izlenmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izlenmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Ülkemiz çok acayip yer havasından mı suyundanmıdır bilinmez, ama en akıllı ve duyarlı sandığınız insanların bile çok geçmeden çok açık şekilde kendisine gösterilen ilgiyi istismar ettiğini, zırvaladığı veya sapıttığını görebiliyor ve şok oluyorsunuz....

Bunun en son örneği Özgür Demirtaş...

Daha düne politik apolitik bir çok insanın ilgisini çeken bir isim olarak ilgiyle izlediğimiz ve fikirlerine değer verdiğimiz bir isimdi. Çünkü yıllarca ülkemizde ekonomist denilince aynı bakan vekil gibi soğuk ve halka tepeden bakan küstah insanlar gördük.

Hatta bunun en son örnekleri NTV'de idi 2-3 tane yaşlı kravatlı papyonlu amcalar haftada bir kez bir araya gelir, üst perdeden halk sürünürken kahkaha atarak ekonomi konuşurlardı bizde izlerdik. Tabi böyle sosyal medyada halka içli dışlı olan olan sıkı muhalefet yapan bir ekonomist çıkınca ilgi çekti.

Ama ne olduysa kendisi de kaybetti ve birden ergen Youtuberlar gibi davranmaya başladı.

Meğer o da başka türlü ilgi manyağıymış... 

Ukrayna Rusya savaşının daha 2-3. günü twitterdan duyur yaptı ve daha önce bilmeme 20000 kişi dinledi gelin bu sefer rekor kıralım dedi ve kırdı da ve sonra bunu pazarlamaya başladı dünya rekoru diye.

Bir ara "bende dinleyeyim acaba ne diyor" diye baktım, ilk izlenimim  uzaktan derinden gelen korkmuş ve üzülmüş bir Adile Naşit sesi gibi ciyak ciyak bir tonla bir şekilde bir şeyler anlatıyordu...

İnsanın şunu diyesi geliyor : "Rekorun batsın arkadaş ya bi dur!" 

3. dünya savaşının nükleer savaşın konuşulduğu şu dünyada ergen youtuber gibi kendine rekor ve etkileşim kasıyorsunuz ya,  sanki ülkeye ve dünyaya bir katkınız olmuşcasına... Utanın ya koskoca profesor olmuşsunuz.

İşin kötü yanı, kimse de bunlar olurken Twitter'da "hoca dur ya kişisel prim kasma zamanı değil şimdi dünya yanıyor" da demiyor ve bu istismara yem oluyor.

Anlaşılan o ki, iktidar yanlısı troller kendisini çok kızdırmış.  Ama onlara ergen Youtuber hareketleri ile rekor kırma denemeleri ile cevap vermek niye?

Videoyu ve kanal sahibini bu egosantrik hallerinden dolayı izlenmez olarak etiketliyoruz.

Boş İşler Rekortmeni Özgür Demirtaş


Ülkemiz çok acayip yer havasından mı suyundanmıdır bilinmez, ama en akıllı ve duyarlı sandığınız insanların bile çok geçmeden çok açık şekilde kendisine gösterilen ilgiyi istismar ettiğini, zırvaladığı veya sapıttığını görebiliyor ve şok oluyorsunuz....

Bunun en son örneği Özgür Demirtaş...

Daha düne politik apolitik bir çok insanın ilgisini çeken bir isim olarak ilgiyle izlediğimiz ve fikirlerine değer verdiğimiz bir isimdi. Çünkü yıllarca ülkemizde ekonomist denilince aynı bakan vekil gibi soğuk ve halka tepeden bakan küstah insanlar gördük.

Hatta bunun en son örnekleri NTV'de idi 2-3 tane yaşlı kravatlı papyonlu amcalar haftada bir kez bir araya gelir, üst perdeden halk sürünürken kahkaha atarak ekonomi konuşurlardı bizde izlerdik. Tabi böyle sosyal medyada halka içli dışlı olan olan sıkı muhalefet yapan bir ekonomist çıkınca ilgi çekti.

Ama ne olduysa kendisi de kaybetti ve birden ergen Youtuberlar gibi davranmaya başladı.

Meğer o da başka türlü ilgi manyağıymış... 

Ukrayna Rusya savaşının daha 2-3. günü twitterdan duyur yaptı ve daha önce bilmeme 20000 kişi dinledi gelin bu sefer rekor kıralım dedi ve kırdı da ve sonra bunu pazarlamaya başladı dünya rekoru diye.

Bir ara "bende dinleyeyim acaba ne diyor" diye baktım, ilk izlenimim  uzaktan derinden gelen korkmuş ve üzülmüş bir Adile Naşit sesi gibi ciyak ciyak bir tonla bir şekilde bir şeyler anlatıyordu...

İnsanın şunu diyesi geliyor : "Rekorun batsın arkadaş ya bi dur!" 

3. dünya savaşının nükleer savaşın konuşulduğu şu dünyada ergen youtuber gibi kendine rekor ve etkileşim kasıyorsunuz ya,  sanki ülkeye ve dünyaya bir katkınız olmuşcasına... Utanın ya koskoca profesor olmuşsunuz.

İşin kötü yanı, kimse de bunlar olurken Twitter'da "hoca dur ya kişisel prim kasma zamanı değil şimdi dünya yanıyor" da demiyor ve bu istismara yem oluyor.

Anlaşılan o ki, iktidar yanlısı troller kendisini çok kızdırmış.  Ama onlara ergen Youtuber hareketleri ile rekor kırma denemeleri ile cevap vermek niye?

Videoyu ve kanal sahibini bu egosantrik hallerinden dolayı izlenmez olarak etiketliyoruz.


Yazık!


Daha önce bunda benzer bir video analiz etmiştik. O video da Tepkikolik kanal yapılacak bir şey kalmamış gibi "Seri Katillerin Son Yemeklerini Denedik" adlı zırva düzeyde ve duyarsız vicdansız bir video çekmişlerdi. Onu ayrıca burdan tıklayıp okursunuz.

Bu videonun da ondan eksik kalır yanı yok açıkcası

Şimdi diyeceksiniz "ne var abi bunda ya, sende mandıra filozof gibi her şeye karşısın ne güzel işte hapishane yemekleri deniyorlar yiyorlar işte!"

Empati duygusu olmayınca öyle düşünebiliyorsunuz işte.

Arkadaşım, güzel kardeşim iyi dinle bak, biraz belki o güzel eğlenceli beynine oksijen gitmesine vesile oluruz aydınlanırsın ve empati nedir öğrenirsin.

Öncelikle hapishane, seri katil, suçlu, suç vs. bunlar eğlencelik şeyler ve yerler değiller. 

Bu tür şeyler bunların içinde olan insanlar için mağduriyet, dram, suç, pişmanlık, hayatın kararması gibi çok acı veya kötülük barındırır ve bunları kendine merak konusu yapıp süslenip püslenip şirinlikler yaparak "evet arkadaş bugünkü konumuzda hapisanelerdeki yemekleri deniyoruz" "hoyda haydi hadi bakalım ne çıktı ahahahhaha" diye kendi kanalınıza kendi eğlencenize alet edemezsiniz.

Ederseniz başkaları için dram veya mağduriyet içeren şeyler size eğlence olur.

Düşünün mesela annen, baban, kardeşin işkence yapılarak tecavüz edilerek öldürülmüş ve sen bu videoya denk geliyorsunuz.

Ne düşünürsün "zıkkım yesin orrospu çocuğu dersin değil mi o annenin babanın kardeşinin katiline"

Peki bunu neden ona dedirtiyorsunuz, neden insanların yarasını izlenme uğruna deşiyorsunuz?

Anladın mı şimdi?

Neymiş? Hapishane, hapise düşmek, suç ve suçlular eğlence konusu olamaz! İlke ve ahlak bunu söyler.

Çünkü bu tür şeyler, içinde acı ve dram barındır bazı insanlar için; hem suçu işleyenler hemde suça maruz kalanlar açısından.

Bu yüzden bu tür videolar zırvalıktır ve izlemeyin bu tür videoları yapacak gözünü izlenme ve para bürümüş düşüncesiz kanalların sahiplerini ve başka içeriklerini de izlemeyin ve abone olmayın.

Azıcık düşünceli ve duyarlı olun ölmezsiniz.

Video ve kanal #izlenmez ve #niyeyadedirtenler listemizi boyluyor.



Hapishanelerdeki Hayatlardan Dramlardan/Suçlardan Bile Kendine Eğlence Çıkaran Youtuberlar!


Yazık!


Daha önce bunda benzer bir video analiz etmiştik. O video da Tepkikolik kanal yapılacak bir şey kalmamış gibi "Seri Katillerin Son Yemeklerini Denedik" adlı zırva düzeyde ve duyarsız vicdansız bir video çekmişlerdi. Onu ayrıca burdan tıklayıp okursunuz.

Bu videonun da ondan eksik kalır yanı yok açıkcası

Şimdi diyeceksiniz "ne var abi bunda ya, sende mandıra filozof gibi her şeye karşısın ne güzel işte hapishane yemekleri deniyorlar yiyorlar işte!"

Empati duygusu olmayınca öyle düşünebiliyorsunuz işte.

Arkadaşım, güzel kardeşim iyi dinle bak, biraz belki o güzel eğlenceli beynine oksijen gitmesine vesile oluruz aydınlanırsın ve empati nedir öğrenirsin.

Öncelikle hapishane, seri katil, suçlu, suç vs. bunlar eğlencelik şeyler ve yerler değiller. 

Bu tür şeyler bunların içinde olan insanlar için mağduriyet, dram, suç, pişmanlık, hayatın kararması gibi çok acı veya kötülük barındırır ve bunları kendine merak konusu yapıp süslenip püslenip şirinlikler yaparak "evet arkadaş bugünkü konumuzda hapisanelerdeki yemekleri deniyoruz" "hoyda haydi hadi bakalım ne çıktı ahahahhaha" diye kendi kanalınıza kendi eğlencenize alet edemezsiniz.

Ederseniz başkaları için dram veya mağduriyet içeren şeyler size eğlence olur.

Düşünün mesela annen, baban, kardeşin işkence yapılarak tecavüz edilerek öldürülmüş ve sen bu videoya denk geliyorsunuz.

Ne düşünürsün "zıkkım yesin orrospu çocuğu dersin değil mi o annenin babanın kardeşinin katiline"

Peki bunu neden ona dedirtiyorsunuz, neden insanların yarasını izlenme uğruna deşiyorsunuz?

Anladın mı şimdi?

Neymiş? Hapishane, hapise düşmek, suç ve suçlular eğlence konusu olamaz! İlke ve ahlak bunu söyler.

Çünkü bu tür şeyler, içinde acı ve dram barındır bazı insanlar için; hem suçu işleyenler hemde suça maruz kalanlar açısından.

Bu yüzden bu tür videolar zırvalıktır ve izlemeyin bu tür videoları yapacak gözünü izlenme ve para bürümüş düşüncesiz kanalların sahiplerini ve başka içeriklerini de izlemeyin ve abone olmayın.

Azıcık düşünceli ve duyarlı olun ölmezsiniz.

Video ve kanal #izlenmez ve #niyeyadedirtenler listemizi boyluyor.



 

Yemezler!

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı." diyemiyor, yazık!

Bu bir yandaş analiz değildir, amaç bir başka partiyi veya iktidarı savunmak değil, sadece ülke ekonomisini 5-6 yıl yöneten birine dair bazı gerçekleri sizlere fark ettirmek

Malum Ali Babacan Ak Parti'den ayrıldıktan sonr abir süre hiç gözükmedi ortalıkta ve birden ekonomi batarken çıkıp "ben varken ekonomi çok eyiydi" minvalinde açıklamalar yaptı ve partisini kurdu.

Olabilir herkes parti kurabilir ama bir vizyon ve tatminkar bir vaadi olması lazım

Evet, malum gene Babacan video da gördüğünüz gibi 2002-2007 ve 2009 -2011 arası ekonomi bakanlığında ülkeyi nasıl uçurduğundan bahsediyor. 

Hep aynı terane... Hep makro veriler yok ihracat arttı milli gelir uçtu bizim dönemimizde. 

Oysa kendisinin bakanlık yaptığı 2008 global krize kadar dünyada ekonomisi kötü olan ülke yok çünkü o kadar büyük bir sıcak para ve küreselleşme var dünyada. Yani bir kerameti yok.

Ve çıkıpta şu nu diyemiyor hiç mesela "benim dönemimde 6 yılda asgari ücret 800-1000 dolar oldu."

Çünkü olmadı, yapamadı.

