En İyi İçerikler

[iyiicerik][pvid]

İzlenmezler

[izlenmez][pvid]

En Komikler

[enkomikler][pvid]

Çok İzlenenler

[populer][pvid]

Kötü Performanslar

[kötüperformans][pvid]

Niye Ya Dedirtenler

[niyeya][pvid]

İyi Çekimler

[iyicekim][pvid]

Kendin Yap

[kendinyap][pvid]

En İyi Editler

[eniyieditler][pvid]

Vimtre - Video Metre

Youtuberların ve Markaların Videolarını analiz ediyoruz. - Yatırım, Ortaklık ve Reklam için Çağrı Merkezi 0850 840 60 28 Devamı için tıklayınız

Bizi Takip Edin

Başlığımız çok iddialı bu yüzden "ne demek istiyorsunuz?" diye düşünebilirsiniz.

Evet, son 10 yılda internet ve sosyal medya devrimini en sağlam şekilde yaşayan ülkelerden biriyiz.

Bu devrim bize sadece ülkemizdeki insanlar arası etkileşimi değil, aynı zamanda Türk coğrafyası, müslüman ve Osmanlı coğrafyası arasında da büyük bir etkileşim kazandırdı.

Bu video da Bosna'lı bir kardeşimizin Türkçe ile olan ve Türk kültürü ile ilgili olan düşünce ve deneyimlerini izliyoruz ve böyle kardeş ülkelerdeki uzak dostlarımızı yakından tanıyoruz.

Evet, bu anlamda YouTube sayesinde muhtemelen büyük bir işi kendi kendimize başarıyoruz ve siyasilerin yaklaştırmayı başaramadığı kardeş ülke ilişkilerini YouTube sosyal medya sayesinde kuruyoruz 

Arap/Afgan ve Pakistanlı mülteci krizi yüzünden ırkçılığa varan bazı şeylerin gölgesinde olduğumuz şu günlerde dengeli ve düzgün bir bakışa ihtiyacımız var ülkemizden olmayan insanlara karşı.

Bosna'ya sevgi saygılar sunuyoruz ve bu videoyu yapan Etimoloji kanalına da teşekkür ediyoruz.


Youtube Siyasilerin Yapamadığını Yaptı Son 10 Yılda

Başlığımız çok iddialı bu yüzden "ne demek istiyorsunuz?" diye düşünebilirsiniz.

Evet, son 10 yılda internet ve sosyal medya devrimini en sağlam şekilde yaşayan ülkelerden biriyiz.

Bu devrim bize sadece ülkemizdeki insanlar arası etkileşimi değil, aynı zamanda Türk coğrafyası, müslüman ve Osmanlı coğrafyası arasında da büyük bir etkileşim kazandırdı.

Bu video da Bosna'lı bir kardeşimizin Türkçe ile olan ve Türk kültürü ile ilgili olan düşünce ve deneyimlerini izliyoruz ve böyle kardeş ülkelerdeki uzak dostlarımızı yakından tanıyoruz.

Evet, bu anlamda YouTube sayesinde muhtemelen büyük bir işi kendi kendimize başarıyoruz ve siyasilerin yaklaştırmayı başaramadığı kardeş ülke ilişkilerini YouTube sosyal medya sayesinde kuruyoruz 

Arap/Afgan ve Pakistanlı mülteci krizi yüzünden ırkçılığa varan bazı şeylerin gölgesinde olduğumuz şu günlerde dengeli ve düzgün bir bakışa ihtiyacımız var ülkemizden olmayan insanlara karşı.

Bosna'ya sevgi saygılar sunuyoruz ve bu videoyu yapan Etimoloji kanalına da teşekkür ediyoruz.



Youtube izleyicileri olarak videoların konuları kadar nasıl çekildiklerine ve genel video ve ses kalitesine de çok önem veriyoruz.

