kötüperformans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kötüperformans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

 


Video'da malum çok konuşulan "üniveristeler ve eğitim sistemimiz" hakkında analizler yapan bir akademisyen Dç. Dr arkadaş var. 
 
Kendisi ABD'den sonra da buraya gelerek burada yargı dağıtıyor adeta. Ve epey çok insanlarımız bu arkadaşı izliyor.
 
İddiasına göre "Üniversite Sistemiz Çöküyor"
 
Öncelikle olmayan üniveriste sistemi nasıl çöksün. Türkiye'de ne zaman üniveristeler eğitim ve bilim merkezi oldu ve bir sistem içinde yönetildi ki? Bu soruya hayır cevabını verir herkes.
 
Eğer kasıt bu iktidarsa, ondan önceki 2001'den öncede üniveristeler olabilecek en kötü şeyin esiriy ve faşist militarist bir ideolojinin en tepe merkeziydi ve amacı gençleri yontmak ya da katı disiplinler içinde yarıştırıp delirtmekti ve ülke siyasetien yön vermeye çalışmaktı.

Evet 20 yıl önce üniveristelerimiz tam olarak faşist elitist militarist bir oligarşinin yönettiği ve yarı açık cezaevleriydi 
 
Öyleki tamamen nerdeyse devletin tekelinde olan yüksek öğrenim düzeninde yeterince kontenjan açmayan bu faşist militarist YÖK yüzünden sene 2001'de benim mesela puanım çok iyi olduğu halde Türkçe Öğr. veya Edebiyat okuyamadım ve ancak önlisans Turizm okumak zorunda kaldım.
 
Zırvalamayı keselim artık...Ne kadar çok üniversite varsa o kadar rekabet ve gelişme demek. Eğitim serbestleşmeli ve devlet tekelinde  olmamalı. Ayrıca ne sanıyordunuz tek tipçi herkese tek müfredatı dayatan 1900 ler mantığı "milli tedrisatçı" eğitim düzeni hiç serbestleşmeyecek miydi? Bitti o devirler. Dünya giderek serberst ve küresel bir yer oluyor.
 
Ayrıca ne sanıyordunuz eğitim serbestleşeli ve militaristlerin elinden alınalı şurda 15 yıl olmuş! Özellikle bu yeni kurulan 10-15 yıllık ünilerimiz, dünyada eğitimi kendi kurucu ideolojilerinin uzantısı olarak, yani bizdeki gibi tek tipçi militarist kemalizmin beyin yıkama aracı olarak kullanmayan 100-200 yıllık dünya üniverisiteriylemi yarışacaktılar? Hayır elbette mümkün değil. Zaman gerek!
 
Bu ünivristeler elbette zamanla rekabetle çok gelişecekler. Çok duduyoruz malum. Neymiş efendim "neden 200 tane üniversite varmış neden her ilde neden üniversite varmış, neden herke süniveriste okuyormuş?"
 
Ne var bunda? Elbette üniveristeler çok olacak. Buralar kutsal mekanlar değil. 
Eğitim ölüm kalım meselesi değildir. Tıp, genetik, inşaat vb insanlık için hayati olan bölümler dışındaki her bölüm bir tür ortalama meslektir ve bu alanlarla kendi müfredatını oluşturan özel ve devlet üniverisetlerde rahatlıkla eğitim verebilirler.
 
Ayrıca Türkiye'de özel üniveriste açmak yasak vakıf kurup ancka üni açabiliyorlar hala.
 
Çünkü neden? 2001 den önce üniler ideoloji ve siyaset merkezleriydi ve akademisyenlerin amaçları solu ve muafazakarları engellemek için askere akıl hocalığı yapmaktı 
 
Nur Serter'ler Kemal Gürüzler Kemal Alemdaroğlu'lar kim açın bi okuyun "türban siyasi simgedir yasaklanmalı okullarla ve devlet kurumlarında" diyenler üniveristeleri ve ülkeyi yöneten hain militarist kemalist/Atatürkçü zevattı ve şu an ki demokrasi ve hukuk kaousunu onlar yüzünden yaşıyoruz.
 
Çünkü kendileri faşist militarist ideolojileri için 80 darbesinden bu yana ülkede eğitim başta olmak üzere ordu üzerinden ve tüm kurumlar üzerinde gençlerimizi ve vatandaşlarmızı mahvettiler

Özetle, bu ülkede eğitim eğitimi kemalistler yönetirkende berbattı çünkü tüm dertleri solcuları ve dindarları kemalist yapmaya çalışmaktı üniveristeyi yönetmek bilim üretmek değildi.

"Üniversiteler Eğitim Battı" Diyen Felaket Tellalları İş Başında

 


Video'da malum çok konuşulan "üniveristeler ve eğitim sistemimiz" hakkında analizler yapan bir akademisyen Dç. Dr arkadaş var. 
 
Kendisi ABD'den sonra da buraya gelerek burada yargı dağıtıyor adeta. Ve epey çok insanlarımız bu arkadaşı izliyor.
 
İddiasına göre "Üniversite Sistemiz Çöküyor"
 
Öncelikle olmayan üniveriste sistemi nasıl çöksün. Türkiye'de ne zaman üniveristeler eğitim ve bilim merkezi oldu ve bir sistem içinde yönetildi ki? Bu soruya hayır cevabını verir herkes.
 
Eğer kasıt bu iktidarsa, ondan önceki 2001'den öncede üniveristeler olabilecek en kötü şeyin esiriy ve faşist militarist bir ideolojinin en tepe merkeziydi ve amacı gençleri yontmak ya da katı disiplinler içinde yarıştırıp delirtmekti ve ülke siyasetien yön vermeye çalışmaktı.

Evet 20 yıl önce üniveristelerimiz tam olarak faşist elitist militarist bir oligarşinin yönettiği ve yarı açık cezaevleriydi 
 
Öyleki tamamen nerdeyse devletin tekelinde olan yüksek öğrenim düzeninde yeterince kontenjan açmayan bu faşist militarist YÖK yüzünden sene 2001'de benim mesela puanım çok iyi olduğu halde Türkçe Öğr. veya Edebiyat okuyamadım ve ancak önlisans Turizm okumak zorunda kaldım.
 
Zırvalamayı keselim artık...Ne kadar çok üniversite varsa o kadar rekabet ve gelişme demek. Eğitim serbestleşmeli ve devlet tekelinde  olmamalı. Ayrıca ne sanıyordunuz tek tipçi herkese tek müfredatı dayatan 1900 ler mantığı "milli tedrisatçı" eğitim düzeni hiç serbestleşmeyecek miydi? Bitti o devirler. Dünya giderek serberst ve küresel bir yer oluyor.
 
Ayrıca ne sanıyordunuz eğitim serbestleşeli ve militaristlerin elinden alınalı şurda 15 yıl olmuş! Özellikle bu yeni kurulan 10-15 yıllık ünilerimiz, dünyada eğitimi kendi kurucu ideolojilerinin uzantısı olarak, yani bizdeki gibi tek tipçi militarist kemalizmin beyin yıkama aracı olarak kullanmayan 100-200 yıllık dünya üniverisiteriylemi yarışacaktılar? Hayır elbette mümkün değil. Zaman gerek!
 
Bu ünivristeler elbette zamanla rekabetle çok gelişecekler. Çok duduyoruz malum. Neymiş efendim "neden 200 tane üniversite varmış neden her ilde neden üniversite varmış, neden herke süniveriste okuyormuş?"
 
Ne var bunda? Elbette üniveristeler çok olacak. Buralar kutsal mekanlar değil. 
Eğitim ölüm kalım meselesi değildir. Tıp, genetik, inşaat vb insanlık için hayati olan bölümler dışındaki her bölüm bir tür ortalama meslektir ve bu alanlarla kendi müfredatını oluşturan özel ve devlet üniverisetlerde rahatlıkla eğitim verebilirler.
 
Ayrıca Türkiye'de özel üniveriste açmak yasak vakıf kurup ancka üni açabiliyorlar hala.
 
Çünkü neden? 2001 den önce üniler ideoloji ve siyaset merkezleriydi ve akademisyenlerin amaçları solu ve muafazakarları engellemek için askere akıl hocalığı yapmaktı 
 
Nur Serter'ler Kemal Gürüzler Kemal Alemdaroğlu'lar kim açın bi okuyun "türban siyasi simgedir yasaklanmalı okullarla ve devlet kurumlarında" diyenler üniveristeleri ve ülkeyi yöneten hain militarist kemalist/Atatürkçü zevattı ve şu an ki demokrasi ve hukuk kaousunu onlar yüzünden yaşıyoruz.
 
Çünkü kendileri faşist militarist ideolojileri için 80 darbesinden bu yana ülkede eğitim başta olmak üzere ordu üzerinden ve tüm kurumlar üzerinde gençlerimizi ve vatandaşlarmızı mahvettiler

Özetle, bu ülkede eğitim eğitimi kemalistler yönetirkende berbattı çünkü tüm dertleri solcuları ve dindarları kemalist yapmaya çalışmaktı üniveristeyi yönetmek bilim üretmek değildi.

