Önerilen Kanal : Merdan Çelik

En İyi İçerikler

[iyiicerik][pvid]

İzlenmezler

[izlenmez][pvid]

En Komikler

[enkomikler][pvid]

Çok İzlenenler

[populer][pvid]

Kötü Performanslar

[kötüperformans][pvid]

Niye Ya Dedirtenler

[niyeya][pvid]

İyi Çekimler

[iyicekim][pvid]

Kendin Yap

[kendinyap][pvid]

En İyi Editler

[eniyieditler][pvid]

Vimtre - Video Metre

Youtuberların ve Markaların Videolarını analiz ediyoruz. - Yatırım, Ortaklık ve Reklam için Çağrı Merkezi 0850 840 60 28 Devamı için tıklayınız

Bizi Takip Edin



Kiralık ve satılık ev fiyatları malum en büyük sorunlarımızdan birisi. Bunun sebepleri ise toplumda söylendiği gibi sadece paragöz ev sahipleri değil sadece... 

Bunun asıl sebebi belli, enflasyon ve dövizle ilgili de değil. Asıl sebep yasal ve yasal olmayan yabancılar

Sığınmacılar bir yana İstanbul'da sadece 1 milyon 250 bin yasal çalışma ve oturma izni olan yabancı var ve en az 3-4 milyondan mülteci ve yasadışı kaçak var... Ve malum birde vatandaşlık satıyoruz ev alana.

Bunların hepsi kiraların ve satılık ev fiyatlarının fahişleşmesinin ana sebebi. Çünkü bu yabancılar çok daha fazlasını veriyorlar Türk vatandaşlarının verdiğine kıyasla ve bir piyasa oluşturan piyasayı dengeleyen bir davranışları yok

Bu berbat durumun bir an değişmesi için ilk önce ev alana vatandaşlık satışının durdurulması ve mülteci ve kaçakların önce ülkelerine gönderilmesi ve sonrasında yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı insan sayısının il nüfusuna göre yüzde olarak belirlenmesi gerekiyor. 

Mülteci ve kaçaklar ülkelerin gönderilmesi basit ve net çözüm ve en kısa zamanda yapılabilir Esad'la ve Taliban rejimi ile görüşülüp anlaşılıp ve devamında bir il de yaşayacak yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı sayısı oranı belirlenmeli. Bu toplamda %3'ü geçmemeli.. Yani İstanbul'daki her 100 kişiden en fazla 3'ü yabanacı olabilri ve çalışma ve ikametgah alabilir. 

Mesele İstanbul'da sadece yasal oturma izni olan 1 milyon 250 bin yabancı oran olarak nüfusa göre çok fazla. Çünkü bunların çoğu da tek başına yaşıyor veya en  fazla 2 kişi ve yarısını hesaplayınca bile 600 bin tane ev işgal altında yabancılar tarafından. 600 bin eve fazla fazla kira veren yabancı demek kiraların fahiş şekilde artması ve ev sayısının azalması demek Türk vatandaşları için.

İstanbul 16-17 milyon ve kaçak ve mültecilerle 20 milyonun üzerinde ..İstanbul'un kaldıracağı yasal yabancı sayısı en fazla 300 bin olabilir. 

Böylece evlere talep düşecek ve kiralık ve satılık fiyatları düşecektir.

KADIKÖY TV bu konuya çok güzel eğilmiş ve çok yerinde bir video çekmiş.

Video her anlama çok kaliteli ve #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.

İçerik Sponsoru : xseyler.com

Bu Kiraların Sebepleri de Belli Çözümü de! Siyasetçiler Söyleyin! Neyi Bekliyoruz?


Kiralık ve satılık ev fiyatları malum en büyük sorunlarımızdan birisi. Bunun sebepleri ise toplumda söylendiği gibi sadece paragöz ev sahipleri değil sadece... 

Bunun asıl sebebi belli, enflasyon ve dövizle ilgili de değil. Asıl sebep yasal ve yasal olmayan yabancılar

Sığınmacılar bir yana İstanbul'da sadece 1 milyon 250 bin yasal çalışma ve oturma izni olan yabancı var ve en az 3-4 milyondan mülteci ve yasadışı kaçak var... Ve malum birde vatandaşlık satıyoruz ev alana.