Estetik olan ve günümüz şartları için kaliteli çekim olan her video,  içerik ne olursa olsun kendisini daha çok izlettiriyor. Konu bulamayanlar için bu bir yol ama konuyu bulup videoyu kaliteli ve izlenir yapamayan video yapımlarda var. Bu da o videolardan birisi.

Pelin BATU Murat Bardakçıoğlu'nun tarih programındaki baskısından burada kurtulmuş rahatlamış gözüküyor, ama bu denli bir rahatlık izlenir olamaz çoğu zaman.

Konu çok iyi seçilmiş ama video genel stil olarak oturma şekli ve arka plan olarak çok kötü olmuş.

Kamera açısı ve oturma şekli konuya göre çok rahatsız edici. Bu programı ekrana bakarak dinlemek çok zor.

Bu sebeple #iyiiçerik ama #kötüstil ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


Peli BATU Habertürk'ten Kurtulunca Fazla Rahatlamış Gözüküyor!


Youtube izleyicileri olarak videoların konuları kadar nasıl çekildiklerine ve genel video ve ses kalitesine de çok önem veriyoruz.

Estetik olan ve günümüz şartları için kaliteli çekim olan her video,  içerik ne olursa olsun kendisini daha çok izlettiriyor. Konu bulamayanlar için bu bir yol ama konuyu bulup videoyu kaliteli ve izlenir yapamayan video yapımlarda var. Bu da o videolardan birisi.

Pelin BATU Murat Bardakçıoğlu'nun tarih programındaki baskısından burada kurtulmuş rahatlamış gözüküyor, ama bu denli bir rahatlık izlenir olamaz çoğu zaman.

Konu çok iyi seçilmiş ama video genel stil olarak oturma şekli ve arka plan olarak çok kötü olmuş.

Kamera açısı ve oturma şekli konuya göre çok rahatsız edici. Bu programı ekrana bakarak dinlemek çok zor.

Bu sebeple #iyiiçerik ama #kötüstil ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


 


Billur KALKAVAN 1990'lardan bu yana Türkiye'de popüler kültür içinde yazılı ve görsel medyada kendi özgün tarzını geliştirmiş ve diğerleri gibi para ve şöhret için eğilmemiş bükülmemiş, saçma sapan kadın programları tv şovları yapmamış ve hatta kendine kritik ve sorunlu alanlarda toplumsal misyonlar edinmiş ve Türk milletinin cinsellik başta bir çok tabusunu yıkmak ve toplumu özgürleştirmek için büyük çabalar harcamış ve bununla da yetinmemiş hayvan ve çevre koruma hakkında da büyük bir eforlar sarf etmiş en şahsiyetli en devrimci, en sosyal ve en halkçı kadınlarından birisi olarak hayatımızda vardı...

Maalesef kanser hastalığı sonucu aramızdan ayrıldı, ama geriye çok büyük bir düşünsel miras bıraktı. Bu mirasların neler olduğunu anlamak için YouTube da Billur TV'ye ve onunla yapılmış röportajlara bakmak yeterli. 

Bu video ise onunla yapılmış en güzel kapsamlı videolardan biri.. Merhum Mehmet Ali Birand'ın oğlu Umur Ali BİRAND'ın yaptığı bu röportajı sonuna kadar mutkala izleyin..Video çok değerli ve kaliteli bir içerik olmuş bu yüzden #iyiçekim ve #iyiiçerik etiketli ile etiketliyoruz.


Türkiye'nin En Özgür, En Devrimci ve En Samimi Kadını Billur Kalkavan

 


Billur KALKAVAN 1990'lardan bu yana Türkiye'de popüler kültür içinde yazılı ve görsel medyada kendi özgün tarzını geliştirmiş ve diğerleri gibi para ve şöhret için eğilmemiş bükülmemiş, saçma sapan kadın programları tv şovları yapmamış ve hatta kendine kritik ve sorunlu alanlarda toplumsal misyonlar edinmiş ve Türk milletinin cinsellik başta bir çok tabusunu yıkmak ve toplumu özgürleştirmek için büyük çabalar harcamış ve bununla da yetinmemiş hayvan ve çevre koruma hakkında da büyük bir eforlar sarf etmiş en şahsiyetli en devrimci, en sosyal ve en halkçı kadınlarından birisi olarak hayatımızda vardı...