 

Flaş Flaş... 170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyor! 

Kanala ilk denk geldiğiniz andan itibaren doktorluk mesleğini ve bu tombul beyefendiyi ve onun ne yapmaya çalıştığı ve onun kim olduğu üzerinden bir çok şeyi sorgulmaya başlıyorsunuz, çünkü malum ülkemizde gereksiz yere doktora fazla değer atfeden bir durum var; doktorlar mükemmel insanlar olmalı gibi ve sanki bize babalarının hayrına hizmet ediyorlamış gibi sürekli bir saygı ve minnet halimiz var "aman canım cicim doktor" "doktorluk kutsaldır" gibi. 

Biliyorsunuz, tuhaf şekilde insana güvenilmez diyerek dürüstçe işlerini yapmaları ve insan hayatını öncelemeleri için Hipokrat yemini bile ettirilyorlar doktorlara. 6 yıl üniversitede kafa patlatıyorlar sonra delirip hastalarını öldürmesinler diye herhalde.... 

Neyse bu ayrı konu, ama bu sebepeler yüzden maalesef ülkemizde doktorlar çok havalı bir statüde yıllardır ve toplumda tarafından bu verilen değeri çok fazla istismar eden ve hastalarına gerekli özenle ve insani yaklaşamayan çok doktor da var. 

Belkide kimbilir toplumda bu yargı oluştuğu için, insanlar bilip bilmeden işini iyi şekilde mütavazice yapmaya çalışan doktorlara saldırıyorlar. Maalesef bu iki şekilde uç bakış açısı var toplumuzda. Doktoru yücelten veya doktoru dövmeye veya öldürmeye çalışan.

Özetle, doktorluk mesleği kutsaldır ve önemlidir ama, doktorlar yüce insanlar değildirler tıpkı öğretmenlik, fırıncılık veya çöpçülük gibi diğer insanlarla eşittirler, çünkü kimse onları zorlamaz doktor olmaya kendileri seçerler ve diğer her meslekler gibi insan hayatını birinci sıraya koyan ve dürüstçe icra edilen bir meslek olarak kabul edilmeli ve diğer herkes gibi imtiyaz sahibi olmadan eşit birer vatandaş olarak hesap verebilir olmalıdırlar. Çünkü; biz gözümüzde doktorları ve doktorluk mesleğini büyüttükçe toplum sağlığı ve sağlık sistemi daha iyi olmuyor aksine daha kötü oluyor. Çünkü insanoğlu hep aynı şımartılınca ve fazla değer verince işini savsaklıyor.

Maalesef ülkemizde dediğimiz gibi "doktorlar her açıdan mükemmel insanlar olmalı" gibi bir yargıda var ki bu da çok yanlış. Obez doktor olmaz gibi mesela. Olur bal gibi olur, buyurun. Bu youtuber doktor arkadaş aslında bu yargıyı kırmak için iyi bir örnek olabilir. Çünkü doktorların sizin bizim gibi sıradan birer insan olduğu gerçeğini her saniye gözümüze sokuyor bu videoda.

İzlediğiniz bir süre sonra anladığınız ve en baştan anlamanız gereken şey, bu arkadaşın mesleğinin dışında nasıl gözüktüğü ve nasıl davrandığının tamamen onun tercihi olduğu ve ona her özel hayat haliyle saygı duymanız gerektiği oluyor.

170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyerek bir şeyler anlatıyor ve insanlara fikirlerini söylüyor. Gayet normal. Bu onun tercihi çünkü.

Saçmaladığı ve haksız olduğu 2 şey var; birisi pipetlerin şu an yasaklanmaması gerektiği fikri... Pandemi süreciymiş yok pipet daha güvenli olurmuş korunmak için falan diye zırvalıyor. Söylemesi kolay tabii, bu kafada tüketmeye odaklanırsa gelecek nesillere ne iklim ne deniz ve doğa kalmayacak.. Duymamız gereken şey, "pipetler bundan 20 yıl önce yasaklanmalıydı, şu pandemi de fast foodlara gitmeyin ve içeçecekte içmeyin hatta" olmalı en fazla.

2. konu otobüste yaşlılara yer verilmesini yanlış bulan bir okurunu onaylaması üstelik bir doktor olarak.

Doktor demek, insan bedenini bilen kişi demek, 60-70 yaşındaki bir teyze veya amcanın eklemlerinin, sizin gibi kötü gün yaşadığını otobüste idrak eden ergen psikolojilerinden daha zayıf ve değerli olduğunu anlamanız gerekir...

Ne acı bunları bir doktordan da duymak. Evet, zorunlu olmalı yaşlılara otobüste ve heryere yer vermek hatta yasa olmalı 55 yaş üzeri herkes kimliğini göstererek kamu arçalarında kuyruklarında istediği kişiyi kaldırıp oturabilmeli veya yerine geçebilmeli. Toplum ve insan olmak bunu gerektiriyor çünkü.

Kısaca, gördüğünüz gibi video ve kanal içerik olarak toplamda insanı duyarlılıklar ve temenniler vaad etmiyor.

Bu haliyle video #iyiiçerik sahibi değil, #kötüstil #kötüperformans olarak etiketlenmeyi hak ediyor en fazla.

Sıradışı Bir Doktor Tanımaya Ne Dersiniz!

 

Flaş Flaş... 170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyor! 

Kanala ilk denk geldiğiniz andan itibaren doktorluk mesleğini ve bu tombul beyefendiyi ve onun ne yapmaya çalıştığı ve onun kim olduğu üzerinden bir çok şeyi sorgulmaya başlıyorsunuz, çünkü malum ülkemizde gereksiz yere doktora fazla değer atfeden bir durum var; doktorlar mükemmel insanlar olmalı gibi ve sanki bize babalarının hayrına hizmet ediyorlamış gibi sürekli bir saygı ve minnet halimiz var "aman canım cicim doktor" "doktorluk kutsaldır" gibi. 

Biliyorsunuz, tuhaf şekilde insana güvenilmez diyerek dürüstçe işlerini yapmaları ve insan hayatını öncelemeleri için Hipokrat yemini bile ettirilyorlar doktorlara. 6 yıl üniversitede kafa patlatıyorlar sonra delirip hastalarını öldürmesinler diye herhalde.... 

Neyse bu ayrı konu, ama bu sebepeler yüzden maalesef ülkemizde doktorlar çok havalı bir statüde yıllardır ve toplumda tarafından bu verilen değeri çok fazla istismar eden ve hastalarına gerekli özenle ve insani yaklaşamayan çok doktor da var. 

Belkide kimbilir toplumda bu yargı oluştuğu için, insanlar bilip bilmeden işini iyi şekilde mütavazice yapmaya çalışan doktorlara saldırıyorlar. Maalesef bu iki şekilde uç bakış açısı var toplumuzda. Doktoru yücelten veya doktoru dövmeye veya öldürmeye çalışan.

Özetle, doktorluk mesleği kutsaldır ve önemlidir ama, doktorlar yüce insanlar değildirler tıpkı öğretmenlik, fırıncılık veya çöpçülük gibi diğer insanlarla eşittirler, çünkü kimse onları zorlamaz doktor olmaya kendileri seçerler ve diğer her meslekler gibi insan hayatını birinci sıraya koyan ve dürüstçe icra edilen bir meslek olarak kabul edilmeli ve diğer herkes gibi imtiyaz sahibi olmadan eşit birer vatandaş olarak hesap verebilir olmalıdırlar. Çünkü; biz gözümüzde doktorları ve doktorluk mesleğini büyüttükçe toplum sağlığı ve sağlık sistemi daha iyi olmuyor aksine daha kötü oluyor. Çünkü insanoğlu hep aynı şımartılınca ve fazla değer verince işini savsaklıyor.

Maalesef ülkemizde dediğimiz gibi "doktorlar her açıdan mükemmel insanlar olmalı" gibi bir yargıda var ki bu da çok yanlış. Obez doktor olmaz gibi mesela. Olur bal gibi olur, buyurun. Bu youtuber doktor arkadaş aslında bu yargıyı kırmak için iyi bir örnek olabilir. Çünkü doktorların sizin bizim gibi sıradan birer insan olduğu gerçeğini her saniye gözümüze sokuyor bu videoda.

İzlediğiniz bir süre sonra anladığınız ve en baştan anlamanız gereken şey, bu arkadaşın mesleğinin dışında nasıl gözüktüğü ve nasıl davrandığının tamamen onun tercihi olduğu ve ona her özel hayat haliyle saygı duymanız gerektiği oluyor.

170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyerek bir şeyler anlatıyor ve insanlara fikirlerini söylüyor. Gayet normal. Bu onun tercihi çünkü.

Saçmaladığı ve haksız olduğu 2 şey var; birisi pipetlerin şu an yasaklanmaması gerektiği fikri... Pandemi süreciymiş yok pipet daha güvenli olurmuş korunmak için falan diye zırvalıyor. Söylemesi kolay tabii, bu kafada tüketmeye odaklanırsa gelecek nesillere ne iklim ne deniz ve doğa kalmayacak.. Duymamız gereken şey, "pipetler bundan 20 yıl önce yasaklanmalıydı, şu pandemi de fast foodlara gitmeyin ve içeçecekte içmeyin hatta" olmalı en fazla.

