Önerilen Kanal : Merdan Çelik

kötüperformans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kötüperformans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Videomuzda Youtuber arkadaş Amerika 'da genelde ıssız yerleri gezip videolar çeken biri olarak gene bir ıssız ve epey terk edilmiş bir yerlerde videolar çekiyor.

Video konusu bu anlamda ilgi çekici gerçekten çünkü tarihe ışık tutup insanlığın nerden nereye evrildiğini göstermesi açısıncan çok faydalı

Ama maalesef  Youtuber arkadaş konuya belliki bu şekilde bakmıyor ve çok soğuk.

Video da gittiği ıssız yerlerdeki insanlarla kurduğu iletişimler çok zayıf ve empatiden ve misafir nezaketinden yoksun .

Oysa 100'lerce km yol akt edip gittiği yerde insanlara özellikle yaşlı insanlara onlara daha yakın ve sıcak davranabilir ve hatta hediyeler götürüp verebilir.

Öyle ya sen elinde kamera ile dalıyorsan birilerin hayatına daha empati kurmaya çalışan ve daha sevecen, saygılı ve verici olabilirsin.

Yani daha çok hikaye duymak istiyor insan 1880 den kalan bir paslanmış demir aleti değil izleyince ordaki yaşamları ve hikayeleri insan duymak istiyor.

Anladık biraz korkuyorsun, Amerikan filmlerinde izlediğin şeyler başına gelebilir diye ama sürekli bu modda da olunmaz ki, en azından insanlarla sohbet ederken bu korku modundan çık ve yüksek sesle ve daha sıcak iletişim kur.

Boşver havalı olmaya çalışmana gerek yok, zaten normal insanın başka bir yerde bulunmasından bile ABD de olan her haliniz daha havalı oluyor . 

Dünyanın gözü, kulağı orada çünkü; çok saçma olsa da yıllarca oradan gelen kültürle yaşıyor ve oraya dair her şeyle ilgili heyecan duyuyoruz.

Bora Arda biraz Sadettin Teksoy vs. izlesen ya da Tayfun Talipoğlu... Daha sıcak ol ve sesini kısma çölün ortasında...

Ne dersin?

Seni arabasına alıp çevre turu yaptıran,bira almaya giden hanımefendiyle kurduğun iletişimdeki kusurlara tekrar bak anlarsın sorun nerde diye.

Video #kötüperformans ve #kötüstil etiketlerini hak ediyor.

Issızlık Hissiyle Merak ve Korku içinde Gezginlik Olmaz


Videomuzda Youtuber arkadaş Amerika 'da genelde ıssız yerleri gezip videolar çeken biri olarak gene bir ıssız ve epey terk edilmiş bir yerlerde videolar çekiyor.

Video konusu bu anlamda ilgi çekici gerçekten çünkü tarihe ışık tutup insanlığın nerden nereye evrildiğini göstermesi açısıncan çok faydalı

Ama maalesef  Youtuber arkadaş konuya belliki bu şekilde bakmıyor ve çok soğuk.

Video da gittiği ıssız yerlerdeki insanlarla kurduğu iletişimler çok zayıf ve empatiden ve misafir nezaketinden yoksun .

Oysa 100'lerce km yol akt edip gittiği yerde insanlara özellikle yaşlı insanlara onlara daha yakın ve sıcak davranabilir ve hatta hediyeler götürüp verebilir.

Öyle ya sen elinde kamera ile dalıyorsan birilerin hayatına daha empati kurmaya çalışan ve daha sevecen, saygılı ve verici olabilirsin.

Yani daha çok hikaye duymak istiyor insan 1880 den kalan bir paslanmış demir aleti değil izleyince ordaki yaşamları ve hikayeleri insan duymak istiyor.

Anladık biraz korkuyorsun, Amerikan filmlerinde izlediğin şeyler başına gelebilir diye ama sürekli bu modda da olunmaz ki, en azından insanlarla sohbet ederken bu korku modundan çık ve yüksek sesle ve daha sıcak iletişim kur.

Boşver havalı olmaya çalışmana gerek yok, zaten normal insanın başka bir yerde bulunmasından bile ABD de olan her haliniz daha havalı oluyor . 

Dünyanın gözü, kulağı orada çünkü; çok saçma olsa da yıllarca oradan gelen kültürle yaşıyor ve oraya dair her şeyle ilgili heyecan duyuyoruz.

Bora Arda biraz Sadettin Teksoy vs. izlesen ya da Tayfun Talipoğlu... Daha sıcak ol ve sesini kısma çölün ortasında...

Ne dersin?

Seni arabasına alıp çevre turu yaptıran,bira almaya giden hanımefendiyle kurduğun iletişimdeki kusurlara tekrar bak anlarsın sorun nerde diye.

Video #kötüperformans ve #kötüstil etiketlerini hak ediyor.


Bu iş saçma bir yere gidiyor!

Ülkemiz son 20 yıldaki siyasi savaşlar yüzünden taraf olanlar yüzünden aydın fakirliği yaşıyor

Bu süreçte bu siyasi kavagalara tarafsız gözüken bir kaç isim öne çıktı ve öyle bir şey yaratıldı ki, "her şeyin doğrusunu tek İlber Oltaylı bilir" gibi saçma bir durum var.

Ve herkes İlber Ortaylı'nın ağzına bakıyor her hangi bir konuda..

Hani tek adamlıktan şikayetçiydik ee herşeyi tek adama mı soracağız.

Video başlığına gelirsek

Putin Yeni Hitler mi?

Bunu sormaya gerek mi var?

Elbette yeni Hitler, illa 1940'a dönüp Hitler'le aynı yöntemleri aynı şeyi yapması gerekmiyor?

Modern dünyada, uluslararası hukuk ve bedel ödeme hesaplarıyla acak bu kadarını yapabiliyor Putin ve evet, imkan verseniz 100 sene geri götürsen Hitler'in yaptıklarını birebir ve belkide daha kötüsünü yapardı.

Bunu anlamak ve çözümlemek için İlber Ortaylı olmak veya ona sormak gerekmiyor..

Ünlü bir aydın olmasa da herkes birer aydın adayıdır bu internet çağında; yeter ki doğruya ve gerçeğe sadık olsun ve analitik düşünsün ve insanlığını ve vicdanını kaybetmesin.

Maalesef İlber Ortaylı dramatik bir şekilde popüler olmanın sınıtlarını belirleyememiş ve video da anlattığı üzere "yana kaymış" ve kendi kulvarından çıkmıştır.

Kafa TV olmamış maalesef  İlber hocaya oskar ödülünü de skandalı sormamalısınız1

Ülkemizin nadide sinema eleştirmenleri var. Atilla Dorsay

Ondan ona konudan konuya olmaz bu Televole kafasıdır.

Bu iş malum şu filozof çocuğu bulup her şeyi soran muhabir kafasına dönmüş

Kafa TV İlber Hoca ile yaptığı bu cahille sohbeti kestim formatı maalesef çok yapay duruyor. Tamamen izlenem kasmak için yapıldığı çok belli oluyor umarız çok sürmez ve İlber Hoca'da rahat bırakırsınız.

Candaş TOLGA'da bu kanala dış ses olarak hiç uymuyor.  Ünlü olmayan biri olsa daha iyi olurdu.

Bu yüzden #kötüperformans ve #kötüstil etiketlerini hak ediyor

Her yer İlber Ortaylı Oldu! Bu İş Saçmalık Boyutuna Vardı!


Bu iş saçma bir yere gidiyor!

Ülkemiz son 20 yıldaki siyasi savaşlar yüzünden taraf olanlar yüzünden aydın fakirliği yaşıyor

Bu süreçte bu siyasi kavagalara tarafsız gözüken bir kaç isim öne çıktı ve öyle bir şey yaratıldı ki, "her şeyin doğrusunu tek İlber Oltaylı bilir" gibi saçma bir durum var.

Ve herkes İlber Ortaylı'nın ağzına bakıyor her hangi bir konuda..

Hani tek adamlıktan şikayetçiydik ee herşeyi tek adama mı soracağız.

Video başlığına gelirsek

Putin Yeni Hitler mi?

Bunu sormaya gerek mi var?

Elbette yeni Hitler, illa 1940'a dönüp Hitler'le aynı yöntemleri aynı şeyi yapması gerekmiyor?

Modern dünyada, uluslararası hukuk ve bedel ödeme hesaplarıyla acak bu kadarını yapabiliyor Putin ve evet, imkan verseniz 100 sene geri götürsen Hitler'in yaptıklarını birebir ve belkide daha kötüsünü yapardı.

Bunu anlamak ve çözümlemek için İlber Ortaylı olmak veya ona sormak gerekmiyor..

Ünlü bir aydın olmasa da herkes birer aydın adayıdır bu internet çağında; yeter ki doğruya ve gerçeğe sadık olsun ve analitik düşünsün ve insanlığını ve vicdanını kaybetmesin.

Maalesef İlber Ortaylı dramatik bir şekilde popüler olmanın sınıtlarını belirleyememiş ve video da anlattığı üzere "yana kaymış" ve kendi kulvarından çıkmıştır.

Kafa TV olmamış maalesef  İlber hocaya oskar ödülünü de skandalı sormamalısınız1

Ülkemizin nadide sinema eleştirmenleri var. Atilla Dorsay

Ondan ona konudan konuya olmaz bu Televole kafasıdır.

Bu iş malum şu filozof çocuğu bulup her şeyi soran muhabir kafasına dönmüş

Kafa TV İlber Hoca ile yaptığı bu cahille sohbeti kestim formatı maalesef çok yapay duruyor. Tamamen izlenem kasmak için yapıldığı çok belli oluyor umarız çok sürmez ve İlber Hoca'da rahat bırakırsınız.

Candaş TOLGA'da bu kanala dış ses olarak hiç uymuyor.  Ünlü olmayan biri olsa daha iyi olurdu.

Bu yüzden #kötüperformans ve #kötüstil etiketlerini hak ediyor


Onur Anıtı Saldırısı Hakkında

Videoda Youtuber arkadaş Samsun'da malum Onur Anıtı'na yapılan saldırı olayını ele alıyor ve bu olaydan sonra insanların anıtın etrafını çevreleyip etrafında dönerek korumasını putlaştırma olarak görüyor, ama bu anlatırken de ciddi ciddi saçmalıyor.

Genç Youtuber kendince farklı ve idealist bakmaya çalışmış olaya ama maalesef yapamamış

Enes kardeş, orada neden dönüyorlar bunu gerçekten anlayamıyor musun?

Anlaman için kısaca, elbette koruma amaçlı yapılıyor; "bakın biz onu ve temsil ettiği değerleri bir anıt bile olsa gerekirse etrafında çember oluşturup koruruz, nöbette tutarız gerekirse ve siz artık ona bir şey yapamazsınız" mesajı veriliyor.

Anlamadığın şu ki, çünkü o anıtı yıkmak isteyenler de bir mesaj vermek istiyorlar!

Kaldı ki bu tür bir koruma yöntemini basit bir çizgi film, film izleyenler bile bilir... 

Birisinin veya bir eşyanın etrafını; bu hayvanda olabilir insan da çember şeklinde çevirirsen veya etrafında çember şeklinde dönersen bu koruma anlamı taşır... 

Bunu "Kabe" ile karıştırman senin değerleri koruma konusundaki rahatlığının ve hatta içinin fesatlığını gösterir.

Şöyle ki, nasıl ki biri adalet heykeline saldırınca adalete/hukuka saldırmış sayarsak burada da Atatürk heykeline saldırı da bu ülkenin bağımsızlığına, cumhuriyete, kurtuluşuna yani halkın kendini kendini demokrasi ve hukuk ile yönetmesine saldırıdır ve saldıranlar da ideoloji olarak biz biliyoruz ki ya din devleti/halifelik ve tek adam yönetimi istedikleri için bunu yapıyorlar ya da bildiğiniz bölücü terör örgütleridir pkklılardır bunu yapacak olanlar.

Başka kim böyle nankörce ve haince saldırır kurtarıcı ve kurucu bir liderinin vatan için mücadelesini temsil eden bir anıta?

Onurlu şerefli bir insanın "Onur Anıtı"na saldırması mümkün değildir.

Yani Atatürk'e ait heykellere saldıranlar daha ileri demokrasi istedikleri için saldırmıyorlar.

Ve unutmayın ki, anıtlar ve heykeller olmasa da olur türden sadece basit birer sembol değildirler; adeta birer kaledirler ve mevcut olan kazanılan değerleri ve verilen mücadeleleri temsil ederler..

