Önerilen Kanal : Merdan Çelik


niyeya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
niyeya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Bu aralar, başta koca koca yüksek eğitimli  insanlar basta olmak üzere, bir cok insan ağızlarına bir sakız almışlar ve salyalar akıtarak özel üniveristelerin çokluğundan bahsedip, çeşitli şekilde hakaretler ve alay ediyorlar bu üniversitelerdeki hocalar ve öğrencilere.

Neymiş efendim, çok fazla özel üniversite açılmış ve bunlarda hiç eğitim kalitesi yokmuş.

Bu öyle bir aptallık ki, bu yeni açılan üniveristelerle beraber mevcut eski üniversitelerin kendi aralarında kısa bir sürede, 5-10 yılda büyük bir rekabete girebileceğini ve böylece ülkemizde büyük bir eğitim kalitesinin olacağını sanıyorlar muhtemelen. Böyle bir aptallık olamaz. Bu kadar kısa süre de bu mümkün mü?

Bu kafayı böylece ayırt edip ayrı bir yere koymak gerek. Çünkü bu insanlar yeni dünyanın eski dinozorları...

Bu insanlar öncelikle serbestleşmeden yani  öğrencilerin ve eğitim özgürleşmesinden rahatsızlar ve eski militarist devletçi katı ve zalim eğitim sistemi savunuyorlar bir anlamda. Çünkü kendileri bu zalim devletçi eğitimin cefasını çektiler ve herkes çeksin istiyorlar.

Bu büyük bir ahmaklık ve kıskançlık.

Öncelikle ilkesel yani demokrasi ve özgürlükler olarak bakmak gerekirse, bu insanların "eğitimin ticareti olmaz eğitim tek bir yere yani devlete bağlı olmalı ve özel üniversite olmamalı" şeklinde bakışları da son derece faşizan bir şey.

Ne yani birisinin  Edebiyat, Tarih, Otelcilik ve Gastronomi veya fen bilimlerini Fizik ve Kimyayı yüksekokul seviyesinde öğrenmek için, akıl ve bilimle daha önemlisi özgürlük ve demokrasi ile yönetilmeyen, tamamen veya kısmen mevcut iktidarın siyasi ideolojileriyle yönetilen devlet üniversitelerine mecbur olması ve devletin kurumları olan YÖK veye Milli Eğitim Bakanlığı'nda izin mi alması veya devletin üniversite sınavına tabi olması mı gerekiyor?

Böyle eski dar kafalı faşist bir bakış açısı olabilir mi şu çağda?

Size ne bundan hem, birileri devletin koyduğu sınavda ilk 100 -200 bin artık devlet üniveritesi kontenjanına giremiyor diye parasını vererek  istediği eğitimi özel üniversitelerden alamaz mı?

Neymiş efendim, dünyada en gelişmiş ülkelerde yeni ve özel üniversite açılmazmış.

Hani Covid başladığında kapanmaya gerek yok, "sürü bağışıklığı" diyen İngiltere eğitimi mi çok ileri. Eğer ileri ise neden bir pandemide bir aşı konusunda zortladılar tüm batı olarak.

Demek ki, mevcut eğitim düzeni de gelişmiş değil tüm dünyada.

Bu kafa işte maalesef dünyayı ve hayatı anlamıyor mahvediyor. Çünkü istiyorlarki biz akademisyenler azınlık elit toplum üstü bir sınıf olalım ve herkes bizim ağzımıza baksın.

Zamanı geri sarsak ve 100 yıl geri gidip tüm batı ve tüm dünyada eğitimi ideolojilerle yönetilen faşist devlet kafalarından kurtarıp serbestleştirseydik bugün dünya muhtemelen çok daha farklı ve gelişmiş adil bir yerde olurdu.

Çünkü üniversiteler devlet veya özel olsun, hiçbirisi sadece eğitim yeri değildir; aynı zamanda oinsanların sosyal ve bilişsel gelişim ve hayat tarzını ifade etme ve demokrasi ve medeni bir yaşam için birer referans ve gelişim noktasıdır.

Neymiş efendim, bu özel üniversiteler belli cemaatlar ve tarikatlara yakın olan sermayeler ve ideolojilerde olan insanlarınmış ve tehlikeliymiş.

Olsun arkadaş o da olsun. Her telden ideolojiden üniveristeler olsun ki insanlar seçsin ve bunlar aralarında bir rekabet etsin ve eğitim kadar başka konularda fikirler üretilsin ve bir sinerji veya fikir çatışması yarışı olsun.

İçerik Sponsoru : https://www.xseyler.com/2022/09/yeni-kurulan-ozel-universitelere-hakaret-etme-hocalarini-ogrencilerini-asagilama-fasistligi..html

Özel Üniversitelere Sövmek Moda Oldu! Üstelik Akademisyenler Tarafından


Bu aralar, başta koca koca yüksek eğitimli  insanlar basta olmak üzere, bir cok insan ağızlarına bir sakız almışlar ve salyalar akıtarak özel üniveristelerin çokluğundan bahsedip, çeşitli şekilde hakaretler ve alay ediyorlar bu üniversitelerdeki hocalar ve öğrencilere.

Neymiş efendim, çok fazla özel üniversite açılmış ve bunlarda hiç eğitim kalitesi yokmuş.

Bu öyle bir aptallık ki, bu yeni açılan üniveristelerle beraber mevcut eski üniversitelerin kendi aralarında kısa bir sürede, 5-10 yılda büyük bir rekabete girebileceğini ve böylece ülkemizde büyük bir eğitim kalitesinin olacağını sanıyorlar muhtemelen. Böyle bir aptallık olamaz. Bu kadar kısa süre de bu mümkün mü?

Bu kafayı böylece ayırt edip ayrı bir yere koymak gerek. Çünkü bu insanlar yeni dünyanın eski dinozorları...

Bu insanlar öncelikle serbestleşmeden yani  öğrencilerin ve eğitim özgürleşmesinden rahatsızlar ve eski militarist devletçi katı ve zalim eğitim sistemi savunuyorlar bir anlamda. Çünkü kendileri bu zalim devletçi eğitimin cefasını çektiler ve herkes çeksin istiyorlar.

Bu büyük bir ahmaklık ve kıskançlık.

Öncelikle ilkesel yani demokrasi ve özgürlükler olarak bakmak gerekirse, bu insanların "eğitimin ticareti olmaz eğitim tek bir yere yani devlete bağlı olmalı ve özel üniversite olmamalı" şeklinde bakışları da son derece faşizan bir şey.

Ne yani birisinin  Edebiyat, Tarih, Otelcilik ve Gastronomi veya fen bilimlerini Fizik ve Kimyayı yüksekokul seviyesinde öğrenmek için, akıl ve bilimle daha önemlisi özgürlük ve demokrasi ile yönetilmeyen, tamamen veya kısmen mevcut iktidarın siyasi ideolojileriyle yönetilen devlet üniversitelerine mecbur olması ve devletin kurumları olan YÖK veye Milli Eğitim Bakanlığı'nda izin mi alması veya devletin üniversite sınavına tabi olması mı gerekiyor?

Böyle eski dar kafalı faşist bir bakış açısı olabilir mi şu çağda?

Size ne bundan hem, birileri devletin koyduğu sınavda ilk 100 -200 bin artık devlet üniveritesi kontenjanına giremiyor diye parasını vererek  istediği eğitimi özel üniversitelerden alamaz mı?

Neymiş efendim, dünyada en gelişmiş ülkelerde yeni ve özel üniversite açılmazmış.

Hani Covid başladığında kapanmaya gerek yok, "sürü bağışıklığı" diyen İngiltere eğitimi mi çok ileri. Eğer ileri ise neden bir pandemide bir aşı konusunda zortladılar tüm batı olarak.

Demek ki, mevcut eğitim düzeni de gelişmiş değil tüm dünyada.

Bu kafa işte maalesef dünyayı ve hayatı anlamıyor mahvediyor. Çünkü istiyorlarki biz akademisyenler azınlık elit toplum üstü bir sınıf olalım ve herkes bizim ağzımıza baksın.

Zamanı geri sarsak ve 100 yıl geri gidip tüm batı ve tüm dünyada eğitimi ideolojilerle yönetilen faşist devlet kafalarından kurtarıp serbestleştirseydik bugün dünya muhtemelen çok daha farklı ve gelişmiş adil bir yerde olurdu.

Çünkü üniversiteler devlet veya özel olsun, hiçbirisi sadece eğitim yeri değildir; aynı zamanda oinsanların sosyal ve bilişsel gelişim ve hayat tarzını ifade etme ve demokrasi ve medeni bir yaşam için birer referans ve gelişim noktasıdır.

Neymiş efendim, bu özel üniversiteler belli cemaatlar ve tarikatlara yakın olan sermayeler ve ideolojilerde olan insanlarınmış ve tehlikeliymiş.

Olsun arkadaş o da olsun. Her telden ideolojiden üniveristeler olsun ki insanlar seçsin ve bunlar aralarında bir rekabet etsin ve eğitim kadar başka konularda fikirler üretilsin ve bir sinerji veya fikir çatışması yarışı olsun.

İçerik Sponsoru : https://www.xseyler.com/2022/09/yeni-kurulan-ozel-universitelere-hakaret-etme-hocalarini-ogrencilerini-asagilama-fasistligi..html


Küfür ve mizah elbette içiçedir ama dozu, yeri ve şekli önemli. 

YouTube kanallarında şu aralar artan bir küfürlü diyaloglar söz konusu... 

Ve konuşan herkes sanki en samimi ortamında evinde eşi veya arkadaşı ile veya sanki futbol tribünündeymiş gibi davranıyor ve işin kötüsü böyle konuşmazsa anlaşılmayacağını ve dikkat çekmeyeceğini düşünüyor gibiler..

Bu öncelikle sanıldığı gibi dikkat çeken, normal ve nitelikli veya çok izlenirliğe etki eden bir şey değil. Kısaltılmışını söyleyelim mesela amk. gerçi bunun sözlü olarak yaptıkları için kısa halini de kullanmıyorlar direk uzun uzun kullanıyorlar.

Netflix vb. online film kanallarının da etkisiyle artık böyle konuşmazsan, o zaman bu işi cesurca ve özgür yapamıyorsun boyutuna geldi. 

İşin kötüsü buna alet olan kadınlarda oluyor. Evet bu küfürlerin çoğu ve hepsi eril küfürler... "Hay içine s..çayım" vesaire şeklinde çeşitlemelerde yok, cinsiyetsiz küfürlerde de değil, direk kadına yapılan cinsel küfürler üzerinden dönüyor her şey.

Bu kanalda da bu videoda göreceğiniz üzere artık bu sistemli bir hale getirilmiş ve bu eril küfürler yetmemiş gibi şaka ve soruya vesaire dönüşmüş durumda. 

Yapmayın gençler hele he 20'yi 25-30 aşmış koca adamlar yapmayın. 