2. konu otobüste yaşlılara yer verilmesini yanlış bulan bir okurunu onaylaması üstelik bir doktor olarak.

Doktor demek, insan bedenini bilen kişi demek, 60-70 yaşındaki bir teyze veya amcanın eklemlerinin, sizin gibi kötü gün yaşadığını otobüste idrak eden ergen psikolojilerinden daha zayıf ve değerli olduğunu anlamanız gerekir...

Ne acı bunları bir doktordan da duymak. Evet, zorunlu olmalı yaşlılara otobüste ve heryere yer vermek hatta yasa olmalı 55 yaş üzeri herkes kimliğini göstererek kamu arçalarında kuyruklarında istediği kişiyi kaldırıp oturabilmeli veya yerine geçebilmeli. Toplum ve insan olmak bunu gerektiriyor çünkü.

Kısaca, gördüğünüz gibi video ve kanal içerik olarak toplamda insanı duyarlılıklar ve temenniler vaad etmiyor.

Bu haliyle video #iyiiçerik sahibi değil, #kötüstil #kötüperformans olarak etiketlenmeyi hak ediyor en fazla.

 

Ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz önemlidirin kanıtı bir video. Maalesef  Başak Kablan bize kötü ses tonlaması-diksiyon ve fazlaca kamera önündeki hareketlerle iradeyi anlatmaya çalışıyor.

İrade bizim bildiğimiz anlamda daha çok yapma zaafiyetimiz olan kötü alışkanlıkla ilgilidir ve bizler video başlığındna bakara bunu beklerken bize tembelliği ve insan fizyoljisini anlatıyor.

Bu haliylede kişisel gelişim gaz verme videosuna dönüşmüş video.

O kadar çok fazla şey anlatıyor ve dağılıyor ki konu neydi ve bu gidişle nereye varacak bu anlatı diye merak ediyoruz.

Bu şekilde olmaz yapması gereken şey hızlıca çok şey anlatmaya değil irade nedir irade nin farklı kültürlerdeki anlamı ve Türkiye'de insanların iradeye bakışı ve Türkler için irade geliştirmede en çok yapılan hatalar ve yapmamız gerekenler şeklinde olmalıydı.

Video bu haliyle  #kötüsitil ve #kötüperformans etiketlerini hak ediyor


Kişisel Gelişim Gaz Verme Videosu Olmuş

 

Ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz önemlidirin kanıtı bir video. Maalesef  Başak Kablan bize kötü ses tonlaması-diksiyon ve fazlaca kamera önündeki hareketlerle iradeyi anlatmaya çalışıyor.

İrade bizim bildiğimiz anlamda daha çok yapma zaafiyetimiz olan kötü alışkanlıkla ilgilidir ve bizler video başlığındna bakara bunu beklerken bize tembelliği ve insan fizyoljisini anlatıyor.

Bu haliylede kişisel gelişim gaz verme videosuna dönüşmüş video.

O kadar çok fazla şey anlatıyor ve dağılıyor ki konu neydi ve bu gidişle nereye varacak bu anlatı diye merak ediyoruz.

Bu şekilde olmaz yapması gereken şey hızlıca çok şey anlatmaya değil irade nedir irade nin farklı kültürlerdeki anlamı ve Türkiye'de insanların iradeye bakışı ve Türkler için irade geliştirmede en çok yapılan hatalar ve yapmamız gerekenler şeklinde olmalıydı.

Video bu haliyle  #kötüsitil ve #kötüperformans etiketlerini hak ediyor


 

Fikir çok iyi ama anlatıcı uzman arkadaş gerçekten çok yetersiz anlatmış sınır kişilikleri, hele ara ara ergen tabiri ile "border" demesi tam bir laçkalık örneği. Bu kadar bu alanda çalışıp "Sınır kişilikler" ya da "Sınırda Kişilik" diyememek tam anlamıyla utanç verici.

Evet, fikir çok iyi çünkü herkesin herkese beğenmediği zaman birbirine en kolay yoldan "şizofren" dediği bir ülkede diğer psikolojik hastalıklara bu tür programlarda değinilmesi çok güzel. Cehaletimiz gideriliyor.

Zaten 2011 Sağlık Bakanlığı Türkiye Ruh Sağlığı Raporu'na göre Türkiye'de 5 kişiden 1 klinik düzeyde psikolojik hasta. Bu oran muhtemelen şu an 5 te 3 civarında ve muhtemel bu 5 kişiden 3 ü herkes dışarda geziyor etdavi olmadan. Yani ülkecek zihnen ve ruhen hastayız ve tedavi kabul etmiyoruz. Bu yüzden bu tür progrmları insanları bilgilendirip tedaviye yönlendirmek amacıyla kullanmak gerekir, aksi her çaba kötü sonuçlara sebep verir; çünkü bu işlerin magazini olamaz.

Ülkemiz tam anlamıyla narsist, sınır kişilik, bipolar, histeri ve kaçıngan/utangaç kişilik bozukluğu hastası cenneti diyebiliriz.  Bunun toplumsal ve siyasal sebepleri çok fazla. Cumhuriyet'in kuruluşu ile ülke olarak gelişmişlik çıtasını çok yukarda tutup, ama dibe doğru aksini yaşamış bir ülke olarak ve 70-80 yıldır darbelerle, demokrasi ve hukuk dışı işlerle kısaca despot militarizm ve oportunizmle yönetildiğimiz ve yaşam eğrimizde küçüklükten itibaren aile, devlet ve çevre tarafından her aşamada insan olarak örselendiğimiz için aileler ve toplum olarak psikolojik ve zihinsel durumlarımız çok sorunlu ve çoğumuzda bir çeşit kişilik bozukluğu hastalığı var ve ülkemizde eğitimde gelişmediği için ruh sağlığımız çok sorunlu ve her türlü psikolojik hastalık olması gereken oran 1 ise bizde 10 kat fazla ve işin kötüsü tedavi kabul etmiyoruz ve bu yüzdende psikoloji kelimesini "delilik" olarak anlayacak kadar sığ ve cahiliz. 

Baksanıza sene 2021 ve mafya babaları bile adalete isyan ediyor online olarak. Daha iyi bir özet olabilir mi ruh sağlığımız hakkında.

Hal böyle olunca, psikoloji uzmanlarımızın daha donanımlı olması ve dillerini geliştirmeleri gerekiyor ve böyle bir progrma için özel br hazırlık ve 1 haftalık çekim gerekiyor en az değişrilerek ve geliştirilerek

Bu programda yapılan şey eğer ilk deneme ise çok vasat olmuş ve insanlara pek yönlendirici ve eğitici değil. Oysa sınır kişilikler ve narsistler "onları görünce tanıyınca kaçsak mı?" şeklinde değilde daha detaylı kişilik ve davranış özellikleri ile anlatılmalı ve soran kişide "Allah Allah demek öyle" tavrında olmamlı. Ülkemizdeki vakaların çokluğu ve durumun vehameti anlatılarak tedaviye yönlendirici şeyler söylemek gerekirdi.

Şu halde hastalarını dizi seneryosu yapan malum insandan pek farklı olmamış, sadece konu röportaj hikaye anlatıcılığı olarak dillendirilmiş.

Videoyu #kötüperformans ve #kötüstik olarka etiketliyoruz.

Böyle Psikolojik Hastalık Anlatımı Olmaz

 

Fikir çok iyi ama anlatıcı uzman arkadaş gerçekten çok yetersiz anlatmış sınır kişilikleri, hele ara ara ergen tabiri ile "border" demesi tam bir laçkalık örneği. Bu kadar bu alanda çalışıp "Sınır kişilikler" ya da "Sınırda Kişilik" diyememek tam anlamıyla utanç verici.

Evet, fikir çok iyi çünkü herkesin herkese beğenmediği zaman birbirine en kolay yoldan "şizofren" dediği bir ülkede diğer psikolojik hastalıklara bu tür programlarda değinilmesi çok güzel. Cehaletimiz gideriliyor.

Zaten 2011 Sağlık Bakanlığı Türkiye Ruh Sağlığı Raporu'na göre Türkiye'de 5 kişiden 1 klinik düzeyde psikolojik hasta. Bu oran muhtemelen şu an 5 te 3 civarında ve muhtemel bu 5 kişiden 3 ü herkes dışarda geziyor etdavi olmadan. Yani ülkecek zihnen ve ruhen hastayız ve tedavi kabul etmiyoruz. Bu yüzden bu tür progrmları insanları bilgilendirip tedaviye yönlendirmek amacıyla kullanmak gerekir, aksi her çaba kötü sonuçlara sebep verir; çünkü bu işlerin magazini olamaz.