Örneğin Irak'ta Saddam heykeli yıkılınca Saddam'da devrildi demekti ve öyle oldu. 

Böyle vahim ve önemli bir konuyu bu şekilde çarpıtman ancak senin kazanılan değerlere emek vermekten kaçan rahatlığına ve bu değerleri yok etmek isteyen içimizdeki yobazlığa ve zafer kazandığımız düşmanlara hizmet eder.

Elbette Atatürk'ün putlaştırılması dediğin eleştirini başka bir şekilde, bu sıcak konudan bağımsız olarak ele alabirdin.

Bunu neden böyle güncel sıcak bir saldırı üzerinden ele alıyorsun?

Video #niyeya dedirtenler ve #kötüperformans etiketini hak ediyor

Z Kuşağının Saçmalaması da Bir Başka Oluyor!


Onur Anıtı Saldırısı Hakkında

Videoda Youtuber arkadaş Samsun'da malum Onur Anıtı'na yapılan saldırı olayını ele alıyor ve bu olaydan sonra insanların anıtın etrafını çevreleyip etrafında dönerek korumasını putlaştırma olarak görüyor, ama bu anlatırken de ciddi ciddi saçmalıyor.

Genç Youtuber kendince farklı ve idealist bakmaya çalışmış olaya ama maalesef yapamamış

Enes kardeş, orada neden dönüyorlar bunu gerçekten anlayamıyor musun?

Anlaman için kısaca, elbette koruma amaçlı yapılıyor; "bakın biz onu ve temsil ettiği değerleri bir anıt bile olsa gerekirse etrafında çember oluşturup koruruz, nöbette tutarız gerekirse ve siz artık ona bir şey yapamazsınız" mesajı veriliyor.

Anlamadığın şu ki, çünkü o anıtı yıkmak isteyenler de bir mesaj vermek istiyorlar!

Kaldı ki bu tür bir koruma yöntemini basit bir çizgi film, film izleyenler bile bilir... 

Birisinin veya bir eşyanın etrafını; bu hayvanda olabilir insan da çember şeklinde çevirirsen veya etrafında çember şeklinde dönersen bu koruma anlamı taşır... 

Bunu "Kabe" ile karıştırman senin değerleri koruma konusundaki rahatlığının ve hatta içinin fesatlığını gösterir.

Şöyle ki, nasıl ki biri adalet heykeline saldırınca adalete/hukuka saldırmış sayarsak burada da Atatürk heykeline saldırı da bu ülkenin bağımsızlığına, cumhuriyete, kurtuluşuna yani halkın kendini kendini demokrasi ve hukuk ile yönetmesine saldırıdır ve saldıranlar da ideoloji olarak biz biliyoruz ki ya din devleti/halifelik ve tek adam yönetimi istedikleri için bunu yapıyorlar ya da bildiğiniz bölücü terör örgütleridir pkklılardır bunu yapacak olanlar.

Başka kim böyle nankörce ve haince saldırır kurtarıcı ve kurucu bir liderinin vatan için mücadelesini temsil eden bir anıta?

Onurlu şerefli bir insanın "Onur Anıtı"na saldırması mümkün değildir.

Yani Atatürk'e ait heykellere saldıranlar daha ileri demokrasi istedikleri için saldırmıyorlar.

Ve unutmayın ki, anıtlar ve heykeller olmasa da olur türden sadece basit birer sembol değildirler; adeta birer kaledirler ve mevcut olan kazanılan değerleri ve verilen mücadeleleri temsil ederler..

Örneğin Irak'ta Saddam heykeli yıkılınca Saddam'da devrildi demekti ve öyle oldu. 

Böyle vahim ve önemli bir konuyu bu şekilde çarpıtman ancak senin kazanılan değerlere emek vermekten kaçan rahatlığına ve bu değerleri yok etmek isteyen içimizdeki yobazlığa ve zafer kazandığımız düşmanlara hizmet eder.

Elbette Atatürk'ün putlaştırılması dediğin eleştirini başka bir şekilde, bu sıcak konudan bağımsız olarak ele alabirdin.

Bunu neden böyle güncel sıcak bir saldırı üzerinden ele alıyorsun?

Video #niyeya dedirtenler ve #kötüperformans etiketini hak ediyor


Bir Tarihçi düşünün; gerçekten ülkemizi her yönüyle kapsayan bir aydın kimliği olsun ve kendisi "cehalet"le mücadelenin simgesi olsun.

Doğal olarak böyle olunca karşısındaki herkesin ona eşlik etmesi zor oluyor. Beyhan Budak kendi kanalının büyüklüğünü göstermek için İlber hoca ile bir sohbet yapmış ama maalesef  İlber bey'e eşlik edememiş.

Videonun 9'uncu  dakika 38 saniyesinde Beyhan Budak maalesef kazmayı taşa vuruyorbir psikolog olarak Z kuşağını hiç tanımadığını gösteriyor. 

Videonun bu dakikasında İlber hocaya eşlik edip örnek vermek isterken Z kuşağının her şeyden şikayet eden bir nesil olduğundan bahsediyor. 

Z kuşağında o tür bir durum yok Beyhan bey, güzelim sohbeti sabote edip gerçekleri manipüle etmeyin, onlar Avrupa'da ve dünyada akranlarının hangi sosyal haklara sahip olduğunu biliyorlar ve o gençler Türkiye'de neredeyse o hakların ve özgürlüklerin hiç olmadığını da bildikleri için şikayet ediyor ve öyle konuşuyorlar. Bu onların tembel olduğu anlamına gelmez.

Bunu sizde gayet iyi biliyorsunuz da muhalif olurum korkusu ile söylemesi zor geliyor belli ki.


Video şu haliyle #kötüperformans etiketini hak ediyor.

İlber Hoca Büyük Bir Deha ama Karşısındaki Epey "Cahil"


Bir Tarihçi düşünün; gerçekten ülkemizi her yönüyle kapsayan bir aydın kimliği olsun ve kendisi "cehalet"le mücadelenin simgesi olsun.

Doğal olarak böyle olunca karşısındaki herkesin ona eşlik etmesi zor oluyor. Beyhan Budak kendi kanalının büyüklüğünü göstermek için İlber hoca ile bir sohbet yapmış ama maalesef  İlber bey'e eşlik edememiş.

Videonun 9'uncu  dakika 38 saniyesinde Beyhan Budak maalesef kazmayı taşa vuruyorbir psikolog olarak Z kuşağını hiç tanımadığını gösteriyor. 

Videonun bu dakikasında İlber hocaya eşlik edip örnek vermek isterken Z kuşağının her şeyden şikayet eden bir nesil olduğundan bahsediyor. 

Z kuşağında o tür bir durum yok Beyhan bey, güzelim sohbeti sabote edip gerçekleri manipüle etmeyin, onlar Avrupa'da ve dünyada akranlarının hangi sosyal haklara sahip olduğunu biliyorlar ve o gençler Türkiye'de neredeyse o hakların ve özgürlüklerin hiç olmadığını da bildikleri için şikayet ediyor ve öyle konuşuyorlar. Bu onların tembel olduğu anlamına gelmez.

Bunu sizde gayet iyi biliyorsunuz da muhalif olurum korkusu ile söylemesi zor geliyor belli ki.


Video şu haliyle #kötüperformans etiketini hak ediyor.

 

Yemezler!

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı." diyemiyor, yazık!

Bu bir yandaş analiz değildir, amaç bir başka partiyi veya iktidarı savunmak değil, sadece ülke ekonomisini 5-6 yıl yöneten birine dair bazı gerçekleri sizlere fark ettirmek

Malum Ali Babacan Ak Parti'den ayrıldıktan sonr abir süre hiç gözükmedi ortalıkta ve birden ekonomi batarken çıkıp "ben varken ekonomi çok eyiydi" minvalinde açıklamalar yaptı ve partisini kurdu.

Olabilir herkes parti kurabilir ama bir vizyon ve tatminkar bir vaadi olması lazım

Evet, malum gene Babacan video da gördüğünüz gibi 2002-2007 ve 2009 -2011 arası ekonomi bakanlığında ülkeyi nasıl uçurduğundan bahsediyor. 

Hep aynı terane... Hep makro veriler yok ihracat arttı milli gelir uçtu bizim dönemimizde. 

Oysa kendisinin bakanlık yaptığı 2008 global krize kadar dünyada ekonomisi kötü olan ülke yok çünkü o kadar büyük bir sıcak para ve küreselleşme var dünyada. Yani bir kerameti yok.

Ve çıkıpta şu nu diyemiyor hiç mesela "benim dönemimde 6 yılda asgari ücret 800-1000 dolar oldu."

Çünkü olmadı, yapamadı.

Niye çünkü; babası ailesi kendisi tekstilci ve para bok gibi afedersiniz ve bir Türk işçinin, memurun, esnafın global ölçütlerle asgari en az 800-1000 dolar maaş alması veya kazanmasını gerektiğini bilmiyor ve vaat de edemiyor bilmediğini.

O yüzden hayata hiç böyle asgari global ölçütlerden bakamamış. 

Kendisinin ülkeyi uçurduğunu iddia ettiği döneminde de ülkemizde asgari ücret 300-400 dolar civarı idi ve bugün ekonominin en kötü battığı dönemde de aynı... 

Eee farkın neydi sayın tekstilci aileden zengin Babacan bey?

Ha diyeceksiniz: "adamı bırakmadılar ki, dış işleri bakanı yaptılar, bıraksalar asgari ücreti 1000 dolarda yapardı"

Geçin onu kardeşim. Olsa böyle bir hedefi bugün çıkar der: "beni seçin ilk 5 yılda asgari ücreti 1000 dolar yapacağım" 

Yok, diyemez vizyon ve kriter yok zihniyet ve hedef  yok. Adam hayatını : "ailecek dünyayı gezmeyi seviyoruz" diye anlatmayı seven, malum Kadir TOPBAŞ gibi kendiside aileden zengin biri.

Kadir TOPBAŞ yaşarken hiç çıkıp dedimi toplu ulaşımı 1 lira yapacağım diye.. Yok!

Böyle bir profillerden halkını belli global yaşam refahı kriterlerinde düşünen bir siyasetçi çıkmaz.

Video güzel yapım ve bolca manipülasyon olmuş ama yemezler. 

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı.

#izlenmez #kötüperformans etiketini hak ediyor Flu Tv maalesef gene olmamış.



Ali Babacan'dan Flu TV'ye Şirin, Bilindik Vasat Hikayeler

 

Yemezler!

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı." diyemiyor, yazık!

Bu bir yandaş analiz değildir, amaç bir başka partiyi veya iktidarı savunmak değil, sadece ülke ekonomisini 5-6 yıl yöneten birine dair bazı gerçekleri sizlere fark ettirmek

Malum Ali Babacan Ak Parti'den ayrıldıktan sonr abir süre hiç gözükmedi ortalıkta ve birden ekonomi batarken çıkıp "ben varken ekonomi çok eyiydi" minvalinde açıklamalar yaptı ve partisini kurdu.

Olabilir herkes parti kurabilir ama bir vizyon ve tatminkar bir vaadi olması lazım

Evet, malum gene Babacan video da gördüğünüz gibi 2002-2007 ve 2009 -2011 arası ekonomi bakanlığında ülkeyi nasıl uçurduğundan bahsediyor. 

Hep aynı terane... Hep makro veriler yok ihracat arttı milli gelir uçtu bizim dönemimizde. 

Oysa kendisinin bakanlık yaptığı 2008 global krize kadar dünyada ekonomisi kötü olan ülke yok çünkü o kadar büyük bir sıcak para ve küreselleşme var dünyada. Yani bir kerameti yok.

Ve çıkıpta şu nu diyemiyor hiç mesela "benim dönemimde 6 yılda asgari ücret 800-1000 dolar oldu."

Çünkü olmadı, yapamadı.

Niye çünkü; babası ailesi kendisi tekstilci ve para bok gibi afedersiniz ve bir Türk işçinin, memurun, esnafın global ölçütlerle asgari en az 800-1000 dolar maaş alması veya kazanmasını gerektiğini bilmiyor ve vaat de edemiyor bilmediğini.

O yüzden hayata hiç böyle asgari global ölçütlerden bakamamış. 

Kendisinin ülkeyi uçurduğunu iddia ettiği döneminde de ülkemizde asgari ücret 300-400 dolar civarı idi ve bugün ekonominin en kötü battığı dönemde de aynı... 

Eee farkın neydi sayın tekstilci aileden zengin Babacan bey?