Tamam, Cem Yılmaz buna otorite olarak fetva verdi diye sizler bunu sürekli yapmak zorunda değilsiniz! Kaldı ki, onun yaptığı bir film ve konseptinde o karakterler o küfürlü tarzı benimseyen tipler. Sizin süreki ehr youtube videosunda sosyal ve bireysel hayatta kabul görmeyen bu çirkin dili insanlara sürekli sunmanız gerekmiyor.

Bu sizi daha komik daha cesur veya ankaşılır yapmıyor. Eril küfürler sizi sadece barzo ve medeni olmayan insanlar yapıyor en basit tabiriyle... Dahası sizi eril bir faşist yapıyor. Eril faşist nedir mi ? Boşver... Boşver me.. Öğren.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans #kötüstil ve #niyeyadedirtenler olarak etiketliyoruz.

Eril Faşistler Sizi! Yapmayın Şunu Artık.


Küfür ve mizah elbette içiçedir ama dozu, yeri ve şekli önemli. 

YouTube kanallarında şu aralar artan bir küfürlü diyaloglar söz konusu... 

Ve konuşan herkes sanki en samimi ortamında evinde eşi veya arkadaşı ile veya sanki futbol tribünündeymiş gibi davranıyor ve işin kötüsü böyle konuşmazsa anlaşılmayacağını ve dikkat çekmeyeceğini düşünüyor gibiler..

Bu öncelikle sanıldığı gibi dikkat çeken, normal ve nitelikli veya çok izlenirliğe etki eden bir şey değil. Kısaltılmışını söyleyelim mesela amk. gerçi bunun sözlü olarak yaptıkları için kısa halini de kullanmıyorlar direk uzun uzun kullanıyorlar.

Netflix vb. online film kanallarının da etkisiyle artık böyle konuşmazsan, o zaman bu işi cesurca ve özgür yapamıyorsun boyutuna geldi. 

İşin kötüsü buna alet olan kadınlarda oluyor. Evet bu küfürlerin çoğu ve hepsi eril küfürler... "Hay içine s..çayım" vesaire şeklinde çeşitlemelerde yok, cinsiyetsiz küfürlerde de değil, direk kadına yapılan cinsel küfürler üzerinden dönüyor her şey.

Bu kanalda da bu videoda göreceğiniz üzere artık bu sistemli bir hale getirilmiş ve bu eril küfürler yetmemiş gibi şaka ve soruya vesaire dönüşmüş durumda. 

Yapmayın gençler hele he 20'yi 25-30 aşmış koca adamlar yapmayın. 

Tamam, Cem Yılmaz buna otorite olarak fetva verdi diye sizler bunu sürekli yapmak zorunda değilsiniz! Kaldı ki, onun yaptığı bir film ve konseptinde o karakterler o küfürlü tarzı benimseyen tipler. Sizin süreki ehr youtube videosunda sosyal ve bireysel hayatta kabul görmeyen bu çirkin dili insanlara sürekli sunmanız gerekmiyor.

Bu sizi daha komik daha cesur veya ankaşılır yapmıyor. Eril küfürler sizi sadece barzo ve medeni olmayan insanlar yapıyor en basit tabiriyle... Dahası sizi eril bir faşist yapıyor. Eril faşist nedir mi ? Boşver... Boşver me.. Öğren.

Videoyu #izlenmez #kötüperformans #kötüstil ve #niyeyadedirtenler olarak etiketliyoruz.


Tiyatrocu da olsan müzisyende siyasetçi de fark etmiyor, bu ülkede her seviyeden herkes zırvalamada sınır tanımıyor ve bunu yaparken de sonuçlarının nereye varacağını düşünmeden yapıyorlar.

Erdem BAŞ'ın çoğumuz ismini bile bilmiyoruz, sadece tv'den tanıyoruz sima ve oyuncu olarak ama, kalkıp çocukça bir şey yapıyor ve ABD'ye taşınırken "yok ülke bir oyuncu kaybetti vs..." vs diye videolar atıyor sonra bu videosundan sonra linç yiyince bunun şaka amaçlı yapıldığını söylüyor...

Madem şaka yapıyorsun ve sen ülkedeki insanların ne tür psikolojide olduğunu bir tiyatrocu olarak çok çok iyi biliyorsun, o zaman neden bu şekilde davranıyorsun ve şakanı hemen aynı video da açıklamıyorsun?

Demek ki yalan konuşuyorsun; şaka yapmıyordun ve gerçekten giderken bir şekilde bir yerlere laf vurma veya bir tür küstahlık ve hava atma derdindeydin...

Ayrıca sen tiyatro ve oyunculuğu üst seviye de yapan biri olarak topluma daha zekice ve faydalı mesajlar verebilirsin giderken.

Neden bunu yapmak yerine bayat bir sosyal medya giderini tekrar etmeye tenezzül ediyorsun ve ediyorsan da hemen ardından bir açıklama getirmiyor ve linç yiyorsun.

#niyeyadedirten etiketini hak ediyorsunuz Erdem bey,



Yurtdışına Giden Giderken Dönüp Bize Zırvalıyor!


Tiyatrocu da olsan müzisyende siyasetçi de fark etmiyor, bu ülkede her seviyeden herkes zırvalamada sınır tanımıyor ve bunu yaparken de sonuçlarının nereye varacağını düşünmeden yapıyorlar.

Erdem BAŞ'ın çoğumuz ismini bile bilmiyoruz, sadece tv'den tanıyoruz sima ve oyuncu olarak ama, kalkıp çocukça bir şey yapıyor ve ABD'ye taşınırken "yok ülke bir oyuncu kaybetti vs..." vs diye videolar atıyor sonra bu videosundan sonra linç yiyince bunun şaka amaçlı yapıldığını söylüyor...

Madem şaka yapıyorsun ve sen ülkedeki insanların ne tür psikolojide olduğunu bir tiyatrocu olarak çok çok iyi biliyorsun, o zaman neden bu şekilde davranıyorsun ve şakanı hemen aynı video da açıklamıyorsun?

Demek ki yalan konuşuyorsun; şaka yapmıyordun ve gerçekten giderken bir şekilde bir yerlere laf vurma veya bir tür küstahlık ve hava atma derdindeydin...

Ayrıca sen tiyatro ve oyunculuğu üst seviye de yapan biri olarak topluma daha zekice ve faydalı mesajlar verebilirsin giderken.

Neden bunu yapmak yerine bayat bir sosyal medya giderini tekrar etmeye tenezzül ediyorsun ve ediyorsan da hemen ardından bir açıklama getirmiyor ve linç yiyorsun.

#niyeyadedirten etiketini hak ediyorsunuz Erdem bey,




Ülkemiz çok acayip yer havasından mı suyundanmıdır bilinmez, ama en akıllı ve duyarlı sandığınız insanların bile çok geçmeden çok açık şekilde kendisine gösterilen ilgiyi istismar ettiğini, zırvaladığı veya sapıttığını görebiliyor ve şok oluyorsunuz....

Bunun en son örneği Özgür Demirtaş...

Daha düne politik apolitik bir çok insanın ilgisini çeken bir isim olarak ilgiyle izlediğimiz ve fikirlerine değer verdiğimiz bir isimdi. Çünkü yıllarca ülkemizde ekonomist denilince aynı bakan vekil gibi soğuk ve halka tepeden bakan küstah insanlar gördük.

Hatta bunun en son örnekleri NTV'de idi 2-3 tane yaşlı kravatlı papyonlu amcalar haftada bir kez bir araya gelir, üst perdeden halk sürünürken kahkaha atarak ekonomi konuşurlardı bizde izlerdik. Tabi böyle sosyal medyada halka içli dışlı olan olan sıkı muhalefet yapan bir ekonomist çıkınca ilgi çekti.

Ama ne olduysa kendisi de kaybetti ve birden ergen Youtuberlar gibi davranmaya başladı.

Meğer o da başka türlü ilgi manyağıymış... 

Ukrayna Rusya savaşının daha 2-3. günü twitterdan duyur yaptı ve daha önce bilmeme 20000 kişi dinledi gelin bu sefer rekor kıralım dedi ve kırdı da ve sonra bunu pazarlamaya başladı dünya rekoru diye.

Bir ara "bende dinleyeyim acaba ne diyor" diye baktım, ilk izlenimim  uzaktan derinden gelen korkmuş ve üzülmüş bir Adile Naşit sesi gibi ciyak ciyak bir tonla bir şekilde bir şeyler anlatıyordu...

İnsanın şunu diyesi geliyor : "Rekorun batsın arkadaş ya bi dur!" 

3. dünya savaşının nükleer savaşın konuşulduğu şu dünyada ergen youtuber gibi kendine rekor ve etkileşim kasıyorsunuz ya,  sanki ülkeye ve dünyaya bir katkınız olmuşcasına... Utanın ya koskoca profesor olmuşsunuz.

İşin kötü yanı, kimse de bunlar olurken Twitter'da "hoca dur ya kişisel prim kasma zamanı değil şimdi dünya yanıyor" da demiyor ve bu istismara yem oluyor.

Anlaşılan o ki, iktidar yanlısı troller kendisini çok kızdırmış.  Ama onlara ergen Youtuber hareketleri ile rekor kırma denemeleri ile cevap vermek niye?

Videoyu ve kanal sahibini bu egosantrik hallerinden dolayı izlenmez olarak etiketliyoruz.

Boş İşler Rekortmeni Özgür Demirtaş


Ülkemiz çok acayip yer havasından mı suyundanmıdır bilinmez, ama en akıllı ve duyarlı sandığınız insanların bile çok geçmeden çok açık şekilde kendisine gösterilen ilgiyi istismar ettiğini, zırvaladığı veya sapıttığını görebiliyor ve şok oluyorsunuz....

Bunun en son örneği Özgür Demirtaş...

Daha düne politik apolitik bir çok insanın ilgisini çeken bir isim olarak ilgiyle izlediğimiz ve fikirlerine değer verdiğimiz bir isimdi. Çünkü yıllarca ülkemizde ekonomist denilince aynı bakan vekil gibi soğuk ve halka tepeden bakan küstah insanlar gördük.

Hatta bunun en son örnekleri NTV'de idi 2-3 tane yaşlı kravatlı papyonlu amcalar haftada bir kez bir araya gelir, üst perdeden halk sürünürken kahkaha atarak ekonomi konuşurlardı bizde izlerdik. Tabi böyle sosyal medyada halka içli dışlı olan olan sıkı muhalefet yapan bir ekonomist çıkınca ilgi çekti.

Ama ne olduysa kendisi de kaybetti ve birden ergen Youtuberlar gibi davranmaya başladı.

Meğer o da başka türlü ilgi manyağıymış... 

Ukrayna Rusya savaşının daha 2-3. günü twitterdan duyur yaptı ve daha önce bilmeme 20000 kişi dinledi gelin bu sefer rekor kıralım dedi ve kırdı da ve sonra bunu pazarlamaya başladı dünya rekoru diye.