Niye çünkü; babası ailesi kendisi tekstilci ve para bok gibi afedersiniz ve bir Türk işçinin, memurun, esnafın global ölçütlerle asgari en az 800-1000 dolar maaş alması veya kazanmasını gerektiğini bilmiyor ve vaat de edemiyor bilmediğini.

O yüzden hayata hiç böyle asgari global ölçütlerden bakamamış. 

Kendisinin ülkeyi uçurduğunu iddia ettiği döneminde de ülkemizde asgari ücret 300-400 dolar civarı idi ve bugün ekonominin en kötü battığı dönemde de aynı... 

Eee farkın neydi sayın tekstilci aileden zengin Babacan bey?

Ha diyeceksiniz: "adamı bırakmadılar ki, dış işleri bakanı yaptılar, bıraksalar asgari ücreti 1000 dolarda yapardı"

Geçin onu kardeşim. Olsa böyle bir hedefi bugün çıkar der: "beni seçin ilk 5 yılda asgari ücreti 1000 dolar yapacağım" 

Yok, diyemez vizyon ve kriter yok zihniyet ve hedef  yok. Adam hayatını : "ailecek dünyayı gezmeyi seviyoruz" diye anlatmayı seven, malum Kadir TOPBAŞ gibi kendiside aileden zengin biri.

Kadir TOPBAŞ yaşarken hiç çıkıp dedimi toplu ulaşımı 1 lira yapacağım diye.. Yok!

Böyle bir profillerden halkını belli global yaşam refahı kriterlerinde düşünen bir siyasetçi çıkmaz.

Video güzel yapım ve bolca manipülasyon olmuş ama yemezler. 

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı.

#izlenmez #kötüperformans etiketini hak ediyor Flu Tv maalesef gene olmamış.



Ali Babacan'dan Flu TV'ye Şirin, Bilindik Vasat Hikayeler

 

Yemezler!

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı." diyemiyor, yazık!

Bu bir yandaş analiz değildir, amaç bir başka partiyi veya iktidarı savunmak değil, sadece ülke ekonomisini 5-6 yıl yöneten birine dair bazı gerçekleri sizlere fark ettirmek

Malum Ali Babacan Ak Parti'den ayrıldıktan sonr abir süre hiç gözükmedi ortalıkta ve birden ekonomi batarken çıkıp "ben varken ekonomi çok eyiydi" minvalinde açıklamalar yaptı ve partisini kurdu.

Olabilir herkes parti kurabilir ama bir vizyon ve tatminkar bir vaadi olması lazım

Evet, malum gene Babacan video da gördüğünüz gibi 2002-2007 ve 2009 -2011 arası ekonomi bakanlığında ülkeyi nasıl uçurduğundan bahsediyor. 

Hep aynı terane... Hep makro veriler yok ihracat arttı milli gelir uçtu bizim dönemimizde. 

Oysa kendisinin bakanlık yaptığı 2008 global krize kadar dünyada ekonomisi kötü olan ülke yok çünkü o kadar büyük bir sıcak para ve küreselleşme var dünyada. Yani bir kerameti yok.

Ve çıkıpta şu nu diyemiyor hiç mesela "benim dönemimde 6 yılda asgari ücret 800-1000 dolar oldu."

Çünkü olmadı, yapamadı.

Niye çünkü; babası ailesi kendisi tekstilci ve para bok gibi afedersiniz ve bir Türk işçinin, memurun, esnafın global ölçütlerle asgari en az 800-1000 dolar maaş alması veya kazanmasını gerektiğini bilmiyor ve vaat de edemiyor bilmediğini.

O yüzden hayata hiç böyle asgari global ölçütlerden bakamamış. 

Kendisinin ülkeyi uçurduğunu iddia ettiği döneminde de ülkemizde asgari ücret 300-400 dolar civarı idi ve bugün ekonominin en kötü battığı dönemde de aynı... 

Eee farkın neydi sayın tekstilci aileden zengin Babacan bey?

Ha diyeceksiniz: "adamı bırakmadılar ki, dış işleri bakanı yaptılar, bıraksalar asgari ücreti 1000 dolarda yapardı"

Geçin onu kardeşim. Olsa böyle bir hedefi bugün çıkar der: "beni seçin ilk 5 yılda asgari ücreti 1000 dolar yapacağım" 

Yok, diyemez vizyon ve kriter yok zihniyet ve hedef  yok. Adam hayatını : "ailecek dünyayı gezmeyi seviyoruz" diye anlatmayı seven, malum Kadir TOPBAŞ gibi kendiside aileden zengin biri.

Kadir TOPBAŞ yaşarken hiç çıkıp dedimi toplu ulaşımı 1 lira yapacağım diye.. Yok!

Böyle bir profillerden halkını belli global yaşam refahı kriterlerinde düşünen bir siyasetçi çıkmaz.

Video güzel yapım ve bolca manipülasyon olmuş ama yemezler. 

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı.

#izlenmez #kötüperformans etiketini hak ediyor Flu Tv maalesef gene olmamış.




Yeni neslin eğlence anlayışı 90'lar ve 2000'lerin başında tv programlarındaki uç şeylere bile rahmet okutuyor.

Şu videoyu, şu oyunu yapmak gerçekten akıl ve hatta kanun dışı sayılmalı.

Saçmalığı; bir oyunun içine adaletin simgelerinden olan yargıç kıyafetlerini bu şekilde karıştırması da değil sadece, asıl saçmalık yarışma için kurulan basit düzenekteki hayati riskler. 

Alper Rende adlı Youtuber 3 tane Youtuber kadını almış dizmiş önüne "en büyük kanal benim oyunu da ben belirlerim işinize gelirse..." havasında saçma sapan bir yarışma yapıyor.

Allah muhafaza yanlış bir düşme sonucu omurlik, kafa ve boyun büyük zarar görebilir.

Kendi çapında küçük bir yapım olarak basit bir düzenek hazırlanmış, sandalyeye oturan yarışmacılardan yarışmayı kaybeden sırt üstü şişme havuza düşecek son ipi kesildiğinde.

Bunun kadınları para karşılığı falakaya yatıran o malum kişiden farkı nedir?

Harbiden yeni nesilin hayal dünyası da çok geniş. Nereden bulurlar böyle saçmalıkları anlamak zor.

Biyografisine bakıyoruz Alper Rende'nin; yazılım okuyormuş. 

Böyle saçma ve anlamsız bir algoritma(düzenek) olamaz herhalde..

Şu zırvalıkları çocukların izlemesi zaten büyük bir yıkım onların zihinleri için.

Bir yargıç insanların hayatini riske atan bir oyun oynuyor. Nerden baksanız ucube.

Oyunda kullanılan kavramlara mı dersiniz ve oyun taşıdığı hayati risklere mi? 

Hepsi tamamen zırvalamanın en üst seviyesi.

Öncelikle o yargıç hakim kıyafeti bu mesleklere hakaret sayılmalı ve dava açılmalı bu arkadaşa Adalet Bakanlığı tarafından.

Yargıçlar insanların hayatını riske atan böyle saçma sapan oyunlar oynamaz ve keyfi kararlar vermezler, kanunlara bağlıdırlar.

Ayrıca oyunda hayatları riske edilen tüm yarışmacıların hepsinin kadın olması ayrı bir eril faşizm konusu.

Cimer'e şikayet edilecekse böyle şeyleri edin.

Videonun kapağı başlı başına bir su.

Yargıç kıyafetli biri, bir insanın ipine keserek kayalıklardan aşağı atıyor.

Evet, Youtuber demek; sınırsız saçmalayan insan demektir çoğu zaman biliyoruz ama bu kadar değil.

Video ve kanalı bu sorumsuz ve saçma yapım anlayışı yüzünden #izlenmez #niyeyadedirten olarak etiketliyoruz.



Böyle Saçma Şeyleri İzlemeyin İzlettirmeyin, Şikayet Edin!


Yeni neslin eğlence anlayışı 90'lar ve 2000'lerin başında tv programlarındaki uç şeylere bile rahmet okutuyor.

Şu videoyu, şu oyunu yapmak gerçekten akıl ve hatta kanun dışı sayılmalı.

Saçmalığı; bir oyunun içine adaletin simgelerinden olan yargıç kıyafetlerini bu şekilde karıştırması da değil sadece, asıl saçmalık yarışma için kurulan basit düzenekteki hayati riskler. 

Alper Rende adlı Youtuber 3 tane Youtuber kadını almış dizmiş önüne "en büyük kanal benim oyunu da ben belirlerim işinize gelirse..." havasında saçma sapan bir yarışma yapıyor.

Allah muhafaza yanlış bir düşme sonucu omurlik, kafa ve boyun büyük zarar görebilir.

Kendi çapında küçük bir yapım olarak basit bir düzenek hazırlanmış, sandalyeye oturan yarışmacılardan yarışmayı kaybeden sırt üstü şişme havuza düşecek son ipi kesildiğinde.

Bunun kadınları para karşılığı falakaya yatıran o malum kişiden farkı nedir?

Harbiden yeni nesilin hayal dünyası da çok geniş. Nereden bulurlar böyle saçmalıkları anlamak zor.

Biyografisine bakıyoruz Alper Rende'nin; yazılım okuyormuş. 

Böyle saçma ve anlamsız bir algoritma(düzenek) olamaz herhalde..

Şu zırvalıkları çocukların izlemesi zaten büyük bir yıkım onların zihinleri için.

Bir yargıç insanların hayatini riske atan bir oyun oynuyor. Nerden baksanız ucube.

Oyunda kullanılan kavramlara mı dersiniz ve oyun taşıdığı hayati risklere mi? 

Hepsi tamamen zırvalamanın en üst seviyesi.

Öncelikle o yargıç hakim kıyafeti bu mesleklere hakaret sayılmalı ve dava açılmalı bu arkadaşa Adalet Bakanlığı tarafından.

Yargıçlar insanların hayatını riske atan böyle saçma sapan oyunlar oynamaz ve keyfi kararlar vermezler, kanunlara bağlıdırlar.

Ayrıca oyunda hayatları riske edilen tüm yarışmacıların hepsinin kadın olması ayrı bir eril faşizm konusu.

Cimer'e şikayet edilecekse böyle şeyleri edin.

Videonun kapağı başlı başına bir su.

Yargıç kıyafetli biri, bir insanın ipine keserek kayalıklardan aşağı atıyor.

Evet, Youtuber demek; sınırsız saçmalayan insan demektir çoğu zaman biliyoruz ama bu kadar değil.

Video ve kanalı bu sorumsuz ve saçma yapım anlayışı yüzünden #izlenmez #niyeyadedirten olarak etiketliyoruz.




Bir "İngilizce(dil) Küstahı"vakası daha...

Biliyorsunuz Türkiyemiz çok enterasan bir yer, bazı alanlarda uzman veya başarılı olanların işi elitizm boyutuna çıkarıp "ben süperim siz salak ve yeteneksizsiniz"e dönüştürüp bu halleriyle başkalarını aşağılaması ve hindi gibi şişinerek ortalıkta dolaşması çok normalleşti. Mütevızılık  hak getire.

Bu kanal sahibi de bu kafada. Kendisi küstahlıkta hatta iğrençlikte boyut atlamış gözüküyor.

Aklınca Türkiye'de ki İngilizce eğitimine veya İngilizce konuşma tarzımıza gönderme yaptığını sanıyor

Küstahlığını o kadar ileri bir seviyeye getirmiş ki, işi tiyatrallaştırıp iki tane karakter yaratmış ve tüm videolarında neredeyse bunun üzerinden bazı şeyleri insanlara öğrettiğini veya gösterdiğini sanıyor.

O kadar iğrenç küstah bir dili var ki, bu iğrenç küçümseyici dilini alt yazı yaparak katmerlediriyor, güya aklınca videoyu izleyenlere de aptal muamelesi yapıp daha  kendini daha da zeki  göstermeye çalışıyor.

Oysa iğrenç video çekimine ve üstüne başına biraz dikkat etse daha iyi görünebilir.

Bu tür şımarık, gevşek ve küstah YouTuber'lara itibar etmeyin

Daha önce bir kaç videomuzda belirttiğimiz gibi İngilizce ve yabancı dil konulu yayın yapan Youtuber'ların şımarıklıklarına ve kendilerini bir şey sanmalarına prim vermeyin, bırakın onlardan öğreneceğiniz 3-5 tüyo da kalsın kendi çabanızla öğrenin.

Bu ve bunun gibi insanlara abone olup para kazandırıp "bak ben hem süper İngilizce biliyorum hem de YouTube'da 100 binlerce abonem var " havası yaşatmayın.