Ha diyeceksiniz: "adamı bırakmadılar ki, dış işleri bakanı yaptılar, bıraksalar asgari ücreti 1000 dolarda yapardı"

Geçin onu kardeşim. Olsa böyle bir hedefi bugün çıkar der: "beni seçin ilk 5 yılda asgari ücreti 1000 dolar yapacağım" 

Yok, diyemez vizyon ve kriter yok zihniyet ve hedef  yok. Adam hayatını : "ailecek dünyayı gezmeyi seviyoruz" diye anlatmayı seven, malum Kadir TOPBAŞ gibi kendiside aileden zengin biri.

Kadir TOPBAŞ yaşarken hiç çıkıp dedimi toplu ulaşımı 1 lira yapacağım diye.. Yok!

Böyle bir profillerden halkını belli global yaşam refahı kriterlerinde düşünen bir siyasetçi çıkmaz.

Video güzel yapım ve bolca manipülasyon olmuş ama yemezler. 

İlker Canikli'yi geçtik patron o ama oradaki gençlerden en azından bir taneniz de çıkıp; "hep makro şeylerden bahsediyorsunuz mesela Türkiye'de de asgari ücret en azından komşu Yunanistan'daki gibi 800-1000 euro olamaz mı bunu neden vaad edemiyorsunuz? Öyle ya aldığımız çoğu şey dolar euroya bağlı.

#izlenmez #kötüperformans etiketini hak ediyor Flu Tv maalesef gene olmamış.




Ülkemizin otomobil piyasası malumunuz ve dahası ülkemizde otomobile yüklenen gereksiz imajlar ve anlamlarda malum. 

Biz maalesef ülkemizde arabanın sadece bir yerden bir yere gidip gelmeye yarayan bir araç olduğunu anlayamıyoruz.

Israrla, aptallıkla ve kibirle arabaları bir yaşam biçimi, sosyal statü, zenginlik ve güç göstergesi olarak kullanıyoruz ve bu değişmiyor. Bunun sonucunu bu araba inceleme videosunda da görüyoruz.

Benzin TV adlı kanalda son dönem çok büyük yankı uyandıran Citroen'in mini elektrikli aracı Ami tanıtılıyor, ama ısrarla bir tereddüt ve küçümseme var videoda araca karşı ve kimseye şehir içi kullanımda 4-5 metrelik yüksek motor hacimli  ve çevreye zarar veren araçları kullanmanın gereksiz olduğundan ve artık en çevreci araçları kullanmanın birer zorunluluk olması gerektiği dillendirilmiyor.

Varsa yoksa en büyük hacim, en yüksek konfor arandığı için kıyas yaparken de bu anlamda videoyu sunan kişi aracın ne kadar önemli bir şeye hizmet ettiğinden bahsedemiyor.

Oysa unuttuğumuz bir şey var ki, İstanbul gibi büyük şehirlerde veya yalnız veya iki kişi yaşayan genelde 5-50 km'lik bir alanda ev - iş yaşamı sürdüren insanların sayısı çok fazla ve bu insanların ya hem ekonomik hem de çevreci hemde hızlı bir ulaşım için ya toplu ulaşım kullanması ya da motor yada bu şekilde mini elektrikli araçlar kullanması gerekiyor. Bu bir zorunluluk tercih değil.

İstanbul'da özellikle artık park yeri sorunu da çok fazla ve yollar sokaklar arabalardan geçilmiyor. Bu açıdan da bu tür mini araçların ısrarla talep edilmesi ve devletin elektrikli mini araçları teşvik etmesi ve vergilerini düşürmesi için rahatsız edilmesi gerekiyor.

Farkında mısınız dünya fosil yakıt ve aşırı tüketimden ölüyor, bunu bu pandemi ile daha iyi anlamış olmalıyız ve en minimal ve çevreci yaşama geçmek zorundayız çocuklarımız torunlarımız için.

Video iyi bir içerik ama bu anlamda hiç bir sosyal duyarlılığı olmadığı ve dünya trendlerinden habersiz olduğu için kanalı #izlenmez ve #kötüperformans etiketini hak ediyor.

Kanal o kadar duyarsız ki, video altındaki aşağıdaki yoruma kalp bile bırakmış. Yuh!

"Çok şirin bi oyuncak zenginler çocuklarına arka bahçede sürmeleri için alır"

Elektrikli Araçlara Sadece Fiyat - Performans - Konfor Olarak Bakılamaz


Ülkemizin otomobil piyasası malumunuz ve dahası ülkemizde otomobile yüklenen gereksiz imajlar ve anlamlarda malum. 

Biz maalesef ülkemizde arabanın sadece bir yerden bir yere gidip gelmeye yarayan bir araç olduğunu anlayamıyoruz.

Israrla, aptallıkla ve kibirle arabaları bir yaşam biçimi, sosyal statü, zenginlik ve güç göstergesi olarak kullanıyoruz ve bu değişmiyor. Bunun sonucunu bu araba inceleme videosunda da görüyoruz.

Benzin TV adlı kanalda son dönem çok büyük yankı uyandıran Citroen'in mini elektrikli aracı Ami tanıtılıyor, ama ısrarla bir tereddüt ve küçümseme var videoda araca karşı ve kimseye şehir içi kullanımda 4-5 metrelik yüksek motor hacimli  ve çevreye zarar veren araçları kullanmanın gereksiz olduğundan ve artık en çevreci araçları kullanmanın birer zorunluluk olması gerektiği dillendirilmiyor.

Varsa yoksa en büyük hacim, en yüksek konfor arandığı için kıyas yaparken de bu anlamda videoyu sunan kişi aracın ne kadar önemli bir şeye hizmet ettiğinden bahsedemiyor.

Oysa unuttuğumuz bir şey var ki, İstanbul gibi büyük şehirlerde veya yalnız veya iki kişi yaşayan genelde 5-50 km'lik bir alanda ev - iş yaşamı sürdüren insanların sayısı çok fazla ve bu insanların ya hem ekonomik hem de çevreci hemde hızlı bir ulaşım için ya toplu ulaşım kullanması ya da motor yada bu şekilde mini elektrikli araçlar kullanması gerekiyor. Bu bir zorunluluk tercih değil.

İstanbul'da özellikle artık park yeri sorunu da çok fazla ve yollar sokaklar arabalardan geçilmiyor. Bu açıdan da bu tür mini araçların ısrarla talep edilmesi ve devletin elektrikli mini araçları teşvik etmesi ve vergilerini düşürmesi için rahatsız edilmesi gerekiyor.

Farkında mısınız dünya fosil yakıt ve aşırı tüketimden ölüyor, bunu bu pandemi ile daha iyi anlamış olmalıyız ve en minimal ve çevreci yaşama geçmek zorundayız çocuklarımız torunlarımız için.

Video iyi bir içerik ama bu anlamda hiç bir sosyal duyarlılığı olmadığı ve dünya trendlerinden habersiz olduğu için kanalı #izlenmez ve #kötüperformans etiketini hak ediyor.

Kanal o kadar duyarsız ki, video altındaki aşağıdaki yoruma kalp bile bırakmış. Yuh!

"Çok şirin bi oyuncak zenginler çocuklarına arka bahçede sürmeleri için alır"

 

"Üstünlük" kelimesi narsisizm kökenli psikolojik bir hastalık tabiridir ve insanları başka insanlardan ayırt etmede ve karışlaştırmada kullanılmamalıdır, hele çocuklar arasında asla...

Bu tür videolarda bu tür şeylere neden dikkat edilmez anlamak mümkün değil, bu tür ifadeler videoyu izleyen diğer çocukları rencide edecektir. Bu yüzden bir başka kesimi olumsuz etkileyecek başlıklar ve sıfatlar kullanmamak gerekir.

Üstünlük mevzuysa, her çocuk üstün özelliklerle gelir çünkü; her çocuk kendine özel özellikleri ve yetenekleri barındırır.

Çok meraklıysanız bu tür çocukları nitelemeye "sıradışı yetenekli" "hızlı öğrenme eğilimli" gibi veya kısa "sıradışı IQ'lu" diyebilirsiniz.

+90 kanalına da sormak gerekir şimdi bu video ile neyi başardınız şimdi bu ailelerin havasınıa tmak dışında, bu videosunu yaptığınız çocuklar ve ebeveynleri bu videoyu ömür boyu hayatlarında kullanacaklar başka çocuklara ve diğer çevrelerindeki yetişkinlere karşı. 

"Biliyor musun bizi ve çocuğumuz +90 Youtube kanalı belgesel yaptı" diye  dolaşacak veya bir süre sonra bu "üstün yetenekli"çocukların okulda veya sokakta başka bir çocuk tartışınca "ben üstün yetenekliyim beni belgesel yaptılar sen kimsin?" diyerek ortalıkla hava atma ihtimalleri de var.

Kısaca bize faşist ideolojilerin eğitim sistemlerinin bir sonucu olarak var olan "üstün zekalardan" değil sosyal faydadan ve topluma zarar vermemekten bahsedin.

Greta Thunberg gibi koskoca örnek var karşınızda...

Bu "üstün yetenekli" dediğiniz çocuklar kullandıkları pilleri çöpe mi atıyorlar yoksa biriktirip geri dönüşüme mi veriyorlar bunu anlatın ve ailelerini bu yönde çevreci veya dünyada yoksuluk,  savaşalar, paylaşım, ayrımcılık içeren şeylerde uyarıyorlar mı onlardan bahsedin.

Bırakın artık bu "üstünlük" gibi narsistik ve benzeri şeyleri  semirmeyi izlenme için...

Bu kadar düşüncesiz ve duyarsız olmamalısınız sayın +90 editörleri, bu yaptığınız en bariz ayrımcılık yani faşizmdir.

Ha, şimdi çıkıp "ama literatürde böyle geçiyor" deyip bahane üreteceksiniz, o zaman bakın boksu da spor sayıyorlar her yerde, resmi olarak bir spor ama netice de para ve ünvan için insanların birbirini dövmesi ve kimse çocuğunun boksör olmasını istemez eğer narsistik değilse. 

Sonuç olarak, +90 kanalı bir çok konuda duyar kasarken, böyle konu da da böyle düşüncesiz işler yapıyor maalesef... Ve bu büyük bir çelişki kendileri için...

Videoyu #kötüperformans içeriyor stil yani üslup olarakta #kötüstil  

İzleyip zaman kaybetmeyiniz, hele "özel yetenekli" veya yüksek IQ'lu bir çocuğunuz yoksa hiç açmayın bile..


Yanlış Sıfatlar! Çocuklar Arasında da "Üstünlük" Yok!

 

"Üstünlük" kelimesi narsisizm kökenli psikolojik bir hastalık tabiridir ve insanları başka insanlardan ayırt etmede ve karışlaştırmada kullanılmamalıdır, hele çocuklar arasında asla...

Bu tür videolarda bu tür şeylere neden dikkat edilmez anlamak mümkün değil, bu tür ifadeler videoyu izleyen diğer çocukları rencide edecektir. Bu yüzden bir başka kesimi olumsuz etkileyecek başlıklar ve sıfatlar kullanmamak gerekir.

Üstünlük mevzuysa, her çocuk üstün özelliklerle gelir çünkü; her çocuk kendine özel özellikleri ve yetenekleri barındırır.

Çok meraklıysanız bu tür çocukları nitelemeye "sıradışı yetenekli" "hızlı öğrenme eğilimli" gibi veya kısa "sıradışı IQ'lu" diyebilirsiniz.

+90 kanalına da sormak gerekir şimdi bu video ile neyi başardınız şimdi bu ailelerin havasınıa tmak dışında, bu videosunu yaptığınız çocuklar ve ebeveynleri bu videoyu ömür boyu hayatlarında kullanacaklar başka çocuklara ve diğer çevrelerindeki yetişkinlere karşı. 

"Biliyor musun bizi ve çocuğumuz +90 Youtube kanalı belgesel yaptı" diye  dolaşacak veya bir süre sonra bu "üstün yetenekli"çocukların okulda veya sokakta başka bir çocuk tartışınca "ben üstün yetenekliyim beni belgesel yaptılar sen kimsin?" diyerek ortalıkla hava atma ihtimalleri de var.

Kısaca bize faşist ideolojilerin eğitim sistemlerinin bir sonucu olarak var olan "üstün zekalardan" değil sosyal faydadan ve topluma zarar vermemekten bahsedin.

Greta Thunberg gibi koskoca örnek var karşınızda...