Bir ara "bende dinleyeyim acaba ne diyor" diye baktım, ilk izlenimim  uzaktan derinden gelen korkmuş ve üzülmüş bir Adile Naşit sesi gibi ciyak ciyak bir tonla bir şekilde bir şeyler anlatıyordu...

İnsanın şunu diyesi geliyor : "Rekorun batsın arkadaş ya bi dur!" 

3. dünya savaşının nükleer savaşın konuşulduğu şu dünyada ergen youtuber gibi kendine rekor ve etkileşim kasıyorsunuz ya,  sanki ülkeye ve dünyaya bir katkınız olmuşcasına... Utanın ya koskoca profesor olmuşsunuz.

İşin kötü yanı, kimse de bunlar olurken Twitter'da "hoca dur ya kişisel prim kasma zamanı değil şimdi dünya yanıyor" da demiyor ve bu istismara yem oluyor.

Anlaşılan o ki, iktidar yanlısı troller kendisini çok kızdırmış.  Ama onlara ergen Youtuber hareketleri ile rekor kırma denemeleri ile cevap vermek niye?

Videoyu ve kanal sahibini bu egosantrik hallerinden dolayı izlenmez olarak etiketliyoruz.


Onur Anıtı Saldırısı Hakkında

Videoda Youtuber arkadaş Samsun'da malum Onur Anıtı'na yapılan saldırı olayını ele alıyor ve bu olaydan sonra insanların anıtın etrafını çevreleyip etrafında dönerek korumasını putlaştırma olarak görüyor, ama bu anlatırken de ciddi ciddi saçmalıyor.

Genç Youtuber kendince farklı ve idealist bakmaya çalışmış olaya ama maalesef yapamamış

Enes kardeş, orada neden dönüyorlar bunu gerçekten anlayamıyor musun?

Anlaman için kısaca, elbette koruma amaçlı yapılıyor; "bakın biz onu ve temsil ettiği değerleri bir anıt bile olsa gerekirse etrafında çember oluşturup koruruz, nöbette tutarız gerekirse ve siz artık ona bir şey yapamazsınız" mesajı veriliyor.

Anlamadığın şu ki, çünkü o anıtı yıkmak isteyenler de bir mesaj vermek istiyorlar!

Kaldı ki bu tür bir koruma yöntemini basit bir çizgi film, film izleyenler bile bilir... 

Birisinin veya bir eşyanın etrafını; bu hayvanda olabilir insan da çember şeklinde çevirirsen veya etrafında çember şeklinde dönersen bu koruma anlamı taşır... 

Bunu "Kabe" ile karıştırman senin değerleri koruma konusundaki rahatlığının ve hatta içinin fesatlığını gösterir.

Şöyle ki, nasıl ki biri adalet heykeline saldırınca adalete/hukuka saldırmış sayarsak burada da Atatürk heykeline saldırı da bu ülkenin bağımsızlığına, cumhuriyete, kurtuluşuna yani halkın kendini kendini demokrasi ve hukuk ile yönetmesine saldırıdır ve saldıranlar da ideoloji olarak biz biliyoruz ki ya din devleti/halifelik ve tek adam yönetimi istedikleri için bunu yapıyorlar ya da bildiğiniz bölücü terör örgütleridir pkklılardır bunu yapacak olanlar.

Başka kim böyle nankörce ve haince saldırır kurtarıcı ve kurucu bir liderinin vatan için mücadelesini temsil eden bir anıta?

Onurlu şerefli bir insanın "Onur Anıtı"na saldırması mümkün değildir.

Yani Atatürk'e ait heykellere saldıranlar daha ileri demokrasi istedikleri için saldırmıyorlar.

Ve unutmayın ki, anıtlar ve heykeller olmasa da olur türden sadece basit birer sembol değildirler; adeta birer kaledirler ve mevcut olan kazanılan değerleri ve verilen mücadeleleri temsil ederler..

Örneğin Irak'ta Saddam heykeli yıkılınca Saddam'da devrildi demekti ve öyle oldu. 

Böyle vahim ve önemli bir konuyu bu şekilde çarpıtman ancak senin kazanılan değerlere emek vermekten kaçan rahatlığına ve bu değerleri yok etmek isteyen içimizdeki yobazlığa ve zafer kazandığımız düşmanlara hizmet eder.

Elbette Atatürk'ün putlaştırılması dediğin eleştirini başka bir şekilde, bu sıcak konudan bağımsız olarak ele alabirdin.

Bunu neden böyle güncel sıcak bir saldırı üzerinden ele alıyorsun?

Video #niyeya dedirtenler ve #kötüperformans etiketini hak ediyor

Z Kuşağının Saçmalaması da Bir Başka Oluyor!


Onur Anıtı Saldırısı Hakkında

Videoda Youtuber arkadaş Samsun'da malum Onur Anıtı'na yapılan saldırı olayını ele alıyor ve bu olaydan sonra insanların anıtın etrafını çevreleyip etrafında dönerek korumasını putlaştırma olarak görüyor, ama bu anlatırken de ciddi ciddi saçmalıyor.

Genç Youtuber kendince farklı ve idealist bakmaya çalışmış olaya ama maalesef yapamamış

Enes kardeş, orada neden dönüyorlar bunu gerçekten anlayamıyor musun?

Anlaman için kısaca, elbette koruma amaçlı yapılıyor; "bakın biz onu ve temsil ettiği değerleri bir anıt bile olsa gerekirse etrafında çember oluşturup koruruz, nöbette tutarız gerekirse ve siz artık ona bir şey yapamazsınız" mesajı veriliyor.

Anlamadığın şu ki, çünkü o anıtı yıkmak isteyenler de bir mesaj vermek istiyorlar!

Kaldı ki bu tür bir koruma yöntemini basit bir çizgi film, film izleyenler bile bilir... 

Birisinin veya bir eşyanın etrafını; bu hayvanda olabilir insan da çember şeklinde çevirirsen veya etrafında çember şeklinde dönersen bu koruma anlamı taşır... 

Bunu "Kabe" ile karıştırman senin değerleri koruma konusundaki rahatlığının ve hatta içinin fesatlığını gösterir.

Şöyle ki, nasıl ki biri adalet heykeline saldırınca adalete/hukuka saldırmış sayarsak burada da Atatürk heykeline saldırı da bu ülkenin bağımsızlığına, cumhuriyete, kurtuluşuna yani halkın kendini kendini demokrasi ve hukuk ile yönetmesine saldırıdır ve saldıranlar da ideoloji olarak biz biliyoruz ki ya din devleti/halifelik ve tek adam yönetimi istedikleri için bunu yapıyorlar ya da bildiğiniz bölücü terör örgütleridir pkklılardır bunu yapacak olanlar.

Başka kim böyle nankörce ve haince saldırır kurtarıcı ve kurucu bir liderinin vatan için mücadelesini temsil eden bir anıta?

Onurlu şerefli bir insanın "Onur Anıtı"na saldırması mümkün değildir.

Yani Atatürk'e ait heykellere saldıranlar daha ileri demokrasi istedikleri için saldırmıyorlar.

Ve unutmayın ki, anıtlar ve heykeller olmasa da olur türden sadece basit birer sembol değildirler; adeta birer kaledirler ve mevcut olan kazanılan değerleri ve verilen mücadeleleri temsil ederler..

Örneğin Irak'ta Saddam heykeli yıkılınca Saddam'da devrildi demekti ve öyle oldu. 

Böyle vahim ve önemli bir konuyu bu şekilde çarpıtman ancak senin kazanılan değerlere emek vermekten kaçan rahatlığına ve bu değerleri yok etmek isteyen içimizdeki yobazlığa ve zafer kazandığımız düşmanlara hizmet eder.

Elbette Atatürk'ün putlaştırılması dediğin eleştirini başka bir şekilde, bu sıcak konudan bağımsız olarak ele alabirdin.

Bunu neden böyle güncel sıcak bir saldırı üzerinden ele alıyorsun?

Video #niyeya dedirtenler ve #kötüperformans etiketini hak ediyor


Yazık!


Daha önce bunda benzer bir video analiz etmiştik. O video da Tepkikolik kanal yapılacak bir şey kalmamış gibi "Seri Katillerin Son Yemeklerini Denedik" adlı zırva düzeyde ve duyarsız vicdansız bir video çekmişlerdi. Onu ayrıca burdan tıklayıp okursunuz.

Bu videonun da ondan eksik kalır yanı yok açıkcası

Şimdi diyeceksiniz "ne var abi bunda ya, sende mandıra filozof gibi her şeye karşısın ne güzel işte hapishane yemekleri deniyorlar yiyorlar işte!"

Empati duygusu olmayınca öyle düşünebiliyorsunuz işte.

Arkadaşım, güzel kardeşim iyi dinle bak, biraz belki o güzel eğlenceli beynine oksijen gitmesine vesile oluruz aydınlanırsın ve empati nedir öğrenirsin.

Öncelikle hapishane, seri katil, suçlu, suç vs. bunlar eğlencelik şeyler ve yerler değiller. 

Bu tür şeyler bunların içinde olan insanlar için mağduriyet, dram, suç, pişmanlık, hayatın kararması gibi çok acı veya kötülük barındırır ve bunları kendine merak konusu yapıp süslenip püslenip şirinlikler yaparak "evet arkadaş bugünkü konumuzda hapisanelerdeki yemekleri deniyoruz" "hoyda haydi hadi bakalım ne çıktı ahahahhaha" diye kendi kanalınıza kendi eğlencenize alet edemezsiniz.

Ederseniz başkaları için dram veya mağduriyet içeren şeyler size eğlence olur.

Düşünün mesela annen, baban, kardeşin işkence yapılarak tecavüz edilerek öldürülmüş ve sen bu videoya denk geliyorsunuz.

Ne düşünürsün "zıkkım yesin orrospu çocuğu dersin değil mi o annenin babanın kardeşinin katiline"

Peki bunu neden ona dedirtiyorsunuz, neden insanların yarasını izlenme uğruna deşiyorsunuz?

Anladın mı şimdi?

Neymiş? Hapishane, hapise düşmek, suç ve suçlular eğlence konusu olamaz! İlke ve ahlak bunu söyler.

Çünkü bu tür şeyler, içinde acı ve dram barındır bazı insanlar için; hem suçu işleyenler hemde suça maruz kalanlar açısından.

Bu yüzden bu tür videolar zırvalıktır ve izlemeyin bu tür videoları yapacak gözünü izlenme ve para bürümüş düşüncesiz kanalların sahiplerini ve başka içeriklerini de izlemeyin ve abone olmayın.

Azıcık düşünceli ve duyarlı olun ölmezsiniz.

Video ve kanal #izlenmez ve #niyeyadedirtenler listemizi boyluyor.



Hapishanelerdeki Hayatlardan Dramlardan/Suçlardan Bile Kendine Eğlence Çıkaran Youtuberlar!