Ülkemiz tam anlamıyla narsist, sınır kişilik, bipolar, histeri ve kaçıngan/utangaç kişilik bozukluğu hastası cenneti diyebiliriz.  Bunun toplumsal ve siyasal sebepleri çok fazla. Cumhuriyet'in kuruluşu ile ülke olarak gelişmişlik çıtasını çok yukarda tutup, ama dibe doğru aksini yaşamış bir ülke olarak ve 70-80 yıldır darbelerle, demokrasi ve hukuk dışı işlerle kısaca despot militarizm ve oportunizmle yönetildiğimiz ve yaşam eğrimizde küçüklükten itibaren aile, devlet ve çevre tarafından her aşamada insan olarak örselendiğimiz için aileler ve toplum olarak psikolojik ve zihinsel durumlarımız çok sorunlu ve çoğumuzda bir çeşit kişilik bozukluğu hastalığı var ve ülkemizde eğitimde gelişmediği için ruh sağlığımız çok sorunlu ve her türlü psikolojik hastalık olması gereken oran 1 ise bizde 10 kat fazla ve işin kötüsü tedavi kabul etmiyoruz ve bu yüzdende psikoloji kelimesini "delilik" olarak anlayacak kadar sığ ve cahiliz. 

Baksanıza sene 2021 ve mafya babaları bile adalete isyan ediyor online olarak. Daha iyi bir özet olabilir mi ruh sağlığımız hakkında.

Hal böyle olunca, psikoloji uzmanlarımızın daha donanımlı olması ve dillerini geliştirmeleri gerekiyor ve böyle bir progrma için özel br hazırlık ve 1 haftalık çekim gerekiyor en az değişrilerek ve geliştirilerek

Bu programda yapılan şey eğer ilk deneme ise çok vasat olmuş ve insanlara pek yönlendirici ve eğitici değil. Oysa sınır kişilikler ve narsistler "onları görünce tanıyınca kaçsak mı?" şeklinde değilde daha detaylı kişilik ve davranış özellikleri ile anlatılmalı ve soran kişide "Allah Allah demek öyle" tavrında olmamlı. Ülkemizdeki vakaların çokluğu ve durumun vehameti anlatılarak tedaviye yönlendirici şeyler söylemek gerekirdi.

Şu halde hastalarını dizi seneryosu yapan malum insandan pek farklı olmamış, sadece konu röportaj hikaye anlatıcılığı olarak dillendirilmiş.

Videoyu #kötüperformans ve #kötüstik olarka etiketliyoruz.

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 


Kötü Stil Kötü Performans Videosu Örneği

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 



Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

İlker Canikligil; Yeni Bir ROK, Cüneyt Özdemir, Sinan Çetin Vakası


Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında son derece naif güzel bir girişle başlayan video, birden bire sunucunun bir sorusu üzerine skandal bir işe dönüşüyor.

Youtuber "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor video ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden

 

KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; "bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu" söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiba birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ.

Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. 

Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. 

Bu nerden baksanız bir skandal.

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? 

Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

KOÇTAŞ'tan Skandal Taliban'lı Youtube Video İçeriği

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında son derece naif güzel bir girişle başlayan video, birden bire sunucunun bir sorusu üzerine skandal bir işe dönüşüyor.

Youtuber "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor video ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden

 

KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; "bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu" söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiba birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ.

Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. 

Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. 

Bu nerden baksanız bir skandal.

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? 

Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


Webtekno Parasıyla Coin Şovu Yapıyor; "Basıcaz"

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


 

 

Bu tuhaf video trend lksitesine girmiş gerçi kimse trend listesinin mantığını anlamış değil ama bizde merak edip baktık.

Ortada bir şeyler dönüyor veya konu cemaat dışındakiler için anlaması çok zor. Bir grup arkadaş tuhaf bir düzende oturup bir şeyler konuşuyorlar; ama, sadece mevzuyu abonelerine anlatıyorlar ama bunu anlatmaya da zorlanıyorlar.

Ekipten biri ayrılmış; ama herkes konuşamayı ellerini birbirine vurarak hatta şaplatarak konuşmaya çalışıyorlar veya konuşamıyorlar.

Sonuç olarak, 3 kişinin koltukta birini gamer koltuğunda oturduğu ve arkada mavi kırmızı fransa bayrağı türünde br perdenin olduğu tuhaf bir durum sözkonusu.

Bizlerde kampta başlarına gelmeyen amerikan gençlik filmlerinin klişe repliği ile soruyoruz:

"Birisi burada neler oluyor açıklasın lütfen...?" 

Böyle kalablık nüfuslu videolarda bir tür hazırlık olmalı ve insanlar neyin nasıl kimin neyi konuşacağı önceden ayarlanmalı

Video şu haliyle tam bir #kötüstil ve #kötüperformans abidesi ama maalesef Youtube algoritması henüz bu anlayamıyor ve bizler trend listesinde görüyoruz.

 


Biri Burada Konu Ne Açıklasın Lütfen

 

 

Bu tuhaf video trend lksitesine girmiş gerçi kimse trend listesinin mantığını anlamış değil ama bizde merak edip baktık.

Ortada bir şeyler dönüyor veya konu cemaat dışındakiler için anlaması çok zor. Bir grup arkadaş tuhaf bir düzende oturup bir şeyler konuşuyorlar; ama, sadece mevzuyu abonelerine anlatıyorlar ama bunu anlatmaya da zorlanıyorlar.

Ekipten biri ayrılmış; ama herkes konuşamayı ellerini birbirine vurarak hatta şaplatarak konuşmaya çalışıyorlar veya konuşamıyorlar.

Sonuç olarak, 3 kişinin koltukta birini gamer koltuğunda oturduğu ve arkada mavi kırmızı fransa bayrağı türünde br perdenin olduğu tuhaf bir durum sözkonusu.

Bizlerde kampta başlarına gelmeyen amerikan gençlik filmlerinin klişe repliği ile soruyoruz:

"Birisi burada neler oluyor açıklasın lütfen...?" 

Böyle kalablık nüfuslu videolarda bir tür hazırlık olmalı ve insanlar neyin nasıl kimin neyi konuşacağı önceden ayarlanmalı

Video şu haliyle tam bir #kötüstil ve #kötüperformans abidesi ama maalesef Youtube algoritması henüz bu anlayamıyor ve bizler trend listesinde görüyoruz.

 


 

Bilim veya Matematik veya Fizik dersi... Malum bu tür zor konularda hep bir klişe var: "Biz acaba bunları daha eğlenceli ve sevimli şekilde basitleştirerek anlatarak öğretebilir miyiz?. Bu videoda buna yeltenilmiş ama olmamış... 

Nedenine gelirsek, öncelikle çok hızlı bir giriş var ve "kim kimdir? Şimdi burada ne yapıyoruz?" girizgahı yok ve  soru soran kişi çok kötü diksiyona sahip, yada kayıt kötü ve sinema eleştirmeni ile konuşacak havası veriyor bizlere.

İkincisi bilim adamı olan kişi çok kötü bir üsluba sahip.. "Zaman? pis bir soru bu" bu ne demek... Daha başlar başlamaz insanı bilimden soğutuyor ve bunu söylerken sırıtıyor... Böyle bir  giriş olamaz. Tüm sevimlilik baştan bitti. Küfürde eder bu şimdi havası veriyor.

Birde galiba, "insanlar atlamadan izlesin" diye, çok hızlı bir çekim kurgusu veya montajı yapmışlar ve daha "o ne bu ne şu ne" diyemeden ordan oraya atlıyorlar durumu var.

Birde soruları cevaplayan bilim adamımız gereksiz yere çok gülümsüyor ve konuya odaklanmamızı sağlayacak vurguları bu yüzden yapamıyor, sanki ana okulu çocuklarına birşeyi anlatıyormuş gibi bir hali var. Tamam sevimli olmak güzel ama ekrana karşı bunu yapmak lazım orda olup ekranda görünmeyen insanlara karşı değil.

Arkadaşlar tamam, çok duyduk; "videoya giriş ne kadar kısa ile ve hızlı ise, o kadar çarpıcı oluyor veya insanları videoda tutuyor" ama burada konu bilim ve zor sorular.. Aceleniz ne ? Sakin olun şöyle... Birde videonun altında patreonla desteklendiği için yapılmıştır vesaire diyorsunuz. Yarış videosu mu bu? Keşke desteklemeseler de siz de yapmasanız bu videoları...

Sonuç olarak, video kanalın ismi gibi Flu olmuş ve başlığındaki gibi "olmaz böyle saçma anlatım..." dedirtiyor.

Videoyu bu sebeplerle #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


Bilimi Sevimli de Anlatamamışlar!

 

Bilim veya Matematik veya Fizik dersi... Malum bu tür zor konularda hep bir klişe var: "Biz acaba bunları daha eğlenceli ve sevimli şekilde basitleştirerek anlatarak öğretebilir miyiz?. Bu videoda buna yeltenilmiş ama olmamış... 

Nedenine gelirsek, öncelikle çok hızlı bir giriş var ve "kim kimdir? Şimdi burada ne yapıyoruz?" girizgahı yok ve  soru soran kişi çok kötü diksiyona sahip, yada kayıt kötü ve sinema eleştirmeni ile konuşacak havası veriyor bizlere.