Bu "üstün yetenekli" dediğiniz çocuklar kullandıkları pilleri çöpe mi atıyorlar yoksa biriktirip geri dönüşüme mi veriyorlar bunu anlatın ve ailelerini bu yönde çevreci veya dünyada yoksuluk,  savaşalar, paylaşım, ayrımcılık içeren şeylerde uyarıyorlar mı onlardan bahsedin.

Bırakın artık bu "üstünlük" gibi narsistik ve benzeri şeyleri  semirmeyi izlenme için...

Bu kadar düşüncesiz ve duyarsız olmamalısınız sayın +90 editörleri, bu yaptığınız en bariz ayrımcılık yani faşizmdir.

Ha, şimdi çıkıp "ama literatürde böyle geçiyor" deyip bahane üreteceksiniz, o zaman bakın boksu da spor sayıyorlar her yerde, resmi olarak bir spor ama netice de para ve ünvan için insanların birbirini dövmesi ve kimse çocuğunun boksör olmasını istemez eğer narsistik değilse. 

Sonuç olarak, +90 kanalı bir çok konuda duyar kasarken, böyle konu da da böyle düşüncesiz işler yapıyor maalesef... Ve bu büyük bir çelişki kendileri için...

Videoyu #kötüperformans içeriyor stil yani üslup olarakta #kötüstil  

İzleyip zaman kaybetmeyiniz, hele "özel yetenekli" veya yüksek IQ'lu bir çocuğunuz yoksa hiç açmayın bile..


 

Video ilk başta ilginizi çekiyor ve araba kullanma konusunda eğlenceli ve eğitici bir video olacak sanıyorsunuz?

Ama nerdeee? Gençler sanki ilk buluşmalarına gelmişler gibi. 

Dekolte kıyafetler ve daha nice flört şakaları...

Video daha 5 dakika olmadan kaotik bir hala alıyor ve konu giderek saçmalama ve aleni sarkıntılık veya flörtleşmeye kadar dönüşüyor.

Çekim olarak da çok kaliteli olmayan bir video ayrıca

Videonun da başlığı bu anlamda çok manidar... 

Çocukların izlediğini de düşünürsek gerçekten çok kötü bir içerik çıkmış ortaya...

Araba kullanmak hayatlara mal olan bir şeydir. Bunu öğretmenin şakası hele böyle tuhaf ve kafa karıştıran bir videoya konu yapılması hoş değil. (Sosyal Mesaj)

Şu haliyle video konu araba değilde "ilk buluşma" konulu bir video olarak yapılabilirdi.

Bu haliyle iki youtuber içinde video #kötüperformans #izlenmez ve #kötüstil ile etiketlenmeyi hak ediyor

Araba Kullanma Dersi mi Flörtleşme Dersi mi?

 

Video ilk başta ilginizi çekiyor ve araba kullanma konusunda eğlenceli ve eğitici bir video olacak sanıyorsunuz?

Ama nerdeee? Gençler sanki ilk buluşmalarına gelmişler gibi. 

Dekolte kıyafetler ve daha nice flört şakaları...

Video daha 5 dakika olmadan kaotik bir hala alıyor ve konu giderek saçmalama ve aleni sarkıntılık veya flörtleşmeye kadar dönüşüyor.

Çekim olarak da çok kaliteli olmayan bir video ayrıca

Videonun da başlığı bu anlamda çok manidar... 

Çocukların izlediğini de düşünürsek gerçekten çok kötü bir içerik çıkmış ortaya...

Araba kullanmak hayatlara mal olan bir şeydir. Bunu öğretmenin şakası hele böyle tuhaf ve kafa karıştıran bir videoya konu yapılması hoş değil. (Sosyal Mesaj)

Şu haliyle video konu araba değilde "ilk buluşma" konulu bir video olarak yapılabilirdi.

Bu haliyle iki youtuber içinde video #kötüperformans #izlenmez ve #kötüstil ile etiketlenmeyi hak ediyor

 

Bu aralar Youtuber'ların gözde izlenme ve istismar etme soyal konuları var malum.  Başta elbette komplo terörileri içeren şeyler illumunati(dünyayı yöneten bir grup zengin) sonra pandemi,  iklim değişkliği/küresel ısınma, 5g, petrol/ plastik kirliği, ve geri dönüşüm ve elbette tek başına Bill Gates...

Bu videoda Evrim Ağacı kanalı hararetle baştan sona plastik ve geri dönüşüm konusunu anlatmış. Çokta detaylı anlatmış ama yetersiz ve anlamsız gelen tekrarlar var artık.

Kötü kısmı, en başta bu tür sosyal sorumlulluk gerektiren bir konuda bile artık Youtuber'lar izlenme amaçlı videolar yapıyorlar gibi geliyor ve sürekli birilerini suçluyorlar ve araya da "bu tür videolar yapmamı istiyorsanız patreondan para yatırın" diyebiliyorlar bu videoda olduğu gibi

Artık bu kurnazlığa ve hatta şarlatanalığa da dur demek lazım!

Zaten Google öyle yapmış ve iklim konusundaki metin içeriklerden reklam gelirine son vermiş.

Haklılar çünkü; baktılar ki iklim değişkliği gibi kesin bir konuda bir aptal komplo teorileri üreterek milyonlarca insanın sizi takip etmesini ve böylece içeriklerinziden  reklam geliri etmeye yani bunu meslek yapmayı başarabiliyorsunuz.

Evet, çok ağır bir itham bu ama hak ediyorlar,

Çünkü, bu "kandırılık ey halkım geri dönüşüm de koca bir yalan" demek bizim duymak istediğimiz en son şey bu konuda.

Eğer geri dönüşüm ve plastik konusunda bir aldatmaca varsa bunu kısaca anlatıp, sonra sektöre saldırmaya saymaya gerek yok eğer o insanları yargılayacak bri düzen yoksa dünyada o zaman biz kendi sorumluluklarımıza bakmalıyız.

Çünkü bazı şeylerin tekrarının ve birilerinin suçlamanın faydası da yok artık sene 2021 Alaska'da yağan kar içinde miktorplastik var, evet dönülmez noktaya geldik ve hatta geçtik.

Çevreci küçük bir kızan Greta Thunberg'e bile komplo teorileri ile saldıran şuursuzları olduğu bir dünya burası. Yapacak şeyler endüstri ve siyasetçiler değil bizler önce kendi bahçemizden hareket edelim.

Çok dolandırmaya ve anlatmaya gerek yok, "yok öyleydi böyledi bizi kandırdılar" diye

Youtuber olarak önce siz de bireysel eylemlerinizden bahsedin, çevre konusunda yapacaklarınız bir youtube videosu olamaz elbette kişisel olarak.

O tombul halinle Evrim Ağacı yapımcısı olarak ne kadar az plastik tükettiğinden bahset mesela.

Çok duyarlıysanız madem çıkın gündelik hayatta nasıl plastik tüketmekten kaçındığınızı anlatın vlog olarak atın. Yok öyle ben uyarıcı meshim gibi videolar yapıp sonra burdan gelen izlenmenin paralarını plastik ambalajlı ürünlere harcamaya.

Basit çözüm, hem tüketmeyin evet hemde bu konuda aktivist olun çevreci olun evet ama "tüketmeyin tüketmeyin, plastik ambalajlı ürünleri tüketmeyin en az şekilde tüketin, canınız kola çeksede bisküvit çekse de bunun çevreye zararını düşünerek tüketmeyin bende öyle yapıyorum" diyebilin.

Ve bunun kanıtları olan vloglar çekin. 

Video #iyiiçerik olarak 10 sene önce sunulabilirdi ama şimdi değil. Bize kişisel icraatlardan bashetmeniz lazım bireysel video yapımcıları olarak. 

Bu yüzden #kötüperformans ve #kötüstil olarak etiketliyoruz.


Ek not: Evrim Ağacı gelen tepkiler sonucunda yeni bir video yaptı.

https://www.youtube.com/watch?v=aDCznz8rINY&t=364s

 
Peşin hükümlü ve genelleyici yargılarınız yüzünden evet epey tepki çekti videonuz ve dersinize iyi çalışmamışsınız belli.. Plastiklerin çoğusu dönüşmüyor ne demek? Dönüşümden kasıt ne? Aynı ürün değil elbette. Pet plastiklerden tekrar gıda konan plastik ambalajlar şişeler yapmak zorunda değilizki? Saksı da yapabilirsiniz asfalt da tuğla da... Bunalrdan bahsedecek bir araştırmam yeteneğininizin olması asıl mesele. Çünkü bunu yapanlar var dünyada ve yapılmak istenirse çok daha fazla şey yapılır ama elbette bu yüzden plastik tüketimi ni arttırmamamlıyız azaltıp onun yerine organik doğada çözünen paketleme maddeleri üretmeliyiz... http://www.vimtre.com/2021/10/youtuberlarn-gozde-izlenme-ve-istismar-alani-cevrecilik.html



Youtuber'ların Gözde İzlenme ve İstismar Konusu; Çevrecilik

 

Bu aralar Youtuber'ların gözde izlenme ve istismar etme soyal konuları var malum.  Başta elbette komplo terörileri içeren şeyler illumunati(dünyayı yöneten bir grup zengin) sonra pandemi,  iklim değişkliği/küresel ısınma, 5g, petrol/ plastik kirliği, ve geri dönüşüm ve elbette tek başına Bill Gates...

Bu videoda Evrim Ağacı kanalı hararetle baştan sona plastik ve geri dönüşüm konusunu anlatmış. Çokta detaylı anlatmış ama yetersiz ve anlamsız gelen tekrarlar var artık.

Kötü kısmı, en başta bu tür sosyal sorumlulluk gerektiren bir konuda bile artık Youtuber'lar izlenme amaçlı videolar yapıyorlar gibi geliyor ve sürekli birilerini suçluyorlar ve araya da "bu tür videolar yapmamı istiyorsanız patreondan para yatırın" diyebiliyorlar bu videoda olduğu gibi

Artık bu kurnazlığa ve hatta şarlatanalığa da dur demek lazım!

Zaten Google öyle yapmış ve iklim konusundaki metin içeriklerden reklam gelirine son vermiş.

Haklılar çünkü; baktılar ki iklim değişkliği gibi kesin bir konuda bir aptal komplo teorileri üreterek milyonlarca insanın sizi takip etmesini ve böylece içeriklerinziden  reklam geliri etmeye yani bunu meslek yapmayı başarabiliyorsunuz.

Evet, çok ağır bir itham bu ama hak ediyorlar,

Çünkü, bu "kandırılık ey halkım geri dönüşüm de koca bir yalan" demek bizim duymak istediğimiz en son şey bu konuda.

Eğer geri dönüşüm ve plastik konusunda bir aldatmaca varsa bunu kısaca anlatıp, sonra sektöre saldırmaya saymaya gerek yok eğer o insanları yargılayacak bri düzen yoksa dünyada o zaman biz kendi sorumluluklarımıza bakmalıyız.

Çünkü bazı şeylerin tekrarının ve birilerinin suçlamanın faydası da yok artık sene 2021 Alaska'da yağan kar içinde miktorplastik var, evet dönülmez noktaya geldik ve hatta geçtik.

Çevreci küçük bir kızan Greta Thunberg'e bile komplo teorileri ile saldıran şuursuzları olduğu bir dünya burası. Yapacak şeyler endüstri ve siyasetçiler değil bizler önce kendi bahçemizden hareket edelim.

Çok dolandırmaya ve anlatmaya gerek yok, "yok öyleydi böyledi bizi kandırdılar" diye

Youtuber olarak önce siz de bireysel eylemlerinizden bahsedin, çevre konusunda yapacaklarınız bir youtube videosu olamaz elbette kişisel olarak.

O tombul halinle Evrim Ağacı yapımcısı olarak ne kadar az plastik tükettiğinden bahset mesela.

Çok duyarlıysanız madem çıkın gündelik hayatta nasıl plastik tüketmekten kaçındığınızı anlatın vlog olarak atın. Yok öyle ben uyarıcı meshim gibi videolar yapıp sonra burdan gelen izlenmenin paralarını plastik ambalajlı ürünlere harcamaya.

Basit çözüm, hem tüketmeyin evet hemde bu konuda aktivist olun çevreci olun evet ama "tüketmeyin tüketmeyin, plastik ambalajlı ürünleri tüketmeyin en az şekilde tüketin, canınız kola çeksede bisküvit çekse de bunun çevreye zararını düşünerek tüketmeyin bende öyle yapıyorum" diyebilin.

Ve bunun kanıtları olan vloglar çekin. 

Video #iyiiçerik olarak 10 sene önce sunulabilirdi ama şimdi değil. Bize kişisel icraatlardan bashetmeniz lazım bireysel video yapımcıları olarak. 