Bunların hepsi kiraların ve satılık ev fiyatlarının fahişleşmesinin ana sebebi. Çünkü bu yabancılar çok daha fazlasını veriyorlar Türk vatandaşlarının verdiğine kıyasla ve bir piyasa oluşturan piyasayı dengeleyen bir davranışları yok

Bu berbat durumun bir an değişmesi için ilk önce ev alana vatandaşlık satışının durdurulması ve mülteci ve kaçakların önce ülkelerine gönderilmesi ve sonrasında yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı insan sayısının il nüfusuna göre yüzde olarak belirlenmesi gerekiyor. 

Mülteci ve kaçaklar ülkelerin gönderilmesi basit ve net çözüm ve en kısa zamanda yapılabilir Esad'la ve Taliban rejimi ile görüşülüp anlaşılıp ve devamında bir il de yaşayacak yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı sayısı oranı belirlenmeli. Bu toplamda %3'ü geçmemeli.. Yani İstanbul'daki her 100 kişiden en fazla 3'ü yabanacı olabilri ve çalışma ve ikametgah alabilir. 

Mesele İstanbul'da sadece yasal oturma izni olan 1 milyon 250 bin yabancı oran olarak nüfusa göre çok fazla. Çünkü bunların çoğu da tek başına yaşıyor veya en  fazla 2 kişi ve yarısını hesaplayınca bile 600 bin tane ev işgal altında yabancılar tarafından. 600 bin eve fazla fazla kira veren yabancı demek kiraların fahiş şekilde artması ve ev sayısının azalması demek Türk vatandaşları için.

İstanbul 16-17 milyon ve kaçak ve mültecilerle 20 milyonun üzerinde ..İstanbul'un kaldıracağı yasal yabancı sayısı en fazla 300 bin olabilir. 

Böylece evlere talep düşecek ve kiralık ve satılık fiyatları düşecektir.

KADIKÖY TV bu konuya çok güzel eğilmiş ve çok yerinde bir video çekmiş.

Video her anlama çok kaliteli ve #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.

İçerik Sponsoru : xseyler.com


Bu aralar, başta koca koca yüksek eğitimli  insanlar basta olmak üzere, bir cok insan ağızlarına bir sakız almışlar ve salyalar akıtarak özel üniveristelerin çokluğundan bahsedip, çeşitli şekilde hakaretler ve alay ediyorlar bu üniversitelerdeki hocalar ve öğrencilere.

Neymiş efendim, çok fazla özel üniversite açılmış ve bunlarda hiç eğitim kalitesi yokmuş.

Bu öyle bir aptallık ki, bu yeni açılan üniveristelerle beraber mevcut eski üniversitelerin kendi aralarında kısa bir sürede, 5-10 yılda büyük bir rekabete girebileceğini ve böylece ülkemizde büyük bir eğitim kalitesinin olacağını sanıyorlar muhtemelen. Böyle bir aptallık olamaz. Bu kadar kısa süre de bu mümkün mü?

Bu kafayı böylece ayırt edip ayrı bir yere koymak gerek. Çünkü bu insanlar yeni dünyanın eski dinozorları...

Bu insanlar öncelikle serbestleşmeden yani  öğrencilerin ve eğitim özgürleşmesinden rahatsızlar ve eski militarist devletçi katı ve zalim eğitim sistemi savunuyorlar bir anlamda. Çünkü kendileri bu zalim devletçi eğitimin cefasını çektiler ve herkes çeksin istiyorlar.

Bu büyük bir ahmaklık ve kıskançlık.

Öncelikle ilkesel yani demokrasi ve özgürlükler olarak bakmak gerekirse, bu insanların "eğitimin ticareti olmaz eğitim tek bir yere yani devlete bağlı olmalı ve özel üniversite olmamalı" şeklinde bakışları da son derece faşizan bir şey.

Ne yani birisinin  Edebiyat, Tarih, Otelcilik ve Gastronomi veya fen bilimlerini Fizik ve Kimyayı yüksekokul seviyesinde öğrenmek için, akıl ve bilimle daha önemlisi özgürlük ve demokrasi ile yönetilmeyen, tamamen veya kısmen mevcut iktidarın siyasi ideolojileriyle yönetilen devlet üniversitelerine mecbur olması ve devletin kurumları olan YÖK veye Milli Eğitim Bakanlığı'nda izin mi alması veya devletin üniversite sınavına tabi olması mı gerekiyor?

Böyle eski dar kafalı faşist bir bakış açısı olabilir mi şu çağda?