Yazık!


Daha önce bunda benzer bir video analiz etmiştik. O video da Tepkikolik kanal yapılacak bir şey kalmamış gibi "Seri Katillerin Son Yemeklerini Denedik" adlı zırva düzeyde ve duyarsız vicdansız bir video çekmişlerdi. Onu ayrıca burdan tıklayıp okursunuz.

Bu videonun da ondan eksik kalır yanı yok açıkcası

Şimdi diyeceksiniz "ne var abi bunda ya, sende mandıra filozof gibi her şeye karşısın ne güzel işte hapishane yemekleri deniyorlar yiyorlar işte!"

Empati duygusu olmayınca öyle düşünebiliyorsunuz işte.

Arkadaşım, güzel kardeşim iyi dinle bak, biraz belki o güzel eğlenceli beynine oksijen gitmesine vesile oluruz aydınlanırsın ve empati nedir öğrenirsin.

Öncelikle hapishane, seri katil, suçlu, suç vs. bunlar eğlencelik şeyler ve yerler değiller. 

Bu tür şeyler bunların içinde olan insanlar için mağduriyet, dram, suç, pişmanlık, hayatın kararması gibi çok acı veya kötülük barındırır ve bunları kendine merak konusu yapıp süslenip püslenip şirinlikler yaparak "evet arkadaş bugünkü konumuzda hapisanelerdeki yemekleri deniyoruz" "hoyda haydi hadi bakalım ne çıktı ahahahhaha" diye kendi kanalınıza kendi eğlencenize alet edemezsiniz.

Ederseniz başkaları için dram veya mağduriyet içeren şeyler size eğlence olur.

Düşünün mesela annen, baban, kardeşin işkence yapılarak tecavüz edilerek öldürülmüş ve sen bu videoya denk geliyorsunuz.

Ne düşünürsün "zıkkım yesin orrospu çocuğu dersin değil mi o annenin babanın kardeşinin katiline"

Peki bunu neden ona dedirtiyorsunuz, neden insanların yarasını izlenme uğruna deşiyorsunuz?

Anladın mı şimdi?

Neymiş? Hapishane, hapise düşmek, suç ve suçlular eğlence konusu olamaz! İlke ve ahlak bunu söyler.

Çünkü bu tür şeyler, içinde acı ve dram barındır bazı insanlar için; hem suçu işleyenler hemde suça maruz kalanlar açısından.

Bu yüzden bu tür videolar zırvalıktır ve izlemeyin bu tür videoları yapacak gözünü izlenme ve para bürümüş düşüncesiz kanalların sahiplerini ve başka içeriklerini de izlemeyin ve abone olmayın.

Azıcık düşünceli ve duyarlı olun ölmezsiniz.

Video ve kanal #izlenmez ve #niyeyadedirtenler listemizi boyluyor.




Yeni neslin eğlence anlayışı 90'lar ve 2000'lerin başında tv programlarındaki uç şeylere bile rahmet okutuyor.

Şu videoyu, şu oyunu yapmak gerçekten akıl ve hatta kanun dışı sayılmalı.

Saçmalığı; bir oyunun içine adaletin simgelerinden olan yargıç kıyafetlerini bu şekilde karıştırması da değil sadece, asıl saçmalık yarışma için kurulan basit düzenekteki hayati riskler. 

Alper Rende adlı Youtuber 3 tane Youtuber kadını almış dizmiş önüne "en büyük kanal benim oyunu da ben belirlerim işinize gelirse..." havasında saçma sapan bir yarışma yapıyor.

Allah muhafaza yanlış bir düşme sonucu omurlik, kafa ve boyun büyük zarar görebilir.

Kendi çapında küçük bir yapım olarak basit bir düzenek hazırlanmış, sandalyeye oturan yarışmacılardan yarışmayı kaybeden sırt üstü şişme havuza düşecek son ipi kesildiğinde.

Bunun kadınları para karşılığı falakaya yatıran o malum kişiden farkı nedir?

Harbiden yeni nesilin hayal dünyası da çok geniş. Nereden bulurlar böyle saçmalıkları anlamak zor.

Biyografisine bakıyoruz Alper Rende'nin; yazılım okuyormuş. 

Böyle saçma ve anlamsız bir algoritma(düzenek) olamaz herhalde..

Şu zırvalıkları çocukların izlemesi zaten büyük bir yıkım onların zihinleri için.

Bir yargıç insanların hayatini riske atan bir oyun oynuyor. Nerden baksanız ucube.

Oyunda kullanılan kavramlara mı dersiniz ve oyun taşıdığı hayati risklere mi? 

Hepsi tamamen zırvalamanın en üst seviyesi.

Öncelikle o yargıç hakim kıyafeti bu mesleklere hakaret sayılmalı ve dava açılmalı bu arkadaşa Adalet Bakanlığı tarafından.

Yargıçlar insanların hayatını riske atan böyle saçma sapan oyunlar oynamaz ve keyfi kararlar vermezler, kanunlara bağlıdırlar.

Ayrıca oyunda hayatları riske edilen tüm yarışmacıların hepsinin kadın olması ayrı bir eril faşizm konusu.

Cimer'e şikayet edilecekse böyle şeyleri edin.

Videonun kapağı başlı başına bir su.

Yargıç kıyafetli biri, bir insanın ipine keserek kayalıklardan aşağı atıyor.

Evet, Youtuber demek; sınırsız saçmalayan insan demektir çoğu zaman biliyoruz ama bu kadar değil.

Video ve kanalı bu sorumsuz ve saçma yapım anlayışı yüzünden #izlenmez #niyeyadedirten olarak etiketliyoruz.



Böyle Saçma Şeyleri İzlemeyin İzlettirmeyin, Şikayet Edin!


Yeni neslin eğlence anlayışı 90'lar ve 2000'lerin başında tv programlarındaki uç şeylere bile rahmet okutuyor.

Şu videoyu, şu oyunu yapmak gerçekten akıl ve hatta kanun dışı sayılmalı.

Saçmalığı; bir oyunun içine adaletin simgelerinden olan yargıç kıyafetlerini bu şekilde karıştırması da değil sadece, asıl saçmalık yarışma için kurulan basit düzenekteki hayati riskler. 

Alper Rende adlı Youtuber 3 tane Youtuber kadını almış dizmiş önüne "en büyük kanal benim oyunu da ben belirlerim işinize gelirse..." havasında saçma sapan bir yarışma yapıyor.

Allah muhafaza yanlış bir düşme sonucu omurlik, kafa ve boyun büyük zarar görebilir.

Kendi çapında küçük bir yapım olarak basit bir düzenek hazırlanmış, sandalyeye oturan yarışmacılardan yarışmayı kaybeden sırt üstü şişme havuza düşecek son ipi kesildiğinde.

Bunun kadınları para karşılığı falakaya yatıran o malum kişiden farkı nedir?

Harbiden yeni nesilin hayal dünyası da çok geniş. Nereden bulurlar böyle saçmalıkları anlamak zor.

Biyografisine bakıyoruz Alper Rende'nin; yazılım okuyormuş. 

Böyle saçma ve anlamsız bir algoritma(düzenek) olamaz herhalde..

Şu zırvalıkları çocukların izlemesi zaten büyük bir yıkım onların zihinleri için.

Bir yargıç insanların hayatini riske atan bir oyun oynuyor. Nerden baksanız ucube.

Oyunda kullanılan kavramlara mı dersiniz ve oyun taşıdığı hayati risklere mi? 

Hepsi tamamen zırvalamanın en üst seviyesi.

Öncelikle o yargıç hakim kıyafeti bu mesleklere hakaret sayılmalı ve dava açılmalı bu arkadaşa Adalet Bakanlığı tarafından.

Yargıçlar insanların hayatını riske atan böyle saçma sapan oyunlar oynamaz ve keyfi kararlar vermezler, kanunlara bağlıdırlar.

Ayrıca oyunda hayatları riske edilen tüm yarışmacıların hepsinin kadın olması ayrı bir eril faşizm konusu.

Cimer'e şikayet edilecekse böyle şeyleri edin.

Videonun kapağı başlı başına bir su.

Yargıç kıyafetli biri, bir insanın ipine keserek kayalıklardan aşağı atıyor.

Evet, Youtuber demek; sınırsız saçmalayan insan demektir çoğu zaman biliyoruz ama bu kadar değil.

Video ve kanalı bu sorumsuz ve saçma yapım anlayışı yüzünden #izlenmez #niyeyadedirten olarak etiketliyoruz.



Mizah güzel elbette gülmeden yaşanmıyor hele hele böyle bir survivor yaşam şartları olan bir ülkede ilaç gibi geliyor.

Pandemide hergün 150-200 kişi ölürken hala insanların kafelerde toplanaması gibi böyle 100 metre kare yerlerde bir araya gelip "he he he ehehe eheheheeğğğ" diye ortalama ve kaba esprilere gülmesi çok tuhaf ve sağlıklı akıllı insanların yapmaması gereken bir şey. 

İnsanların bu kadar düşüncesiz olması çok kötü.

Sonra çıkıp sokaklarda bu insanlar başka yerlerde insanlara duyar kasıyorlardır çevre ve kamu güvenliği ve sağlığı gibi konularda

Ha şunu da diyebilirsiniz "bunların dünya yansa umrunda olmaz..." haklısınız öyle bir halleri var.

Pandemi durumu bir yana asıl trajik olan şey mizah dedikleri şeyler...

Gerçekten bunlar iyi espri sayılmamalı...

Ha şunu dersiniz "sanane bununda bir alıcısı var"

Bende "bu seviyede esprilerin bu kadar yani milyonlarca alıcısı var ise yazık, hele şu şartlarda..."

Video ve kanal gerçekten bu vasatlığı ile çok itici ve izlenmeyi hak edecek bir seviyede değil


 

Saygısızlığın, Kabalığın İyi Mizah Yapmak Sayıldığı Zamanlardayız

Mizah güzel elbette gülmeden yaşanmıyor hele hele böyle bir survivor yaşam şartları olan bir ülkede ilaç gibi geliyor.

Pandemide hergün 150-200 kişi ölürken hala insanların kafelerde toplanaması gibi böyle 100 metre kare yerlerde bir araya gelip "he he he ehehe eheheheeğğğ" diye ortalama ve kaba esprilere gülmesi çok tuhaf ve sağlıklı akıllı insanların yapmaması gereken bir şey. 

İnsanların bu kadar düşüncesiz olması çok kötü.

Sonra çıkıp sokaklarda bu insanlar başka yerlerde insanlara duyar kasıyorlardır çevre ve kamu güvenliği ve sağlığı gibi konularda

Ha şunu da diyebilirsiniz "bunların dünya yansa umrunda olmaz..." haklısınız öyle bir halleri var.

Pandemi durumu bir yana asıl trajik olan şey mizah dedikleri şeyler...

Gerçekten bunlar iyi espri sayılmamalı...