Bu yüzden #kötüperformans ve #kötüstil olarak etiketliyoruz.


Ek not: Evrim Ağacı gelen tepkiler sonucunda yeni bir video yaptı.

https://www.youtube.com/watch?v=aDCznz8rINY&t=364s

 
Peşin hükümlü ve genelleyici yargılarınız yüzünden evet epey tepki çekti videonuz ve dersinize iyi çalışmamışsınız belli.. Plastiklerin çoğusu dönüşmüyor ne demek? Dönüşümden kasıt ne? Aynı ürün değil elbette. Pet plastiklerden tekrar gıda konan plastik ambalajlar şişeler yapmak zorunda değilizki? Saksı da yapabilirsiniz asfalt da tuğla da... Bunalrdan bahsedecek bir araştırmam yeteneğininizin olması asıl mesele. Çünkü bunu yapanlar var dünyada ve yapılmak istenirse çok daha fazla şey yapılır ama elbette bu yüzden plastik tüketimi ni arttırmamamlıyız azaltıp onun yerine organik doğada çözünen paketleme maddeleri üretmeliyiz... http://www.vimtre.com/2021/10/youtuberlarn-gozde-izlenme-ve-istismar-alani-cevrecilik.html



 


Video'da malum çok konuşulan "üniveristeler ve eğitim sistemimiz" hakkında analizler yapan bir akademisyen Dç. Dr arkadaş var. 
 
Kendisi ABD'den sonra da buraya gelerek burada yargı dağıtıyor adeta. Ve epey çok insanlarımız bu arkadaşı izliyor.
 
İddiasına göre "Üniversite Sistemiz Çöküyor"
 
Öncelikle olmayan üniveriste sistemi nasıl çöksün. Türkiye'de ne zaman üniveristeler eğitim ve bilim merkezi oldu ve bir sistem içinde yönetildi ki? Bu soruya hayır cevabını verir herkes.
 
Eğer kasıt bu iktidarsa, ondan önceki 2001'den öncede üniveristeler olabilecek en kötü şeyin esiriy ve faşist militarist bir ideolojinin en tepe merkeziydi ve amacı gençleri yontmak ya da katı disiplinler içinde yarıştırıp delirtmekti ve ülke siyasetien yön vermeye çalışmaktı.

Evet 20 yıl önce üniveristelerimiz tam olarak faşist elitist militarist bir oligarşinin yönettiği ve yarı açık cezaevleriydi 
 
Öyleki tamamen nerdeyse devletin tekelinde olan yüksek öğrenim düzeninde yeterince kontenjan açmayan bu faşist militarist YÖK yüzünden sene 2001'de benim mesela puanım çok iyi olduğu halde Türkçe Öğr. veya Edebiyat okuyamadım ve ancak önlisans Turizm okumak zorunda kaldım.
 
Zırvalamayı keselim artık...Ne kadar çok üniversite varsa o kadar rekabet ve gelişme demek. Eğitim serbestleşmeli ve devlet tekelinde  olmamalı. Ayrıca ne sanıyordunuz tek tipçi herkese tek müfredatı dayatan 1900 ler mantığı "milli tedrisatçı" eğitim düzeni hiç serbestleşmeyecek miydi? Bitti o devirler. Dünya giderek serberst ve küresel bir yer oluyor.
 
Ayrıca ne sanıyordunuz eğitim serbestleşeli ve militaristlerin elinden alınalı şurda 15 yıl olmuş! Özellikle bu yeni kurulan 10-15 yıllık ünilerimiz, dünyada eğitimi kendi kurucu ideolojilerinin uzantısı olarak, yani bizdeki gibi tek tipçi militarist kemalizmin beyin yıkama aracı olarak kullanmayan 100-200 yıllık dünya üniverisiteriylemi yarışacaktılar? Hayır elbette mümkün değil. Zaman gerek!
 
Bu ünivristeler elbette zamanla rekabetle çok gelişecekler. Çok duduyoruz malum. Neymiş efendim "neden 200 tane üniversite varmış neden her ilde neden üniversite varmış, neden herke süniveriste okuyormuş?"
 
Ne var bunda? Elbette üniveristeler çok olacak. Buralar kutsal mekanlar değil. 
Eğitim ölüm kalım meselesi değildir. Tıp, genetik, inşaat vb insanlık için hayati olan bölümler dışındaki her bölüm bir tür ortalama meslektir ve bu alanlarla kendi müfredatını oluşturan özel ve devlet üniverisetlerde rahatlıkla eğitim verebilirler.
 
Ayrıca Türkiye'de özel üniveriste açmak yasak vakıf kurup ancka üni açabiliyorlar hala.
 
Çünkü neden? 2001 den önce üniler ideoloji ve siyaset merkezleriydi ve akademisyenlerin amaçları solu ve muafazakarları engellemek için askere akıl hocalığı yapmaktı 
 
Nur Serter'ler Kemal Gürüzler Kemal Alemdaroğlu'lar kim açın bi okuyun "türban siyasi simgedir yasaklanmalı okullarla ve devlet kurumlarında" diyenler üniveristeleri ve ülkeyi yöneten hain militarist kemalist/Atatürkçü zevattı ve şu an ki demokrasi ve hukuk kaousunu onlar yüzünden yaşıyoruz.
 
Çünkü kendileri faşist militarist ideolojileri için 80 darbesinden bu yana ülkede eğitim başta olmak üzere ordu üzerinden ve tüm kurumlar üzerinde gençlerimizi ve vatandaşlarmızı mahvettiler

Özetle, bu ülkede eğitim eğitimi kemalistler yönetirkende berbattı çünkü tüm dertleri solcuları ve dindarları kemalist yapmaya çalışmaktı üniveristeyi yönetmek bilim üretmek değildi.

"Üniversiteler Eğitim Battı" Diyen Felaket Tellalları İş Başında

 


Video'da malum çok konuşulan "üniveristeler ve eğitim sistemimiz" hakkında analizler yapan bir akademisyen Dç. Dr arkadaş var. 
 
Kendisi ABD'den sonra da buraya gelerek burada yargı dağıtıyor adeta. Ve epey çok insanlarımız bu arkadaşı izliyor.
 
İddiasına göre "Üniversite Sistemiz Çöküyor"
 
Öncelikle olmayan üniveriste sistemi nasıl çöksün. Türkiye'de ne zaman üniveristeler eğitim ve bilim merkezi oldu ve bir sistem içinde yönetildi ki? Bu soruya hayır cevabını verir herkes.
 
Eğer kasıt bu iktidarsa, ondan önceki 2001'den öncede üniveristeler olabilecek en kötü şeyin esiriy ve faşist militarist bir ideolojinin en tepe merkeziydi ve amacı gençleri yontmak ya da katı disiplinler içinde yarıştırıp delirtmekti ve ülke siyasetien yön vermeye çalışmaktı.

Evet 20 yıl önce üniveristelerimiz tam olarak faşist elitist militarist bir oligarşinin yönettiği ve yarı açık cezaevleriydi 
 
Öyleki tamamen nerdeyse devletin tekelinde olan yüksek öğrenim düzeninde yeterince kontenjan açmayan bu faşist militarist YÖK yüzünden sene 2001'de benim mesela puanım çok iyi olduğu halde Türkçe Öğr. veya Edebiyat okuyamadım ve ancak önlisans Turizm okumak zorunda kaldım.
 
Zırvalamayı keselim artık...Ne kadar çok üniversite varsa o kadar rekabet ve gelişme demek. Eğitim serbestleşmeli ve devlet tekelinde  olmamalı. Ayrıca ne sanıyordunuz tek tipçi herkese tek müfredatı dayatan 1900 ler mantığı "milli tedrisatçı" eğitim düzeni hiç serbestleşmeyecek miydi? Bitti o devirler. Dünya giderek serberst ve küresel bir yer oluyor.
 
Ayrıca ne sanıyordunuz eğitim serbestleşeli ve militaristlerin elinden alınalı şurda 15 yıl olmuş! Özellikle bu yeni kurulan 10-15 yıllık ünilerimiz, dünyada eğitimi kendi kurucu ideolojilerinin uzantısı olarak, yani bizdeki gibi tek tipçi militarist kemalizmin beyin yıkama aracı olarak kullanmayan 100-200 yıllık dünya üniverisiteriylemi yarışacaktılar? Hayır elbette mümkün değil. Zaman gerek!
 
Bu ünivristeler elbette zamanla rekabetle çok gelişecekler. Çok duduyoruz malum. Neymiş efendim "neden 200 tane üniversite varmış neden her ilde neden üniversite varmış, neden herke süniveriste okuyormuş?"
 
Ne var bunda? Elbette üniveristeler çok olacak. Buralar kutsal mekanlar değil. 
Eğitim ölüm kalım meselesi değildir. Tıp, genetik, inşaat vb insanlık için hayati olan bölümler dışındaki her bölüm bir tür ortalama meslektir ve bu alanlarla kendi müfredatını oluşturan özel ve devlet üniverisetlerde rahatlıkla eğitim verebilirler.
 
Ayrıca Türkiye'de özel üniveriste açmak yasak vakıf kurup ancka üni açabiliyorlar hala.
 
Çünkü neden? 2001 den önce üniler ideoloji ve siyaset merkezleriydi ve akademisyenlerin amaçları solu ve muafazakarları engellemek için askere akıl hocalığı yapmaktı 
 
Nur Serter'ler Kemal Gürüzler Kemal Alemdaroğlu'lar kim açın bi okuyun "türban siyasi simgedir yasaklanmalı okullarla ve devlet kurumlarında" diyenler üniveristeleri ve ülkeyi yöneten hain militarist kemalist/Atatürkçü zevattı ve şu an ki demokrasi ve hukuk kaousunu onlar yüzünden yaşıyoruz.
 
Çünkü kendileri faşist militarist ideolojileri için 80 darbesinden bu yana ülkede eğitim başta olmak üzere ordu üzerinden ve tüm kurumlar üzerinde gençlerimizi ve vatandaşlarmızı mahvettiler

Özetle, bu ülkede eğitim eğitimi kemalistler yönetirkende berbattı çünkü tüm dertleri solcuları ve dindarları kemalist yapmaya çalışmaktı üniveristeyi yönetmek bilim üretmek değildi.

 

Flaş Flaş... 170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyor! 

Kanala ilk denk geldiğiniz andan itibaren doktorluk mesleğini ve bu tombul beyefendiyi ve onun ne yapmaya çalıştığı ve onun kim olduğu üzerinden bir çok şeyi sorgulmaya başlıyorsunuz, çünkü malum ülkemizde gereksiz yere doktora fazla değer atfeden bir durum var; doktorlar mükemmel insanlar olmalı gibi ve sanki bize babalarının hayrına hizmet ediyorlamış gibi sürekli bir saygı ve minnet halimiz var "aman canım cicim doktor" "doktorluk kutsaldır" gibi. 

Biliyorsunuz, tuhaf şekilde insana güvenilmez diyerek dürüstçe işlerini yapmaları ve insan hayatını öncelemeleri için Hipokrat yemini bile ettirilyorlar doktorlara. 6 yıl üniversitede kafa patlatıyorlar sonra delirip hastalarını öldürmesinler diye herhalde.... 

Neyse bu ayrı konu, ama bu sebepeler yüzden maalesef ülkemizde doktorlar çok havalı bir statüde yıllardır ve toplumda tarafından bu verilen değeri çok fazla istismar eden ve hastalarına gerekli özenle ve insani yaklaşamayan çok doktor da var. 

Belkide kimbilir toplumda bu yargı oluştuğu için, insanlar bilip bilmeden işini iyi şekilde mütavazice yapmaya çalışan doktorlara saldırıyorlar. Maalesef bu iki şekilde uç bakış açısı var toplumuzda. Doktoru yücelten veya doktoru dövmeye veya öldürmeye çalışan.

Özetle, doktorluk mesleği kutsaldır ve önemlidir ama, doktorlar yüce insanlar değildirler tıpkı öğretmenlik, fırıncılık veya çöpçülük gibi diğer insanlarla eşittirler, çünkü kimse onları zorlamaz doktor olmaya kendileri seçerler ve diğer her meslekler gibi insan hayatını birinci sıraya koyan ve dürüstçe icra edilen bir meslek olarak kabul edilmeli ve diğer herkes gibi imtiyaz sahibi olmadan eşit birer vatandaş olarak hesap verebilir olmalıdırlar. Çünkü; biz gözümüzde doktorları ve doktorluk mesleğini büyüttükçe toplum sağlığı ve sağlık sistemi daha iyi olmuyor aksine daha kötü oluyor. Çünkü insanoğlu hep aynı şımartılınca ve fazla değer verince işini savsaklıyor.