Maalesef kanser hastalığı sonucu aramızdan ayrıldı, ama geriye çok büyük bir düşünsel miras bıraktı. Bu mirasların neler olduğunu anlamak için YouTube da Billur TV'ye ve onunla yapılmış röportajlara bakmak yeterli. 

Bu video ise onunla yapılmış en güzel kapsamlı videolardan biri.. Merhum Mehmet Ali Birand'ın oğlu Umur Ali BİRAND'ın yaptığı bu röportajı sonuna kadar mutkala izleyin..Video çok değerli ve kaliteli bir içerik olmuş bu yüzden #iyiçekim ve #iyiiçerik etiketli ile etiketliyoruz.



Kiralık ve satılık ev fiyatları malum en büyük sorunlarımızdan birisi. Bunun sebepleri ise toplumda söylendiği gibi sadece paragöz ev sahipleri değil sadece... 

Bunun asıl sebebi belli, enflasyon ve dövizle ilgili de değil. Asıl sebep yasal ve yasal olmayan yabancılar

Sığınmacılar bir yana İstanbul'da sadece 1 milyon 250 bin yasal çalışma ve oturma izni olan yabancı var ve en az 3-4 milyondan mülteci ve yasadışı kaçak var... Ve malum birde vatandaşlık satıyoruz ev alana.

Bunların hepsi kiraların ve satılık ev fiyatlarının fahişleşmesinin ana sebebi. Çünkü bu yabancılar çok daha fazlasını veriyorlar Türk vatandaşlarının verdiğine kıyasla ve bir piyasa oluşturan piyasayı dengeleyen bir davranışları yok

Bu berbat durumun bir an değişmesi için ilk önce ev alana vatandaşlık satışının durdurulması ve mülteci ve kaçakların önce ülkelerine gönderilmesi ve sonrasında yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı insan sayısının il nüfusuna göre yüzde olarak belirlenmesi gerekiyor. 

Mülteci ve kaçaklar ülkelerin gönderilmesi basit ve net çözüm ve en kısa zamanda yapılabilir Esad'la ve Taliban rejimi ile görüşülüp anlaşılıp ve devamında bir il de yaşayacak yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı sayısı oranı belirlenmeli. Bu toplamda %3'ü geçmemeli.. Yani İstanbul'daki her 100 kişiden en fazla 3'ü yabanacı olabilri ve çalışma ve ikametgah alabilir. 

Mesele İstanbul'da sadece yasal oturma izni olan 1 milyon 250 bin yabancı oran olarak nüfusa göre çok fazla. Çünkü bunların çoğu da tek başına yaşıyor veya en  fazla 2 kişi ve yarısını hesaplayınca bile 600 bin tane ev işgal altında yabancılar tarafından. 600 bin eve fazla fazla kira veren yabancı demek kiraların fahiş şekilde artması ve ev sayısının azalması demek Türk vatandaşları için.

İstanbul 16-17 milyon ve kaçak ve mültecilerle 20 milyonun üzerinde ..İstanbul'un kaldıracağı yasal yabancı sayısı en fazla 300 bin olabilir. 

Böylece evlere talep düşecek ve kiralık ve satılık fiyatları düşecektir.

KADIKÖY TV bu konuya çok güzel eğilmiş ve çok yerinde bir video çekmiş.

Video her anlama çok kaliteli ve #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.

İçerik Sponsoru : xseyler.com

Bu Kiraların Sebepleri de Belli Çözümü de! Siyasetçiler Söyleyin! Neyi Bekliyoruz?