İkincisi bilim adamı olan kişi çok kötü bir üsluba sahip.. "Zaman? pis bir soru bu" bu ne demek... Daha başlar başlamaz insanı bilimden soğutuyor ve bunu söylerken sırıtıyor... Böyle bir  giriş olamaz. Tüm sevimlilik baştan bitti. Küfürde eder bu şimdi havası veriyor.

Birde galiba, "insanlar atlamadan izlesin" diye, çok hızlı bir çekim kurgusu veya montajı yapmışlar ve daha "o ne bu ne şu ne" diyemeden ordan oraya atlıyorlar durumu var.

Birde soruları cevaplayan bilim adamımız gereksiz yere çok gülümsüyor ve konuya odaklanmamızı sağlayacak vurguları bu yüzden yapamıyor, sanki ana okulu çocuklarına birşeyi anlatıyormuş gibi bir hali var. Tamam sevimli olmak güzel ama ekrana karşı bunu yapmak lazım orda olup ekranda görünmeyen insanlara karşı değil.

Arkadaşlar tamam, çok duyduk; "videoya giriş ne kadar kısa ile ve hızlı ise, o kadar çarpıcı oluyor veya insanları videoda tutuyor" ama burada konu bilim ve zor sorular.. Aceleniz ne ? Sakin olun şöyle... Birde videonun altında patreonla desteklendiği için yapılmıştır vesaire diyorsunuz. Yarış videosu mu bu? Keşke desteklemeseler de siz de yapmasanız bu videoları...

Sonuç olarak, video kanalın ismi gibi Flu olmuş ve başlığındaki gibi "olmaz böyle saçma anlatım..." dedirtiyor.

Videoyu bu sebeplerle #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

İyi Konu Eksik Anlatım ve Kötü Stille Birleşince; ABD'ye Göç?

 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Videonun kapağında "sınırları zorlayan bilgisayar" deniyor 100.000+ liralık ama videoyu izlediğiniz ilk dakikadan sonra video sizin sabır sınırlarınızı zorluyor.

Depo gibi bir yerde intordan sonraki kısımdan itibaren, rastgele bir çekim kötü ses düzeni ile ratgele konuşmalardan sonra tam konuya geldiler dediğimiz yerde de olay bir türlü netleşmiyor ve "ben ne izliyorum" diye kedinizize sormaya başlıyorsunuz ve sonrasını merka etmiyor kapatıyorsunuz.

Tercih meselesi tabii, herkes özgür özellikle 100 bin üzerinden abone yapan herkes abonelerinin sadakatine inanarak böyle dağınık yapımlarda yapabilirler ama, bu gerçekten sınırları zoruluyor.

Videoyu #kötüperformans ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


Sınırları Zorlayan Video - Ne İzledim Ben -4

 

Videonun kapağında "sınırları zorlayan bilgisayar" deniyor 100.000+ liralık ama videoyu izlediğiniz ilk dakikadan sonra video sizin sabır sınırlarınızı zorluyor.

Depo gibi bir yerde intordan sonraki kısımdan itibaren, rastgele bir çekim kötü ses düzeni ile ratgele konuşmalardan sonra tam konuya geldiler dediğimiz yerde de olay bir türlü netleşmiyor ve "ben ne izliyorum" diye kedinizize sormaya başlıyorsunuz ve sonrasını merka etmiyor kapatıyorsunuz.

Tercih meselesi tabii, herkes özgür özellikle 100 bin üzerinden abone yapan herkes abonelerinin sadakatine inanarak böyle dağınık yapımlarda yapabilirler ama, bu gerçekten sınırları zoruluyor.

Videoyu #kötüperformans ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


Videoda olanları anlamaya çalışmak anlayıp gülmekten daha zor. Belli bir  cinsiyete ve profile hitap ediyor. Bu yüzden herkese yönelik olması kolaylaştırabilirdi. Daha iyi oyunculuk ve daha çok anlatımla.

Anladığımıza göre farklı araba markalarını seçen farklı profillerin genelde hangi sporu yaptığı esprili bir dille anlatılmaya çalışılmış ama, yeterince başarılı değil. Hele fondaki o rap müzik hiç olmamış zira bu arabaları kullananlar rap dinlemiyor ağırlıkla. Araba markaları ve onları tercih eden Türk profilleri daha iyi anlatılabilir.

Her ne kadar çok profilleri oynamaya çalışsa da ağırlıkla kendini oynamış gibi. Fikir çok iyi ve mekanlarda çok iyi ama içerikler ve oyunculuk eksik.

Özellikle alman markalarını anlatırken profiller çok yavan duruyor. Daha çok oyandığı profilin içine giren ve daha kapsamlı içeriklerle daha uzun süreli anlatımlar olabilirdi ve eğlenceli olur. Çünkü çok hızlı geçtiği için profiller tam netleşmiyor zihinde.

Şu haliyle #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Güldürmek Bu Kadar Zor Olmamalı

Videoda olanları anlamaya çalışmak anlayıp gülmekten daha zor. Belli bir  cinsiyete ve profile hitap ediyor. Bu yüzden herkese yönelik olması kolaylaştırabilirdi. Daha iyi oyunculuk ve daha çok anlatımla.

Anladığımıza göre farklı araba markalarını seçen farklı profillerin genelde hangi sporu yaptığı esprili bir dille anlatılmaya çalışılmış ama, yeterince başarılı değil. Hele fondaki o rap müzik hiç olmamış zira bu arabaları kullananlar rap dinlemiyor ağırlıkla. Araba markaları ve onları tercih eden Türk profilleri daha iyi anlatılabilir.

Her ne kadar çok profilleri oynamaya çalışsa da ağırlıkla kendini oynamış gibi. Fikir çok iyi ve mekanlarda çok iyi ama içerikler ve oyunculuk eksik.

Özellikle alman markalarını anlatırken profiller çok yavan duruyor. Daha çok oyandığı profilin içine giren ve daha kapsamlı içeriklerle daha uzun süreli anlatımlar olabilirdi ve eğlenceli olur. Çünkü çok hızlı geçtiği için profiller tam netleşmiyor zihinde.

Şu haliyle #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

 

Video baştan sona aslında tutarsız ve gereksiz bir çaba ürünü. Lüks iftar menüsünü(bildiğiniz serpme kahvaltı) daha şık bir şekilde deneyip mütevazı olan sıradan iftarı da(tavuk dönerlli fakir iftarı mı diyelim neyse artık.) ona göre bir stille bir ortam ve kılıkta denemek denenen şey dahiyane öncelikle, ama yapılan bu şey, hem bu inanç kutsalıyla ve anlamıyla çelişiyor hemde yapılan şeyi daha anlamsız ve saçma kılıyor. 

İlk denenen iftar menüsü değil, bildiğiniz hurma eklenmiş serpme kahvaltı ve kim serpme kahvaltı ile iftar açar Türk kültüründe? 

"Bıhtık ya Bıhtık" Ucuz vs Pahalı... Hep aynı terane ramazanda bile...

Gerçekten anlamsız ve saçma bir çaba. Arada çevreci sosyal mesaj vermek bile videonun genel olarak berbatlığının önüne geçememiş. Madem çevreci mesaj vereceksiniz, o ilk lüks menüdeki plastik kirliliğinden neden bahset miyorsunuz? 20 tane at kullan plastik var orda, dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birisidir plastik kirliliği... 

Bu arada "fakir iftarı" diyebileceğimiz ucuz seçilen iftar menüsü de tam bir saçmalık; iftarda tavuk döner ayran nedir arkadaş? Oto sanayi mi orası? Yani bunun neyini test edebilirsiniz.. Bunun Türk kültüründe iftarlık anlamı nedir? Yok! 

Farklı bir şey seçin, ya da kendiniz yapın ve nasıl yaptığınızı da anlatın o zaman insanlar size: vay be desin!. Gir mutfağa iki makarna pilav yap.. Hadi pirinç pilavını geçelim arpa şehriyesi pilavı yapın. Öğrenci evi mi orası...? 

Serpme kahvaltıyı iftar diye yiyip sonra ona alternatif ucuz olarakta ekmek arası döner menü iftariyelik olarak yemek nedir? Şaka gibi.. Üstelik bunu evde yapmak! Evde ekmek arası tavuk döner menü ile iftar açmak? Saç baş dağınık gecelikle!... Reklamda gece yarısı çikolata almaya giden kadın modu hiç olmamış..

Bu şekilde bir video yapmak iftar açmak değil, "ben zenginim ama ben fakiri de oynayabiliyorum" demek gibi bir şey. Ayrıca madem restoranların ismini vermeyecekseniz neden laf atıyorsunuz...?

Ayrıca lüks menüdeki mekandakı o aydınlatma ve yerdeki o ufo benzeri şeyler nedir? Oto sanayi gibi gözüküyor... Hem açık far renk makyaj ve o soluk benizli o tarza bu kötü aydıntlatma olur mu?