Ha şunu dersiniz "sanane bununda bir alıcısı var"

Bende "bu seviyede esprilerin bu kadar yani milyonlarca alıcısı var ise yazık, hele şu şartlarda..."

Video ve kanal gerçekten bu vasatlığı ile çok itici ve izlenmeyi hak edecek bir seviyede değil


 

 
Kanalı keşfedip  biraz videolarına bakıp sonra biraz "Çimen Show nedir" diye ayrıca aratıp biraz ekşi şözlük okuduktan sonra tekrar videoyu izlediğinizde bir süre sonra "bu nedir arkadaş?" demeye başlıyorsunuz.

Mizah ve komedi elbette geleneksel terbiye ahlak dışında olabilir ve içinde argo şeylerde barındırabilir ama, kamuya mal olmuş ve merhum olmuş şahsiyetlere saygısızlık barındıramaz.

Videoda konsept olarak anladığımız kadarıyla bir konuğa, pembe saçlı bir hanımefendiye bir talk show yapma fırsatı veriliyor ve ve o da kendince; rahmetli üstad gazeteci ve televizyoncu Mehmet Ali Birand üzerinden güzel bir giriş bir espri yapıyor, ama programın kanalın yapımcısı bu iki saygısız arkadaş hemen ortamı biz yaptık bi salllayımda espri çıksın burdan babında hemen saldırıya geçiyor, daha anlamadan dinlemeden "ona ne lan rahmetli sunucu kim" "ölülerden bahsetme hemen" gibi son derece çirkin ve terbiyesizce bir davranışta bulunuyorlar ve zırva cümleler kuruyorlar ve espride anılan "rahmetli duayen gazetecimiz" hiç bir şekilde vurgulanmadan ve anılmadan geçiştiriliyor.

3. dakikdan sonra bunlar oluyor...

Mesela siz Mehmet Ali Birand'ın torunu veya çocuğu olsanız ya da onunla çalışan biri olsanız ve bu videoya denk gelseniz onun bu şekilde iki yeni yetmenin kanalında böyle geçiştirildiğini görseniz ne derdiniz.? Böyle düşünmek gerek... Biraz empati...

Burdan sonra kanalı veya videoyu izlemenin bir anlamı olabilir mi sizce?

Elbette olmaz...

Mesele şu:

Program yapmaktan show yapmaktan, bilet satıp insanları fiziksel olarak bir yerlere pandemide toplamaktan önce yapılması gereken şeyler var. O da, iş ahlakı sahibi olmak, sosyal görgü ve nezaket kurallarını öğrenmek...

Mesela, ölmüş ve topluma mal olmuş, geçmişte kamusal bir iş yapan özellikle insanları bilgilendiren ve haberdar eden mesleklerde olanlara örneğin ölmüş gazeteci vb. insanlara saygı duymak ve eğer birisi onu bir şekilde mizah programında bile anıyorsa da, orda bir stop yapıp kendisine saygı ve güzel bir cümle anmak ve devam etmek gerekir...

Görüyorsunuz değil mi ülkemizdeki kabalığın boyutları nereye vardı ve para kazanmak için nasılda insanlar birbirini ezmeye kullanmaya meyilli olduğunu ve ne kadar iş ahlakından yoksun şekilde nezaketi ve saygıyı unuttuğunu... 

Gerçekten içler acısı bir durumdayız. Hele şu sosyal medya çağında...

Video ve kanalı #izlenmez #kötüstil ve #niyeya olarak etiketliyoruz...

Kanalı izlemeyin ve çocuklarınıza izlettirmeyin...

 


Saygısızlık = YouTube Talk Show Olmuş

 
Kanalı keşfedip  biraz videolarına bakıp sonra biraz "Çimen Show nedir" diye ayrıca aratıp biraz ekşi şözlük okuduktan sonra tekrar videoyu izlediğinizde bir süre sonra "bu nedir arkadaş?" demeye başlıyorsunuz.

Mizah ve komedi elbette geleneksel terbiye ahlak dışında olabilir ve içinde argo şeylerde barındırabilir ama, kamuya mal olmuş ve merhum olmuş şahsiyetlere saygısızlık barındıramaz.

Videoda konsept olarak anladığımız kadarıyla bir konuğa, pembe saçlı bir hanımefendiye bir talk show yapma fırsatı veriliyor ve ve o da kendince; rahmetli üstad gazeteci ve televizyoncu Mehmet Ali Birand üzerinden güzel bir giriş bir espri yapıyor, ama programın kanalın yapımcısı bu iki saygısız arkadaş hemen ortamı biz yaptık bi salllayımda espri çıksın burdan babında hemen saldırıya geçiyor, daha anlamadan dinlemeden "ona ne lan rahmetli sunucu kim" "ölülerden bahsetme hemen" gibi son derece çirkin ve terbiyesizce bir davranışta bulunuyorlar ve zırva cümleler kuruyorlar ve espride anılan "rahmetli duayen gazetecimiz" hiç bir şekilde vurgulanmadan ve anılmadan geçiştiriliyor.

3. dakikdan sonra bunlar oluyor...

Mesela siz Mehmet Ali Birand'ın torunu veya çocuğu olsanız ya da onunla çalışan biri olsanız ve bu videoya denk gelseniz onun bu şekilde iki yeni yetmenin kanalında böyle geçiştirildiğini görseniz ne derdiniz.? Böyle düşünmek gerek... Biraz empati...

Burdan sonra kanalı veya videoyu izlemenin bir anlamı olabilir mi sizce?

Elbette olmaz...

Mesele şu:

Program yapmaktan show yapmaktan, bilet satıp insanları fiziksel olarak bir yerlere pandemide toplamaktan önce yapılması gereken şeyler var. O da, iş ahlakı sahibi olmak, sosyal görgü ve nezaket kurallarını öğrenmek...

Mesela, ölmüş ve topluma mal olmuş, geçmişte kamusal bir iş yapan özellikle insanları bilgilendiren ve haberdar eden mesleklerde olanlara örneğin ölmüş gazeteci vb. insanlara saygı duymak ve eğer birisi onu bir şekilde mizah programında bile anıyorsa da, orda bir stop yapıp kendisine saygı ve güzel bir cümle anmak ve devam etmek gerekir...

Görüyorsunuz değil mi ülkemizdeki kabalığın boyutları nereye vardı ve para kazanmak için nasılda insanlar birbirini ezmeye kullanmaya meyilli olduğunu ve ne kadar iş ahlakından yoksun şekilde nezaketi ve saygıyı unuttuğunu... 

Gerçekten içler acısı bir durumdayız. Hele şu sosyal medya çağında...

Video ve kanalı #izlenmez #kötüstil ve #niyeya olarak etiketliyoruz...

Kanalı izlemeyin ve çocuklarınıza izlettirmeyin...

 


 

Video aboneler dışında ilk defa izleyen çoğu kişi için sanki işkence videosu gibi. Konusu değil elbette Youtuber'ın stili mevzumuz burada. 

Youtuber çok hızlı konuşuyor ve panik halinde bir şeyler yapacağından bahsediyor ama bu haliyele çok fazla rahatsız edici.

Yani eğer diğer videolarda bu stille çekiliyorsa pek söylenecek bri şey yok, bu işkenceye daha önce katlanıp artık kanıksayanların sayısı 1 milyon kadar olduğu için, bu tuhaf cinnet hali stili ile Yağmur Özkavak adlı Youtuber hanımefendiye başarılar ve abonelerine mutluluklar dilemeliyiz. Ama yapabiliyorsak aboneler için Allah'a dua etmekten başka yapacağımız bir şeyde yok gibi.

Video bize "Ben Ne İzledim?" dedirtiyor bu yüzden #niyeya ve tuhaf ve rahatsız edici stili yüzünden #kötüstil ve bu haliyleyede izlenmeyeyi hak etmediğini düşündüğümüz için #izlenmez olarak etiketliyoruz.

.


Cinnet Challenge'a Hoş Geldiniz!

 

Video aboneler dışında ilk defa izleyen çoğu kişi için sanki işkence videosu gibi. Konusu değil elbette Youtuber'ın stili mevzumuz burada. 

Youtuber çok hızlı konuşuyor ve panik halinde bir şeyler yapacağından bahsediyor ama bu haliyele çok fazla rahatsız edici.

Yani eğer diğer videolarda bu stille çekiliyorsa pek söylenecek bri şey yok, bu işkenceye daha önce katlanıp artık kanıksayanların sayısı 1 milyon kadar olduğu için, bu tuhaf cinnet hali stili ile Yağmur Özkavak adlı Youtuber hanımefendiye başarılar ve abonelerine mutluluklar dilemeliyiz. Ama yapabiliyorsak aboneler için Allah'a dua etmekten başka yapacağımız bir şeyde yok gibi.

Video bize "Ben Ne İzledim?" dedirtiyor bu yüzden #niyeya ve tuhaf ve rahatsız edici stili yüzünden #kötüstil ve bu haliyleyede izlenmeyeyi hak etmediğini düşündüğümüz için #izlenmez olarak etiketliyoruz.

.


 

 

Çok saçma ve gereksiz olmuş!

Bu mizah değil, bunun mizahının olmamasının bir çok sebebi var hepimizin bildiği ama işte izlenme kasmak için böyle küçültücü şeylere de başvurmak var maalesef Youtube'da. Röportaj Adam Mahsun a hiç yakışmamış.

Video #niyeya(Ben Ne İzledim) olarak etiketlenmeyi sonuna kadar hak ediyor.

Çok Saçma ve Gereksiz

 

 

Çok saçma ve gereksiz olmuş!

Bu mizah değil, bunun mizahının olmamasının bir çok sebebi var hepimizin bildiği ama işte izlenme kasmak için böyle küçültücü şeylere de başvurmak var maalesef Youtube'da. Röportaj Adam Mahsun a hiç yakışmamış.

Video #niyeya(Ben Ne İzledim) olarak etiketlenmeyi sonuna kadar hak ediyor.

Tekel veya dominant olan her şey insanlık için birer tehdittir aynı zamanda; bedava bile olsa. Youtube özellikle pandemide dünyanın öyle büyük bir içeriğini ve algısını kaplıyor ki, şu anda 5 ile 50 yaş arası herkes burada diyebiliriz.

Hal böyle olunca Youtube yani Google bu hakimiyeti ve tekelliği ile fazladan esneklik içinde davranabiliyor ve bu hakim gücü ile topluma zarar verecek şekilde bir platformada dönüştü.. 

Daha önce bir analizimizde son derece kötü ve şiddete yönlendirecek bir reklamı sürekli yayınladığından bahsetmiştik. Bu anlamda Youtube'ın sanıldığının aksine aslında topluma karşı hiç duyarlı olmadığını kanıtlamıştık.

Bu videoda ise, Youtube'un gene şiddet konusunda sınırlanırının ve toplumsal sorumluluğunun olmadığını göstereceğiz size. Videodaki Hugola adlı Youtuber son derece extrem şiddet içeren ve çocuklara özellikle kötü örnek teşkil edecek bir oyun oynuyor ve bunun ekrar görüntülerini hiç bir uyarı olmadan paylaşabiliyor.