Kiralık ve satılık ev fiyatları malum en büyük sorunlarımızdan birisi. Bunun sebepleri ise toplumda söylendiği gibi sadece paragöz ev sahipleri değil sadece... 

Bunun asıl sebebi belli, enflasyon ve dövizle ilgili de değil. Asıl sebep yasal ve yasal olmayan yabancılar

Sığınmacılar bir yana İstanbul'da sadece 1 milyon 250 bin yasal çalışma ve oturma izni olan yabancı var ve en az 3-4 milyondan mülteci ve yasadışı kaçak var... Ve malum birde vatandaşlık satıyoruz ev alana.

Bunların hepsi kiraların ve satılık ev fiyatlarının fahişleşmesinin ana sebebi. Çünkü bu yabancılar çok daha fazlasını veriyorlar Türk vatandaşlarının verdiğine kıyasla ve bir piyasa oluşturan piyasayı dengeleyen bir davranışları yok

Bu berbat durumun bir an değişmesi için ilk önce ev alana vatandaşlık satışının durdurulması ve mülteci ve kaçakların önce ülkelerine gönderilmesi ve sonrasında yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı insan sayısının il nüfusuna göre yüzde olarak belirlenmesi gerekiyor. 

Mülteci ve kaçaklar ülkelerin gönderilmesi basit ve net çözüm ve en kısa zamanda yapılabilir Esad'la ve Taliban rejimi ile görüşülüp anlaşılıp ve devamında bir il de yaşayacak yasal oturma ve çalışma izni verilecek yabancı sayısı oranı belirlenmeli. Bu toplamda %3'ü geçmemeli.. Yani İstanbul'daki her 100 kişiden en fazla 3'ü yabanacı olabilri ve çalışma ve ikametgah alabilir. 

Mesele İstanbul'da sadece yasal oturma izni olan 1 milyon 250 bin yabancı oran olarak nüfusa göre çok fazla. Çünkü bunların çoğu da tek başına yaşıyor veya en  fazla 2 kişi ve yarısını hesaplayınca bile 600 bin tane ev işgal altında yabancılar tarafından. 600 bin eve fazla fazla kira veren yabancı demek kiraların fahiş şekilde artması ve ev sayısının azalması demek Türk vatandaşları için.

İstanbul 16-17 milyon ve kaçak ve mültecilerle 20 milyonun üzerinde ..İstanbul'un kaldıracağı yasal yabancı sayısı en fazla 300 bin olabilir. 

Böylece evlere talep düşecek ve kiralık ve satılık fiyatları düşecektir.

KADIKÖY TV bu konuya çok güzel eğilmiş ve çok yerinde bir video çekmiş.

Video her anlama çok kaliteli ve #iyiiçerik olarak etiketliyoruz.

İçerik Sponsoru : xseyler.com


Bu aralar, başta koca koca yüksek eğitimli  insanlar basta olmak üzere, bir cok insan ağızlarına bir sakız almışlar ve salyalar akıtarak özel üniveristelerin çokluğundan bahsedip, çeşitli şekilde hakaretler ve alay ediyorlar bu üniversitelerdeki hocalar ve öğrencilere.

Neymiş efendim, çok fazla özel üniversite açılmış ve bunlarda hiç eğitim kalitesi yokmuş.

Bu öyle bir aptallık ki, bu yeni açılan üniveristelerle beraber mevcut eski üniversitelerin kendi aralarında kısa bir sürede, 5-10 yılda büyük bir rekabete girebileceğini ve böylece ülkemizde büyük bir eğitim kalitesinin olacağını sanıyorlar muhtemelen. Böyle bir aptallık olamaz. Bu kadar kısa süre de bu mümkün mü?

Bu kafayı böylece ayırt edip ayrı bir yere koymak gerek. Çünkü bu insanlar yeni dünyanın eski dinozorları...