Gerçekten anlamsız ve gereksiz bir video olmuş. 4 milyon insana hitap edip, bu kadar vasatın altında işler yapmak niye?

Video #izlenmez #kötüperformans #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.


Kötü Yapım Kötü Anlatım Kötü Stil

 

Video baştan sona aslında tutarsız ve gereksiz bir çaba ürünü. Lüks iftar menüsünü(bildiğiniz serpme kahvaltı) daha şık bir şekilde deneyip mütevazı olan sıradan iftarı da(tavuk dönerlli fakir iftarı mı diyelim neyse artık.) ona göre bir stille bir ortam ve kılıkta denemek denenen şey dahiyane öncelikle, ama yapılan bu şey, hem bu inanç kutsalıyla ve anlamıyla çelişiyor hemde yapılan şeyi daha anlamsız ve saçma kılıyor. 

İlk denenen iftar menüsü değil, bildiğiniz hurma eklenmiş serpme kahvaltı ve kim serpme kahvaltı ile iftar açar Türk kültüründe? 

"Bıhtık ya Bıhtık" Ucuz vs Pahalı... Hep aynı terane ramazanda bile...

Gerçekten anlamsız ve saçma bir çaba. Arada çevreci sosyal mesaj vermek bile videonun genel olarak berbatlığının önüne geçememiş. Madem çevreci mesaj vereceksiniz, o ilk lüks menüdeki plastik kirliliğinden neden bahset miyorsunuz? 20 tane at kullan plastik var orda, dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birisidir plastik kirliliği... 

Bu arada "fakir iftarı" diyebileceğimiz ucuz seçilen iftar menüsü de tam bir saçmalık; iftarda tavuk döner ayran nedir arkadaş? Oto sanayi mi orası? Yani bunun neyini test edebilirsiniz.. Bunun Türk kültüründe iftarlık anlamı nedir? Yok! 

Farklı bir şey seçin, ya da kendiniz yapın ve nasıl yaptığınızı da anlatın o zaman insanlar size: vay be desin!. Gir mutfağa iki makarna pilav yap.. Hadi pirinç pilavını geçelim arpa şehriyesi pilavı yapın. Öğrenci evi mi orası...? 

Serpme kahvaltıyı iftar diye yiyip sonra ona alternatif ucuz olarakta ekmek arası döner menü iftariyelik olarak yemek nedir? Şaka gibi.. Üstelik bunu evde yapmak! Evde ekmek arası tavuk döner menü ile iftar açmak? Saç baş dağınık gecelikle!... Reklamda gece yarısı çikolata almaya giden kadın modu hiç olmamış..

Bu şekilde bir video yapmak iftar açmak değil, "ben zenginim ama ben fakiri de oynayabiliyorum" demek gibi bir şey. Ayrıca madem restoranların ismini vermeyecekseniz neden laf atıyorsunuz...?

Ayrıca lüks menüdeki mekandakı o aydınlatma ve yerdeki o ufo benzeri şeyler nedir? Oto sanayi gibi gözüküyor... Hem açık far renk makyaj ve o soluk benizli o tarza bu kötü aydıntlatma olur mu?

Gerçekten anlamsız ve gereksiz bir video olmuş. 4 milyon insana hitap edip, bu kadar vasatın altında işler yapmak niye?

Video #izlenmez #kötüperformans #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.


 

Türkiye'nin en büyük genel içerik Youtube kanallarından biri "Herşey Dahil" ve videoları 4 milyon abone tarafından günde 500 bin'in üzerinde seyrediliyor . 

Kanalın en önemli özelliği, her telden konular anlatması gibi gözükse de, asıl stratejileri TV'lerdeki özelliklede paparazzi programlarında ki gibi bir seslendirme tekniği ile anlatım yapmaları. 

Bu yüksek sesli, tempolu ve heyacanlı anlatımı daha çok paparazzi programlarından biliyoruz. "İzleyeni heyacanlandıran etkileyici bir sesle, hızlıca anlatılan ilginç konular" evet, bu şekilde ile izleyenin nabzı elde tutulmaya çalışılıyor.

Ama maalesef bu kanal bunu tam başaramıyor. Çok itici bir tarz bu. 4 milyon abonesi olması bunu iyi yapıyor anlamına gelmez, çünkü yurtdışındaki Türkler'i de sayarsak 100 milyona yakın Türkçe konuşan izleyici arasında 4 milyon ulaşılabilir bir şeydir 5 yılda. Belli ki daha çok gençler ve çocuklar izliyor ve onların bu anlamda bir izleyicilik kaygısı yok.

Sonuç olarak, izlerken rahatsız oluyorsunuz, seslendirmeyi yapan arkadaş yerine sizi hıçkırık tutmuş gibi, hıçkıracaksınız gibi geliyor ya da bu hissi çok yemek yediğinizde gırtlağınıza kadar yemek dolduğunda yaşarsınız ve konuşmak isterken zorlanırsınız. 

Seslendirmeyi yapan kişi konuyu hep aynı tempoda anlattığı için, hızını alamayıp kelimeleri yutuyor ve buda konuda asıl ilginç noktalara tonlama ile vurgu yapmasının önüne geçiyor ve siz bu arada konudan uzaklaşıp dalıp başka konulara gidiyorsunuz ve tekrar odaklanmak istediğinizde bu anlatımın insanın zihnini yoran bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.

Zaten paparazzi programları bu tekniği sadece girişte kullanıyorlar ve videonun tamamını böyle at koşturur gibi anlatmıyorlar. En nihayetinde sizin sesininizin heyacanı ve hızı konunun heyacanı veya ilginçliğinin önüne geçmemeli. Konu asıl olan.

Bu şekilde düşünenler için Herşey Dahil kanalını #izlenmez ve #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

Bu Tempoda Uzun Anlatım Olmaz

 

Türkiye'nin en büyük genel içerik Youtube kanallarından biri "Herşey Dahil" ve videoları 4 milyon abone tarafından günde 500 bin'in üzerinde seyrediliyor . 

Kanalın en önemli özelliği, her telden konular anlatması gibi gözükse de, asıl stratejileri TV'lerdeki özelliklede paparazzi programlarında ki gibi bir seslendirme tekniği ile anlatım yapmaları. 

Bu yüksek sesli, tempolu ve heyacanlı anlatımı daha çok paparazzi programlarından biliyoruz. "İzleyeni heyacanlandıran etkileyici bir sesle, hızlıca anlatılan ilginç konular" evet, bu şekilde ile izleyenin nabzı elde tutulmaya çalışılıyor.

Ama maalesef bu kanal bunu tam başaramıyor. Çok itici bir tarz bu. 4 milyon abonesi olması bunu iyi yapıyor anlamına gelmez, çünkü yurtdışındaki Türkler'i de sayarsak 100 milyona yakın Türkçe konuşan izleyici arasında 4 milyon ulaşılabilir bir şeydir 5 yılda. Belli ki daha çok gençler ve çocuklar izliyor ve onların bu anlamda bir izleyicilik kaygısı yok.

Sonuç olarak, izlerken rahatsız oluyorsunuz, seslendirmeyi yapan arkadaş yerine sizi hıçkırık tutmuş gibi, hıçkıracaksınız gibi geliyor ya da bu hissi çok yemek yediğinizde gırtlağınıza kadar yemek dolduğunda yaşarsınız ve konuşmak isterken zorlanırsınız. 

Seslendirmeyi yapan kişi konuyu hep aynı tempoda anlattığı için, hızını alamayıp kelimeleri yutuyor ve buda konuda asıl ilginç noktalara tonlama ile vurgu yapmasının önüne geçiyor ve siz bu arada konudan uzaklaşıp dalıp başka konulara gidiyorsunuz ve tekrar odaklanmak istediğinizde bu anlatımın insanın zihnini yoran bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.

Zaten paparazzi programları bu tekniği sadece girişte kullanıyorlar ve videonun tamamını böyle at koşturur gibi anlatmıyorlar. En nihayetinde sizin sesininizin heyacanı ve hızı konunun heyacanı veya ilginçliğinin önüne geçmemeli. Konu asıl olan.

Bu şekilde düşünenler için Herşey Dahil kanalını #izlenmez ve #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

 

Malum son 5-10 yılda yurdışına göç almış başını gitmişti; ortalama yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ve pandemiye kadar bu böyleydi ve geçen yıl muhtemelen bu göç durdu veya çok azaldı ama bu süreçte de hala yurtdışına gitmek isteyenler  için, özellikle ABD'ye yerleşenler ordan kanal açıp burdaki insanlara bilgilendirici videolar çekiyorlar.

Bu arkadaşta muhtemelen bunlardan birisi, hatta kanalının ismi de ÇırakMusaUSA gibi bir tekerlemelik bir şey. Çok amatörce çekilen videyo izlemeye tahammül edebilirseniz içeriğe odaklanarak bir süre izleyebiliyorsunuz.  Ama bir yere kadar; çünkü o kadar kötü bir stili varki her açıdan; video çekimi, konuşması, giyimi, saçı başı ve ses tonlaması her açıdan çok kötü. O şapka ve saçlar nedir öyle? Sakince ve yaşına göre daha olgun bir stile geçmesi gerekiyor ve mümkünse mikrofona geçmesi lazım.

