğini güzel bulan genç kız akranları ve onun gibi olmak isteyen erkek akranları çoktur ve tıpkı Justin Bieber gibi... Sosyal analiz olarakta şu tepki ek olurdu mesela, bu arkadaşı takip edenler muhtemelen bir dönem bizim apaçhiler dediğimiz kesim olabilir. 

Bunların da estetik ve sanat anlayışları çok fakrlı ve kendilerine göre ve başkalarına çok nitelikli gelmiyor.. Çünkü temel yaşam felsefelerinde gider yapmak ve delikanlılık raconları var, aykırı olmak tarz olmak var kendilerine özgü olarak. Bunlarda kişiden kişie göre değiştiği ve daha çok formalist yani şekilci oldukları içinde, daha çok böyle görsel şölenler peşinde koşuyorlar tavus kuşu gibi açılıyor vs...

Tabii birde bunların kendi aralarında bir rekabet ve çatışma olduğu için küçük çaplı yer altı savaşları gibi, genel olarak daha çok laf sokmak diss atma dedikleri şeyleri var. Bu yüzden aslında bu videolarda sergilenen bu tuhaf davranışlar aslında takipçilere değil düşmanlarınadır. Bunları da ancak düşmanları ve kavgalı oldukları kişiler anlarlar.

Sonuç olarak, Tepkikolik biraz daha ders çalışarak tepki göstermeli öyle masaya yayılarak geniş geniş konuşmamalılar...


TepkiKolik'e Tepki


 

Tepkikolik çok güzel bir konsept kanal ismi gibi. Yani olması gerekir bir kanal ve 2 milyona yakın abonesi var. Demek ki ciddi ciddi tepki(reaksiyon anlamında) gösteriyorlar bazı şeylere ve onları da insanlar takip ediyor. 

Bizde bu yüzden onların genel tepki fikirlerini ve gösterdikleri tepkilerini kendimize de bir nevi başvuru kaynağı olarak görmek istedik ve TikTok fenomenini Cellat36 rumuzlu arkadaşı analiz edip tepkilerini yansttıkları videoyu izleyelim dedik. Pişmanlıkla kafa karışıklığı arasında bir şey yaşadık. Gerçekten afallamışlar ve onlarda bizler gibi seyrediyorlar aslında.

Tamam kabul, bu genç arkadaşın bulunduğu mecradan TikTok tan çok manalı bir şey çıkmaz, kendileri de bu ön yargıyla izlemeye başlıyorlar ama yinede daha iyi analizler ve tepkiler çıkarılabilirdi.

Mesela ilk şey şu olabilirdi, 4 milyon takipçisi var çünkü; çocuğun fiziğini güzel bulan genç kız akranları ve onun gibi olmak isteyen erkek akranları çoktur ve tıpkı Justin Bieber gibi... Sosyal analiz olarakta şu tepki ek olurdu mesela, bu arkadaşı takip edenler muhtemelen bir dönem bizim apaçhiler dediğimiz kesim olabilir. 

Bunların da estetik ve sanat anlayışları çok fakrlı ve kendilerine göre ve başkalarına çok nitelikli gelmiyor.. Çünkü temel yaşam felsefelerinde gider yapmak ve delikanlılık raconları var, aykırı olmak tarz olmak var kendilerine özgü olarak. Bunlarda kişiden kişie göre değiştiği ve daha çok formalist yani şekilci oldukları içinde, daha çok böyle görsel şölenler peşinde koşuyorlar tavus kuşu gibi açılıyor vs...

Tabii birde bunların kendi aralarında bir rekabet ve çatışma olduğu için küçük çaplı yer altı savaşları gibi, genel olarak daha çok laf sokmak diss atma dedikleri şeyleri var. Bu yüzden aslında bu videolarda sergilenen bu tuhaf davranışlar aslında takipçilere değil düşmanlarınadır. Bunları da ancak düşmanları ve kavgalı oldukları kişiler anlarlar.

Sonuç olarak, Tepkikolik biraz daha ders çalışarak tepki göstermeli öyle masaya yayılarak geniş geniş konuşmamalılar...



 

Egirişim ve teknoloji konusunda Türkiye'de bir çok büyük haber portal ve youtube kanalı var. Egirişimclik konusunda bilinen en büyük ve başarılı iş Webrazzi'den sonra, Egirisim.com ise son dönemde öne çıkanlardan birisi. 

Kanalın sahibi Hilmi adlı bu arkadaş, genel olarak başarılı başarısız egirişimcilerle kanalda röportaj yapıyor ama, kronikleşen bir sorunu olan prezantasyon kötülüğü konusunda ısrarla yıllardır bir gelişme sağlayamadı; diksiyonunu ve hitabını hala düzeltemedi. 

Egirişimcilik gibi son derece hassas ve dinamik bir alanda, Türkiye'de eğer bu seviyede bir sunum şekliniz varsa, siz aslında hitap ettiğiniz bu dinamik ve hassas insanlara yani egirişimcilere yeterli kalitede bir sunum ve habercilik yapamazsınız. Hassas bir konu çünkü; insanlar egirişimcilik yaparken hayatlarıyla oynuyorlar bir anlamda bu yüzden insanlar hassas ve herşeyden kıl tük kapabiliyorlar.