Şunu merak ediyor olmalıyız, acaba bu tür elitist hezeyanlar yaşayanlar; bir veya bir kaç dili inek gibi çalışarak çok iyi öğrenmiş ve muhtemelen hayatta başka bir becerisi olmayan bununla da kendini büyük iş başarmış; sanki insanlığa büyük bir icat kazandırmış sanan bu tür zavallılar acaba yerel omayan bir dili, ana dili olmayan bir dili kusurlu konuşmanın ne kadar normal olduğunu biliyorlar mı?

Bunları toplayıp Türkiye'de Türkçe konuşarak yaşayan yayın yapan yabancı Youtuber'lara göstersek ne düşünürler acaba?

Muhtemelen çok saygısız ev aptalca görürler. Bizde öyle görüyoruz.

Kanal #kötüstil ve #izlenmez olarak etiketlenmeyi hak ediyor.



 

Küstahlık ve İğrençlikle İyi İngilizce Bilmek Ayrı Şeylerdir!


Bir "İngilizce(dil) Küstahı"vakası daha...

Biliyorsunuz Türkiyemiz çok enterasan bir yer, bazı alanlarda uzman veya başarılı olanların işi elitizm boyutuna çıkarıp "ben süperim siz salak ve yeteneksizsiniz"e dönüştürüp bu halleriyle başkalarını aşağılaması ve hindi gibi şişinerek ortalıkta dolaşması çok normalleşti. Mütevızılık  hak getire.

Bu kanal sahibi de bu kafada. Kendisi küstahlıkta hatta iğrençlikte boyut atlamış gözüküyor.

Aklınca Türkiye'de ki İngilizce eğitimine veya İngilizce konuşma tarzımıza gönderme yaptığını sanıyor

Küstahlığını o kadar ileri bir seviyeye getirmiş ki, işi tiyatrallaştırıp iki tane karakter yaratmış ve tüm videolarında neredeyse bunun üzerinden bazı şeyleri insanlara öğrettiğini veya gösterdiğini sanıyor.

O kadar iğrenç küstah bir dili var ki, bu iğrenç küçümseyici dilini alt yazı yaparak katmerlediriyor, güya aklınca videoyu izleyenlere de aptal muamelesi yapıp daha  kendini daha da zeki  göstermeye çalışıyor.

Oysa iğrenç video çekimine ve üstüne başına biraz dikkat etse daha iyi görünebilir.

Bu tür şımarık, gevşek ve küstah YouTuber'lara itibar etmeyin

Daha önce bir kaç videomuzda belirttiğimiz gibi İngilizce ve yabancı dil konulu yayın yapan Youtuber'ların şımarıklıklarına ve kendilerini bir şey sanmalarına prim vermeyin, bırakın onlardan öğreneceğiniz 3-5 tüyo da kalsın kendi çabanızla öğrenin.

Bu ve bunun gibi insanlara abone olup para kazandırıp "bak ben hem süper İngilizce biliyorum hem de YouTube'da 100 binlerce abonem var " havası yaşatmayın.

Şunu merak ediyor olmalıyız, acaba bu tür elitist hezeyanlar yaşayanlar; bir veya bir kaç dili inek gibi çalışarak çok iyi öğrenmiş ve muhtemelen hayatta başka bir becerisi olmayan bununla da kendini büyük iş başarmış; sanki insanlığa büyük bir icat kazandırmış sanan bu tür zavallılar acaba yerel omayan bir dili, ana dili olmayan bir dili kusurlu konuşmanın ne kadar normal olduğunu biliyorlar mı?

Bunları toplayıp Türkiye'de Türkçe konuşarak yaşayan yayın yapan yabancı Youtuber'lara göstersek ne düşünürler acaba?

Muhtemelen çok saygısız ev aptalca görürler. Bizde öyle görüyoruz.

Kanal #kötüstil ve #izlenmez olarak etiketlenmeyi hak ediyor.



 

Ortalık yeni nesil, Z Kuşağı güzellemesinden geçilmiyor ama maalesef yeni nesil tuhaflığıyla da çok önde.

Akıllı telefonlar genel kültür ve kabul edilebilir stil oluşturmada yeterli gelmedi galiba. 

Bunu  Pqueen - 2021'in En Yakışıklı 100 Erkeği Listesine Bakıyor videosunda da rahatça görebiliyoruz.

Video canlı Twitch yayının kopyası, ama genel olarak ne bir akış ne de bir sunum estetiği var. Sanki sürekli çorabının tekini kaybetmiş gibi tuhaf hareketler yapıyor. 

O saçlar ve hareketler ne öyle...!Yeni nesil hem çok kaba hem çok serkeş...

Ayrıca örneğin videonun 1:25 bölümünde ki Maxi Iglesias'ı hiç benzemeyen bir futbolcuya benzediyor, oysa biraz yaptığı işe yakın magazinel genel kültürü o kişinin rahmetli dünya yakışıklısı Karahan Çantay'a çok benzediğini fark ederdi.

Video tam olarak sanal işkence izleyip zaman kaybetmeyin açıp kendiniz 2021 in en yakışıklı 100 erkeği listesini kendiniz bakın.

Şu halde Pqueen Youtube'da olmasa daha iyi olur. Çünkü Youtube'ın bir ritmi ve estetiği var.

Şu haliyle video #kötüstil ve kanalda #izlenmez olmayı hak ediyor. 



Pqueen YouTube'da Olmasa Daha İyi Olur

Ortalık yeni nesil, Z Kuşağı güzellemesinden geçilmiyor ama maalesef yeni nesil tuhaflığıyla da çok önde.

Akıllı telefonlar genel kültür ve kabul edilebilir stil oluşturmada yeterli gelmedi galiba. 

Bunu  Pqueen - 2021'in En Yakışıklı 100 Erkeği Listesine Bakıyor videosunda da rahatça görebiliyoruz.

Video canlı Twitch yayının kopyası, ama genel olarak ne bir akış ne de bir sunum estetiği var. Sanki sürekli çorabının tekini kaybetmiş gibi tuhaf hareketler yapıyor. 

O saçlar ve hareketler ne öyle...!Yeni nesil hem çok kaba hem çok serkeş...

Ayrıca örneğin videonun 1:25 bölümünde ki Maxi Iglesias'ı hiç benzemeyen bir futbolcuya benzediyor, oysa biraz yaptığı işe yakın magazinel genel kültürü o kişinin rahmetli dünya yakışıklısı Karahan Çantay'a çok benzediğini fark ederdi.

Video tam olarak sanal işkence izleyip zaman kaybetmeyin açıp kendiniz 2021 in en yakışıklı 100 erkeği listesini kendiniz bakın.

Şu halde Pqueen Youtube'da olmasa daha iyi olur. Çünkü Youtube'ın bir ritmi ve estetiği var.

Şu haliyle video #kötüstil ve kanalda #izlenmez olmayı hak ediyor. 




Ülkemizin otomobil piyasası malumunuz ve dahası ülkemizde otomobile yüklenen gereksiz imajlar ve anlamlarda malum. 

Biz maalesef ülkemizde arabanın sadece bir yerden bir yere gidip gelmeye yarayan bir araç olduğunu anlayamıyoruz.

Israrla, aptallıkla ve kibirle arabaları bir yaşam biçimi, sosyal statü, zenginlik ve güç göstergesi olarak kullanıyoruz ve bu değişmiyor. Bunun sonucunu bu araba inceleme videosunda da görüyoruz.

Benzin TV adlı kanalda son dönem çok büyük yankı uyandıran Citroen'in mini elektrikli aracı Ami tanıtılıyor, ama ısrarla bir tereddüt ve küçümseme var videoda araca karşı ve kimseye şehir içi kullanımda 4-5 metrelik yüksek motor hacimli  ve çevreye zarar veren araçları kullanmanın gereksiz olduğundan ve artık en çevreci araçları kullanmanın birer zorunluluk olması gerektiği dillendirilmiyor.

Varsa yoksa en büyük hacim, en yüksek konfor arandığı için kıyas yaparken de bu anlamda videoyu sunan kişi aracın ne kadar önemli bir şeye hizmet ettiğinden bahsedemiyor.

Oysa unuttuğumuz bir şey var ki, İstanbul gibi büyük şehirlerde veya yalnız veya iki kişi yaşayan genelde 5-50 km'lik bir alanda ev - iş yaşamı sürdüren insanların sayısı çok fazla ve bu insanların ya hem ekonomik hem de çevreci hemde hızlı bir ulaşım için ya toplu ulaşım kullanması ya da motor yada bu şekilde mini elektrikli araçlar kullanması gerekiyor. Bu bir zorunluluk tercih değil.

İstanbul'da özellikle artık park yeri sorunu da çok fazla ve yollar sokaklar arabalardan geçilmiyor. Bu açıdan da bu tür mini araçların ısrarla talep edilmesi ve devletin elektrikli mini araçları teşvik etmesi ve vergilerini düşürmesi için rahatsız edilmesi gerekiyor.

Farkında mısınız dünya fosil yakıt ve aşırı tüketimden ölüyor, bunu bu pandemi ile daha iyi anlamış olmalıyız ve en minimal ve çevreci yaşama geçmek zorundayız çocuklarımız torunlarımız için.

Video iyi bir içerik ama bu anlamda hiç bir sosyal duyarlılığı olmadığı ve dünya trendlerinden habersiz olduğu için kanalı #izlenmez ve #kötüperformans etiketini hak ediyor.

Kanal o kadar duyarsız ki, video altındaki aşağıdaki yoruma kalp bile bırakmış. Yuh!

"Çok şirin bi oyuncak zenginler çocuklarına arka bahçede sürmeleri için alır"

Elektrikli Araçlara Sadece Fiyat - Performans - Konfor Olarak Bakılamaz


Ülkemizin otomobil piyasası malumunuz ve dahası ülkemizde otomobile yüklenen gereksiz imajlar ve anlamlarda malum. 

Biz maalesef ülkemizde arabanın sadece bir yerden bir yere gidip gelmeye yarayan bir araç olduğunu anlayamıyoruz.

Israrla, aptallıkla ve kibirle arabaları bir yaşam biçimi, sosyal statü, zenginlik ve güç göstergesi olarak kullanıyoruz ve bu değişmiyor. Bunun sonucunu bu araba inceleme videosunda da görüyoruz.

Benzin TV adlı kanalda son dönem çok büyük yankı uyandıran Citroen'in mini elektrikli aracı Ami tanıtılıyor, ama ısrarla bir tereddüt ve küçümseme var videoda araca karşı ve kimseye şehir içi kullanımda 4-5 metrelik yüksek motor hacimli  ve çevreye zarar veren araçları kullanmanın gereksiz olduğundan ve artık en çevreci araçları kullanmanın birer zorunluluk olması gerektiği dillendirilmiyor.

Varsa yoksa en büyük hacim, en yüksek konfor arandığı için kıyas yaparken de bu anlamda videoyu sunan kişi aracın ne kadar önemli bir şeye hizmet ettiğinden bahsedemiyor.

Oysa unuttuğumuz bir şey var ki, İstanbul gibi büyük şehirlerde veya yalnız veya iki kişi yaşayan genelde 5-50 km'lik bir alanda ev - iş yaşamı sürdüren insanların sayısı çok fazla ve bu insanların ya hem ekonomik hem de çevreci hemde hızlı bir ulaşım için ya toplu ulaşım kullanması ya da motor yada bu şekilde mini elektrikli araçlar kullanması gerekiyor. Bu bir zorunluluk tercih değil.

İstanbul'da özellikle artık park yeri sorunu da çok fazla ve yollar sokaklar arabalardan geçilmiyor. Bu açıdan da bu tür mini araçların ısrarla talep edilmesi ve devletin elektrikli mini araçları teşvik etmesi ve vergilerini düşürmesi için rahatsız edilmesi gerekiyor.

Farkında mısınız dünya fosil yakıt ve aşırı tüketimden ölüyor, bunu bu pandemi ile daha iyi anlamış olmalıyız ve en minimal ve çevreci yaşama geçmek zorundayız çocuklarımız torunlarımız için.

Video iyi bir içerik ama bu anlamda hiç bir sosyal duyarlılığı olmadığı ve dünya trendlerinden habersiz olduğu için kanalı #izlenmez ve #kötüperformans etiketini hak ediyor.

Kanal o kadar duyarsız ki, video altındaki aşağıdaki yoruma kalp bile bırakmış. Yuh!

"Çok şirin bi oyuncak zenginler çocuklarına arka bahçede sürmeleri için alır"

Mizah güzel elbette gülmeden yaşanmıyor hele hele böyle bir survivor yaşam şartları olan bir ülkede ilaç gibi geliyor.

Pandemide hergün 150-200 kişi ölürken hala insanların kafelerde toplanaması gibi böyle 100 metre kare yerlerde bir araya gelip "he he he ehehe eheheheeğğğ" diye ortalama ve kaba esprilere gülmesi çok tuhaf ve sağlıklı akıllı insanların yapmaması gereken bir şey. 