Sonuç olarak, içeriği iyi olsa da performansı ve stili çok kötü. 

Bu yüzden kendisini ABD deki gündelik iş hayatını çok iyi işlediği için #iyiiçerik olarak ama #kötüperformans ve #kötüstil olarak 3 kategoride etiketliyoruz.

İyi İçerik ama Kötü Performans ve Kötü Stil

 

Malum son 5-10 yılda yurdışına göç almış başını gitmişti; ortalama yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ve pandemiye kadar bu böyleydi ve geçen yıl muhtemelen bu göç durdu veya çok azaldı ama bu süreçte de hala yurtdışına gitmek isteyenler  için, özellikle ABD'ye yerleşenler ordan kanal açıp burdaki insanlara bilgilendirici videolar çekiyorlar.

Bu arkadaşta muhtemelen bunlardan birisi, hatta kanalının ismi de ÇırakMusaUSA gibi bir tekerlemelik bir şey. Çok amatörce çekilen videyo izlemeye tahammül edebilirseniz içeriğe odaklanarak bir süre izleyebiliyorsunuz.  Ama bir yere kadar; çünkü o kadar kötü bir stili varki her açıdan; video çekimi, konuşması, giyimi, saçı başı ve ses tonlaması her açıdan çok kötü. O şapka ve saçlar nedir öyle? Sakince ve yaşına göre daha olgun bir stile geçmesi gerekiyor ve mümkünse mikrofona geçmesi lazım.

Sonuç olarak, içeriği iyi olsa da performansı ve stili çok kötü. 

Bu yüzden kendisini ABD deki gündelik iş hayatını çok iyi işlediği için #iyiiçerik olarak ama #kötüperformans ve #kötüstil olarak 3 kategoride etiketliyoruz.

Giriş Notu : Şeyna Subaşı'nın son yotube videosu bu eski videosu olduğu için bu video üzerinden analiz yapılmıştır.

Herkesin hayatını kişisel tercihler olarak özgürce yaşadığı ve yaşaması gerektiği bir dünyadayız. Türkiye'de rol model yapılan ünlü erkekleri ve kadınları düşününce, kötü rol model yapılmaya çalışılan Şeyma Subaşı'na yöneltilen nefretin; bir siyasetçiden veya siyasetçilerle olan ilişkisini çok açıkca gösteren Acun'dan daha çok olması normal değil.

Şeyma Subaşı Bu Kadar Nefreti Haketmiyor

Bizler asıl eleştireceğimiz insanları görmeli, yani kamunun halkın hakkını alanlara odaklanmalı ve böyle tanımadığımız ve bilmediğimiz ve kamu olarak vergimizle ilişkisi olmayan siyasetçi olmayan insanlara nefretimizi yöneltmemeliliyiz. Bu yersiz nefretle, kişisel olarak tanımadığımız ünlü insanları eleştirmemiz bizi gerçekten bize olumlu dönemez. 

Şeyma Subaşı video da görüldüğü üzere İngilizce'de konuşuyor. Bizler nihayetinde her zaman kendimizi geliştirmeye odaklanmalı ve sahip olamadığımız zenginliklere sahip olan ünlüler gibi zengin yaşamayı hayal etmeli ve bunun için çalışmalıyız. 

Bu zamanda bu imkansız değil. Bir blog tutarak bile zengin olabilirsiniz bir icat yaparak da bir Youtube kanalı açarak da. Bu size kalmış. Eğer bu videodanda görüldüğü üzere zengin olmaksa konumuz bunun için çalışalım. Şeyma Subaşı'nın bunu nasıl yaptığına değil.

Bize düşen onu olsa olsa stil olarak, kendi alanında eleştirmek olabilir. 1 yıl önceki bu videoda kendisi, giysi uyumu açısından ve konuşma şekli ve duruşu açısından çok kötü gözüküyor. Siyah o alt hiç olmamış. Uzun mat renkli bir tayt daha iyi gösterebilirdi ve makyajı da çok kötü. Saçları felaket zaten. Bu anlamda uyumusuz ve kötü tarzlar silsilesi var videoda. 

Hele sevilisinin o kot pantolonla oto sanayiden yada İtalyan restoranı mutfağında çalışan birinin even yeni gelmiş üstünü değişmemiş gibi halleri facia. İkisinin de birbirine uyumlu giymesi gerekirdi.

150 bin abonenin karşısında gündelikte olsa bu kadar uyumsuz bir kıayfetle çıkamazsınız.

Bu yüzden kendisini bu video özelinde #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.



Şeyma Subaşı'nın Stili Nefretlik Kendisi Değil

Giriş Notu : Şeyna Subaşı'nın son yotube videosu bu eski videosu olduğu için bu video üzerinden analiz yapılmıştır.

Herkesin hayatını kişisel tercihler olarak özgürce yaşadığı ve yaşaması gerektiği bir dünyadayız. Türkiye'de rol model yapılan ünlü erkekleri ve kadınları düşününce, kötü rol model yapılmaya çalışılan Şeyma Subaşı'na yöneltilen nefretin; bir siyasetçiden veya siyasetçilerle olan ilişkisini çok açıkca gösteren Acun'dan daha çok olması normal değil.

Şeyma Subaşı Bu Kadar Nefreti Haketmiyor

Bizler asıl eleştireceğimiz insanları görmeli, yani kamunun halkın hakkını alanlara odaklanmalı ve böyle tanımadığımız ve bilmediğimiz ve kamu olarak vergimizle ilişkisi olmayan siyasetçi olmayan insanlara nefretimizi yöneltmemeliliyiz. Bu yersiz nefretle, kişisel olarak tanımadığımız ünlü insanları eleştirmemiz bizi gerçekten bize olumlu dönemez. 

Şeyma Subaşı video da görüldüğü üzere İngilizce'de konuşuyor. Bizler nihayetinde her zaman kendimizi geliştirmeye odaklanmalı ve sahip olamadığımız zenginliklere sahip olan ünlüler gibi zengin yaşamayı hayal etmeli ve bunun için çalışmalıyız. 

Bu zamanda bu imkansız değil. Bir blog tutarak bile zengin olabilirsiniz bir icat yaparak da bir Youtube kanalı açarak da. Bu size kalmış. Eğer bu videodanda görüldüğü üzere zengin olmaksa konumuz bunun için çalışalım. Şeyma Subaşı'nın bunu nasıl yaptığına değil.

Bize düşen onu olsa olsa stil olarak, kendi alanında eleştirmek olabilir. 1 yıl önceki bu videoda kendisi, giysi uyumu açısından ve konuşma şekli ve duruşu açısından çok kötü gözüküyor. Siyah o alt hiç olmamış. Uzun mat renkli bir tayt daha iyi gösterebilirdi ve makyajı da çok kötü. Saçları felaket zaten. Bu anlamda uyumusuz ve kötü tarzlar silsilesi var videoda. 

Hele sevilisinin o kot pantolonla oto sanayiden yada İtalyan restoranı mutfağında çalışan birinin even yeni gelmiş üstünü değişmemiş gibi halleri facia. İkisinin de birbirine uyumlu giymesi gerekirdi.

150 bin abonenin karşısında gündelikte olsa bu kadar uyumsuz bir kıayfetle çıkamazsınız.

Bu yüzden kendisini bu video özelinde #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.



 

Trend listesinde 26'ıncı o yüzden bakmak gerek. Bakıyoruz bizde, video son derece sade bir video ama giderek sönükleşiyor, tabii altta 1.6 milyon aboneyi görünce beklentimizde artıyor. Ama maalesef video bir yemek pişirme videosu gibi gelmiyor. Son derece sönük bir performans ve kısık bir sesle sanki evdekiler rahatsız olmasın gibi gece yarısı çekilmiş gibi.

Gerçekten katlanılır gibi değil, hele kelimeleri anlatırken yutmalar vesaire. Hem çorba çok basit ama çok lezzetli diye beklenti oluşturuluyor ama videoya bakıyoruz son derece yetersiz bir anlatım.

"Çorba bu ne bekliyorsunuz?" da denebilir ama değil öyle. Eğer siz milyon kişiye ulaşmışsanız anlatımınız güçlü ve tok olmalı ki enerji versin insanlara o çorbayı yapmada.

Şu halde çorbayı ben asla denemem.

Videoyu #kötüperformans olarak etikerliyoruz


Aman Evdekiler Rahatsız Olmasın

 

Trend listesinde 26'ıncı o yüzden bakmak gerek. Bakıyoruz bizde, video son derece sade bir video ama giderek sönükleşiyor, tabii altta 1.6 milyon aboneyi görünce beklentimizde artıyor. Ama maalesef video bir yemek pişirme videosu gibi gelmiyor. Son derece sönük bir performans ve kısık bir sesle sanki evdekiler rahatsız olmasın gibi gece yarısı çekilmiş gibi.