Kanalın çok takip edilmesi, 80 bin abonesinin olması sizin iyi olduğunuz ve iyi işler yaptığınız anlamına gelmez. Çünkü Türkiye'de egirişimcilik 15-20 yıldır nerdeyse çok popüler ve herkes nerdeyse bir alan adı alıp egirişim yapmaya çalışıyor. Burada bu abone sayısı sizin üstün becerinizden değil, insanlar röportaj yaptığınız egirişimci insanlardan "izlesem bir şey kaparmıyım" diye beklemesindendir. Bu yüzden kanala gözü kapalı abone oluyorlar.

Bunun en büyük kanıtı da zaten Hilmi'nin konuksuz yaptığı bu videodan anlaşılıyor. 80.000 abone olan kanalda 10 bin izlenme bile alamamış.

Nerden başlasak ki? Başta ortam felaket öncelikle, arkada iki ampul ile arkaplandan tasarruf edilmeye çalışılmış galiba ve bu bile başlı başına felaket. Egirişim mi yoksa hayatın sırları ve derin konular mı konuşulacak belli değil. Sonuçta bu bir haftalık ebülten ve dinamik ve canlı olması lazım görüntünün.

Yok muydu odada bir arka basit tablo ve iki aydınlatma tepeden şöyle! Polis sorguya mı çekiyor karnalık o da da? Nedir bu hal Hilmi bey?

Diksiyon deseniz hak getire... Ses tonlama ve vurgu nerdeyse yok gibi. Biraz daha zorlasa aslında pembe yanaklı bir makyaj videosu çıkaracak gibi bu tuhaf sunum ve ortamdan.

Olmaz böyle! "Kanal için bir yenilik yapıp daha çok içerik üreteceğim ve haftalık bülten yapacağım" deyip berbat etmişsiniz bir çuval inciri. 

Lütfen egirişime yakışır bir sunuma geçin. Bizim gençlerimiz ve tüm egirişimcilerimiz daha iyi sunumlara layıklar böyle karanlık ambiyanslara ve kötü haberciliğe değil. İnsan bu bülteni izlerse yatırımcıdandan egirişimciliktende soğuyabilir.

Bu sebeplerle #kötüperformans #kötüstil #niyeya olarak etiketliyoruz.


Meditasyon mu eGirişim mi Anlatıyoruz?


 

Egirişim ve teknoloji konusunda Türkiye'de bir çok büyük haber portal ve youtube kanalı var. Egirişimclik konusunda bilinen en büyük ve başarılı iş Webrazzi'den sonra, Egirisim.com ise son dönemde öne çıkanlardan birisi. 

Kanalın sahibi Hilmi adlı bu arkadaş, genel olarak başarılı başarısız egirişimcilerle kanalda röportaj yapıyor ama, kronikleşen bir sorunu olan prezantasyon kötülüğü konusunda ısrarla yıllardır bir gelişme sağlayamadı; diksiyonunu ve hitabını hala düzeltemedi. 

Egirişimcilik gibi son derece hassas ve dinamik bir alanda, Türkiye'de eğer bu seviyede bir sunum şekliniz varsa, siz aslında hitap ettiğiniz bu dinamik ve hassas insanlara yani egirişimcilere yeterli kalitede bir sunum ve habercilik yapamazsınız. Hassas bir konu çünkü; insanlar egirişimcilik yaparken hayatlarıyla oynuyorlar bir anlamda bu yüzden insanlar hassas ve herşeyden kıl tük kapabiliyorlar.

Kanalın çok takip edilmesi, 80 bin abonesinin olması sizin iyi olduğunuz ve iyi işler yaptığınız anlamına gelmez. Çünkü Türkiye'de egirişimcilik 15-20 yıldır nerdeyse çok popüler ve herkes nerdeyse bir alan adı alıp egirişim yapmaya çalışıyor. Burada bu abone sayısı sizin üstün becerinizden değil, insanlar röportaj yaptığınız egirişimci insanlardan "izlesem bir şey kaparmıyım" diye beklemesindendir. Bu yüzden kanala gözü kapalı abone oluyorlar.

Bunun en büyük kanıtı da zaten Hilmi'nin konuksuz yaptığı bu videodan anlaşılıyor. 80.000 abone olan kanalda 10 bin izlenme bile alamamış.

Nerden başlasak ki? Başta ortam felaket öncelikle, arkada iki ampul ile arkaplandan tasarruf edilmeye çalışılmış galiba ve bu bile başlı başına felaket. Egirişim mi yoksa hayatın sırları ve derin konular mı konuşulacak belli değil. Sonuçta bu bir haftalık ebülten ve dinamik ve canlı olması lazım görüntünün.

Yok muydu odada bir arka basit tablo ve iki aydınlatma tepeden şöyle! Polis sorguya mı çekiyor karnalık o da da? Nedir bu hal Hilmi bey?

Diksiyon deseniz hak getire... Ses tonlama ve vurgu nerdeyse yok gibi. Biraz daha zorlasa aslında pembe yanaklı bir makyaj videosu çıkaracak gibi bu tuhaf sunum ve ortamdan.

Olmaz böyle! "Kanal için bir yenilik yapıp daha çok içerik üreteceğim ve haftalık bülten yapacağım" deyip berbat etmişsiniz bir çuval inciri. 

Lütfen egirişime yakışır bir sunuma geçin. Bizim gençlerimiz ve tüm egirişimcilerimiz daha iyi sunumlara layıklar böyle karanlık ambiyanslara ve kötü haberciliğe değil. İnsan bu bülteni izlerse yatırımcıdandan egirişimciliktende soğuyabilir.

Bu sebeplerle #kötüperformans #kötüstil #niyeya olarak etiketliyoruz.