Bu insanlar öncelikle serbestleşmeden yani  öğrencilerin ve eğitim özgürleşmesinden rahatsızlar ve eski militarist devletçi katı ve zalim eğitim sistemi savunuyorlar bir anlamda. Çünkü kendileri bu zalim devletçi eğitimin cefasını çektiler ve herkes çeksin istiyorlar.

Bu büyük bir ahmaklık ve kıskançlık.

Öncelikle ilkesel yani demokrasi ve özgürlükler olarak bakmak gerekirse, bu insanların "eğitimin ticareti olmaz eğitim tek bir yere yani devlete bağlı olmalı ve özel üniversite olmamalı" şeklinde bakışları da son derece faşizan bir şey.

Ne yani birisinin  Edebiyat, Tarih, Otelcilik ve Gastronomi veya fen bilimlerini Fizik ve Kimyayı yüksekokul seviyesinde öğrenmek için, akıl ve bilimle daha önemlisi özgürlük ve demokrasi ile yönetilmeyen, tamamen veya kısmen mevcut iktidarın siyasi ideolojileriyle yönetilen devlet üniversitelerine mecbur olması ve devletin kurumları olan YÖK veye Milli Eğitim Bakanlığı'nda izin mi alması veya devletin üniversite sınavına tabi olması mı gerekiyor?

Böyle eski dar kafalı faşist bir bakış açısı olabilir mi şu çağda?

Size ne bundan hem, birileri devletin koyduğu sınavda ilk 100 -200 bin artık devlet üniveritesi kontenjanına giremiyor diye parasını vererek  istediği eğitimi özel üniversitelerden alamaz mı?

Neymiş efendim, dünyada en gelişmiş ülkelerde yeni ve özel üniversite açılmazmış.

Hani Covid başladığında kapanmaya gerek yok, "sürü bağışıklığı" diyen İngiltere eğitimi mi çok ileri. Eğer ileri ise neden bir pandemide bir aşı konusunda zortladılar tüm batı olarak.

Demek ki, mevcut eğitim düzeni de gelişmiş değil tüm dünyada.

Bu kafa işte maalesef dünyayı ve hayatı anlamıyor mahvediyor. Çünkü istiyorlarki biz akademisyenler azınlık elit toplum üstü bir sınıf olalım ve herkes bizim ağzımıza baksın.

Zamanı geri sarsak ve 100 yıl geri gidip tüm batı ve tüm dünyada eğitimi ideolojilerle yönetilen faşist devlet kafalarından kurtarıp serbestleştirseydik bugün dünya muhtemelen çok daha farklı ve gelişmiş adil bir yerde olurdu.

Çünkü üniversiteler devlet veya özel olsun, hiçbirisi sadece eğitim yeri değildir; aynı zamanda oinsanların sosyal ve bilişsel gelişim ve hayat tarzını ifade etme ve demokrasi ve medeni bir yaşam için birer referans ve gelişim noktasıdır.

Neymiş efendim, bu özel üniversiteler belli cemaatlar ve tarikatlara yakın olan sermayeler ve ideolojilerde olan insanlarınmış ve tehlikeliymiş.

Olsun arkadaş o da olsun. Her telden ideolojiden üniveristeler olsun ki insanlar seçsin ve bunlar aralarında bir rekabet etsin ve eğitim kadar başka konularda fikirler üretilsin ve bir sinerji veya fikir çatışması yarışı olsun.

İçerik Sponsoru : https://www.xseyler.com/2022/09/yeni-kurulan-ozel-universitelere-hakaret-etme-hocalarini-ogrencilerini-asagilama-fasistligi..html

Özel Üniversitelere Sövmek Moda Oldu! Üstelik Akademisyenler Tarafından


Bu aralar, başta koca koca yüksek eğitimli  insanlar basta olmak üzere, bir cok insan ağızlarına bir sakız almışlar ve salyalar akıtarak özel üniveristelerin çokluğundan bahsedip, çeşitli şekilde hakaretler ve alay ediyorlar bu üniversitelerdeki hocalar ve öğrencilere.