İnsanların bu kadar düşüncesiz olması çok kötü.

Sonra çıkıp sokaklarda bu insanlar başka yerlerde insanlara duyar kasıyorlardır çevre ve kamu güvenliği ve sağlığı gibi konularda

Ha şunu da diyebilirsiniz "bunların dünya yansa umrunda olmaz..." haklısınız öyle bir halleri var.

Pandemi durumu bir yana asıl trajik olan şey mizah dedikleri şeyler...

Gerçekten bunlar iyi espri sayılmamalı...

Ha şunu dersiniz "sanane bununda bir alıcısı var"

Bende "bu seviyede esprilerin bu kadar yani milyonlarca alıcısı var ise yazık, hele şu şartlarda..."

Video ve kanal gerçekten bu vasatlığı ile çok itici ve izlenmeyi hak edecek bir seviyede değil


 

Saygısızlığın, Kabalığın İyi Mizah Yapmak Sayıldığı Zamanlardayız

Mizah güzel elbette gülmeden yaşanmıyor hele hele böyle bir survivor yaşam şartları olan bir ülkede ilaç gibi geliyor.

Pandemide hergün 150-200 kişi ölürken hala insanların kafelerde toplanaması gibi böyle 100 metre kare yerlerde bir araya gelip "he he he ehehe eheheheeğğğ" diye ortalama ve kaba esprilere gülmesi çok tuhaf ve sağlıklı akıllı insanların yapmaması gereken bir şey. 

İnsanların bu kadar düşüncesiz olması çok kötü.

Sonra çıkıp sokaklarda bu insanlar başka yerlerde insanlara duyar kasıyorlardır çevre ve kamu güvenliği ve sağlığı gibi konularda

Ha şunu da diyebilirsiniz "bunların dünya yansa umrunda olmaz..." haklısınız öyle bir halleri var.

Pandemi durumu bir yana asıl trajik olan şey mizah dedikleri şeyler...

Gerçekten bunlar iyi espri sayılmamalı...

Ha şunu dersiniz "sanane bununda bir alıcısı var"

Bende "bu seviyede esprilerin bu kadar yani milyonlarca alıcısı var ise yazık, hele şu şartlarda..."

Video ve kanal gerçekten bu vasatlığı ile çok itici ve izlenmeyi hak edecek bir seviyede değil


 

 
Kanalı keşfedip  biraz videolarına bakıp sonra biraz "Çimen Show nedir" diye ayrıca aratıp biraz ekşi şözlük okuduktan sonra tekrar videoyu izlediğinizde bir süre sonra "bu nedir arkadaş?" demeye başlıyorsunuz.

Mizah ve komedi elbette geleneksel terbiye ahlak dışında olabilir ve içinde argo şeylerde barındırabilir ama, kamuya mal olmuş ve merhum olmuş şahsiyetlere saygısızlık barındıramaz.

Videoda konsept olarak anladığımız kadarıyla bir konuğa, pembe saçlı bir hanımefendiye bir talk show yapma fırsatı veriliyor ve ve o da kendince; rahmetli üstad gazeteci ve televizyoncu Mehmet Ali Birand üzerinden güzel bir giriş bir espri yapıyor, ama programın kanalın yapımcısı bu iki saygısız arkadaş hemen ortamı biz yaptık bi salllayımda espri çıksın burdan babında hemen saldırıya geçiyor, daha anlamadan dinlemeden "ona ne lan rahmetli sunucu kim" "ölülerden bahsetme hemen" gibi son derece çirkin ve terbiyesizce bir davranışta bulunuyorlar ve zırva cümleler kuruyorlar ve espride anılan "rahmetli duayen gazetecimiz" hiç bir şekilde vurgulanmadan ve anılmadan geçiştiriliyor.

3. dakikdan sonra bunlar oluyor...

Mesela siz Mehmet Ali Birand'ın torunu veya çocuğu olsanız ya da onunla çalışan biri olsanız ve bu videoya denk gelseniz onun bu şekilde iki yeni yetmenin kanalında böyle geçiştirildiğini görseniz ne derdiniz.? Böyle düşünmek gerek... Biraz empati...

Burdan sonra kanalı veya videoyu izlemenin bir anlamı olabilir mi sizce?

Elbette olmaz...

Mesele şu:

Program yapmaktan show yapmaktan, bilet satıp insanları fiziksel olarak bir yerlere pandemide toplamaktan önce yapılması gereken şeyler var. O da, iş ahlakı sahibi olmak, sosyal görgü ve nezaket kurallarını öğrenmek...

Mesela, ölmüş ve topluma mal olmuş, geçmişte kamusal bir iş yapan özellikle insanları bilgilendiren ve haberdar eden mesleklerde olanlara örneğin ölmüş gazeteci vb. insanlara saygı duymak ve eğer birisi onu bir şekilde mizah programında bile anıyorsa da, orda bir stop yapıp kendisine saygı ve güzel bir cümle anmak ve devam etmek gerekir...

Görüyorsunuz değil mi ülkemizdeki kabalığın boyutları nereye vardı ve para kazanmak için nasılda insanlar birbirini ezmeye kullanmaya meyilli olduğunu ve ne kadar iş ahlakından yoksun şekilde nezaketi ve saygıyı unuttuğunu... 

Gerçekten içler acısı bir durumdayız. Hele şu sosyal medya çağında...

Video ve kanalı #izlenmez #kötüstil ve #niyeya olarak etiketliyoruz...

Kanalı izlemeyin ve çocuklarınıza izlettirmeyin...

 


Saygısızlık = YouTube Talk Show Olmuş

 
Kanalı keşfedip  biraz videolarına bakıp sonra biraz "Çimen Show nedir" diye ayrıca aratıp biraz ekşi şözlük okuduktan sonra tekrar videoyu izlediğinizde bir süre sonra "bu nedir arkadaş?" demeye başlıyorsunuz.

Mizah ve komedi elbette geleneksel terbiye ahlak dışında olabilir ve içinde argo şeylerde barındırabilir ama, kamuya mal olmuş ve merhum olmuş şahsiyetlere saygısızlık barındıramaz.

Videoda konsept olarak anladığımız kadarıyla bir konuğa, pembe saçlı bir hanımefendiye bir talk show yapma fırsatı veriliyor ve ve o da kendince; rahmetli üstad gazeteci ve televizyoncu Mehmet Ali Birand üzerinden güzel bir giriş bir espri yapıyor, ama programın kanalın yapımcısı bu iki saygısız arkadaş hemen ortamı biz yaptık bi salllayımda espri çıksın burdan babında hemen saldırıya geçiyor, daha anlamadan dinlemeden "ona ne lan rahmetli sunucu kim" "ölülerden bahsetme hemen" gibi son derece çirkin ve terbiyesizce bir davranışta bulunuyorlar ve zırva cümleler kuruyorlar ve espride anılan "rahmetli duayen gazetecimiz" hiç bir şekilde vurgulanmadan ve anılmadan geçiştiriliyor.

3. dakikdan sonra bunlar oluyor...

Mesela siz Mehmet Ali Birand'ın torunu veya çocuğu olsanız ya da onunla çalışan biri olsanız ve bu videoya denk gelseniz onun bu şekilde iki yeni yetmenin kanalında böyle geçiştirildiğini görseniz ne derdiniz.? Böyle düşünmek gerek... Biraz empati...

Burdan sonra kanalı veya videoyu izlemenin bir anlamı olabilir mi sizce?

Elbette olmaz...

Mesele şu:

Program yapmaktan show yapmaktan, bilet satıp insanları fiziksel olarak bir yerlere pandemide toplamaktan önce yapılması gereken şeyler var. O da, iş ahlakı sahibi olmak, sosyal görgü ve nezaket kurallarını öğrenmek...

Mesela, ölmüş ve topluma mal olmuş, geçmişte kamusal bir iş yapan özellikle insanları bilgilendiren ve haberdar eden mesleklerde olanlara örneğin ölmüş gazeteci vb. insanlara saygı duymak ve eğer birisi onu bir şekilde mizah programında bile anıyorsa da, orda bir stop yapıp kendisine saygı ve güzel bir cümle anmak ve devam etmek gerekir...

Görüyorsunuz değil mi ülkemizdeki kabalığın boyutları nereye vardı ve para kazanmak için nasılda insanlar birbirini ezmeye kullanmaya meyilli olduğunu ve ne kadar iş ahlakından yoksun şekilde nezaketi ve saygıyı unuttuğunu... 

Gerçekten içler acısı bir durumdayız. Hele şu sosyal medya çağında...

Video ve kanalı #izlenmez #kötüstil ve #niyeya olarak etiketliyoruz...

Kanalı izlemeyin ve çocuklarınıza izlettirmeyin...

 


 

Video başlığına ve konseptine bakınca ne düşünüyorsunuz?

Çok komik mi bu şimdi veya motive edici mi?

Neyin peşinde acaba bu Youtuber arkadaş?

Elbette izlenmenin ve daha çok gelir elde etmenin..

Biliyorsunuz ülkemizde artık aleni şekilde insanlara sıkıntısını çektikleri konularda eleştiri yapar gibi "mal", "sakat galiba" "şizofren", "çomar" "makarnacı" ve bilumum çirkin sıfatlarla hitap etmek ve onları rencide etmek yeni moda oldu.

Şaka yoluyla da bile söylense oysa biraz dışardan bakınca bunun her şeklinin son derece aşağılık bir şey olduğunu görebilirsiniz.

İngilizce veya başka bir konuda; gerçek şu ki, eğer siz bir şeyi biliyorsanız ve başka insanlar bilmiyorsa bunu anlatırken veya birilerine öğretirken bilmeyen insanları birer video izleyicisi olup gerçekte karşınızda olmasalar da böyle aşağılayamazsınız.

Aşağılarsanız aşağılık olursunuz.

İngilizce öğrenmenin ülkemizde bazı veya çoğunluk insan için zor olmasını da istismar ediyorlar gördüğünüz gibi.

Her şeyin şakası olmaz, asıl bunu "öğrenememek" mallık...

Video ve kanalı #izlenmez olarak etiketliyoruz.

Hatta videoyu videonun sağda altındaki 3 nokta şeklindeki BİLDİR butonundan Youtube'a şikayet etmenizi öneriyoruz.

İnsanları İzlenme Uğruna Aşağılamaktan Vazgeçin

 

Video başlığına ve konseptine bakınca ne düşünüyorsunuz?

Çok komik mi bu şimdi veya motive edici mi?

Neyin peşinde acaba bu Youtuber arkadaş?

Elbette izlenmenin ve daha çok gelir elde etmenin..

Biliyorsunuz ülkemizde artık aleni şekilde insanlara sıkıntısını çektikleri konularda eleştiri yapar gibi "mal", "sakat galiba" "şizofren", "çomar" "makarnacı" ve bilumum çirkin sıfatlarla hitap etmek ve onları rencide etmek yeni moda oldu.

Şaka yoluyla da bile söylense oysa biraz dışardan bakınca bunun her şeklinin son derece aşağılık bir şey olduğunu görebilirsiniz.

İngilizce veya başka bir konuda; gerçek şu ki, eğer siz bir şeyi biliyorsanız ve başka insanlar bilmiyorsa bunu anlatırken veya birilerine öğretirken bilmeyen insanları birer video izleyicisi olup gerçekte karşınızda olmasalar da böyle aşağılayamazsınız.

Aşağılarsanız aşağılık olursunuz.

İngilizce öğrenmenin ülkemizde bazı veya çoğunluk insan için zor olmasını da istismar ediyorlar gördüğünüz gibi.

Her şeyin şakası olmaz, asıl bunu "öğrenememek" mallık...

Video ve kanalı #izlenmez olarak etiketliyoruz.

Hatta videoyu videonun sağda altındaki 3 nokta şeklindeki BİLDİR butonundan Youtube'a şikayet etmenizi öneriyoruz.

 

Video ilk başta ilginizi çekiyor ve araba kullanma konusunda eğlenceli ve eğitici bir video olacak sanıyorsunuz?

Ama nerdeee? Gençler sanki ilk buluşmalarına gelmişler gibi. 

Dekolte kıyafetler ve daha nice flört şakaları...

Video daha 5 dakika olmadan kaotik bir hala alıyor ve konu giderek saçmalama ve aleni sarkıntılık veya flörtleşmeye kadar dönüşüyor.

Çekim olarak da çok kaliteli olmayan bir video ayrıca

Videonun da başlığı bu anlamda çok manidar... 