Size ne bundan hem, birileri devletin koyduğu sınavda ilk 100 -200 bin artık devlet üniveritesi kontenjanına giremiyor diye parasını vererek  istediği eğitimi özel üniversitelerden alamaz mı?

Neymiş efendim, dünyada en gelişmiş ülkelerde yeni ve özel üniversite açılmazmış.

Hani Covid başladığında kapanmaya gerek yok, "sürü bağışıklığı" diyen İngiltere eğitimi mi çok ileri. Eğer ileri ise neden bir pandemide bir aşı konusunda zortladılar tüm batı olarak.

Demek ki, mevcut eğitim düzeni de gelişmiş değil tüm dünyada.

Bu kafa işte maalesef dünyayı ve hayatı anlamıyor mahvediyor. Çünkü istiyorlarki biz akademisyenler azınlık elit toplum üstü bir sınıf olalım ve herkes bizim ağzımıza baksın.

Zamanı geri sarsak ve 100 yıl geri gidip tüm batı ve tüm dünyada eğitimi ideolojilerle yönetilen faşist devlet kafalarından kurtarıp serbestleştirseydik bugün dünya muhtemelen çok daha farklı ve gelişmiş adil bir yerde olurdu.

Çünkü üniversiteler devlet veya özel olsun, hiçbirisi sadece eğitim yeri değildir; aynı zamanda oinsanların sosyal ve bilişsel gelişim ve hayat tarzını ifade etme ve demokrasi ve medeni bir yaşam için birer referans ve gelişim noktasıdır.

Neymiş efendim, bu özel üniversiteler belli cemaatlar ve tarikatlara yakın olan sermayeler ve ideolojilerde olan insanlarınmış ve tehlikeliymiş.

Olsun arkadaş o da olsun. Her telden ideolojiden üniveristeler olsun ki insanlar seçsin ve bunlar aralarında bir rekabet etsin ve eğitim kadar başka konularda fikirler üretilsin ve bir sinerji veya fikir çatışması yarışı olsun.

İçerik Sponsoru : https://www.xseyler.com/2022/09/yeni-kurulan-ozel-universitelere-hakaret-etme-hocalarini-ogrencilerini-asagilama-fasistligi..html

Özel Üniversitelere Sövmek Moda Oldu! Üstelik Akademisyenler Tarafından


Bu aralar, başta koca koca yüksek eğitimli  insanlar basta olmak üzere, bir cok insan ağızlarına bir sakız almışlar ve salyalar akıtarak özel üniveristelerin çokluğundan bahsedip, çeşitli şekilde hakaretler ve alay ediyorlar bu üniversitelerdeki hocalar ve öğrencilere.

Neymiş efendim, çok fazla özel üniversite açılmış ve bunlarda hiç eğitim kalitesi yokmuş.

Bu öyle bir aptallık ki, bu yeni açılan üniveristelerle beraber mevcut eski üniversitelerin kendi aralarında kısa bir sürede, 5-10 yılda büyük bir rekabete girebileceğini ve böylece ülkemizde büyük bir eğitim kalitesinin olacağını sanıyorlar muhtemelen. Böyle bir aptallık olamaz. Bu kadar kısa süre de bu mümkün mü?

Bu kafayı böylece ayırt edip ayrı bir yere koymak gerek. Çünkü bu insanlar yeni dünyanın eski dinozorları...

Bu insanlar öncelikle serbestleşmeden yani  öğrencilerin ve eğitim özgürleşmesinden rahatsızlar ve eski militarist devletçi katı ve zalim eğitim sistemi savunuyorlar bir anlamda. Çünkü kendileri bu zalim devletçi eğitimin cefasını çektiler ve herkes çeksin istiyorlar.

Bu büyük bir ahmaklık ve kıskançlık.

Öncelikle ilkesel yani demokrasi ve özgürlükler olarak bakmak gerekirse, bu insanların "eğitimin ticareti olmaz eğitim tek bir yere yani devlete bağlı olmalı ve özel üniversite olmamalı" şeklinde bakışları da son derece faşizan bir şey.

Ne yani birisinin  Edebiyat, Tarih, Otelcilik ve Gastronomi veya fen bilimlerini Fizik ve Kimyayı yüksekokul seviyesinde öğrenmek için, akıl ve bilimle daha önemlisi özgürlük ve demokrasi ile yönetilmeyen, tamamen veya kısmen mevcut iktidarın siyasi ideolojileriyle yönetilen devlet üniversitelerine mecbur olması ve devletin kurumları olan YÖK veye Milli Eğitim Bakanlığı'nda izin mi alması veya devletin üniversite sınavına tabi olması mı gerekiyor?