Maalesef ülkemizde dediğimiz gibi "doktorlar her açıdan mükemmel insanlar olmalı" gibi bir yargıda var ki bu da çok yanlış. Obez doktor olmaz gibi mesela. Olur bal gibi olur, buyurun. Bu youtuber doktor arkadaş aslında bu yargıyı kırmak için iyi bir örnek olabilir. Çünkü doktorların sizin bizim gibi sıradan birer insan olduğu gerçeğini her saniye gözümüze sokuyor bu videoda.

İzlediğiniz bir süre sonra anladığınız ve en baştan anlamanız gereken şey, bu arkadaşın mesleğinin dışında nasıl gözüktüğü ve nasıl davrandığının tamamen onun tercihi olduğu ve ona her özel hayat haliyle saygı duymanız gerektiği oluyor.

170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyerek bir şeyler anlatıyor ve insanlara fikirlerini söylüyor. Gayet normal. Bu onun tercihi çünkü.

Saçmaladığı ve haksız olduğu 2 şey var; birisi pipetlerin şu an yasaklanmaması gerektiği fikri... Pandemi süreciymiş yok pipet daha güvenli olurmuş korunmak için falan diye zırvalıyor. Söylemesi kolay tabii, bu kafada tüketmeye odaklanırsa gelecek nesillere ne iklim ne deniz ve doğa kalmayacak.. Duymamız gereken şey, "pipetler bundan 20 yıl önce yasaklanmalıydı, şu pandemi de fast foodlara gitmeyin ve içeçecekte içmeyin hatta" olmalı en fazla.

2. konu otobüste yaşlılara yer verilmesini yanlış bulan bir okurunu onaylaması üstelik bir doktor olarak.

Doktor demek, insan bedenini bilen kişi demek, 60-70 yaşındaki bir teyze veya amcanın eklemlerinin, sizin gibi kötü gün yaşadığını otobüste idrak eden ergen psikolojilerinden daha zayıf ve değerli olduğunu anlamanız gerekir...

Ne acı bunları bir doktordan da duymak. Evet, zorunlu olmalı yaşlılara otobüste ve heryere yer vermek hatta yasa olmalı 55 yaş üzeri herkes kimliğini göstererek kamu arçalarında kuyruklarında istediği kişiyi kaldırıp oturabilmeli veya yerine geçebilmeli. Toplum ve insan olmak bunu gerektiriyor çünkü.

Kısaca, gördüğünüz gibi video ve kanal içerik olarak toplamda insanı duyarlılıklar ve temenniler vaad etmiyor.

Bu haliyle video #iyiiçerik sahibi değil, #kötüstil #kötüperformans olarak etiketlenmeyi hak ediyor en fazla.

Sıradışı Bir Doktor Tanımaya Ne Dersiniz!

 

Flaş Flaş... 170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyor! 

Kanala ilk denk geldiğiniz andan itibaren doktorluk mesleğini ve bu tombul beyefendiyi ve onun ne yapmaya çalıştığı ve onun kim olduğu üzerinden bir çok şeyi sorgulmaya başlıyorsunuz, çünkü malum ülkemizde gereksiz yere doktora fazla değer atfeden bir durum var; doktorlar mükemmel insanlar olmalı gibi ve sanki bize babalarının hayrına hizmet ediyorlamış gibi sürekli bir saygı ve minnet halimiz var "aman canım cicim doktor" "doktorluk kutsaldır" gibi. 

Biliyorsunuz, tuhaf şekilde insana güvenilmez diyerek dürüstçe işlerini yapmaları ve insan hayatını öncelemeleri için Hipokrat yemini bile ettirilyorlar doktorlara. 6 yıl üniversitede kafa patlatıyorlar sonra delirip hastalarını öldürmesinler diye herhalde.... 

Neyse bu ayrı konu, ama bu sebepeler yüzden maalesef ülkemizde doktorlar çok havalı bir statüde yıllardır ve toplumda tarafından bu verilen değeri çok fazla istismar eden ve hastalarına gerekli özenle ve insani yaklaşamayan çok doktor da var. 

Belkide kimbilir toplumda bu yargı oluştuğu için, insanlar bilip bilmeden işini iyi şekilde mütavazice yapmaya çalışan doktorlara saldırıyorlar. Maalesef bu iki şekilde uç bakış açısı var toplumuzda. Doktoru yücelten veya doktoru dövmeye veya öldürmeye çalışan.

Özetle, doktorluk mesleği kutsaldır ve önemlidir ama, doktorlar yüce insanlar değildirler tıpkı öğretmenlik, fırıncılık veya çöpçülük gibi diğer insanlarla eşittirler, çünkü kimse onları zorlamaz doktor olmaya kendileri seçerler ve diğer her meslekler gibi insan hayatını birinci sıraya koyan ve dürüstçe icra edilen bir meslek olarak kabul edilmeli ve diğer herkes gibi imtiyaz sahibi olmadan eşit birer vatandaş olarak hesap verebilir olmalıdırlar. Çünkü; biz gözümüzde doktorları ve doktorluk mesleğini büyüttükçe toplum sağlığı ve sağlık sistemi daha iyi olmuyor aksine daha kötü oluyor. Çünkü insanoğlu hep aynı şımartılınca ve fazla değer verince işini savsaklıyor.

Maalesef ülkemizde dediğimiz gibi "doktorlar her açıdan mükemmel insanlar olmalı" gibi bir yargıda var ki bu da çok yanlış. Obez doktor olmaz gibi mesela. Olur bal gibi olur, buyurun. Bu youtuber doktor arkadaş aslında bu yargıyı kırmak için iyi bir örnek olabilir. Çünkü doktorların sizin bizim gibi sıradan birer insan olduğu gerçeğini her saniye gözümüze sokuyor bu videoda.

İzlediğiniz bir süre sonra anladığınız ve en baştan anlamanız gereken şey, bu arkadaşın mesleğinin dışında nasıl gözüktüğü ve nasıl davrandığının tamamen onun tercihi olduğu ve ona her özel hayat haliyle saygı duymanız gerektiği oluyor.

170 kilo bir doktor ve ekran karşısında fast food yiyerek bir şeyler anlatıyor ve insanlara fikirlerini söylüyor. Gayet normal. Bu onun tercihi çünkü.

Saçmaladığı ve haksız olduğu 2 şey var; birisi pipetlerin şu an yasaklanmaması gerektiği fikri... Pandemi süreciymiş yok pipet daha güvenli olurmuş korunmak için falan diye zırvalıyor. Söylemesi kolay tabii, bu kafada tüketmeye odaklanırsa gelecek nesillere ne iklim ne deniz ve doğa kalmayacak.. Duymamız gereken şey, "pipetler bundan 20 yıl önce yasaklanmalıydı, şu pandemi de fast foodlara gitmeyin ve içeçecekte içmeyin hatta" olmalı en fazla.

2. konu otobüste yaşlılara yer verilmesini yanlış bulan bir okurunu onaylaması üstelik bir doktor olarak.

Doktor demek, insan bedenini bilen kişi demek, 60-70 yaşındaki bir teyze veya amcanın eklemlerinin, sizin gibi kötü gün yaşadığını otobüste idrak eden ergen psikolojilerinden daha zayıf ve değerli olduğunu anlamanız gerekir...

Ne acı bunları bir doktordan da duymak. Evet, zorunlu olmalı yaşlılara otobüste ve heryere yer vermek hatta yasa olmalı 55 yaş üzeri herkes kimliğini göstererek kamu arçalarında kuyruklarında istediği kişiyi kaldırıp oturabilmeli veya yerine geçebilmeli. Toplum ve insan olmak bunu gerektiriyor çünkü.

Kısaca, gördüğünüz gibi video ve kanal içerik olarak toplamda insanı duyarlılıklar ve temenniler vaad etmiyor.

Bu haliyle video #iyiiçerik sahibi değil, #kötüstil #kötüperformans olarak etiketlenmeyi hak ediyor en fazla.

 

Ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz önemlidirin kanıtı bir video. Maalesef  Başak Kablan bize kötü ses tonlaması-diksiyon ve fazlaca kamera önündeki hareketlerle iradeyi anlatmaya çalışıyor.

İrade bizim bildiğimiz anlamda daha çok yapma zaafiyetimiz olan kötü alışkanlıkla ilgilidir ve bizler video başlığındna bakara bunu beklerken bize tembelliği ve insan fizyoljisini anlatıyor.

Bu haliylede kişisel gelişim gaz verme videosuna dönüşmüş video.

O kadar çok fazla şey anlatıyor ve dağılıyor ki konu neydi ve bu gidişle nereye varacak bu anlatı diye merak ediyoruz.

Bu şekilde olmaz yapması gereken şey hızlıca çok şey anlatmaya değil irade nedir irade nin farklı kültürlerdeki anlamı ve Türkiye'de insanların iradeye bakışı ve Türkler için irade geliştirmede en çok yapılan hatalar ve yapmamız gerekenler şeklinde olmalıydı.

Video bu haliyle  #kötüsitil ve #kötüperformans etiketlerini hak ediyor


Kişisel Gelişim Gaz Verme Videosu Olmuş

 

Ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz önemlidirin kanıtı bir video. Maalesef  Başak Kablan bize kötü ses tonlaması-diksiyon ve fazlaca kamera önündeki hareketlerle iradeyi anlatmaya çalışıyor.

İrade bizim bildiğimiz anlamda daha çok yapma zaafiyetimiz olan kötü alışkanlıkla ilgilidir ve bizler video başlığındna bakara bunu beklerken bize tembelliği ve insan fizyoljisini anlatıyor.

Bu haliylede kişisel gelişim gaz verme videosuna dönüşmüş video.

O kadar çok fazla şey anlatıyor ve dağılıyor ki konu neydi ve bu gidişle nereye varacak bu anlatı diye merak ediyoruz.

Bu şekilde olmaz yapması gereken şey hızlıca çok şey anlatmaya değil irade nedir irade nin farklı kültürlerdeki anlamı ve Türkiye'de insanların iradeye bakışı ve Türkler için irade geliştirmede en çok yapılan hatalar ve yapmamız gerekenler şeklinde olmalıydı.

Video bu haliyle  #kötüsitil ve #kötüperformans etiketlerini hak ediyor


 

Fikir çok iyi ama anlatıcı uzman arkadaş gerçekten çok yetersiz anlatmış sınır kişilikleri, hele ara ara ergen tabiri ile "border" demesi tam bir laçkalık örneği. Bu kadar bu alanda çalışıp "Sınır kişilikler" ya da "Sınırda Kişilik" diyememek tam anlamıyla utanç verici.

Evet, fikir çok iyi çünkü herkesin herkese beğenmediği zaman birbirine en kolay yoldan "şizofren" dediği bir ülkede diğer psikolojik hastalıklara bu tür programlarda değinilmesi çok güzel. Cehaletimiz gideriliyor.

Zaten 2011 Sağlık Bakanlığı Türkiye Ruh Sağlığı Raporu'na göre Türkiye'de 5 kişiden 1 klinik düzeyde psikolojik hasta. Bu oran muhtemelen şu an 5 te 3 civarında ve muhtemel bu 5 kişiden 3 ü herkes dışarda geziyor etdavi olmadan. Yani ülkecek zihnen ve ruhen hastayız ve tedavi kabul etmiyoruz. Bu yüzden bu tür progrmları insanları bilgilendirip tedaviye yönlendirmek amacıyla kullanmak gerekir, aksi her çaba kötü sonuçlara sebep verir; çünkü bu işlerin magazini olamaz.

Ülkemiz tam anlamıyla narsist, sınır kişilik, bipolar, histeri ve kaçıngan/utangaç kişilik bozukluğu hastası cenneti diyebiliriz.  Bunun toplumsal ve siyasal sebepleri çok fazla. Cumhuriyet'in kuruluşu ile ülke olarak gelişmişlik çıtasını çok yukarda tutup, ama dibe doğru aksini yaşamış bir ülke olarak ve 70-80 yıldır darbelerle, demokrasi ve hukuk dışı işlerle kısaca despot militarizm ve oportunizmle yönetildiğimiz ve yaşam eğrimizde küçüklükten itibaren aile, devlet ve çevre tarafından her aşamada insan olarak örselendiğimiz için aileler ve toplum olarak psikolojik ve zihinsel durumlarımız çok sorunlu ve çoğumuzda bir çeşit kişilik bozukluğu hastalığı var ve ülkemizde eğitimde gelişmediği için ruh sağlığımız çok sorunlu ve her türlü psikolojik hastalık olması gereken oran 1 ise bizde 10 kat fazla ve işin kötüsü tedavi kabul etmiyoruz ve bu yüzdende psikoloji kelimesini "delilik" olarak anlayacak kadar sığ ve cahiliz. 