Çocukların izlediğini de düşünürsek gerçekten çok kötü bir içerik çıkmış ortaya...

Araba kullanmak hayatlara mal olan bir şeydir. Bunu öğretmenin şakası hele böyle tuhaf ve kafa karıştıran bir videoya konu yapılması hoş değil. (Sosyal Mesaj)

Şu haliyle video konu araba değilde "ilk buluşma" konulu bir video olarak yapılabilirdi.

Bu haliyle iki youtuber içinde video #kötüperformans #izlenmez ve #kötüstil ile etiketlenmeyi hak ediyor

Araba Kullanma Dersi mi Flörtleşme Dersi mi?

 

Video ilk başta ilginizi çekiyor ve araba kullanma konusunda eğlenceli ve eğitici bir video olacak sanıyorsunuz?

Ama nerdeee? Gençler sanki ilk buluşmalarına gelmişler gibi. 

Dekolte kıyafetler ve daha nice flört şakaları...

Video daha 5 dakika olmadan kaotik bir hala alıyor ve konu giderek saçmalama ve aleni sarkıntılık veya flörtleşmeye kadar dönüşüyor.

Çekim olarak da çok kaliteli olmayan bir video ayrıca

Videonun da başlığı bu anlamda çok manidar... 

Çocukların izlediğini de düşünürsek gerçekten çok kötü bir içerik çıkmış ortaya...

Araba kullanmak hayatlara mal olan bir şeydir. Bunu öğretmenin şakası hele böyle tuhaf ve kafa karıştıran bir videoya konu yapılması hoş değil. (Sosyal Mesaj)

Şu haliyle video konu araba değilde "ilk buluşma" konulu bir video olarak yapılabilirdi.

Bu haliyle iki youtuber içinde video #kötüperformans #izlenmez ve #kötüstil ile etiketlenmeyi hak ediyor

 

Rezil ve Ahlaksız Olan Sizlersiniz Özlem Gürses ve Fatih Portakal!

Ülkede kendini eğitimli, ahlaklı, dürüst sayan ne kadar gazeteci aydın şovmen varsa, tek dertleri kadın kuşağı programları. Sürekli bu programlarla uğraşıp halka seviye biçiyor,  toplumu akıllarınca analiz ediyorlar ve toplumu akıllarınca koruyorlar

En son bu elitist tripleri Fatih Portakal yaptı...

Bu kesim kendini o kadar beğenmiş ve ahlaklı görüyor ki, aynı sektörden oldukları için bu programları yapanlara düşmanca bakıyorlar ve muhtemelen kendilerine verilmeyen paraları bu programı yapanlar aldığı için sürekli kadın programlarına saldırıyorlar.

Malum bunu en çok yapan Okan Bayülgen'di.. O, pek ciddiye alınacak bir değildi zaten bu konularda; çünkü zaten tv'nin delisi diye bakılan biri ve herşeye rastgele takılan konuşmaları çok ciddiye alınmıyor bu konuda. Ama ya diğeri, hele Fatih Portkal, Özlem Gürses ve diğerleri ülkede belli ciddiyeti olan gazeteciler...

Neymiş efendim, bir programda bir konuk eşiyle ilgili bir konuda aydınlatılması için mevzunun eşini internette bir müstehcen videoda gördüğünü anlatıyor ve bunu program sunucularıan izletiyor.

Vay senmisin bunu yapan, bizim ahlak bekçisi demokrat gazeteci halk savunucu Fatih Portakal hemen aşşağılamaya ve ahlaksızlık diye yaftalamaya saydırmaya başlıyor Twitter'dan..

Sanki tv'de gündüz gündüz porno yayınlanmış.

Sanki bir devlet kamu kanalında yapılmış bu.

Bu nasıl bir elitizmdir Allah aşkına? 

Ve bu insanlar kendilerini aydın, demokrat, özgürlükçü gazeteci falan sanıyorlar... 

Portakal'ın tepkisi ile gaza gelen diğer insanlarda ve Özlem Gürses'te bu videosunda programı yapan kadına saldırıyor ve rezillikle itham ediyor ve bu konuya dair özel bir youtube videosu hazırlıyor ve uykulu yakın çekim suratı ile bize ahlak yargısı dağıtıyor ve "bu ne ya" vesaire diyor..

Size ne arkadaş, size ne?

Siz değilmisiniz hem "RTÜK olmasın, o olmasın bu yasak şu baskı olmasın" diyen iktidara saydıran ve TV ve medya üstündeki baskıdan şikayet eden...

Neyin iki yüzlülüğü bu?

Beğenmeyen izlemez bu programları... Ha kamu vicdanını sarsacak bir şiddeti destekleme, övme veya tamamen çocukları da etkileyecekj aşırı müstehcenlik varsa halk zaten tepkisini verir ve bu meydaları internetten topa tutar.

Siz kimsiniz ki koskoca tv sektörüne aklınızca muhalif triplerle halk adına aşşağılıyor ve ayar veriyorsunuz? 

Gazetecilik midir bu? Değil elbette.. Demekki derdiniz başka.

Sorsak porno sitelerini muhafakakar BTK üzerinde iktidar engelliyor ne dersiniz diye.. "Olur mu öyle şey, serbest olmalı" dersiniz ama böyle dolaylı bir konuya TV olduğu zaman o yasakçı aynı muhafazakar kafa ile bakıp topa tutup ahlaksızlık diyebiliyorsunuz. Çünkü; o kanallar muhafazkar iktidar yanlısı ve açık arıyorsunuz vurmak için iktidara.

Kovulmasanız ve aynı çatı altında bu tv de çalışsanız,  bu programlar bu şekilde yapılsa sesiniz çıkmaz ve işinize bakarsınız ama dışarda olunca hemen ahlaksızlık ve rezillik diye saldırıyorsunuz...

İşinize gelince demokrat özgürlükçü işinize gelmeyince taliban kafası oluyorsunuz.

Pek ilginçsiniz doğrusu...

#izlenmez olarak etiketliyoruz video ve kanalı.


Bir Elitizm Aracı olarak Kadın Programlarını Aşağılama Sporu

 

Rezil ve Ahlaksız Olan Sizlersiniz Özlem Gürses ve Fatih Portakal!

Ülkede kendini eğitimli, ahlaklı, dürüst sayan ne kadar gazeteci aydın şovmen varsa, tek dertleri kadın kuşağı programları. Sürekli bu programlarla uğraşıp halka seviye biçiyor,  toplumu akıllarınca analiz ediyorlar ve toplumu akıllarınca koruyorlar

En son bu elitist tripleri Fatih Portakal yaptı...

Bu kesim kendini o kadar beğenmiş ve ahlaklı görüyor ki, aynı sektörden oldukları için bu programları yapanlara düşmanca bakıyorlar ve muhtemelen kendilerine verilmeyen paraları bu programı yapanlar aldığı için sürekli kadın programlarına saldırıyorlar.

Malum bunu en çok yapan Okan Bayülgen'di.. O, pek ciddiye alınacak bir değildi zaten bu konularda; çünkü zaten tv'nin delisi diye bakılan biri ve herşeye rastgele takılan konuşmaları çok ciddiye alınmıyor bu konuda. Ama ya diğeri, hele Fatih Portkal, Özlem Gürses ve diğerleri ülkede belli ciddiyeti olan gazeteciler...

Neymiş efendim, bir programda bir konuk eşiyle ilgili bir konuda aydınlatılması için mevzunun eşini internette bir müstehcen videoda gördüğünü anlatıyor ve bunu program sunucularıan izletiyor.

Vay senmisin bunu yapan, bizim ahlak bekçisi demokrat gazeteci halk savunucu Fatih Portakal hemen aşşağılamaya ve ahlaksızlık diye yaftalamaya saydırmaya başlıyor Twitter'dan..

Sanki tv'de gündüz gündüz porno yayınlanmış.

Sanki bir devlet kamu kanalında yapılmış bu.

Bu nasıl bir elitizmdir Allah aşkına? 

Ve bu insanlar kendilerini aydın, demokrat, özgürlükçü gazeteci falan sanıyorlar... 

Portakal'ın tepkisi ile gaza gelen diğer insanlarda ve Özlem Gürses'te bu videosunda programı yapan kadına saldırıyor ve rezillikle itham ediyor ve bu konuya dair özel bir youtube videosu hazırlıyor ve uykulu yakın çekim suratı ile bize ahlak yargısı dağıtıyor ve "bu ne ya" vesaire diyor..

Size ne arkadaş, size ne?

Siz değilmisiniz hem "RTÜK olmasın, o olmasın bu yasak şu baskı olmasın" diyen iktidara saydıran ve TV ve medya üstündeki baskıdan şikayet eden...

Neyin iki yüzlülüğü bu?

Beğenmeyen izlemez bu programları... Ha kamu vicdanını sarsacak bir şiddeti destekleme, övme veya tamamen çocukları da etkileyecekj aşırı müstehcenlik varsa halk zaten tepkisini verir ve bu meydaları internetten topa tutar.

Siz kimsiniz ki koskoca tv sektörüne aklınızca muhalif triplerle halk adına aşşağılıyor ve ayar veriyorsunuz? 

Gazetecilik midir bu? Değil elbette.. Demekki derdiniz başka.

Sorsak porno sitelerini muhafakakar BTK üzerinde iktidar engelliyor ne dersiniz diye.. "Olur mu öyle şey, serbest olmalı" dersiniz ama böyle dolaylı bir konuya TV olduğu zaman o yasakçı aynı muhafazakar kafa ile bakıp topa tutup ahlaksızlık diyebiliyorsunuz. Çünkü; o kanallar muhafazkar iktidar yanlısı ve açık arıyorsunuz vurmak için iktidara.

Kovulmasanız ve aynı çatı altında bu tv de çalışsanız,  bu programlar bu şekilde yapılsa sesiniz çıkmaz ve işinize bakarsınız ama dışarda olunca hemen ahlaksızlık ve rezillik diye saldırıyorsunuz...

İşinize gelince demokrat özgürlükçü işinize gelmeyince taliban kafası oluyorsunuz.

Pek ilginçsiniz doğrusu...

#izlenmez olarak etiketliyoruz video ve kanalı.



Ülkemiz malum cahillerin çok hurafelere inandığı ve bir şey bildiğini sanan komplo teorisyenlerinin bu cahil insanları kolayca yönettiği bir durumda.

Sadece ülkemizde değil, dünyada genel olarak böyle bir akım var ve insanlar artık dünyanın yıllar içinde geldiği bu trajedik noktayı açıklama konusunda, insanların davranışalrına üretim ve tüketim şekline bağlamak yerine ve bunu ifade eden bilim adamlarıan ve aktivistlere değilde her şeyi en basit bilim dışı yoldan açıklayan ve suçu bir grup milyarden zengin insana atan komplo teorisyenlerine inanıyorlar.

Çünkü; bu şekilde insanlar, bilimin söylediği gerçekleri redderek aslında temel sorumluluk bilincinden uzaklaşıyorlar ve dolayısıyla insanlar suçu başkalarına atarak normal eski yıkıcı üretim ve tüketimlerine devam edebiliyorlar. Bir araştırma yapsak mesela bu komplo teorilerien inanların tüketim alışkanlıklarının çevre ve insanlık için bilimsel ve bireysel sorumluluk taşıyanlardan çok daha aşırı ve düzensiz olduğunu görürdük.

Bu bu kadar basit yani.

Maalesef bu kadar basit olan bir gerçeği eğip büken ve türlü manipülasyonlarla bu şekilde gizemli hale getiren youtuber şarlatanlar ise, bir tür videlar yaparak bir tür dünyayı kurtaran kahraman olmaya çalışarak, olayı başka şekilde anlatarak kendi uçmuş kafalarını başkalarına da aşılamaya çalışıyorlar. Aslında yaptıkları tek şey ünlü olmak veya para kazanmaktır.

Corona pandemisinden sonra şimdi orman yangınları üzerinden devam eden bu saçmalıklardan birisi de bu videoda fütursuzca sergileniyor.

Neymiş efendim; iklim değişkliği yalanmış ve karbon salınımı iklimi bu denli değiştirmezmiş..? 200 milyon yılda oluşan fosil yakıtları 200 yılda hunarca yakan insanlık bununla iklimi değiştirecek bir etki yapmış olamaz diyor kısaca ve bu şartlatan arkadaş, gerçekte bütün bu dünyadaki tüketim ve üretim şeklinden kaynaklı çöküşün sebebi olarak ise insanların bir grup "şeytan zengini" suçlandığı ve mevcut dünya üzerindeki yok edici olan aşırı ve yanlış tüketimin aynı olduğu bu düzenin devam etmesi gerektiğini savunuyor bu şekilde aslında.