Böyle eski dar kafalı faşist bir bakış açısı olabilir mi şu çağda?

Size ne bundan hem, birileri devletin koyduğu sınavda ilk 100 -200 bin artık devlet üniveritesi kontenjanına giremiyor diye parasını vererek  istediği eğitimi özel üniversitelerden alamaz mı?

Neymiş efendim, dünyada en gelişmiş ülkelerde yeni ve özel üniversite açılmazmış.

Hani Covid başladığında kapanmaya gerek yok, "sürü bağışıklığı" diyen İngiltere eğitimi mi çok ileri. Eğer ileri ise neden bir pandemide bir aşı konusunda zortladılar tüm batı olarak.

Demek ki, mevcut eğitim düzeni de gelişmiş değil tüm dünyada.

Bu kafa işte maalesef dünyayı ve hayatı anlamıyor mahvediyor. Çünkü istiyorlarki biz akademisyenler azınlık elit toplum üstü bir sınıf olalım ve herkes bizim ağzımıza baksın.

Zamanı geri sarsak ve 100 yıl geri gidip tüm batı ve tüm dünyada eğitimi ideolojilerle yönetilen faşist devlet kafalarından kurtarıp serbestleştirseydik bugün dünya muhtemelen çok daha farklı ve gelişmiş adil bir yerde olurdu.

Çünkü üniversiteler devlet veya özel olsun, hiçbirisi sadece eğitim yeri değildir; aynı zamanda oinsanların sosyal ve bilişsel gelişim ve hayat tarzını ifade etme ve demokrasi ve medeni bir yaşam için birer referans ve gelişim noktasıdır.

Neymiş efendim, bu özel üniversiteler belli cemaatlar ve tarikatlara yakın olan sermayeler ve ideolojilerde olan insanlarınmış ve tehlikeliymiş.

Olsun arkadaş o da olsun. Her telden ideolojiden üniveristeler olsun ki insanlar seçsin ve bunlar aralarında bir rekabet etsin ve eğitim kadar başka konularda fikirler üretilsin ve bir sinerji veya fikir çatışması yarışı olsun.

İçerik Sponsoru : https://www.xseyler.com/2022/09/yeni-kurulan-ozel-universitelere-hakaret-etme-hocalarini-ogrencilerini-asagilama-fasistligi..html


Küfür ve mizah elbette içiçedir ama dozu, yeri ve şekli önemli. 

YouTube kanallarında şu aralar artan bir küfürlü diyaloglar söz konusu... 

Ve konuşan herkes sanki en samimi ortamında evinde eşi veya arkadaşı ile veya sanki futbol tribünündeymiş gibi davranıyor ve işin kötüsü böyle konuşmazsa anlaşılmayacağını ve dikkat çekmeyeceğini düşünüyor gibiler..

Bu öncelikle sanıldığı gibi dikkat çeken, normal ve nitelikli veya çok izlenirliğe etki eden bir şey değil. Kısaltılmışını söyleyelim mesela amk. gerçi bunun sözlü olarak yaptıkları için kısa halini de kullanmıyorlar direk uzun uzun kullanıyorlar.

Netflix vb. online film kanallarının da etkisiyle artık böyle konuşmazsan, o zaman bu işi cesurca ve özgür yapamıyorsun boyutuna geldi. 

İşin kötüsü buna alet olan kadınlarda oluyor. Evet bu küfürlerin çoğu ve hepsi eril küfürler... "Hay içine s..çayım" vesaire şeklinde çeşitlemelerde yok, cinsiyetsiz küfürlerde de değil, direk kadına yapılan cinsel küfürler üzerinden dönüyor her şey.

Bu kanalda da bu videoda göreceğiniz üzere artık bu sistemli bir hale getirilmiş ve bu eril küfürler yetmemiş gibi şaka ve soruya vesaire dönüşmüş durumda. 

Yapmayın gençler hele he 20'yi 25-30 aşmış koca adamlar yapmayın. 

Tamam, Cem Yılmaz buna otorite olarak fetva verdi diye sizler bunu sürekli yapmak zorunda değilsiniz! Kaldı ki, onun yaptığı bir film ve konseptinde o karakterler o küfürlü tarzı benimseyen tipler. Sizin süreki ehr youtube videosunda sosyal ve bireysel hayatta kabul görmeyen bu çirkin dili insanlara sürekli sunmanız gerekmiyor.