Youtuber videoda; "2 parmağım olmasada olur" diyor kanlı elini kast ederek ve şiddetin dozu giderek artıyor oyunda.

İşin en kötü kısmı videoyu şikayet edeceğimiz bir buton bile yok. Ailelerin çocuklarını nasıl bir video izleme platformuyla karşı karşıaya bıraktıklarını görmeleri gerekir.

Videoyu #BenNeİzledim(NiyeYa)  ve kanalı #izlenmez  olarak etiketliyoruz.

  

Youtube ve Youtuber'lar Çocukları Böyle Zehirliyor!

Tekel veya dominant olan her şey insanlık için birer tehdittir aynı zamanda; bedava bile olsa. Youtube özellikle pandemide dünyanın öyle büyük bir içeriğini ve algısını kaplıyor ki, şu anda 5 ile 50 yaş arası herkes burada diyebiliriz.

Hal böyle olunca Youtube yani Google bu hakimiyeti ve tekelliği ile fazladan esneklik içinde davranabiliyor ve bu hakim gücü ile topluma zarar verecek şekilde bir platformada dönüştü.. 

Daha önce bir analizimizde son derece kötü ve şiddete yönlendirecek bir reklamı sürekli yayınladığından bahsetmiştik. Bu anlamda Youtube'ın sanıldığının aksine aslında topluma karşı hiç duyarlı olmadığını kanıtlamıştık.

Bu videoda ise, Youtube'un gene şiddet konusunda sınırlanırının ve toplumsal sorumluluğunun olmadığını göstereceğiz size. Videodaki Hugola adlı Youtuber son derece extrem şiddet içeren ve çocuklara özellikle kötü örnek teşkil edecek bir oyun oynuyor ve bunun ekrar görüntülerini hiç bir uyarı olmadan paylaşabiliyor.

Youtuber videoda; "2 parmağım olmasada olur" diyor kanlı elini kast ederek ve şiddetin dozu giderek artıyor oyunda.

İşin en kötü kısmı videoyu şikayet edeceğimiz bir buton bile yok. Ailelerin çocuklarını nasıl bir video izleme platformuyla karşı karşıaya bıraktıklarını görmeleri gerekir.

Videoyu #BenNeİzledim(NiyeYa)  ve kanalı #izlenmez  olarak etiketliyoruz.

  

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 


Kötü Stil Kötü Performans Videosu Örneği

Video başladığı ilk andan itibaren abartı ve kötü bir stille sahip olduğu için insana; "Ben ne izlemeye başlıyorum ey güzel Allah'ım şimdi?" dedirtiyor. Arka plandaki o şeylere mi baksak, öndeki yüz zaten vampir filmerinden çıkmışcasına bir halde(Tom Cruise ve Brad Pitt'in Vampir filmine bakınız), ince dudaklarda ki o ruj mı odaklansak, yoksa ses tonlamasındaki yersizliğe mi? Pek çözemedik!

Oyuncak barbie vesaire kanalı da değil aslında, o zaman nedir bu curcuna? O gömlek altındaki siyah şey ne? Sahneye çıksan hadi neyse ama oturuyorsun..  Bari hawai  havasını tam ver altta bişey giyme...  Hele o şapka yok mu? Sihirbaz mısın yoksa aşçı mı? Rahmetli Mandrake görse ülkeden kaçardı...Hele o sesteki maço tonlamalar yok mu? Video kötü stil ve zıtlıklar abidesi kısacısı... 

 "Doktor bu ne?" (Cem Yılmaz'ın cips reklamından) Hani tuhaf bi şeyler pişiriyorsunuz ya!

Videoyu sonuna kadar izleyebilen reşit yani 18 yaş üstü birisi varsa ödül verilmeli kanal tarafından onlara. Çünkü epey bir algılarını yönetebiliyor olmalı onlar. Biz çünkü takıldık hep bir şeylere... Yaşlandık galiba...

Bu göz kanatan, kulak şişirten stil muhtemelen Kore veya başka bir ülkedekinin Türk kopyası olarak yapılmış, ama keşke yapılmasaymış... Hani Youtube trendlerde gördüğümüz tuhaf isimli kanallar ve içinde şeker pempesi insanlar ve tuhaf videolar varya... Muhtemelen ordan esinlenmiş ama olmamış...

3 milyon abonesi olan ve konsepti çocuk veya oyuncak olmayan bir kanala bu stil pek yakışmamış gibi. Çünkü bu video teean age(13-17 yaş arası) ile çocuk(13 yaş altı) kafası arasında bir yerde kalmış.

Biz izlerken irkildik siz irkilmeyin ön hazırlıksız izlemeden, o  yüzden videoya dair bu analizi yapıyoruz.

Videoyu #kötüstil #kötüperformans #niyeya (ben ne izledim?) etiketliyoruz.

 


Biraz merak ettik ve gelin sorgulayalım beraber. Pandemide karantina da bu reklamı sürekli yayınlayarak bize ne yapmaya çalıştığını anlamıyoruz Youtube. 

Bu aptal reklamı görmeyen yoktur. Sinirlerimizi hoplatan bu ucube oyun ve reklamı ile adeta sinir harbi yaşıyoruz her seferinde. 

Oyun reklamındaki kadın çocuk istiyor eşinden o da mutfakta elinde bıçakla hayır diyor ona ama erkek başka bir kadından çocuk yapmak istiyor ve bunu kadın görüyor. 

Açık açık aile içi şiddeti öneren oyun reklamını sürekli yayınlayarak çok sorumsuz bir iş yapıyor ve belkid eböyle  sinirlerimizi bozarak Premium üyelik satmaya çalışıyorlar. Çünkü sürekli bu reklam çıkıyor. Sizce sebep nedir? Lütfen aşağıda yorumlara yazınız.

Açıkcası biz vimtre.com olarak, bu reklam videosunun pandemide eve kapanan ailelerde kötü etkileri olacağını, özelikle evli çiftlerde kötü şeyleri tetitkleyeceğini düşünüyoruz.  Bu sebeple Twitter üzerinden bu konuda bu reklamın yayınlanmaması konusunda kampanya başlatacağız.

#removethisshit hashtag ini kullanacağız. Lütfen sizde fikir ve önerilerinizi yazınız. Ve twitterdakı protestomuza katılınız.

Video reklam bize #niyeya #BenNeizledim dedirtiyor.






 

Youtube Pandemide Bu Oyun Reklamını Neden Sürekli Yayınlıyor?

Biraz merak ettik ve gelin sorgulayalım beraber. Pandemide karantina da bu reklamı sürekli yayınlayarak bize ne yapmaya çalıştığını anlamıyoruz Youtube. 

Bu aptal reklamı görmeyen yoktur. Sinirlerimizi hoplatan bu ucube oyun ve reklamı ile adeta sinir harbi yaşıyoruz her seferinde. 

Oyun reklamındaki kadın çocuk istiyor eşinden o da mutfakta elinde bıçakla hayır diyor ona ama erkek başka bir kadından çocuk yapmak istiyor ve bunu kadın görüyor. 

Açık açık aile içi şiddeti öneren oyun reklamını sürekli yayınlayarak çok sorumsuz bir iş yapıyor ve belkid eböyle  sinirlerimizi bozarak Premium üyelik satmaya çalışıyorlar. Çünkü sürekli bu reklam çıkıyor. Sizce sebep nedir? Lütfen aşağıda yorumlara yazınız.

Açıkcası biz vimtre.com olarak, bu reklam videosunun pandemide eve kapanan ailelerde kötü etkileri olacağını, özelikle evli çiftlerde kötü şeyleri tetitkleyeceğini düşünüyoruz.  Bu sebeple Twitter üzerinden bu konuda bu reklamın yayınlanmaması konusunda kampanya başlatacağız.

#removethisshit hashtag ini kullanacağız. Lütfen sizde fikir ve önerilerinizi yazınız. Ve twitterdakı protestomuza katılınız.

Video reklam bize #niyeya #BenNeizledim dedirtiyor.






 

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında son derece naif güzel bir girişle başlayan video, birden bire sunucunun bir sorusu üzerine skandal bir işe dönüşüyor.

Youtuber "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor video ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden

 

KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; "bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu" söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiba birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ.

Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. 

Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. 

Bu nerden baksanız bir skandal.

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? 

Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

KOÇTAŞ'tan Skandal Taliban'lı Youtube Video İçeriği

 

Eşsiz güzellikte dizayn edilmiş bir ev hakkında son derece naif güzel bir girişle başlayan video, birden bire sunucunun bir sorusu üzerine skandal bir işe dönüşüyor.

Youtuber "tuhaf bir seyahat anımı anlatayım size şimdi" derken "teröristi açıkça reddetmeme" içeren bir içerik barındırıyor hale geliyor video ve bu KOÇTAŞ'ın Youtube kanalında kesilmeden yayınlanıyor..  

Gerçekten tuhaf şekilde, Rotasız Seyyah adlı Youtuber'ın evini ziyaret eden

 

KOÇTAŞ skandal bir video içerik detayına imza atıyor. 

Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç adlı kişi evine konuk olan KOÇTAŞ'a dünyanın 40'e yakın ülkesinden getirdiği eşyalarını ve süslerini tanıtırken, sunucunun sorduğu "bunlar arasında en özeline senin için" dediğinde, çıkardığı muska tarzında bir şeyi gösterip; "bunu Afganistan'da Taliban militanlarının kampını ziyaret ettiğinde onların hediye ettiğini ve kendisine insanı mermiden bile koruduğunu" söylediklerini söylüyor ve sunucuda bir süre şok yaşıyor galiba birşey söyleyemiyor ve Rotasız Seyyah lakaplı Mehmet Genç Afganistan'ı yeri geldiğinde hiç çekinmeden kana bulayan, teoratik din devleti isteyen terör örgütü Taliban'ı bu haliyle hiç bir eleştiri sunmadan normal bir şeymiş gibi anlatmaya başlıyor.

Gerçekten "Pes!" dedirtiyor videoyu kanalında yayınlayan KOÇTAŞ.

Videonun yapım aşamasında hadi diyelim kazara böyle bir şey oldu; ama bunu içerikten kesip çıkarmamaları tam bir skandal. 

Teröristlerin kampını ziyaret eden bir kişi onlardan aldığı bir hediyeyi anlatması kendi Youtube'da kişisel kanalında değil, bir markanın kurumsal sayfasında yayınlanıyor. 

Bu nerden baksanız bir skandal.

Son derece güzel bir çekim adeta berbat ediliyor. Sormak lazım KOÇTAŞ'a; bu olumsuz örnek içeren davranış Mehmet GENÇ'in kendi tercihi ile yaptığı düşünülmemiş bir hareket olabilir ve bunu sizin video çekiminizde söylemiş osla bile kendisine saklı kalması gerekirken, acaba bunu neden kesmeden yayınlıyorsunuz? 