Neymiş efendim, çok fazla özel üniversite açılmış ve bunlarda hiç eğitim kalitesi yokmuş.

Bu öyle bir aptallık ki, bu yeni açılan üniveristelerle beraber mevcut eski üniversitelerin kendi aralarında kısa bir sürede, 5-10 yılda büyük bir rekabete girebileceğini ve böylece ülkemizde büyük bir eğitim kalitesinin olacağını sanıyorlar muhtemelen. Böyle bir aptallık olamaz. Bu kadar kısa süre de bu mümkün mü?

Bu kafayı böylece ayırt edip ayrı bir yere koymak gerek. Çünkü bu insanlar yeni dünyanın eski dinozorları...

Bu insanlar öncelikle serbestleşmeden yani  öğrencilerin ve eğitim özgürleşmesinden rahatsızlar ve eski militarist devletçi katı ve zalim eğitim sistemi savunuyorlar bir anlamda. Çünkü kendileri bu zalim devletçi eğitimin cefasını çektiler ve herkes çeksin istiyorlar.

Bu büyük bir ahmaklık ve kıskançlık.

Öncelikle ilkesel yani demokrasi ve özgürlükler olarak bakmak gerekirse, bu insanların "eğitimin ticareti olmaz eğitim tek bir yere yani devlete bağlı olmalı ve özel üniversite olmamalı" şeklinde bakışları da son derece faşizan bir şey.

Ne yani birisinin  Edebiyat, Tarih, Otelcilik ve Gastronomi veya fen bilimlerini Fizik ve Kimyayı yüksekokul seviyesinde öğrenmek için, akıl ve bilimle daha önemlisi özgürlük ve demokrasi ile yönetilmeyen, tamamen veya kısmen mevcut iktidarın siyasi ideolojileriyle yönetilen devlet üniversitelerine mecbur olması ve devletin kurumları olan YÖK veye Milli Eğitim Bakanlığı'nda izin mi alması veya devletin üniversite sınavına tabi olması mı gerekiyor?

Böyle eski dar kafalı faşist bir bakış açısı olabilir mi şu çağda?

Size ne bundan hem, birileri devletin koyduğu sınavda ilk 100 -200 bin artık devlet üniveritesi kontenjanına giremiyor diye parasını vererek  istediği eğitimi özel üniversitelerden alamaz mı?

Neymiş efendim, dünyada en gelişmiş ülkelerde yeni ve özel üniversite açılmazmış.

Hani Covid başladığında kapanmaya gerek yok, "sürü bağışıklığı" diyen İngiltere eğitimi mi çok ileri. Eğer ileri ise neden bir pandemide bir aşı konusunda zortladılar tüm batı olarak.

Demek ki, mevcut eğitim düzeni de gelişmiş değil tüm dünyada.

Bu kafa işte maalesef dünyayı ve hayatı anlamıyor mahvediyor. Çünkü istiyorlarki biz akademisyenler azınlık elit toplum üstü bir sınıf olalım ve herkes bizim ağzımıza baksın.

Zamanı geri sarsak ve 100 yıl geri gidip tüm batı ve tüm dünyada eğitimi ideolojilerle yönetilen faşist devlet kafalarından kurtarıp serbestleştirseydik bugün dünya muhtemelen çok daha farklı ve gelişmiş adil bir yerde olurdu.

Çünkü üniversiteler devlet veya özel olsun, hiçbirisi sadece eğitim yeri değildir; aynı zamanda oinsanların sosyal ve bilişsel gelişim ve hayat tarzını ifade etme ve demokrasi ve medeni bir yaşam için birer referans ve gelişim noktasıdır.

Neymiş efendim, bu özel üniversiteler belli cemaatlar ve tarikatlara yakın olan sermayeler ve ideolojilerde olan insanlarınmış ve tehlikeliymiş.