Bu sizi daha komik daha cesur veya ankaşılır yapmıyor. Eril küfürler sizi sadece barzo ve medeni olmayan insanlar yapıyor en basit tabiriyle... Dahası sizi eril bir faşist yapıyor. Eril faşist nedir mi ? Boşver... Boşver me.. Öğren.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans #kötüstil ve #niyeyadedirtenler olarak etiketliyoruz.

Eril Faşistler Sizi! Yapmayın Şunu Artık.


Küfür ve mizah elbette içiçedir ama dozu, yeri ve şekli önemli. 

YouTube kanallarında şu aralar artan bir küfürlü diyaloglar söz konusu... 

Ve konuşan herkes sanki en samimi ortamında evinde eşi veya arkadaşı ile veya sanki futbol tribünündeymiş gibi davranıyor ve işin kötüsü böyle konuşmazsa anlaşılmayacağını ve dikkat çekmeyeceğini düşünüyor gibiler..

Bu öncelikle sanıldığı gibi dikkat çeken, normal ve nitelikli veya çok izlenirliğe etki eden bir şey değil. Kısaltılmışını söyleyelim mesela amk. gerçi bunun sözlü olarak yaptıkları için kısa halini de kullanmıyorlar direk uzun uzun kullanıyorlar.

Netflix vb. online film kanallarının da etkisiyle artık böyle konuşmazsan, o zaman bu işi cesurca ve özgür yapamıyorsun boyutuna geldi. 

İşin kötüsü buna alet olan kadınlarda oluyor. Evet bu küfürlerin çoğu ve hepsi eril küfürler... "Hay içine s..çayım" vesaire şeklinde çeşitlemelerde yok, cinsiyetsiz küfürlerde de değil, direk kadına yapılan cinsel küfürler üzerinden dönüyor her şey.

Bu kanalda da bu videoda göreceğiniz üzere artık bu sistemli bir hale getirilmiş ve bu eril küfürler yetmemiş gibi şaka ve soruya vesaire dönüşmüş durumda. 

Yapmayın gençler hele he 20'yi 25-30 aşmış koca adamlar yapmayın. 

Tamam, Cem Yılmaz buna otorite olarak fetva verdi diye sizler bunu sürekli yapmak zorunda değilsiniz! Kaldı ki, onun yaptığı bir film ve konseptinde o karakterler o küfürlü tarzı benimseyen tipler. Sizin süreki ehr youtube videosunda sosyal ve bireysel hayatta kabul görmeyen bu çirkin dili insanlara sürekli sunmanız gerekmiyor.

Bu sizi daha komik daha cesur veya ankaşılır yapmıyor. Eril küfürler sizi sadece barzo ve medeni olmayan insanlar yapıyor en basit tabiriyle... Dahası sizi eril bir faşist yapıyor. Eril faşist nedir mi ? Boşver... Boşver me.. Öğren.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans #kötüstil ve #niyeyadedirtenler olarak etiketliyoruz.


Kafa TV bir ara her konuyu İlber Oltaylı'ya soracak gibi oldu ve bunu da bu linkteki "Her yer İlber Ortaylı Oldu! Bu İş Saçmalık Boyutuna Vardı!" adlı video incelememizde eleştirip #kötüperformans olarak etiketlemiştik. Ama sonra yavaş yavaş toparlamaya başladılar.

KAFA TV bize farklı konularda farklı uzmanlara kısa ve net soru cevaplarla yardımcı olacka videolar çekiyor.

Mehmet SUNGUR(Psikiyatr) hocamız son derece seviyeli ve etkileyici bir performans sergilemiş ve çok net bilgiler vermiş.

Video gerçekten öylesine hap bilgiler veren basit bir söyleşi değil, çok iyi seçilmiş sorularla gerçekten çok derinlemesine bilgiler ve tecrübeler içeriyor. 

#iyiiçerik olarak etiketliyoruz ve KAFA TV ye her konuyu İlber OLTAYLI'ya sorma fikrindne kurtulduğu için tebrik ediyoruz.