Bu kafada olan, dünyada ve ülkemizde malum Greta Thunberg'i de küçük bir komplocu şeytan olarak sunmaya çalıştılar son 2 yılda ve 16 yaşındaki bir küçük çocuğa ağıza alınmayacak çirkinlikte iğrenç ifadeler kullandılar.

Muhtemelen, bu şarlatan arkadaşa göre Alaska'da yağan karlar içinde mikro plastik bulunması de önemli değildir mesela..

Video baştan sona zırvalar bütünü #izlenmez olarak etiketliyoruz.

Zırva Komplo İhtiyacı Olanlara


Ülkemiz malum cahillerin çok hurafelere inandığı ve bir şey bildiğini sanan komplo teorisyenlerinin bu cahil insanları kolayca yönettiği bir durumda.

Sadece ülkemizde değil, dünyada genel olarak böyle bir akım var ve insanlar artık dünyanın yıllar içinde geldiği bu trajedik noktayı açıklama konusunda, insanların davranışalrına üretim ve tüketim şekline bağlamak yerine ve bunu ifade eden bilim adamlarıan ve aktivistlere değilde her şeyi en basit bilim dışı yoldan açıklayan ve suçu bir grup milyarden zengin insana atan komplo teorisyenlerine inanıyorlar.

Çünkü; bu şekilde insanlar, bilimin söylediği gerçekleri redderek aslında temel sorumluluk bilincinden uzaklaşıyorlar ve dolayısıyla insanlar suçu başkalarına atarak normal eski yıkıcı üretim ve tüketimlerine devam edebiliyorlar. Bir araştırma yapsak mesela bu komplo teorilerien inanların tüketim alışkanlıklarının çevre ve insanlık için bilimsel ve bireysel sorumluluk taşıyanlardan çok daha aşırı ve düzensiz olduğunu görürdük.

Bu bu kadar basit yani.

Maalesef bu kadar basit olan bir gerçeği eğip büken ve türlü manipülasyonlarla bu şekilde gizemli hale getiren youtuber şarlatanlar ise, bir tür videlar yaparak bir tür dünyayı kurtaran kahraman olmaya çalışarak, olayı başka şekilde anlatarak kendi uçmuş kafalarını başkalarına da aşılamaya çalışıyorlar. Aslında yaptıkları tek şey ünlü olmak veya para kazanmaktır.

Corona pandemisinden sonra şimdi orman yangınları üzerinden devam eden bu saçmalıklardan birisi de bu videoda fütursuzca sergileniyor.

Neymiş efendim; iklim değişkliği yalanmış ve karbon salınımı iklimi bu denli değiştirmezmiş..? 200 milyon yılda oluşan fosil yakıtları 200 yılda hunarca yakan insanlık bununla iklimi değiştirecek bir etki yapmış olamaz diyor kısaca ve bu şartlatan arkadaş, gerçekte bütün bu dünyadaki tüketim ve üretim şeklinden kaynaklı çöküşün sebebi olarak ise insanların bir grup "şeytan zengini" suçlandığı ve mevcut dünya üzerindeki yok edici olan aşırı ve yanlış tüketimin aynı olduğu bu düzenin devam etmesi gerektiğini savunuyor bu şekilde aslında.

Bu kafada olan, dünyada ve ülkemizde malum Greta Thunberg'i de küçük bir komplocu şeytan olarak sunmaya çalıştılar son 2 yılda ve 16 yaşındaki bir küçük çocuğa ağıza alınmayacak çirkinlikte iğrenç ifadeler kullandılar.

Muhtemelen, bu şarlatan arkadaşa göre Alaska'da yağan karlar içinde mikro plastik bulunması de önemli değildir mesela..

Video baştan sona zırvalar bütünü #izlenmez olarak etiketliyoruz.


Başak Kablan hızlı hızlı konuşarak ve laf kalabalığı yaparak saçmalıyor yine.

Saçmalıyor diyoruz evet çünkü videonun bütününde bir anlam yok izledikçe gördüğünüz.

Neymiş efendim, kendisini çevre örgütü tehdit etmiş şimdiye kadar sadece.. Ee söyle o zaman kimse.. Neden tüm çevre örgütlerini zan altında bırakıyorsun..

İzleyince o çevre örgütündne tehdit eden kişinin neden ettiğini anlıyorsunuz. Yaptığı çok büyük suç tehdit etmenin oysa sadece "çocukları ve yetişkinleri zehirliyorsun bu zırvalarınla onların çevreci olmalarına engel oluyorsun" demesi yetermiş.

Video tam anlamıyla zırvalar bütünü.

Hızlı hızlı konuşarak, daldan dala atlayarak ve bakın başkaları düşünemiyor ama ben düşündüm minvalinde kendince çevreciliği, geri dönüşümü ve onun arkasındaki yanlışları anlatıyor. Neymiş efendim, birde isim bulmuşmuş "Vicdan Rahatlatma Endüstirisi" Bu kadarına da pes... Birde kendisiyle övünüyor ben buldum literatüre geçsin diye. Pes pes... Vicdan soyut bir kavram, bir şeyin endüstirisi olması için ortada fiziksel bir ürün olması lazım...

Kim neyi rahatlatıyor... Bir firma içecek veya başka bir ürün üretiyorsa, bu o ürünle ilgilidir sadece. Kola koladır plastik veya cam şişede satılır. 

Ha bu firmalar aslında çevreyi mahvediyor ve çevreci gibi gözükmeleri sadece bir manipülasyonsa buna manipülasyon denir sadece ki biri yorumda bunu belirtmiş "Yeşil Aklama" olarak bahsettiğin şeyin ismi zaten var litaratürde.

Saçmalar diz boyu...

Neymiş efendim, kendisi çevreci değilmiş ama pazarlamacıymış ev olaylarak pazarlama açısından bakıyormuş...

Bir kere, o pazarlamayı çok iyi bildiğini bilen kafanızdan çıkarın ki, çevreciliğin pazarlaması olmaz pazarlama bir ürün ve hizmet konusunda olur. Sivil bir inisiyatif ve aktivizmin ancak ve ancak yanlış tanıtımı, duyurucu veya yönetilmesi olabilir ya da istismarı.

Yok neymiş nedne poşet yasaklanmıyormuş tamamen ve tek kullanımlık çatal bıça vs neden yasaklanmıyormuş. 

Yapılanlar zaten seviye seviye toplumların duyarlılığına göre yapılıyor. 2022 de AB ülkelerinde kullan at tek plastik yasaklanıyor. Bunu daha önce yapmakta bunun daha ilerisini yapmakta bizlerin elinde Başak Kablan'ın da içinde bulunduğu insanların yani bizim elimizde..

Video o kadar tuhaf ki, suçu dönüp dolaşıp ordan oraya bir yerlere atıyor ama kast ettiği sorumlu neresi orası belli değil.. Pazarlama, çok uluslu şirketler ve çevre örgütleri, tüketiciler... 

Eğer bir çevre katili arıyorsanız bunun 2-3 suçlusu var, birincisi tüketiciler ikinci en çok tüketenler ve topluma ve ülkelere yön veren elitler ve siyasiler. Neden akledemiyormuyuz acaba, dünyada en çok tüketimi yapan ve çevreye karbon, plastik ve diğer atıkları atan kesim, dünyada piramitin üstü olan %20 kesim zengin kesim ve bu bahsettiğin pazarlamacı manipülatör çevreci çok uluslu şirketler ve çevreye karşı duyarlı gibi gözüken firmalarda bu %20 ye hizmet etmeye çalışıyor. Bu %20 Başak Kablan'ın içinde bulunduğu kesim.

Hal böyle ise, bu kadar saçmalamak niye çok izlenme uğruna?

Göte göt demek neden bu kadar zor...

Videoya "ben çevreciyim çevreciyim diyen biri değilim" diye giriyorsun zaten...

Neden? Sende çevreci ol! "Bende çevreciyim çevreciyim"de 400 bin abonen var sen harekete geçir insanları ne bekliyorsun bak dünya okyanuslar ölüyor herşeyi biliyorsun maşallah...   Madem bu kadar duyarlılıklara erişmişsin o zaman bu fikirlerinle çevre örgütlerini de uyar ve sende dışardan bir influcer olarak yön ver bu alana.

Seni izleyen çocuklara örnek ol en azından.

Ama doğruya, yarın öbürgü makyajın için denek olarak kullanılan hayvanları savunan biri gelir yorum yazarsa cevap veremezsin... O zaman neymiş ilk önce sen dürüst olmayı başar sonra çevre örgütlerine salla ya da gölge ihsan etme yeter.

İzlenmek İçin Bu Kadar Saçmalamak Niye? 

Biriniz Greta Thunberg'e sallar diğeriniz çevre örgütlerine.. Siz necisinzi peki bunlar üzerinden izlneme kasan para kasan uyanıklar mı?

400 bin abonenin zihnini böyle bir hassas konuda kirletmek niye...?

Kanalı bu şekilde düşünenler için #izlenmez olarak etiketliyoruz.


İzlenmek İçin Bu Kadar Saçmalamak Niye?


Başak Kablan hızlı hızlı konuşarak ve laf kalabalığı yaparak saçmalıyor yine.

Saçmalıyor diyoruz evet çünkü videonun bütününde bir anlam yok izledikçe gördüğünüz.

Neymiş efendim, kendisini çevre örgütü tehdit etmiş şimdiye kadar sadece.. Ee söyle o zaman kimse.. Neden tüm çevre örgütlerini zan altında bırakıyorsun..

İzleyince o çevre örgütündne tehdit eden kişinin neden ettiğini anlıyorsunuz. Yaptığı çok büyük suç tehdit etmenin oysa sadece "çocukları ve yetişkinleri zehirliyorsun bu zırvalarınla onların çevreci olmalarına engel oluyorsun" demesi yetermiş.

Video tam anlamıyla zırvalar bütünü.

Hızlı hızlı konuşarak, daldan dala atlayarak ve bakın başkaları düşünemiyor ama ben düşündüm minvalinde kendince çevreciliği, geri dönüşümü ve onun arkasındaki yanlışları anlatıyor. Neymiş efendim, birde isim bulmuşmuş "Vicdan Rahatlatma Endüstirisi" Bu kadarına da pes... Birde kendisiyle övünüyor ben buldum literatüre geçsin diye. Pes pes... Vicdan soyut bir kavram, bir şeyin endüstirisi olması için ortada fiziksel bir ürün olması lazım...

Kim neyi rahatlatıyor... Bir firma içecek veya başka bir ürün üretiyorsa, bu o ürünle ilgilidir sadece. Kola koladır plastik veya cam şişede satılır. 

Ha bu firmalar aslında çevreyi mahvediyor ve çevreci gibi gözükmeleri sadece bir manipülasyonsa buna manipülasyon denir sadece ki biri yorumda bunu belirtmiş "Yeşil Aklama" olarak bahsettiğin şeyin ismi zaten var litaratürde.

Saçmalar diz boyu...

Neymiş efendim, kendisi çevreci değilmiş ama pazarlamacıymış ev olaylarak pazarlama açısından bakıyormuş...

Bir kere, o pazarlamayı çok iyi bildiğini bilen kafanızdan çıkarın ki, çevreciliğin pazarlaması olmaz pazarlama bir ürün ve hizmet konusunda olur. Sivil bir inisiyatif ve aktivizmin ancak ve ancak yanlış tanıtımı, duyurucu veya yönetilmesi olabilir ya da istismarı.

Yok neymiş nedne poşet yasaklanmıyormuş tamamen ve tek kullanımlık çatal bıça vs neden yasaklanmıyormuş. 

Yapılanlar zaten seviye seviye toplumların duyarlılığına göre yapılıyor. 2022 de AB ülkelerinde kullan at tek plastik yasaklanıyor. Bunu daha önce yapmakta bunun daha ilerisini yapmakta bizlerin elinde Başak Kablan'ın da içinde bulunduğu insanların yani bizim elimizde..

Video o kadar tuhaf ki, suçu dönüp dolaşıp ordan oraya bir yerlere atıyor ama kast ettiği sorumlu neresi orası belli değil.. Pazarlama, çok uluslu şirketler ve çevre örgütleri, tüketiciler... 

Eğer bir çevre katili arıyorsanız bunun 2-3 suçlusu var, birincisi tüketiciler ikinci en çok tüketenler ve topluma ve ülkelere yön veren elitler ve siyasiler. Neden akledemiyormuyuz acaba, dünyada en çok tüketimi yapan ve çevreye karbon, plastik ve diğer atıkları atan kesim, dünyada piramitin üstü olan %20 kesim zengin kesim ve bu bahsettiğin pazarlamacı manipülatör çevreci çok uluslu şirketler ve çevreye karşı duyarlı gibi gözüken firmalarda bu %20 ye hizmet etmeye çalışıyor. Bu %20 Başak Kablan'ın içinde bulunduğu kesim.