Baksanıza sene 2021 ve mafya babaları bile adalete isyan ediyor online olarak. Daha iyi bir özet olabilir mi ruh sağlığımız hakkında.

Hal böyle olunca, psikoloji uzmanlarımızın daha donanımlı olması ve dillerini geliştirmeleri gerekiyor ve böyle bir progrma için özel br hazırlık ve 1 haftalık çekim gerekiyor en az değişrilerek ve geliştirilerek

Bu programda yapılan şey eğer ilk deneme ise çok vasat olmuş ve insanlara pek yönlendirici ve eğitici değil. Oysa sınır kişilikler ve narsistler "onları görünce tanıyınca kaçsak mı?" şeklinde değilde daha detaylı kişilik ve davranış özellikleri ile anlatılmalı ve soran kişide "Allah Allah demek öyle" tavrında olmamlı. Ülkemizdeki vakaların çokluğu ve durumun vehameti anlatılarak tedaviye yönlendirici şeyler söylemek gerekirdi.

Şu halde hastalarını dizi seneryosu yapan malum insandan pek farklı olmamış, sadece konu röportaj hikaye anlatıcılığı olarak dillendirilmiş.

Videoyu #kötüperformans ve #kötüstik olarka etiketliyoruz.

Böyle Psikolojik Hastalık Anlatımı Olmaz

 

Fikir çok iyi ama anlatıcı uzman arkadaş gerçekten çok yetersiz anlatmış sınır kişilikleri, hele ara ara ergen tabiri ile "border" demesi tam bir laçkalık örneği. Bu kadar bu alanda çalışıp "Sınır kişilikler" ya da "Sınırda Kişilik" diyememek tam anlamıyla utanç verici.

Evet, fikir çok iyi çünkü herkesin herkese beğenmediği zaman birbirine en kolay yoldan "şizofren" dediği bir ülkede diğer psikolojik hastalıklara bu tür programlarda değinilmesi çok güzel. Cehaletimiz gideriliyor.

Zaten 2011 Sağlık Bakanlığı Türkiye Ruh Sağlığı Raporu'na göre Türkiye'de 5 kişiden 1 klinik düzeyde psikolojik hasta. Bu oran muhtemelen şu an 5 te 3 civarında ve muhtemel bu 5 kişiden 3 ü herkes dışarda geziyor etdavi olmadan. Yani ülkecek zihnen ve ruhen hastayız ve tedavi kabul etmiyoruz. Bu yüzden bu tür progrmları insanları bilgilendirip tedaviye yönlendirmek amacıyla kullanmak gerekir, aksi her çaba kötü sonuçlara sebep verir; çünkü bu işlerin magazini olamaz.

Ülkemiz tam anlamıyla narsist, sınır kişilik, bipolar, histeri ve kaçıngan/utangaç kişilik bozukluğu hastası cenneti diyebiliriz.  Bunun toplumsal ve siyasal sebepleri çok fazla. Cumhuriyet'in kuruluşu ile ülke olarak gelişmişlik çıtasını çok yukarda tutup, ama dibe doğru aksini yaşamış bir ülke olarak ve 70-80 yıldır darbelerle, demokrasi ve hukuk dışı işlerle kısaca despot militarizm ve oportunizmle yönetildiğimiz ve yaşam eğrimizde küçüklükten itibaren aile, devlet ve çevre tarafından her aşamada insan olarak örselendiğimiz için aileler ve toplum olarak psikolojik ve zihinsel durumlarımız çok sorunlu ve çoğumuzda bir çeşit kişilik bozukluğu hastalığı var ve ülkemizde eğitimde gelişmediği için ruh sağlığımız çok sorunlu ve her türlü psikolojik hastalık olması gereken oran 1 ise bizde 10 kat fazla ve işin kötüsü tedavi kabul etmiyoruz ve bu yüzdende psikoloji kelimesini "delilik" olarak anlayacak kadar sığ ve cahiliz. 

Baksanıza sene 2021 ve mafya babaları bile adalete isyan ediyor online olarak. Daha iyi bir özet olabilir mi ruh sağlığımız hakkında.

Hal böyle olunca, psikoloji uzmanlarımızın daha donanımlı olması ve dillerini geliştirmeleri gerekiyor ve böyle bir progrma için özel br hazırlık ve 1 haftalık çekim gerekiyor en az değişrilerek ve geliştirilerek

Bu programda yapılan şey eğer ilk deneme ise çok vasat olmuş ve insanlara pek yönlendirici ve eğitici değil. Oysa sınır kişilikler ve narsistler "onları görünce tanıyınca kaçsak mı?" şeklinde değilde daha detaylı kişilik ve davranış özellikleri ile anlatılmalı ve soran kişide "Allah Allah demek öyle" tavrında olmamlı. Ülkemizdeki vakaların çokluğu ve durumun vehameti anlatılarak tedaviye yönlendirici şeyler söylemek gerekirdi.

Şu halde hastalarını dizi seneryosu yapan malum insandan pek farklı olmamış, sadece konu röportaj hikaye anlatıcılığı olarak dillendirilmiş.

Videoyu #kötüperformans ve #kötüstik olarka etiketliyoruz.

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 


Kötü Stil Kötü Performans Videosu Örneği

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 



Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

İlker Canikligil; Yeni Bir ROK, Cüneyt Özdemir, Sinan Çetin Vakası


Bu topraklar kendini çok şey sanan çok fazla insan gördü çok partili sisteme geçtiğimizden beri.
Özellikle, son 70 yıldaki ülkenin militarist ve şöven çarpık siyasi buhranları içinden geçerek bazı alanlarda Türkiye çapında öne çıkan bazı insanlar, bir noktada kendiklerine fikirleri sorulduğunda veya fikirlerini beyan edecekleri fırsatları bulduklarında hep bir gevşek küstahlıka konuşmaya başlıyorlar. 

Bu insanlar  muhtemelen bu cüreti de, ülkemizdeki bu militarist şöven düzende survive etme yeteneklerine ve güçlerine bağlıyorlar. İlker Canikligil'de bunlardan en yenisi, halk olarak çok yabancı değiliz bu hallere, gene bir yönetmen olan Sinan ÇETİN zaten bunu yıllarca yaptı ve Cüneyt ÖZDEMİR hali hazırda bunu çok iyi yapıyor, Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber eşide öyle...

Bu kafaya benzer çoğu kafa FETÖ gibi bir ucubenin peşinden bile gidecek kadar da fütursuz ve ilkesizdi ve biz bu tarz topluma küstahça konuşanları son 20 yılda çok fazla yaşadık ve şimdi TV Youtube'a dönüşünce yeni olmuyor bu.

Nerden baksanız küstah bir üslupla kendi ideolojisini sunma biçimi olduğu çok aşikar olan bu tarz, kendini Ekşi Sözlük'teki haterları veya genel olarak karşıtları üzerinden hayatta konumlandırdığı için her sorulan soruda onlara cevap veriyormuş gibi konuşurlar. Çünkü bilirler ki, orada kendinden nefret eden epey birileri var ve onlar  kendileri gibi ünlü değildir ama o zaman savunduklarını alaycı, gevşek bir küstahlıkla ifade etmek son derece haktır ve onlara her şekilde gol atmak için her fırsat kullanılmalıdır.

Bu gevşek küstahlığa gerekçe olarak ağızlarındaki en büyük siper ise, "ülkede kamplar var kamplara ayrılmışız, ne desen boş herkes yargılıyor, yaftalıyor" dur. Sorar bir insan kendine : "toplum kamplara ayrıldı diye ben ülkedeki sektörel komumum buna bağlı şöhretim ve maddi gücüm üzerinden bunu en küstah ve gevşek biçimde mi şekilde mi ifade etmeliyim, yoksa yapıcı ve aydınlatıcı bir dille tüm ülkenin gerçeklikleri üzerinden daha desturla ve tevazu ile mi konuşmalıyım?" Bakınız bir Mehmet Aslantuğ örneği var bu ülkede. Ünse ün, yakışıklıksa yakışıklık karizma her şey var ama bu toplumda hiçbir zaman gevşek bir küstahlığa başvurup sonunda nefretleri çeken bir itibarsızlık yaşamıyor.

Biz bu filmi çok gördük İlker Bey, kendi görüşlerini ilerici demokrat özgürlükçü sanıp toplumun kalanı içinde : "dur bakayım şimdi onlar hakkımd sert bir bişey dediğinde onlara biraz salak geride kalmış muamelesi yapayım, çünkü dünya hiç öyle düşündükleri gibi değil" hallerini çok fazla izledik. Besim TİBUK bunu en zirvede yaptı yıllarca. Normal şartlarda şu an toplumda %1 olması gereken itibarı binde 1 bile değil ülkede ve Kıbrıs sıcağında hala aynı gevşek küstahlığı ve kibiriyle beraber insanlara sesleniyor.

Küstahlık ve geveşklik iticilik ve dolayısıyla itibarsızlık getirir ve bu zamanda itibar denen şey, kanal abone sayısı ile de işlerle de ölçülmez. 500 bin abone sayısı, senin 500 bin kişiye hitap edebilme çaban en nihayetinde Enes BATUR performansı ve düzeyi gerektirir bu ülkede ve eğer ona odaklanırsan hiç zor değil bunu başarmak. Çünkü toplumda çağırsan koşacak Proflar, sektör öncüleri, sanatçılar ve ne versen alacak 85 milyon ve artı 15 milyon yurtdışı 100 milyon Türkçe konuşan insan var aşağı yukarı ülkede ve yurtdışında. Bunların 500 binini 30 yıllık bir yönetmen olarak üstelik Youtube gibi aynı zamanda çöplük bir yerde de sosyal içerikle aykırılıklarla toplaman zor değil, çünkü TV öldü ülkede siyasi iktidar kaynaklı.

Mesele, senin geveşklik ve küstahlık sınırında bu kadar çok dolaşarak kendinin ve  yapmak istediğin faydalı şeylerin toplumdaki olası yüksek itibarını sıfırlamaya çalışman.  Bunun sebebi ekşi sözlük yazarı ve okuru da değil. Sebebi sensin... 

Küstah ve gevşek aykırılık toplumdaki yanlış bakışları ve gelişmemişliği değiştirmede kullanılacak bir yöntem değildir. Nihayetinde insanlar sizin ne kadar akıllı, demokrat ve toplumsal açıdan faydalı olduğunuza değil küstah ve gevşek olduğunuza bakar ve sizi bir konuda sözcüsü yapmaz. Sizin sosyal içerik üretmeniz bunun çok izlenmesi sizin ve içeriklerinizin onaylandığı anlamına da gelmez.

Video özelinde baktığınızda röportaj çok gereksiz ve anlamsız bir çabanın ürünü ve insana bir şey katmıyor. Çünkü; konuk kendini çok şey sanma hezayanını sürekli yaşadığı için hiçbir şeye tam ve anlamlı bir cevap veremiyor, yıllarca 30 yıl kurgu yapmış biri cümle kurgusu bile yapamıyor ve karşısındaki net ve ciddiyetle soru soran kişinin her anlamlı diyalog kurma çabası havada kalıyor. İlker CANİKLİGİL kanalı gibi flu bir insan ve bunu muhtemelen sadece kanalındaki konular için değil, kendi tarzı içinde kullanıyor flu takılarak havalı olmaya çalışıyor.

YOL TV muhtemelen polemiksel açıdanda İlker CANİKLİGİL'i konuk yaparak kendisini kullanıp abone ve izleyici kasmaya çalışmışve başarmışta 350 bin izleme 150 bin abone için.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans oalrka etiketliyoruz

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında son derece naif güzel bir girişle başlayan video, birden bire sunucunun bir sorusu üzerine skandal bir işe dönüşüyor.

Youtuber "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor video ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden

 

KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; "bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu" söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiba birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ.

Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. 

Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. 

Bu nerden baksanız bir skandal.

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? 

Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

KOÇTAŞ'tan Skandal Taliban'lı Youtube Video İçeriği

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında son derece naif güzel bir girişle başlayan video, birden bire sunucunun bir sorusu üzerine skandal bir işe dönüşüyor.

Youtuber "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor video ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden

 

KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; "bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu" söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiba birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ.

Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. 

Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. 

Bu nerden baksanız bir skandal.