KAFA TV Kendini Kafamızı Geliştirmeye Adamış Gibi


Kafa TV bir ara her konuyu İlber Oltaylı'ya soracak gibi oldu ve bunu da bu linkteki "Her yer İlber Ortaylı Oldu! Bu İş Saçmalık Boyutuna Vardı!" adlı video incelememizde eleştirip #kötüperformans olarak etiketlemiştik. Ama sonra yavaş yavaş toparlamaya başladılar.

KAFA TV bize farklı konularda farklı uzmanlara kısa ve net soru cevaplarla yardımcı olacka videolar çekiyor.

Mehmet SUNGUR(Psikiyatr) hocamız son derece seviyeli ve etkileyici bir performans sergilemiş ve çok net bilgiler vermiş.

Video gerçekten öylesine hap bilgiler veren basit bir söyleşi değil, çok iyi seçilmiş sorularla gerçekten çok derinlemesine bilgiler ve tecrübeler içeriyor. 

#iyiiçerik olarak etiketliyoruz ve KAFA TV ye her konuyu İlber OLTAYLI'ya sorma fikrindne kurtulduğu için tebrik ediyoruz.



90'lar nostaljisinden herkes baydı ve bıktı, ama hala 90'lara ait şeylere büyük bir merak ve ilgi ile yaşıyoruz. 
Yapacak bir şey yok, Çelik'in o kazağı neden giydiğini ortaya çıkmak zorundaydık...

Videomuza gelirsek...

90'lara ait kadın solistli pop müzik dediğimizde ise bize çok şirin, kaçık ve ilginç gelen iki-üç kadından birisi Deniz Arcak...

Bir diğeri malum Yonca Evcimik...

196sekiz kanalının bu videosunda Deniz Arcak var. 

Deniz Arcak'ın o deli dolu malum çok hareketli ve sevimli gözüken tarzının asıl sebebi ise, kişisel bazı zihinsel sorunlarıymış. Kendisinin disleksi(öğrenme bozukluğu) ve hiperakivite mağduru olduğunu da yeni yeni öğreniyoruz.

Onun 50 yaşını geçmiş, artık görece durulmuş, bilgeleşmiş, en samimi ve lugat parçalayan hallerini görmek isterseniz bu akıcı söyleşili belgesel videoyu mutlaka izlemelisiniz.

Armağan Çağlayan bazı konuklarda tıkansa da bu Deniz Arcak'la beraber çok akıcı ve keyifli bir video yapmış.

#iyiiçerik olmayı hak eden bir söyleşili-belgesel olmuş...

Türk Popunun En Renkli ve Sevimli Delisi Deniz Arcak


90'lar nostaljisinden herkes baydı ve bıktı, ama hala 90'lara ait şeylere büyük bir merak ve ilgi ile yaşıyoruz. 
Yapacak bir şey yok, Çelik'in o kazağı neden giydiğini ortaya çıkmak zorundaydık...

Videomuza gelirsek...

90'lara ait kadın solistli pop müzik dediğimizde ise bize çok şirin, kaçık ve ilginç gelen iki-üç kadından birisi Deniz Arcak...

Bir diğeri malum Yonca Evcimik...

196sekiz kanalının bu videosunda Deniz Arcak var. 

Deniz Arcak'ın o deli dolu malum çok hareketli ve sevimli gözüken tarzının asıl sebebi ise, kişisel bazı zihinsel sorunlarıymış. Kendisinin disleksi(öğrenme bozukluğu) ve hiperakivite mağduru olduğunu da yeni yeni öğreniyoruz.

Onun 50 yaşını geçmiş, artık görece durulmuş, bilgeleşmiş, en samimi ve lugat parçalayan hallerini görmek isterseniz bu akıcı söyleşili belgesel videoyu mutlaka izlemelisiniz.

Armağan Çağlayan bazı konuklarda tıkansa da bu Deniz Arcak'la beraber çok akıcı ve keyifli bir video yapmış.

#iyiiçerik olmayı hak eden bir söyleşili-belgesel olmuş...


2001'de ve 2010 da Avrupa ve Dünya Şampiyonları'nda final oynayan takımımız son 10 yıldır sürekli nedense başarısız oluyor. 

Herkes Cedi OSMAN'a saldıradursun bunun federasyonla ilgili olduğunu gerçek basketbol severler biliyor.