Olsun arkadaş o da olsun. Her telden ideolojiden üniveristeler olsun ki insanlar seçsin ve bunlar aralarında bir rekabet etsin ve eğitim kadar başka konularda fikirler üretilsin ve bir sinerji veya fikir çatışması yarışı olsun.

İçerik Sponsoru : https://www.xseyler.com/2022/09/yeni-kurulan-ozel-universitelere-hakaret-etme-hocalarini-ogrencilerini-asagilama-fasistligi..html


Küfür ve mizah elbette içiçedir ama dozu, yeri ve şekli önemli. 

YouTube kanallarında şu aralar artan bir küfürlü diyaloglar söz konusu... 

Ve konuşan herkes sanki en samimi ortamında evinde eşi veya arkadaşı ile veya sanki futbol tribünündeymiş gibi davranıyor ve işin kötüsü böyle konuşmazsa anlaşılmayacağını ve dikkat çekmeyeceğini düşünüyor gibiler..

Bu öncelikle sanıldığı gibi dikkat çeken, normal ve nitelikli veya çok izlenirliğe etki eden bir şey değil. Kısaltılmışını söyleyelim mesela amk. gerçi bunun sözlü olarak yaptıkları için kısa halini de kullanmıyorlar direk uzun uzun kullanıyorlar.

Netflix vb. online film kanallarının da etkisiyle artık böyle konuşmazsan, o zaman bu işi cesurca ve özgür yapamıyorsun boyutuna geldi. 

İşin kötüsü buna alet olan kadınlarda oluyor. Evet bu küfürlerin çoğu ve hepsi eril küfürler... "Hay içine s..çayım" vesaire şeklinde çeşitlemelerde yok, cinsiyetsiz küfürlerde de değil, direk kadına yapılan cinsel küfürler üzerinden dönüyor her şey.

Bu kanalda da bu videoda göreceğiniz üzere artık bu sistemli bir hale getirilmiş ve bu eril küfürler yetmemiş gibi şaka ve soruya vesaire dönüşmüş durumda. 

Yapmayın gençler hele he 20'yi 25-30 aşmış koca adamlar yapmayın. 

Tamam, Cem Yılmaz buna otorite olarak fetva verdi diye sizler bunu sürekli yapmak zorunda değilsiniz! Kaldı ki, onun yaptığı bir film ve konseptinde o karakterler o küfürlü tarzı benimseyen tipler. Sizin süreki ehr youtube videosunda sosyal ve bireysel hayatta kabul görmeyen bu çirkin dili insanlara sürekli sunmanız gerekmiyor.

Bu sizi daha komik daha cesur veya ankaşılır yapmıyor. Eril küfürler sizi sadece barzo ve medeni olmayan insanlar yapıyor en basit tabiriyle... Dahası sizi eril bir faşist yapıyor. Eril faşist nedir mi ? Boşver... Boşver me.. Öğren.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans #kötüstil ve #niyeyadedirtenler olarak etiketliyoruz.

Eril Faşistler Sizi! Yapmayın Şunu Artık.


Küfür ve mizah elbette içiçedir ama dozu, yeri ve şekli önemli. 

YouTube kanallarında şu aralar artan bir küfürlü diyaloglar söz konusu... 

Ve konuşan herkes sanki en samimi ortamında evinde eşi veya arkadaşı ile veya sanki futbol tribünündeymiş gibi davranıyor ve işin kötüsü böyle konuşmazsa anlaşılmayacağını ve dikkat çekmeyeceğini düşünüyor gibiler..

Bu öncelikle sanıldığı gibi dikkat çeken, normal ve nitelikli veya çok izlenirliğe etki eden bir şey değil. Kısaltılmışını söyleyelim mesela amk. gerçi bunun sözlü olarak yaptıkları için kısa halini de kullanmıyorlar direk uzun uzun kullanıyorlar.