Ayrıca Taliban'ın Boko Haram veya IŞID'ten farkı nedir? KOÇTAŞ bu skandal hareketini düzeltmeli ve videodan bu bölümü çıkarmalıdır.

Videoyu üzülerek #izlenmez #kötüperformans #niyeya olarak etiketliyoruz.

Siz duyarlı takipçi ve okuyucularımızdan da, aşağıdaki yorum kısmından sizlerinde yorumlarını bekliyor ve yine aşağıdaki sosyal meday paylaşım butonlarından bu içeriği paylaşmalarını ve insanlara duyurmalarını bekliyoruz.

 

Videonun kapağında "sınırları zorlayan bilgisayar" deniyor 100.000+ liralık ama videoyu izlediğiniz ilk dakikadan sonra video sizin sabır sınırlarınızı zorluyor.

Depo gibi bir yerde intordan sonraki kısımdan itibaren, rastgele bir çekim kötü ses düzeni ile ratgele konuşmalardan sonra tam konuya geldiler dediğimiz yerde de olay bir türlü netleşmiyor ve "ben ne izliyorum" diye kedinizize sormaya başlıyorsunuz ve sonrasını merka etmiyor kapatıyorsunuz.

Tercih meselesi tabii, herkes özgür özellikle 100 bin üzerinden abone yapan herkes abonelerinin sadakatine inanarak böyle dağınık yapımlarda yapabilirler ama, bu gerçekten sınırları zoruluyor.

Videoyu #kötüperformans ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


Sınırları Zorlayan Video - Ne İzledim Ben -4

 

Videonun kapağında "sınırları zorlayan bilgisayar" deniyor 100.000+ liralık ama videoyu izlediğiniz ilk dakikadan sonra video sizin sabır sınırlarınızı zorluyor.

Depo gibi bir yerde intordan sonraki kısımdan itibaren, rastgele bir çekim kötü ses düzeni ile ratgele konuşmalardan sonra tam konuya geldiler dediğimiz yerde de olay bir türlü netleşmiyor ve "ben ne izliyorum" diye kedinizize sormaya başlıyorsunuz ve sonrasını merka etmiyor kapatıyorsunuz.

Tercih meselesi tabii, herkes özgür özellikle 100 bin üzerinden abone yapan herkes abonelerinin sadakatine inanarak böyle dağınık yapımlarda yapabilirler ama, bu gerçekten sınırları zoruluyor.

Videoyu #kötüperformans ve #niyeya olarak etiketliyoruz.


 

Liseliler hatta Üniveristeliler bile bilmez bunu, 90'ların sonu ve 2000'lerin başında Acun ILICALI Acun Firarda adlı magazin programında dünyayı gezerdi ve plajlarda bikinli kızlarla sohbet ederdi bizde izlerdik ağzımız açık. Bunun adı bugün kü deyimle Televole kültürü idi. Çünkü o dönem TV lerde bir çığır açılmıştı ve Televole adlı bir program futbolla magazıni bir araya getirmiş ve yeni bir magazin programı formatına öncülük etmişti ve Acun'da orda yetişmişti.

Zaman geçti ACUN tabi medya patronu oldu ve onun peşinden giden bir kaç kişi dışında bu güzide format unutuldu gitti ve güzel kadınlar plajlarda bir süre rahat nefes aldılar.Ama bir süre...

Evet, bu Batu Kakdele adlı Youtuber arkadaşta bu açığı görmüş olmalı aynı ABD'deki Oğuz adlı Youtuber gibi Acun'un yaptığını 10 kat seviye ilerisini yapıyor ve eznebi kızlarla çıkarken onları çekip, bir tür insanlara Date Rehberliği yapıyor. Ne yapsın demek ki; sevaba ihtiyacı var. İyilik yapmak ve paylaşmak çok önemli bu zamanda... Şaka şaka! Bu arkadaşta Youtube'dan ünlü olma ve para kazanma derdinde hepimiz gibi.

Gördüğünüz gibi Youtuber çağı çok tuhaf. Kafedeki özel bir buluşma ve sohbet tamamen kamuya açık hale gelebiliyor. 

Türkler her yerde!

Neden Türkler gelecekte ya da uzay çağında dünyayı ele geçirecek anladınız mı şimdi?.. Çünkü tüm dünya Mars'a gidecek Uzay Çağında ve dünyaya böyle dağılan Türklerde  kalanında dünyaya hüküm sürecek.

Video bize #NiyeYa yani Ne İzledim ben dedirtti.Bu yüzden Niye Ya etiketini hak ediyor.

Yeni Nesil Acun Firarda Değil mi Bu? Ne İzledim Ben -3

 

Liseliler hatta Üniveristeliler bile bilmez bunu, 90'ların sonu ve 2000'lerin başında Acun ILICALI Acun Firarda adlı magazin programında dünyayı gezerdi ve plajlarda bikinli kızlarla sohbet ederdi bizde izlerdik ağzımız açık. Bunun adı bugün kü deyimle Televole kültürü idi. Çünkü o dönem TV lerde bir çığır açılmıştı ve Televole adlı bir program futbolla magazıni bir araya getirmiş ve yeni bir magazin programı formatına öncülük etmişti ve Acun'da orda yetişmişti.

Zaman geçti ACUN tabi medya patronu oldu ve onun peşinden giden bir kaç kişi dışında bu güzide format unutuldu gitti ve güzel kadınlar plajlarda bir süre rahat nefes aldılar.Ama bir süre...

Evet, bu Batu Kakdele adlı Youtuber arkadaşta bu açığı görmüş olmalı aynı ABD'deki Oğuz adlı Youtuber gibi Acun'un yaptığını 10 kat seviye ilerisini yapıyor ve eznebi kızlarla çıkarken onları çekip, bir tür insanlara Date Rehberliği yapıyor. Ne yapsın demek ki; sevaba ihtiyacı var. İyilik yapmak ve paylaşmak çok önemli bu zamanda... Şaka şaka! Bu arkadaşta Youtube'dan ünlü olma ve para kazanma derdinde hepimiz gibi.

Gördüğünüz gibi Youtuber çağı çok tuhaf. Kafedeki özel bir buluşma ve sohbet tamamen kamuya açık hale gelebiliyor. 

Türkler her yerde!

Neden Türkler gelecekte ya da uzay çağında dünyayı ele geçirecek anladınız mı şimdi?.. Çünkü tüm dünya Mars'a gidecek Uzay Çağında ve dünyaya böyle dağılan Türklerde  kalanında dünyaya hüküm sürecek.

Video bize #NiyeYa yani Ne İzledim ben dedirtti.Bu yüzden Niye Ya etiketini hak ediyor.

 

Nerden başlasak ki, kısaca özet geçelim, video tamamen para kazanma amaçlı ve "olsa da olur olmasa da olur" kötü bir yapım ve izlerken "Niye Ya?" diye sorup  kendinize "Ne İzledim Ben" diyebileceğiniz eğlencelik ve kaotik bir video.

Youtuber arkadaş, etrafına topladığı insanlarla karman çorman bir düzende,  videonun başlığında challenge videosu yaptığını iddiasını videoda yok ediyor ve video başlığı ile aldatıyor; bu anlamda yanıltıcı bir içerik. 

Bu kadar karmaşaya gerek olmasa ve başlıktaki iddiayı gösterse aslında güzel bir video olabilirdi. Midye üzerine ve midyenin tarihide anlatılmaya çalışılmış ama pek başarılı sayılmaz

Konuşmalardaki argolarda küçük çocuklara kötü örnek olabilir.  2.5 milyon aboneye karşı bu kadar düzensiz bir yapım ve yanlıltıcı başlık gerçekten çok kötü.

Sonuç olarak, #izlenmez #niyeya #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.

1000 Tane Midye Yiyen Adam - Ne İzledim Ben-2

 

Nerden başlasak ki, kısaca özet geçelim, video tamamen para kazanma amaçlı ve "olsa da olur olmasa da olur" kötü bir yapım ve izlerken "Niye Ya?" diye sorup  kendinize "Ne İzledim Ben" diyebileceğiniz eğlencelik ve kaotik bir video.

Youtuber arkadaş, etrafına topladığı insanlarla karman çorman bir düzende,  videonun başlığında challenge videosu yaptığını iddiasını videoda yok ediyor ve video başlığı ile aldatıyor; bu anlamda yanıltıcı bir içerik. 

Bu kadar karmaşaya gerek olmasa ve başlıktaki iddiayı gösterse aslında güzel bir video olabilirdi. Midye üzerine ve midyenin tarihide anlatılmaya çalışılmış ama pek başarılı sayılmaz

Konuşmalardaki argolarda küçük çocuklara kötü örnek olabilir.  2.5 milyon aboneye karşı bu kadar düzensiz bir yapım ve yanlıltıcı başlık gerçekten çok kötü.

Sonuç olarak, #izlenmez #niyeya #kötüstil etiketlerini sonuna kadar hak ediyor.

Videoyu biraz izleyiniz sonra okuyunuz lütfen.

Ekonomi gibi sıkıntılı bir konusu olan bir ülkede muhalif bir kanalda Ekonomist olarak konuşan birisi konu ne olursa olsun bu kadar cıvık ve saygısız olmamalı.

Tamam çağımızın gereği habercilikte ve tv tartışmalarında samimiyet, doğallık ve doğaçlama şeyler önde olsa da, orda bir açık oturum var ve ne dediğine ne konuştuğuna insan dikkat etmeli.

"Mağdurlar paraların üzerine soğuk su içsin...?" ne demek!

İnsanlar senin siyasi görüşünle değil, aynı zamanda üslübunla da ilgilidir ve eğer bu bir dolandırıcılıksa bile, mağdurlara karşı saygını kaybetmemen gerekir, böylece insanlarda senin insan gibi insan olduğuna kanaat getirsinler.

Programın moderatörünün düzetlmeye çalışmasına rağmen "ısrarla ben cıvıyacağım ve ağzımın ayarı yok" minavildeki davranış ve üslup çirkinliktir hem mağdurlara hem de izleyiciye karşı. 

"Burası bizim mahalle bizimkiler izliyor zaten, sallayayım ağzımıza ne gelirse" derseniz o zaman itibarınızda sallanır.

Kamuya karşı sorumlu ve saygılı olması gerekenler sadece siyasiler, bürokratlar ve devlet adamları değildir. Okumuş eğitim almış ve halka konuşan herkes halka saygılı olmalıdır, hele adıyla bir misyon edinmiş adı Halk TV olan bir kanalda.. Fashion TV değil orası.  

Ayrıca bu saygısızlığı seyredilmesi için öne bu şekilde çıkaran Halk TV Youtube editörüde saçmalıyor izleyenlere ve mağdurlara karşı.

Video #kötüstil olarak etiketliyoruz.