Bu asıl başarısızlık sebepleri ve perde arkasındaki gerçekleri maalesef spor YouTube kanallarından hiçbiri tartışmıyor; çünkü ya sponsoru kaybederiz ya da bize başka sıkıntılar çıkarırlar diyerek muhtemelen başka sebeplerle Socrates Dergi, Vole ve Sports Digitale kanalları yorumcuları neredeyse hepsi Hidayet ve Ergin ATAMAN'ı eleştirmekten bir sebeple korkuyorlar. Tek bir spor kanalı hariç..

NUTSPOR...

Nutspor bu videosunda, Roksan Kunter ve İhsan Bayulgen'in son derece yerinde eleştirileri Hidayet Türkoğlu ve Ergin ATAMAN'ın Milli Takım'daki işlerine ciddi yaklaşmadığını ve yeterince çalışmadıklarını ve milli takımımıza inanmadıklarını açık açık söylüyorlar.

Video bu açıdan bir ilki yaptığı için #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.

Basketbol Milli Takımımız Neden Sürekli Başarısız?


2001'de ve 2010 da Avrupa ve Dünya Şampiyonları'nda final oynayan takımımız son 10 yıldır sürekli nedense başarısız oluyor. 

Herkes Cedi OSMAN'a saldıradursun bunun federasyonla ilgili olduğunu gerçek basketbol severler biliyor.

Bu asıl başarısızlık sebepleri ve perde arkasındaki gerçekleri maalesef spor YouTube kanallarından hiçbiri tartışmıyor; çünkü ya sponsoru kaybederiz ya da bize başka sıkıntılar çıkarırlar diyerek muhtemelen başka sebeplerle Socrates Dergi, Vole ve Sports Digitale kanalları yorumcuları neredeyse hepsi Hidayet ve Ergin ATAMAN'ı eleştirmekten bir sebeple korkuyorlar. Tek bir spor kanalı hariç..

NUTSPOR...

Nutspor bu videosunda, Roksan Kunter ve İhsan Bayulgen'in son derece yerinde eleştirileri Hidayet Türkoğlu ve Ergin ATAMAN'ın Milli Takım'daki işlerine ciddi yaklaşmadığını ve yeterince çalışmadıklarını ve milli takımımıza inanmadıklarını açık açık söylüyorlar.

Video bu açıdan bir ilki yaptığı için #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.


Dünyanın kibirli ve küstah zengini Elon MUSK'un en büyük numarası olan TESLA elektirikli araçlar malum ülkemizde bir fenomen. 

Yok Youtube/sosyal medya fenomeni değil; biz internetten önce fenomen kelimesini "pek bilinmeyen" "sırrı çözülemeyen" ve "esrarengiz şekilde ilgi ve merak uyandıran" manasında kullanıyorduk.

“NE MENEM ŞEY! Daha önce rastlanılmamış şey, durum. Benzeri olmayan anlamında" TDK

Neyse biraz küstahlık yaptıktan sonra konuya geri gelelim.

Daha önce malum ABD'ye gidiş videosu ile burada #niyeyadedirtenler köşemizde gömdüğümüz Erdem BAŞ'ı bu sefer bu videosundaki performansı ve faydalı işi yüzünden #iyiiçerik olarak etiketliyoruz. İyi iş çıkarmış gerçekten Tesla artık bizim için bir bilinmeyen değil.

Tesla'sını canı gönülden anlatan arkadaşa da teşekkür ederiz.

Tesla Araba Ne Menem Bir Şeymiş Nihayet Öğrendik!


Dünyanın kibirli ve küstah zengini Elon MUSK'un en büyük numarası olan TESLA elektirikli araçlar malum ülkemizde bir fenomen. 

Yok Youtube/sosyal medya fenomeni değil; biz internetten önce fenomen kelimesini "pek bilinmeyen" "sırrı çözülemeyen" ve "esrarengiz şekilde ilgi ve merak uyandıran" manasında kullanıyorduk.

“NE MENEM ŞEY! Daha önce rastlanılmamış şey, durum. Benzeri olmayan anlamında" TDK

Neyse biraz küstahlık yaptıktan sonra konuya geri gelelim.

Daha önce malum ABD'ye gidiş videosu ile burada #niyeyadedirtenler köşemizde gömdüğümüz Erdem BAŞ'ı bu sefer bu videosundaki performansı ve faydalı işi yüzünden #iyiiçerik olarak etiketliyoruz. İyi iş çıkarmış gerçekten Tesla artık bizim için bir bilinmeyen değil.

Tesla'sını canı gönülden anlatan arkadaşa da teşekkür ederiz.

Önerilen Kanal : Günerlerin Mutfağı