Netflix vb. online film kanallarının da etkisiyle artık böyle konuşmazsan, o zaman bu işi cesurca ve özgür yapamıyorsun boyutuna geldi. 

İşin kötüsü buna alet olan kadınlarda oluyor. Evet bu küfürlerin çoğu ve hepsi eril küfürler... "Hay içine s..çayım" vesaire şeklinde çeşitlemelerde yok, cinsiyetsiz küfürlerde de değil, direk kadına yapılan cinsel küfürler üzerinden dönüyor her şey.

Bu kanalda da bu videoda göreceğiniz üzere artık bu sistemli bir hale getirilmiş ve bu eril küfürler yetmemiş gibi şaka ve soruya vesaire dönüşmüş durumda. 

Yapmayın gençler hele he 20'yi 25-30 aşmış koca adamlar yapmayın. 

Tamam, Cem Yılmaz buna otorite olarak fetva verdi diye sizler bunu sürekli yapmak zorunda değilsiniz! Kaldı ki, onun yaptığı bir film ve konseptinde o karakterler o küfürlü tarzı benimseyen tipler. Sizin süreki ehr youtube videosunda sosyal ve bireysel hayatta kabul görmeyen bu çirkin dili insanlara sürekli sunmanız gerekmiyor.

Bu sizi daha komik daha cesur veya ankaşılır yapmıyor. Eril küfürler sizi sadece barzo ve medeni olmayan insanlar yapıyor en basit tabiriyle... Dahası sizi eril bir faşist yapıyor. Eril faşist nedir mi ? Boşver... Boşver me.. Öğren.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans #kötüstil ve #niyeyadedirtenler olarak etiketliyoruz.


Kafa TV bir ara her konuyu İlber Oltaylı'ya soracak gibi oldu ve bunu da bu linkteki "Her yer İlber Ortaylı Oldu! Bu İş Saçmalık Boyutuna Vardı!" adlı video incelememizde eleştirip #kötüperformans olarak etiketlemiştik. Ama sonra yavaş yavaş toparlamaya başladılar.

KAFA TV bize farklı konularda farklı uzmanlara kısa ve net soru cevaplarla yardımcı olacka videolar çekiyor.

Mehmet SUNGUR(Psikiyatr) hocamız son derece seviyeli ve etkileyici bir performans sergilemiş ve çok net bilgiler vermiş.

Video gerçekten öylesine hap bilgiler veren basit bir söyleşi değil, çok iyi seçilmiş sorularla gerçekten çok derinlemesine bilgiler ve tecrübeler içeriyor. 

#iyiiçerik olarak etiketliyoruz ve KAFA TV ye her konuyu İlber OLTAYLI'ya sorma fikrindne kurtulduğu için tebrik ediyoruz.


KAFA TV Kendini Kafamızı Geliştirmeye Adamış Gibi


Kafa TV bir ara her konuyu İlber Oltaylı'ya soracak gibi oldu ve bunu da bu linkteki "Her yer İlber Ortaylı Oldu! Bu İş Saçmalık Boyutuna Vardı!" adlı video incelememizde eleştirip #kötüperformans olarak etiketlemiştik. Ama sonra yavaş yavaş toparlamaya başladılar.

KAFA TV bize farklı konularda farklı uzmanlara kısa ve net soru cevaplarla yardımcı olacka videolar çekiyor.

Mehmet SUNGUR(Psikiyatr) hocamız son derece seviyeli ve etkileyici bir performans sergilemiş ve çok net bilgiler vermiş.

Video gerçekten öylesine hap bilgiler veren basit bir söyleşi değil, çok iyi seçilmiş sorularla gerçekten çok derinlemesine bilgiler ve tecrübeler içeriyor. 

#iyiiçerik olarak etiketliyoruz ve KAFA TV ye her konuyu İlber OLTAYLI'ya sorma fikrindne kurtulduğu için tebrik ediyoruz.


Önerilen Kanal : Günerlerin Mutfağı