Murat Muratoğlu Cıvıklığı ve Saygısızlığı

Videoyu biraz izleyiniz sonra okuyunuz lütfen.

Ekonomi gibi sıkıntılı bir konusu olan bir ülkede muhalif bir kanalda Ekonomist olarak konuşan birisi konu ne olursa olsun bu kadar cıvık ve saygısız olmamalı.

Tamam çağımızın gereği habercilikte ve tv tartışmalarında samimiyet, doğallık ve doğaçlama şeyler önde olsa da, orda bir açık oturum var ve ne dediğine ne konuştuğuna insan dikkat etmeli.

"Mağdurlar paraların üzerine soğuk su içsin...?" ne demek!

İnsanlar senin siyasi görüşünle değil, aynı zamanda üslübunla da ilgilidir ve eğer bu bir dolandırıcılıksa bile, mağdurlara karşı saygını kaybetmemen gerekir, böylece insanlarda senin insan gibi insan olduğuna kanaat getirsinler.

Programın moderatörünün düzetlmeye çalışmasına rağmen "ısrarla ben cıvıyacağım ve ağzımın ayarı yok" minavildeki davranış ve üslup çirkinliktir hem mağdurlara hem de izleyiciye karşı. 

"Burası bizim mahalle bizimkiler izliyor zaten, sallayayım ağzımıza ne gelirse" derseniz o zaman itibarınızda sallanır.

Kamuya karşı sorumlu ve saygılı olması gerekenler sadece siyasiler, bürokratlar ve devlet adamları değildir. Okumuş eğitim almış ve halka konuşan herkes halka saygılı olmalıdır, hele adıyla bir misyon edinmiş adı Halk TV olan bir kanalda.. Fashion TV değil orası.  

Ayrıca bu saygısızlığı seyredilmesi için öne bu şekilde çıkaran Halk TV Youtube editörüde saçmalıyor izleyenlere ve mağdurlara karşı.

Video #kötüstil olarak etiketliyoruz.


 

Böyle bir rezalet olamaz. Yıllarca reyting için her şeyi yapıyorlar diye, nerdeyse bütün halk olarak sövdüğümüz TV'ler bile bu kadar aşşağılık bir iş yapmadılar. 

"Seri katilllerin son yemeğini denedik" diye bir  konu bulmuş bu arkadaşlar. Empati ve vicdan ve iş ahlakı hak getire...

"Seri katil" kelimesini duymakta ve kullanmakta ürpertici, çünkü; "seri katil" dediğinizde ilk andan itibaren düşünmeniz gereken ilk ve son şey, öldürdükleri masum insanlar ve onları avlamakta kullandıkları vahşi ve acımısız yöntemler ve kurbanlarını öldürme şekilleri olabilir ve zaten zihniniz bunu düşündükten sonra durur ve susar.

Bu arkadaşların ki susmamış veya hissetmiyorlar galiba. Amaç, sonuçta çok izlenmek ve para kazanmak. O zaman her şey mübah. Tekrar bakın lütfen video başlığına "Seri katilllerin son yemeğini denedik" Düşünün iyice bu ne riskler taşıyor...

Nedeni belli aslında, modern dünyada internet çağında bu gençler öyle bir boşluk ve savrulma yaşıyorlar ki, para ve güç kazanma yolunda her şey yüceltiliyor; şiddette ve vahşette bunlardan biri. Ve bu tür hassasiyeti olmayan arkadaşlar, bu insanlik dışı seylerde bile farklı anlamlar veya farklı yanlar arıyorlar ve bunu videodaki gibi para kazanma aracı veya eglence aracı olarak kullanabiliyor.

Ahlaken ; "Doğru olan nedir?" diye düşünmeden ve "Bu  yaptığımız şeyin anlamı nedir; özellikle genç ve çocuk takipçilerimiz için hangi anlamdadır ve ne tür ahlaki yanlışları içerir?" demeden fütursuzca kullanıyorlar böyle insanlik dışı seyleri.

Böyle oluncada, bu tür bir video yapıp böyle insanlık dışı bir konunun unsuru olan kişilere dari böyle rezalet farklı bakışlar ve yanlar bulmakla, aslında takipçileri olarak çocuklar ve gençleri zehirliyorlar ve onlarında bir nevi iç dünyalarında dolaylı şekilde seri katillik normal ve olağan sayılıyor hale gelebilir.

Oysa böyle bir fikir ortaya atıldığında ilke olarak, " insan öldürmek, hele bunu sistematik olarak peş peşe planlayarak yapan yani seri katillik en büyük insanlık suçlarindan ve kötülüklerdendir ve bunu yapanlara dair hiç birşey bizim konumuz olamaz, zıkkım yesinler ne yemişlerse yemişler bize ne!" denmiyor ve denmediği gibi birde eglencelik konu yapılıyor ve her yaştan insan izlenecek şekilde video konusu yapılıyor para ve reyting uğruna. Bu bir rezalettir.

Üstelik bu videoyu "tepki" adı altında 2 milyon takipçisi olan Youtube Tepkikolik kanalında gösteriyorlar. Tepki sadece bir şeye karşı reaksiyon anlamı içermez, karşıtlık da içerik kötü şeylere ve ona hizmet edecek şeylere. Bundan haberleri yok galiba, o yüzden kanallarıyla da çelişen rezalet bir iş yapmışlar. Aslında Youtube'un bunu yayınlamaması ve izleyen insanlarında tepki göstermesi gerekir. Çünkü sonuçları itibariyle bu bir tür  insanların zihninde cinayetleri normalleştirmedir dolaylı yollarla.

Düşünün, bunun "teröristlerin son yemeğini denedik"ten farkı nedir? Seri katilin ideolojisini bilmiyoruz diye mi bu konu olabilir ama teröristin ki olamaz. Pratikte ve ahlaken ikisi de aynı. Tek tek veya toplu olarak bir amaç için insanları öldürmek. Teröristinki de aynı seri katilinki de aynı. İkiside lanetlenmeli he bizim gibi terörizmden cinayetlerden çok çeken bir ülkenin çocukları tarafından.

Şimdi anlıyorsunuz umarız ne demek istediğimizi.

Bu sebeplerle bu zihniyette olan kanalı kesinlikle #izlenmez ve şaşkınlığımızı dile getirme anlamında #niyeya  olarak etiketliyoruz.

Çocuklarınızında bu kanala abone olup bu videyu izleyip izlemediğını lütfen sorgulayınız.

Böyle Bir Rezalet ve İş Ahlakı Olamaz

 

Böyle bir rezalet olamaz. Yıllarca reyting için her şeyi yapıyorlar diye, nerdeyse bütün halk olarak sövdüğümüz TV'ler bile bu kadar aşşağılık bir iş yapmadılar. 

"Seri katilllerin son yemeğini denedik" diye bir  konu bulmuş bu arkadaşlar. Empati ve vicdan ve iş ahlakı hak getire...

"Seri katil" kelimesini duymakta ve kullanmakta ürpertici, çünkü; "seri katil" dediğinizde ilk andan itibaren düşünmeniz gereken ilk ve son şey, öldürdükleri masum insanlar ve onları avlamakta kullandıkları vahşi ve acımısız yöntemler ve kurbanlarını öldürme şekilleri olabilir ve zaten zihniniz bunu düşündükten sonra durur ve susar.

Bu arkadaşların ki susmamış veya hissetmiyorlar galiba. Amaç, sonuçta çok izlenmek ve para kazanmak. O zaman her şey mübah. Tekrar bakın lütfen video başlığına "Seri katilllerin son yemeğini denedik" Düşünün iyice bu ne riskler taşıyor...

Nedeni belli aslında, modern dünyada internet çağında bu gençler öyle bir boşluk ve savrulma yaşıyorlar ki, para ve güç kazanma yolunda her şey yüceltiliyor; şiddette ve vahşette bunlardan biri. Ve bu tür hassasiyeti olmayan arkadaşlar, bu insanlik dışı seylerde bile farklı anlamlar veya farklı yanlar arıyorlar ve bunu videodaki gibi para kazanma aracı veya eglence aracı olarak kullanabiliyor.

Ahlaken ; "Doğru olan nedir?" diye düşünmeden ve "Bu  yaptığımız şeyin anlamı nedir; özellikle genç ve çocuk takipçilerimiz için hangi anlamdadır ve ne tür ahlaki yanlışları içerir?" demeden fütursuzca kullanıyorlar böyle insanlik dışı seyleri.

Böyle oluncada, bu tür bir video yapıp böyle insanlık dışı bir konunun unsuru olan kişilere dari böyle rezalet farklı bakışlar ve yanlar bulmakla, aslında takipçileri olarak çocuklar ve gençleri zehirliyorlar ve onlarında bir nevi iç dünyalarında dolaylı şekilde seri katillik normal ve olağan sayılıyor hale gelebilir.

Oysa böyle bir fikir ortaya atıldığında ilke olarak, " insan öldürmek, hele bunu sistematik olarak peş peşe planlayarak yapan yani seri katillik en büyük insanlık suçlarindan ve kötülüklerdendir ve bunu yapanlara dair hiç birşey bizim konumuz olamaz, zıkkım yesinler ne yemişlerse yemişler bize ne!" denmiyor ve denmediği gibi birde eglencelik konu yapılıyor ve her yaştan insan izlenecek şekilde video konusu yapılıyor para ve reyting uğruna. Bu bir rezalettir.

Üstelik bu videoyu "tepki" adı altında 2 milyon takipçisi olan Youtube Tepkikolik kanalında gösteriyorlar. Tepki sadece bir şeye karşı reaksiyon anlamı içermez, karşıtlık da içerik kötü şeylere ve ona hizmet edecek şeylere. Bundan haberleri yok galiba, o yüzden kanallarıyla da çelişen rezalet bir iş yapmışlar. Aslında Youtube'un bunu yayınlamaması ve izleyen insanlarında tepki göstermesi gerekir. Çünkü sonuçları itibariyle bu bir tür  insanların zihninde cinayetleri normalleştirmedir dolaylı yollarla.

Düşünün, bunun "teröristlerin son yemeğini denedik"ten farkı nedir? Seri katilin ideolojisini bilmiyoruz diye mi bu konu olabilir ama teröristin ki olamaz. Pratikte ve ahlaken ikisi de aynı. Tek tek veya toplu olarak bir amaç için insanları öldürmek. Teröristinki de aynı seri katilinki de aynı. İkiside lanetlenmeli he bizim gibi terörizmden cinayetlerden çok çeken bir ülkenin çocukları tarafından.

Şimdi anlıyorsunuz umarız ne demek istediğimizi.

Bu sebeplerle bu zihniyette olan kanalı kesinlikle #izlenmez ve şaşkınlığımızı dile getirme anlamında #niyeya  olarak etiketliyoruz.

Çocuklarınızında bu kanala abone olup bu videyu izleyip izlemediğını lütfen sorgulayınız.

Önerilen Kanal : Günerlerin Mutfağı