Hal böyle ise, bu kadar saçmalamak niye çok izlenme uğruna?

Göte göt demek neden bu kadar zor...

Videoya "ben çevreciyim çevreciyim diyen biri değilim" diye giriyorsun zaten...

Neden? Sende çevreci ol! "Bende çevreciyim çevreciyim"de 400 bin abonen var sen harekete geçir insanları ne bekliyorsun bak dünya okyanuslar ölüyor herşeyi biliyorsun maşallah...   Madem bu kadar duyarlılıklara erişmişsin o zaman bu fikirlerinle çevre örgütlerini de uyar ve sende dışardan bir influcer olarak yön ver bu alana.

Seni izleyen çocuklara örnek ol en azından.

Ama doğruya, yarın öbürgü makyajın için denek olarak kullanılan hayvanları savunan biri gelir yorum yazarsa cevap veremezsin... O zaman neymiş ilk önce sen dürüst olmayı başar sonra çevre örgütlerine salla ya da gölge ihsan etme yeter.

İzlenmek İçin Bu Kadar Saçmalamak Niye? 

Biriniz Greta Thunberg'e sallar diğeriniz çevre örgütlerine.. Siz necisinzi peki bunlar üzerinden izlneme kasan para kasan uyanıklar mı?

400 bin abonenin zihnini böyle bir hassas konuda kirletmek niye...?

Kanalı bu şekilde düşünenler için #izlenmez olarak etiketliyoruz.


 

Video aboneler dışında ilk defa izleyen çoğu kişi için sanki işkence videosu gibi. Konusu değil elbette Youtuber'ın stili mevzumuz burada. 

Youtuber çok hızlı konuşuyor ve panik halinde bir şeyler yapacağından bahsediyor ama bu haliyele çok fazla rahatsız edici.

Yani eğer diğer videolarda bu stille çekiliyorsa pek söylenecek bri şey yok, bu işkenceye daha önce katlanıp artık kanıksayanların sayısı 1 milyon kadar olduğu için, bu tuhaf cinnet hali stili ile Yağmur Özkavak adlı Youtuber hanımefendiye başarılar ve abonelerine mutluluklar dilemeliyiz. Ama yapabiliyorsak aboneler için Allah'a dua etmekten başka yapacağımız bir şeyde yok gibi.

Video bize "Ben Ne İzledim?" dedirtiyor bu yüzden #niyeya ve tuhaf ve rahatsız edici stili yüzünden #kötüstil ve bu haliyleyede izlenmeyeyi hak etmediğini düşündüğümüz için #izlenmez olarak etiketliyoruz.

.


Cinnet Challenge'a Hoş Geldiniz!

 

Video aboneler dışında ilk defa izleyen çoğu kişi için sanki işkence videosu gibi. Konusu değil elbette Youtuber'ın stili mevzumuz burada. 

Youtuber çok hızlı konuşuyor ve panik halinde bir şeyler yapacağından bahsediyor ama bu haliyele çok fazla rahatsız edici.

Yani eğer diğer videolarda bu stille çekiliyorsa pek söylenecek bri şey yok, bu işkenceye daha önce katlanıp artık kanıksayanların sayısı 1 milyon kadar olduğu için, bu tuhaf cinnet hali stili ile Yağmur Özkavak adlı Youtuber hanımefendiye başarılar ve abonelerine mutluluklar dilemeliyiz. Ama yapabiliyorsak aboneler için Allah'a dua etmekten başka yapacağımız bir şeyde yok gibi.

Video bize "Ben Ne İzledim?" dedirtiyor bu yüzden #niyeya ve tuhaf ve rahatsız edici stili yüzünden #kötüstil ve bu haliyleyede izlenmeyeyi hak etmediğini düşündüğümüz için #izlenmez olarak etiketliyoruz.

.


 

Videonun konusu aslında çok iyi beklenti olarak harika akıcı, bilgilendirci ve eğlenceli bir video olabilir; çünkü Çin her anlamda dünyada çok merak edilen bir ülke ve onların abur cubur olarak neler yediklerini inceleniyor bu videoda...

3 fenomen Yotuber'ın ortak çalışması video maalesef bu beklentiyi karşılayamıyor ve ortaya iğrenç kaotin bir video çıkıyor.

Soldaki fenomen Ali Biçim adlı youtuber gerçekten muhtemelen tüm dünya ölçeğinde Youtuberların cinnet geçirmiş halini temsil ediyor gibi. Sakin olmakla alakası yok ve bu hali çok rahatsız edici bir tür Rasim Ozan Kütahyalı iticiliği var baştan sona videoda...

Video o kadar kaotik ki, youtuber bu üç arkadaşın halleri videonun konusunun önüne geçiyorlar ve hiç eğlenceli de değil yaptıkları. Diğer fenomen Mesut Can TOMBAY adlı tiyatral yetenekli Youtuber'ın kanalında yayınlnanan bu video özellikle bu pandemi döneminde ve sınav kaygısı yaşayan gençlere güzel bir video sunabilecekken karmaşa ve iticilik vaad ediyor ve saçmalıyorlar videonun düzensizliği içinde

Video #izlenmez #kötüstil olarak etiketlenmeyi hak ediyorlar.

İğrenç Başarısız Bir İnceleme Videosu

 

Videonun konusu aslında çok iyi beklenti olarak harika akıcı, bilgilendirci ve eğlenceli bir video olabilir; çünkü Çin her anlamda dünyada çok merak edilen bir ülke ve onların abur cubur olarak neler yediklerini inceleniyor bu videoda...

3 fenomen Yotuber'ın ortak çalışması video maalesef bu beklentiyi karşılayamıyor ve ortaya iğrenç kaotin bir video çıkıyor.

Soldaki fenomen Ali Biçim adlı youtuber gerçekten muhtemelen tüm dünya ölçeğinde Youtuberların cinnet geçirmiş halini temsil ediyor gibi. Sakin olmakla alakası yok ve bu hali çok rahatsız edici bir tür Rasim Ozan Kütahyalı iticiliği var baştan sona videoda...

Video o kadar kaotik ki, youtuber bu üç arkadaşın halleri videonun konusunun önüne geçiyorlar ve hiç eğlenceli de değil yaptıkları. Diğer fenomen Mesut Can TOMBAY adlı tiyatral yetenekli Youtuber'ın kanalında yayınlnanan bu video özellikle bu pandemi döneminde ve sınav kaygısı yaşayan gençlere güzel bir video sunabilecekken karmaşa ve iticilik vaad ediyor ve saçmalıyorlar videonun düzensizliği içinde

Video #izlenmez #kötüstil olarak etiketlenmeyi hak ediyorlar.

Greta'ya veya Ebeveynlerine Saldırmak Yerine Çocuk ve Genç Tarifinizi Değiştirmeye Ne Dersiniz!

Youtube, pandemiden önce çevre konusunda dünyayı sallayan Greta Tunberg nefreti ve komplo teorileri ve onun üzerinden izlenme kasanlarla dolu.. Bizden de biri var elbette; Serkan İnci.. Oturmuş yazlıkçı turist kıyafetiyle ayak üstü komplo teorileri üretip yargı dağıtıyor Youtube'dan. Ve bu kişi aktivist diye biliniyor ayrıca. Dünyaya iyi anlamda etkisi asla bir Greta Thunberg olmamasına rağmen kendini epey bir yükseklerde görüyor. Kendisinin dünyaya en büyük katkısı gençlerin küfür etme yeteneklerini arttırması.

Neymiş efendim, "küresel güçler Greta Thunberg kullanarak gelişmekte olan ülkelerin gelişimine engel olacak şekilde karbon salınımı üzerinden ilerleyen bir zamanda sınır çizmeye hazırlanıyor ve bunun için çalışıyorlamış bu küçük kızı kullanarak. Böylece Türkiye gelişmesin isteniyormuş." Hayal dünyası çok geniş gerçekten Serkan İnci'nin hayret izliyoruz. Çok tuhaf ve utanç verici bu özellikle gençlerin takip ettiği bir kişi için.

Zor tabii, genel olarak 10-100 milyon takipçisi olan salak saçma işler yapan youtuberlara daha çok dikkat kesinlenler için böyle 16 yaşında bir çocuğun dünyanın derdiyle dertlenmesi şirazelerini dağıtmışa benziyor.

Greta'yı Onaylamak Zorunda Değilsin Ama İklim Değişikliği Gerçeğini Duyurmasına Saygı Duymak Zorundasınız

Bilim adamı olmak isteyen tutkulu bir çocukta sorun yok, ama bir çocuk tutkuyla çevreci olunca hemen arkasında komplo teorileri ve ona karşı nefret söylemleri..

Greta Thunberg'e yapılan eleştirilerdeki haksızlık boyutu o kadar ilerdeki, adeta ondan bir peygamber kişiliği ve  performansı bekliyorlar gibi. Evet, inanılmaz ama böyle. Sanki kendileri öyleymiş gibi ve o da 4/4 lük bir kişilik olacakmış gibi konuşuyorlar onun hakkında.

Üstelik Greta henüz 16 yaşında ve  bu yaşta bir çocuğu böyle yargılayabilenlerin içindeki korkunç kişiliği düşününce insanın bu dünya hakkında fazla iyimser olamayacağını ve dünyadaki bunca savaşların ve bunca kötülüğün çok normal olduğunu da maalesef üzülerek anlıyorsunuz.

Açıkcası ondan böyle bir şeyi bekleyenler açıkcası ya çok fena kıskanç bir kişiliğe sahiptir ya da tam bir zır cahildir.

Bu arada bu Greta nefreti işini öylesine abartılarlar ki, Facebook'ta Climate Truth(İklim Gerçeği) diye grup açıp iklimin her zaman değiştiğini bunun bir sorun olmadığını iddia edenler biel var. Bu sene Kuzey Kutbunun en büyük buzulu tamamen eridi ve yok oldu...  Konuşmasına mimiklerine takan mı dersiniz neler neler...  Müstehcen taciz karikatürler mi dersiniz artık herşey var... Bu tür youtuberların videolarının altında yazanlar ise insanlık için umudunuzu kesmeniz için yeterli. Henüz reşit olmamış bri çocuğa tipi ve fiziği üzerinden iğrenç iğrenç yorumlar dolu.. İmam osurusa cemaat sıçar hesabı. Serkan İNCİ osuruyor ve cemaat sıçıyor onu takip ve yaptığını dah azirveye taşıma anlamında.
 

Oysa ki, Greta Thunberg'in derdi olan şey ve hayatını çocukluğunu adadığı, bu yüzden malum o ünlü konuşmasında büyük siyasilere seslenip "çocukluğumu çaldınız dediği" şey kendine özel bir şey değil,  bu öfkesi ve sitemleri tamamen onu böyle komplo teorileri ile eleştirenlerinde yani dünyanın kalanını ve tamamını ilgilendiriyor. 

Saçma sapan işlerle dünya gündeminde yer alan kişilere gösterdikleri gereksiz ve aşağılayıcı tepkilerin fazlasını çevreci sıfatı olan bir çocuk olan Greta Thunberg'e gösteren bu insanların yaptıkları gerçekten akıl alır değil.  

Greta Thunberg çevre konusunda Leonardo Di Caprio'dan sonra önce çıkan ve gerçekten dünyayı çevre konusunda başka bir seviyeye getiren ilk kişi oldu çocuk yaşta.

Mesele Greta'ya saldırman veya onu onaylamaman değil. Mesele dünyada bilimin kabul ettiği bir gerçek olan iklim değişikliği konusunda bu kişinin çocuk yaşta yaptıklarına saygı duyman.

Video baştan sona akıl tutulması içeriyor.

Bu haliyle sadece videoyu değil #izlenmez olarak etiketliyoruz.

Serkan İnci Zırva Şöven Komplo Teorileri İle Greta Thunberg Hedefi Alıyor

Greta'ya veya Ebeveynlerine Saldırmak Yerine Çocuk ve Genç Tarifinizi Değiştirmeye Ne Dersiniz!

Youtube, pandemiden önce çevre konusunda dünyayı sallayan Greta Tunberg nefreti ve komplo teorileri ve onun üzerinden izlenme kasanlarla dolu.. Bizden de biri var elbette; Serkan İnci.. Oturmuş yazlıkçı turist kıyafetiyle ayak üstü komplo teorileri üretip yargı dağıtıyor Youtube'dan. Ve bu kişi aktivist diye biliniyor ayrıca. Dünyaya iyi anlamda etkisi asla bir Greta Thunberg olmamasına rağmen kendini epey bir yükseklerde görüyor. Kendisinin dünyaya en büyük katkısı gençlerin küfür etme yeteneklerini arttırması.