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? 

Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


Webtekno Parasıyla Coin Şovu Yapıyor; "Basıcaz"

Ülkemizin en büyük teknoloji medya şirketlerinden biri Webtekno... Türkiye'de daha önce hiç yapılmaıdk şekilde teknolojiyi daha magazinci ve hatta kaba tabirle laçka muhabbetler üzerine kurulu bir habercilikle yapıyorlar ve bu anlamda çok büyük başarı elde ettiler... Çünkü insanlarımız teknolojinin bile ülkemizde askeri disiplinle anlatılmasından bıkmıştı.

Bu videoda 1 milyon tl'leri olduğunu öğreniyoruz daha doğrusu paralarından ayırdıkları 1 milyon tl'lerini coine yatırıp bundan sansasyonel bir şey içerik yaparak rating kastıklarını anlıyoruz.

Videonun konusu kişisel bir mevzuya ve şova dönüşüyor giderek ve Webtekno'da ki görevi ve payının ne olduğunu bilmediğimiz arkadaş 1 milyon tl'lik Bitcoin'ni satıp alt coine "basıyor..." kendi deyimiyle. Yani 1 milyon tl lik parasına 100 tl'lik iddia kuponu muamelesi yapıyor.

Nerden baksanız izlemek gereksiz ve zaman kaybı. Ülkemizdeki işsizliği, ekonomik krizi, pandemiyi ve hatta malum bitcoin çılgınlığında, hele hele birde bu yasal düzenlemeleri henzü olmayan bu alandaki kitlesel dolandırılıcığın da yapıldığı bir ortamda, 4 milyon kadar insana hitap eden bir firmanın 1 milyon gibi çok büyük bir rakamla, coinler üzerinden kendi medyaları üzerinden böyle tuhaf bir fikirle reyting kasmaları aslında, insandaki etkisi itibariyle epey rahatsız edici olmalı.

Bu sebeplerle bu şekilde düşünenler için kanalı #izlenmez #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


 

 

Bu tuhaf video trend lksitesine girmiş gerçi kimse trend listesinin mantığını anlamış değil ama bizde merak edip baktık.

Ortada bir şeyler dönüyor veya konu cemaat dışındakiler için anlaması çok zor. Bir grup arkadaş tuhaf bir düzende oturup bir şeyler konuşuyorlar; ama, sadece mevzuyu abonelerine anlatıyorlar ama bunu anlatmaya da zorlanıyorlar.

Ekipten biri ayrılmış; ama herkes konuşamayı ellerini birbirine vurarak hatta şaplatarak konuşmaya çalışıyorlar veya konuşamıyorlar.

Sonuç olarak, 3 kişinin koltukta birini gamer koltuğunda oturduğu ve arkada mavi kırmızı fransa bayrağı türünde br perdenin olduğu tuhaf bir durum sözkonusu.

Bizlerde kampta başlarına gelmeyen amerikan gençlik filmlerinin klişe repliği ile soruyoruz:

"Birisi burada neler oluyor açıklasın lütfen...?" 

Böyle kalablık nüfuslu videolarda bir tür hazırlık olmalı ve insanlar neyin nasıl kimin neyi konuşacağı önceden ayarlanmalı

Video şu haliyle tam bir #kötüstil ve #kötüperformans abidesi ama maalesef Youtube algoritması henüz bu anlayamıyor ve bizler trend listesinde görüyoruz.

 


Biri Burada Konu Ne Açıklasın Lütfen

 

 

Bu tuhaf video trend lksitesine girmiş gerçi kimse trend listesinin mantığını anlamış değil ama bizde merak edip baktık.

Ortada bir şeyler dönüyor veya konu cemaat dışındakiler için anlaması çok zor. Bir grup arkadaş tuhaf bir düzende oturup bir şeyler konuşuyorlar; ama, sadece mevzuyu abonelerine anlatıyorlar ama bunu anlatmaya da zorlanıyorlar.

Ekipten biri ayrılmış; ama herkes konuşamayı ellerini birbirine vurarak hatta şaplatarak konuşmaya çalışıyorlar veya konuşamıyorlar.

Sonuç olarak, 3 kişinin koltukta birini gamer koltuğunda oturduğu ve arkada mavi kırmızı fransa bayrağı türünde br perdenin olduğu tuhaf bir durum sözkonusu.

Bizlerde kampta başlarına gelmeyen amerikan gençlik filmlerinin klişe repliği ile soruyoruz:

"Birisi burada neler oluyor açıklasın lütfen...?" 

Böyle kalablık nüfuslu videolarda bir tür hazırlık olmalı ve insanlar neyin nasıl kimin neyi konuşacağı önceden ayarlanmalı

Video şu haliyle tam bir #kötüstil ve #kötüperformans abidesi ama maalesef Youtube algoritması henüz bu anlayamıyor ve bizler trend listesinde görüyoruz.

 


 

Bilim veya Matematik veya Fizik dersi... Malum bu tür zor konularda hep bir klişe var: "Biz acaba bunları daha eğlenceli ve sevimli şekilde basitleştirerek anlatarak öğretebilir miyiz?. Bu videoda buna yeltenilmiş ama olmamış... 

Nedenine gelirsek, öncelikle çok hızlı bir giriş var ve "kim kimdir? Şimdi burada ne yapıyoruz?" girizgahı yok ve  soru soran kişi çok kötü diksiyona sahip, yada kayıt kötü ve sinema eleştirmeni ile konuşacak havası veriyor bizlere.

İkincisi bilim adamı olan kişi çok kötü bir üsluba sahip.. "Zaman? pis bir soru bu" bu ne demek... Daha başlar başlamaz insanı bilimden soğutuyor ve bunu söylerken sırıtıyor... Böyle bir  giriş olamaz. Tüm sevimlilik baştan bitti. Küfürde eder bu şimdi havası veriyor.

Birde galiba, "insanlar atlamadan izlesin" diye, çok hızlı bir çekim kurgusu veya montajı yapmışlar ve daha "o ne bu ne şu ne" diyemeden ordan oraya atlıyorlar durumu var.

Birde soruları cevaplayan bilim adamımız gereksiz yere çok gülümsüyor ve konuya odaklanmamızı sağlayacak vurguları bu yüzden yapamıyor, sanki ana okulu çocuklarına birşeyi anlatıyormuş gibi bir hali var. Tamam sevimli olmak güzel ama ekrana karşı bunu yapmak lazım orda olup ekranda görünmeyen insanlara karşı değil.

Arkadaşlar tamam, çok duyduk; "videoya giriş ne kadar kısa ile ve hızlı ise, o kadar çarpıcı oluyor veya insanları videoda tutuyor" ama burada konu bilim ve zor sorular.. Aceleniz ne ? Sakin olun şöyle... Birde videonun altında patreonla desteklendiği için yapılmıştır vesaire diyorsunuz. Yarış videosu mu bu? Keşke desteklemeseler de siz de yapmasanız bu videoları...

Sonuç olarak, video kanalın ismi gibi Flu olmuş ve başlığındaki gibi "olmaz böyle saçma anlatım..." dedirtiyor.

Videoyu bu sebeplerle #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


Bilimi Sevimli de Anlatamamışlar!

 

Bilim veya Matematik veya Fizik dersi... Malum bu tür zor konularda hep bir klişe var: "Biz acaba bunları daha eğlenceli ve sevimli şekilde basitleştirerek anlatarak öğretebilir miyiz?. Bu videoda buna yeltenilmiş ama olmamış... 

Nedenine gelirsek, öncelikle çok hızlı bir giriş var ve "kim kimdir? Şimdi burada ne yapıyoruz?" girizgahı yok ve  soru soran kişi çok kötü diksiyona sahip, yada kayıt kötü ve sinema eleştirmeni ile konuşacak havası veriyor bizlere.

İkincisi bilim adamı olan kişi çok kötü bir üsluba sahip.. "Zaman? pis bir soru bu" bu ne demek... Daha başlar başlamaz insanı bilimden soğutuyor ve bunu söylerken sırıtıyor... Böyle bir  giriş olamaz. Tüm sevimlilik baştan bitti. Küfürde eder bu şimdi havası veriyor.

Birde galiba, "insanlar atlamadan izlesin" diye, çok hızlı bir çekim kurgusu veya montajı yapmışlar ve daha "o ne bu ne şu ne" diyemeden ordan oraya atlıyorlar durumu var.

Birde soruları cevaplayan bilim adamımız gereksiz yere çok gülümsüyor ve konuya odaklanmamızı sağlayacak vurguları bu yüzden yapamıyor, sanki ana okulu çocuklarına birşeyi anlatıyormuş gibi bir hali var. Tamam sevimli olmak güzel ama ekrana karşı bunu yapmak lazım orda olup ekranda görünmeyen insanlara karşı değil.

Arkadaşlar tamam, çok duyduk; "videoya giriş ne kadar kısa ile ve hızlı ise, o kadar çarpıcı oluyor veya insanları videoda tutuyor" ama burada konu bilim ve zor sorular.. Aceleniz ne ? Sakin olun şöyle... Birde videonun altında patreonla desteklendiği için yapılmıştır vesaire diyorsunuz. Yarış videosu mu bu? Keşke desteklemeseler de siz de yapmasanız bu videoları...

Sonuç olarak, video kanalın ismi gibi Flu olmuş ve başlığındaki gibi "olmaz böyle saçma anlatım..." dedirtiyor.

Videoyu bu sebeplerle #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.


 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

İyi Konu Eksik Anlatım ve Kötü Stille Birleşince; ABD'ye Göç?

 

ABD'ye göçmeyi öven Youtuber'lar gibi tam tersini anlatanlarda var. Akademiklink kanalının sahibi akademisyen bu kişide, bu konuda ABD'nin gerçek yüzünü anlatmaya çalışıyor. Konu gerçekten çok can alıcı çünkü; pandemiye kadar Türkiye'den yılda 300-400 bin kişi göç ediyordu ortalama ve ABD'ye gitmek isteyenler çok fazla..

Videoda ABD'ye neden göç edilmemesini sağlık ve eğitim ve yaşam yerleri üzerinden anlatıyor ki, çoğu kişi bu konuları biliyor. Ama, bu arkadaş gibi orada olan bir kişiden direkt örnekler üzerinden detaylıca duymak daha iyi; elbette sağlıklı, detaylı ve objektif bir anlatımla. 

Elde selfie aleti, kötü bir diksiyonla ve "tetkik" diyemeyen bir Türkçe ile nefes nefese ve bizim Türkçe'de tabir edilen "pis pis sırıtma" ile değil. Yürüdüğü ve kelimeleri yutarak konuştuğu için videoyu 1.25-50 hızla oynatıyormuş veya biz bir yere gidiyormuşuz gibi dinliyoruz.

Böyle kötü bir stille böyle hayati bir konuyu, üstelik bir akamisyenin bu şekilde ayaküstü anlatması pek normal ve etkileyici değil. İçerik son derece iyi seçilmiş konu olarak, ama stil çok kötü en başta. 

İçeriğe gelirsek, madem insanlara yardımcı olmak istiyorsunuz o zaman kendiniz üzerinden anlatınız. Çünkü; diğer Youtuber'lar bu konuları kendileri üzerinden anlatıyor insanları göçe yönlendirirken. Bu haliyle kendisini hiç katmaması mevzuya; "Ben yırttım iyi kötü ama size akıl vereyim" tarzında bir video olmuş. Daha oturaklı ve tutarlı içerik gerekirdi. Ayrıca Türkiye ile ilgili bir kıyas yok. Türkiye'nin son 5 yılından bahsetmemek çok büyük eksiklik.

Ayrıca küçümseyici bir dille insanlara; "keşke gelmeseler" derken "keşke gelmesek" demeyerek kendini tekrar mevzuya hiç katmaması tam bir saçmalık ve saygısızlık olmuş. O zaman "Kendisi Büyükelçi galiba veya ABD'de varsa Nato askeri üssünde asker veya MİT ajanı galiba?" diye düşünmemiz gerekir. Değil mi? 

Ayrıca bu kadar net olarak, kendisini akademisyen olsa bile mevzuya hiç katmaması, "acaba her yeni giden Türk'ü orada kendisi gibilerin imajlarını sıkıntıya sokuyor olarak görüyor " manasında mı istemiyor? Diye düşündürtüyor...

Özetle insanlara böyle faydalı olunmaz.

Bu sepeplerle, #izlenmez  #kötüstil #kötüperformans olarak etiketliyoruz.

Önerilen Kanal : Günerlerin Mutfağı

Önerilen Kanal : Myra Dental Center