Gerçekten katlanılır gibi değil, hele kelimeleri anlatırken yutmalar vesaire. Hem çorba çok basit ama çok lezzetli diye beklenti oluşturuluyor ama videoya bakıyoruz son derece yetersiz bir anlatım.

"Çorba bu ne bekliyorsunuz?" da denebilir ama değil öyle. Eğer siz milyon kişiye ulaşmışsanız anlatımınız güçlü ve tok olmalı ki enerji versin insanlara o çorbayı yapmada.

Şu halde çorbayı ben asla denemem.

Videoyu #kötüperformans olarak etikerliyoruz


 

Ayaküstü Lezzetler adlı kanalına "Merhaba, bu hafta harika bir içerikle karşınızdayız" diye girmek. Sanki TV de sağlık konuşuyoruz...

"Merhaba bu hafta harika bir ayaküstü lezzet yiyecekle; pizza ile karşınızdayız" deseydiniz keşke arkadaşlar, en azından pizzaya olan saygınızdan...

Hele o elde kahvelerle videoya başlamak yok mu? Arkadaşlar bağırıyor adeta biz ayaküstülüğün değil iticiliğin ve özensizliğin dibine vuracağız diye. Artı hele o video yanındaki konuşurken dalıp gitmeler yok mu?

Ayrıca 30 bine yakın aboneye saygı gereği insan ne diyeceğini önceden iyice düşünür... Yazık o drone çekimine de onun ardından ki sonrasında bu kadar kötü bir giriş ve sunum var. 

Yemek kanalın ismine uygun ayaküstü olacak diye, herşey ayaküstü olmamalı kanalda. Yani konuşmaların özensizliği de dahil buna ve oturabilirsiniz biryerer bulup sonuçta 30-40 a yakın yaşınız var sürekli ayakta neden görünüyorsunuz.?.

"Hadi neyse" diyoruz devam ediyoruz, karanlık bir çekim çıkıyor karşımıza karanalıkta bir muahbbet dönüyor ve ilk pizza öyle karanlıkta pişiyor ve "bu çok büyük büyük" nidaları ile dışarda yer aramalar başlıyor vesaire. Biz sıkılıyoruz giderek.

Ayaküstü Lezzetler ayaküstü sefilliğe dönüşüyor dolmuşta ayakta gitmek gibi adeta ve daha ilk pizza tatma denemesinde pizzayı unutuyor ve arkadaşların haline üzülmeye başlıyoruz.
 
Tamam kanalın adı ayaküstü lezzetler ama,  o ilk pizzayı sahile bir parka gidip, güzelce bağdaş kurup pizzayı yerde aranıza koyup adam gibi yemenize engel değildi.
 
Sonuçta kafasında saç kalmayacak kadar yaş almışsınız insalarsınız, gidip elalemin kayığının üstünde neden pizza tırtıklıyorsunuz..

Film burda kopuyor açıkcası, sonrası ne olduğu mühim değil ve izleyerek kendinizi strese sokmayın.

Videomuz 3 kategoride olmayı hak ediyor.. #izlenmez #niyeya #kötüperformans


Ayaküstü Lezzet Sefillik Olursa

 

Ayaküstü Lezzetler adlı kanalına "Merhaba, bu hafta harika bir içerikle karşınızdayız" diye girmek. Sanki TV de sağlık konuşuyoruz...

"Merhaba bu hafta harika bir ayaküstü lezzet yiyecekle; pizza ile karşınızdayız" deseydiniz keşke arkadaşlar, en azından pizzaya olan saygınızdan...

Hele o elde kahvelerle videoya başlamak yok mu? Arkadaşlar bağırıyor adeta biz ayaküstülüğün değil iticiliğin ve özensizliğin dibine vuracağız diye. Artı hele o video yanındaki konuşurken dalıp gitmeler yok mu?

Ayrıca 30 bine yakın aboneye saygı gereği insan ne diyeceğini önceden iyice düşünür... Yazık o drone çekimine de onun ardından ki sonrasında bu kadar kötü bir giriş ve sunum var. 

Yemek kanalın ismine uygun ayaküstü olacak diye, herşey ayaküstü olmamalı kanalda. Yani konuşmaların özensizliği de dahil buna ve oturabilirsiniz biryerer bulup sonuçta 30-40 a yakın yaşınız var sürekli ayakta neden görünüyorsunuz.?.

"Hadi neyse" diyoruz devam ediyoruz, karanlık bir çekim çıkıyor karşımıza karanalıkta bir muahbbet dönüyor ve ilk pizza öyle karanlıkta pişiyor ve "bu çok büyük büyük" nidaları ile dışarda yer aramalar başlıyor vesaire. Biz sıkılıyoruz giderek.

Ayaküstü Lezzetler ayaküstü sefilliğe dönüşüyor dolmuşta ayakta gitmek gibi adeta ve daha ilk pizza tatma denemesinde pizzayı unutuyor ve arkadaşların haline üzülmeye başlıyoruz.
 
Tamam kanalın adı ayaküstü lezzetler ama,  o ilk pizzayı sahile bir parka gidip, güzelce bağdaş kurup pizzayı yerde aranıza koyup adam gibi yemenize engel değildi.
 
Sonuçta kafasında saç kalmayacak kadar yaş almışsınız insalarsınız, gidip elalemin kayığının üstünde neden pizza tırtıklıyorsunuz..

Film burda kopuyor açıkcası, sonrası ne olduğu mühim değil ve izleyerek kendinizi strese sokmayın.

Videomuz 3 kategoride olmayı hak ediyor.. #izlenmez #niyeya #kötüperformans



Konu harika ve harika başlıyor her şey "amanın o da ne?" her şey birden hızlanıyor ve karmaşık hale geliyor; aynı gene bu video da eleştirildiği üzere internetin ve internet ürünlerinin google, facebok, youtube gibi başladıktan sonra geldikleri hallerindeki gibi.

Arkadaşlar bu ne acele? Bu kadar mühim bir konuyu 15 dakikaya sığrdırmanız gerekmezdi biz hayli hayli 30 dakikamızı verirdik. 

Nedir o seslendirmedeki ve görüntülerideki hız ve karmaşıklık?  Amaç ne burda ? Hepimizi hızlı okuma ve dikkat konsantrasyon eğitimi kursuna mı göndermek? Yoksa videoyu yaparken hacker filmleri mi izlediniz?

Böyle iyi bir saçmalama olamaz! Tamam sizde avrupalı haberciler olarak ABD'de deki fast food haberciliği örnek almaya çalışmışsınız, anladık; havalı görüntüler, hızlı geçişler ve hızlı anlatımlar vs ama avrupalı olduğunuzu ve ABD'li bir vatandaştan 3x yavaş düşündüğünüzü, yaşadığınızı ve tükettiğinizi veya 3x yavaş geç anladığınızı unuttunuz galiba.

Sonuç mu? Çok iyi saçmalamışsınız. İyi çünkü içeirk çok iyi saçma çünkü izlenecek gibi değil. 

Videonuzu bu haliyle 15 dakika sabredip izlemeyecek kimse... Bir çuval inciri berbat etmişsiniz. Saçmalamanız videonun içeirğinin önemini unutturmuş.

Bu sebeplerle sizi #kötüperformans ve #izlenmez olarak etiketledik.


Böyle İyi Saçmalamak Olamaz!


Konu harika ve harika başlıyor her şey "amanın o da ne?" her şey birden hızlanıyor ve karmaşık hale geliyor; aynı gene bu video da eleştirildiği üzere internetin ve internet ürünlerinin google, facebok, youtube gibi başladıktan sonra geldikleri hallerindeki gibi.

Arkadaşlar bu ne acele? Bu kadar mühim bir konuyu 15 dakikaya sığrdırmanız gerekmezdi biz hayli hayli 30 dakikamızı verirdik. 

Nedir o seslendirmedeki ve görüntülerideki hız ve karmaşıklık?  Amaç ne burda ? Hepimizi hızlı okuma ve dikkat konsantrasyon eğitimi kursuna mı göndermek? Yoksa videoyu yaparken hacker filmleri mi izlediniz?

Böyle iyi bir saçmalama olamaz! Tamam sizde avrupalı haberciler olarak ABD'de deki fast food haberciliği örnek almaya çalışmışsınız, anladık; havalı görüntüler, hızlı geçişler ve hızlı anlatımlar vs ama avrupalı olduğunuzu ve ABD'li bir vatandaştan 3x yavaş düşündüğünüzü, yaşadığınızı ve tükettiğinizi veya 3x yavaş geç anladığınızı unuttunuz galiba.

Sonuç mu? Çok iyi saçmalamışsınız. İyi çünkü içeirk çok iyi saçma çünkü izlenecek gibi değil. 

Videonuzu bu haliyle 15 dakika sabredip izlemeyecek kimse... Bir çuval inciri berbat etmişsiniz. Saçmalamanız videonun içeirğinin önemini unutturmuş.

Bu sebeplerle sizi #kötüperformans ve #izlenmez olarak etiketledik.


Bizi Takip Edin