Neymiş efendim, "küresel güçler Greta Thunberg kullanarak gelişmekte olan ülkelerin gelişimine engel olacak şekilde karbon salınımı üzerinden ilerleyen bir zamanda sınır çizmeye hazırlanıyor ve bunun için çalışıyorlamış bu küçük kızı kullanarak. Böylece Türkiye gelişmesin isteniyormuş." Hayal dünyası çok geniş gerçekten Serkan İnci'nin hayret izliyoruz. Çok tuhaf ve utanç verici bu özellikle gençlerin takip ettiği bir kişi için.

Zor tabii, genel olarak 10-100 milyon takipçisi olan salak saçma işler yapan youtuberlara daha çok dikkat kesinlenler için böyle 16 yaşında bir çocuğun dünyanın derdiyle dertlenmesi şirazelerini dağıtmışa benziyor.

Greta'yı Onaylamak Zorunda Değilsin Ama İklim Değişikliği Gerçeğini Duyurmasına Saygı Duymak Zorundasınız

Bilim adamı olmak isteyen tutkulu bir çocukta sorun yok, ama bir çocuk tutkuyla çevreci olunca hemen arkasında komplo teorileri ve ona karşı nefret söylemleri..

Greta Thunberg'e yapılan eleştirilerdeki haksızlık boyutu o kadar ilerdeki, adeta ondan bir peygamber kişiliği ve  performansı bekliyorlar gibi. Evet, inanılmaz ama böyle. Sanki kendileri öyleymiş gibi ve o da 4/4 lük bir kişilik olacakmış gibi konuşuyorlar onun hakkında.

Üstelik Greta henüz 16 yaşında ve  bu yaşta bir çocuğu böyle yargılayabilenlerin içindeki korkunç kişiliği düşününce insanın bu dünya hakkında fazla iyimser olamayacağını ve dünyadaki bunca savaşların ve bunca kötülüğün çok normal olduğunu da maalesef üzülerek anlıyorsunuz.

Açıkcası ondan böyle bir şeyi bekleyenler açıkcası ya çok fena kıskanç bir kişiliğe sahiptir ya da tam bir zır cahildir.

Bu arada bu Greta nefreti işini öylesine abartılarlar ki, Facebook'ta Climate Truth(İklim Gerçeği) diye grup açıp iklimin her zaman değiştiğini bunun bir sorun olmadığını iddia edenler biel var. Bu sene Kuzey Kutbunun en büyük buzulu tamamen eridi ve yok oldu...  Konuşmasına mimiklerine takan mı dersiniz neler neler...  Müstehcen taciz karikatürler mi dersiniz artık herşey var... Bu tür youtuberların videolarının altında yazanlar ise insanlık için umudunuzu kesmeniz için yeterli. Henüz reşit olmamış bri çocuğa tipi ve fiziği üzerinden iğrenç iğrenç yorumlar dolu.. İmam osurusa cemaat sıçar hesabı. Serkan İNCİ osuruyor ve cemaat sıçıyor onu takip ve yaptığını dah azirveye taşıma anlamında.
 

Oysa ki, Greta Thunberg'in derdi olan şey ve hayatını çocukluğunu adadığı, bu yüzden malum o ünlü konuşmasında büyük siyasilere seslenip "çocukluğumu çaldınız dediği" şey kendine özel bir şey değil,  bu öfkesi ve sitemleri tamamen onu böyle komplo teorileri ile eleştirenlerinde yani dünyanın kalanını ve tamamını ilgilendiriyor. 

Saçma sapan işlerle dünya gündeminde yer alan kişilere gösterdikleri gereksiz ve aşağılayıcı tepkilerin fazlasını çevreci sıfatı olan bir çocuk olan Greta Thunberg'e gösteren bu insanların yaptıkları gerçekten akıl alır değil.  

Greta Thunberg çevre konusunda Leonardo Di Caprio'dan sonra önce çıkan ve gerçekten dünyayı çevre konusunda başka bir seviyeye getiren ilk kişi oldu çocuk yaşta.

Mesele Greta'ya saldırman veya onu onaylamaman değil. Mesele dünyada bilimin kabul ettiği bir gerçek olan iklim değişikliği konusunda bu kişinin çocuk yaşta yaptıklarına saygı duyman.

Video baştan sona akıl tutulması içeriyor.

Bu haliyle sadece videoyu değil #izlenmez olarak etiketliyoruz.

Tekel veya dominant olan her şey insanlık için birer tehdittir aynı zamanda; bedava bile olsa. Youtube özellikle pandemide dünyanın öyle büyük bir içeriğini ve algısını kaplıyor ki, şu anda 5 ile 50 yaş arası herkes burada diyebiliriz.

Hal böyle olunca Youtube yani Google bu hakimiyeti ve tekelliği ile fazladan esneklik içinde davranabiliyor ve bu hakim gücü ile topluma zarar verecek şekilde bir platformada dönüştü.. 

Daha önce bir analizimizde son derece kötü ve şiddete yönlendirecek bir reklamı sürekli yayınladığından bahsetmiştik. Bu anlamda Youtube'ın sanıldığının aksine aslında topluma karşı hiç duyarlı olmadığını kanıtlamıştık.

Bu videoda ise, Youtube'un gene şiddet konusunda sınırlanırının ve toplumsal sorumluluğunun olmadığını göstereceğiz size. Videodaki Hugola adlı Youtuber son derece extrem şiddet içeren ve çocuklara özellikle kötü örnek teşkil edecek bir oyun oynuyor ve bunun ekrar görüntülerini hiç bir uyarı olmadan paylaşabiliyor.

Youtuber videoda; "2 parmağım olmasada olur" diyor kanlı elini kast ederek ve şiddetin dozu giderek artıyor oyunda.

İşin en kötü kısmı videoyu şikayet edeceğimiz bir buton bile yok. Ailelerin çocuklarını nasıl bir video izleme platformuyla karşı karşıaya bıraktıklarını görmeleri gerekir.

Videoyu #BenNeİzledim(NiyeYa)  ve kanalı #izlenmez  olarak etiketliyoruz.

  

Youtube ve Youtuber'lar Çocukları Böyle Zehirliyor!

Tekel veya dominant olan her şey insanlık için birer tehdittir aynı zamanda; bedava bile olsa. Youtube özellikle pandemide dünyanın öyle büyük bir içeriğini ve algısını kaplıyor ki, şu anda 5 ile 50 yaş arası herkes burada diyebiliriz.

Hal böyle olunca Youtube yani Google bu hakimiyeti ve tekelliği ile fazladan esneklik içinde davranabiliyor ve bu hakim gücü ile topluma zarar verecek şekilde bir platformada dönüştü.. 

Daha önce bir analizimizde son derece kötü ve şiddete yönlendirecek bir reklamı sürekli yayınladığından bahsetmiştik. Bu anlamda Youtube'ın sanıldığının aksine aslında topluma karşı hiç duyarlı olmadığını kanıtlamıştık.

Bu videoda ise, Youtube'un gene şiddet konusunda sınırlanırının ve toplumsal sorumluluğunun olmadığını göstereceğiz size. Videodaki Hugola adlı Youtuber son derece extrem şiddet içeren ve çocuklara özellikle kötü örnek teşkil edecek bir oyun oynuyor ve bunun ekrar görüntülerini hiç bir uyarı olmadan paylaşabiliyor.

Youtuber videoda; "2 parmağım olmasada olur" diyor kanlı elini kast ederek ve şiddetin dozu giderek artıyor oyunda.

İşin en kötü kısmı videoyu şikayet edeceğimiz bir buton bile yok. Ailelerin çocuklarını nasıl bir video izleme platformuyla karşı karşıaya bıraktıklarını görmeleri gerekir.

Videoyu #BenNeİzledim(NiyeYa)  ve kanalı #izlenmez  olarak etiketliyoruz.

  


Yırtık Pantolon kanalı sahibi bu genç arkadaş Türkiye'de malum çok duyduğumuz hikayelerden birine sahip, "herşeyi bırakıp üçkuruşla dünyayı geziyor" ve geçimini Youtuber'lık ile sağlıyor

Video ilgimizi çekiyor çünkü; Brezilya'yı hem futbol hemde birçok açıdan merak ediyoruz ve malum 2013'teki Gezi olaylarından da ilham almışlardı ve kendi ülkelerinde Occupy hareketini düzenleyen bir milletti. Yani bize epey benziyorlar toplumsal hareketleri ve insan doğaları olarak. En çok siyasetleri bize benziyor, halkıyla alay eden politikacıları var ve yoksullukları ve gelir adaletsizlikleri de aynı bize benziyor. Büyük bir ülke aynı zamanda ve potansiyeli çok fazla tıpkı bizim gibi.

Videoda evsizleri ve genel ekonomik durumunu anlatıyor arkadaş, ama sürekli bir şaşırma, afallama ve tuhaf bir konuşma stili var "ufo gören köylü" gibi davranıyor. Oysa orda insanların açık ve net dramları var ve neden öyle olduklarının bilgisini zaten kendisi videonun girişinden ekomomik verilerle anlatıyor.

Sonuç olarak, insanların dramlarına saygısızlığımız yurtdışına da taşmış bu arkadaşla Çok acı keşke  "Oha falan oldum bu ne" modundan çıkıp " "çok üzücü çok üzüldüm, keşke böye olmasalar Brezilya bize millet olarakta çok yakın ve daha iyi yaşamayı hak ediyorlar ve inşallah kısa zamanda toparlarlar" gibi güzel temennilerde bulunabilise..  100 binlerce insana hitap edip bu kadar saygısız haller sergilemesi son derece yakışıksız ve bir o kadar kaliteli olan çekimi mahvediyor.

Aynı arkadaş Brezilya da misafiri olduğu Türk'ün evinde nerdeyse "hazır ol"da dinliyordu ama sokağa çıkınca evsizleri görünce epey bir laçka moda geçmiş görünüyor.

Saygı saygı insanların dramlarına saygı lütfen....

Bu sebeplerle videoyu #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz.

 

İnsanların Dramlarına Saygısızlık Yapmanın Adı Gezginlik Olmuş


Yırtık Pantolon kanalı sahibi bu genç arkadaş Türkiye'de malum çok duyduğumuz hikayelerden birine sahip, "herşeyi bırakıp üçkuruşla dünyayı geziyor" ve geçimini Youtuber'lık ile sağlıyor

Video ilgimizi çekiyor çünkü; Brezilya'yı hem futbol hemde birçok açıdan merak ediyoruz ve malum 2013'teki Gezi olaylarından da ilham almışlardı ve kendi ülkelerinde Occupy hareketini düzenleyen bir milletti. Yani bize epey benziyorlar toplumsal hareketleri ve insan doğaları olarak. En çok siyasetleri bize benziyor, halkıyla alay eden politikacıları var ve yoksullukları ve gelir adaletsizlikleri de aynı bize benziyor. Büyük bir ülke aynı zamanda ve potansiyeli çok fazla tıpkı bizim gibi.

Videoda evsizleri ve genel ekonomik durumunu anlatıyor arkadaş, ama sürekli bir şaşırma, afallama ve tuhaf bir konuşma stili var "ufo gören köylü" gibi davranıyor. Oysa orda insanların açık ve net dramları var ve neden öyle olduklarının bilgisini zaten kendisi videonun girişinden ekomomik verilerle anlatıyor.

Sonuç olarak, insanların dramlarına saygısızlığımız yurtdışına da taşmış bu arkadaşla Çok acı keşke  "Oha falan oldum bu ne" modundan çıkıp " "çok üzücü çok üzüldüm, keşke böye olmasalar Brezilya bize millet olarakta çok yakın ve daha iyi yaşamayı hak ediyorlar ve inşallah kısa zamanda toparlarlar" gibi güzel temennilerde bulunabilise..  100 binlerce insana hitap edip bu kadar saygısız haller sergilemesi son derece yakışıksız ve bir o kadar kaliteli olan çekimi mahvediyor.

Aynı arkadaş Brezilya da misafiri olduğu Türk'ün evinde nerdeyse "hazır ol"da dinliyordu ama sokağa çıkınca evsizleri görünce epey bir laçka moda geçmiş görünüyor.

Saygı saygı insanların dramlarına saygı lütfen....

Bu sebeplerle videoyu #izlenmez #kötüstil olarak etiketliyoruz.

 


Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

İlker Canikligil; Yeni Bir ROK, Cüneyt Özdemir, Sinan Çetin Vakası


Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

Haftanın Videosu : Tılı Şov

Önerilen Kanal : Batuhan Ö.